banner391

Peki İskele n'olacak?


Alper Kutay

Alper Kutay

27 Ocak 2015, 00:00

ALANYA Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Mustafa Çakır’ı severiz, sayarız. Sohbeti tatlıdır, bağlamayı iyi çalar, türküyü iyi söyler. Nüktesi bol muhabbetlerinin tadından yenmez.
Laf aramızda, bir gazeteci olarak yıllarca manevi destek vermişliğim, İskele’de “ezilenlerin sesi” olduğu için koltuk çıkmışlığım da çoktur.
Hatta…
Gerek Alanya İskelesi’ni devletten 30 yıllığına kiralayan Alanya Liman ve Denizcilik İşletmeleri Anonim Şirketi (ALİDAŞ) ile girdikleri sonu gözükmeyen savaş sırasında, gerekse bir önceki Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu’nun (iddia odur ki) keseri hep ALİDAŞ’tan yana vurmasından dert yanıldığı süreçte hep yanında durdum, kalemimin gücü nispetinde arka çıktım.
***
Ama şu son birkaç aydır yapılanlara hiçbir anlam veremediğimi de ilk kez yine bu sütunlardan itiraf etmek istiyorum.
İlk kez 2014’ün Eylül ayında patlak veren, ardından geçen hafta devam eden “tel örgü” kepazeliğinden söz ediyorum.
Tamam, yasa gereği Balıkçı Barınağı’nın işletmesi Balıkçılar Kooperatifi’ne verilmiş olabilir.
Tamam, burada balıkçı esnafının hakkını hukukunu koruyup kollayıcı güvenlik çalışmalarının yapılması gerekebilir.
Tamam, arkalarına Adnan Sipahioğlu gibi tanınmış, popüler, (Allah daha çok versin) malı mülkü bol, hayrı hasenatı seven bir müttefik almış olabilirler.
Ama İskele/Rıhtım’a boydan boya tel örgü çekmek de neyin nesidir, işte bunu anlayabilmiş değilim.
***
Yasa bu hakkı tanıyor olsa bile, pek çoğu Tophane’de doğmuş büyümüş, deniz çocuğu olan balıkçı esnafının gönlü, güzelim İskele/Rıhtım’ın tel örgüyle çevrilmesine nasıl razı oluyor, işte ben bunu da anlamakta zorluk çekiyorum.
Bunun adına “güvenlik” de denilse, “yasal hakkımız” da denilse, tıpkı binlerce vatandaşımız gibi, Alanya’da yaşayan, Alanya’yı çok seven, ekmeğini aşını burada kazanıp pişiren bir vatandaş olarak benim gönlüm İskele/Rıhtım’ın açık cezaevi gibi gözükmesine razı olmuyor, bu bir.
İkincisi, keşke Alanya Kaymakamı Hasan Tanrıseven bu krize el koymadan önce Balıkçılar Kooperatifi bir basın açıklaması yapsa ve “Yasal hakkımız ama bizim de gönlümüz tel örgüye razı değil” dese, o bilhassa mağdur oldukları için çok sevilen kimliklerine geri dönüşün işaretlerini verselerdi, gönülleri fethetselerdi, ne de güzel olurdu.
***
Neyse, zararın neresinden dönülse kârdır.
Kamuoyundan yükselen “haklı” tepkiler üzerine dün dizginleri eline alan ve başta Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel olmak üzere ALİDAŞ Başkanı Kerim Taç, Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Mustafa Çakır ve pek çok yetkilinin de katıldığı “Tel Örgü Zirvesi” yapan Kaymakam Tanrıseven, İskele/Rıhtım’a tel örgü çekilmeyeceğini, bölgenin açık cezaevi gibi algılanmasına asla izin vermeyeceklerini kaydetti.
***
Sağduyulu yaklaşımı, kriz yönetim modeli ve Alanya’ya verdiği önem nedeniyle Kaymakam Tanrıseven’e teşekkür ediyorum ve naçizane kendisine şu küçük mektubu ileterek İskele/Rıhtım dosyasını bugünlük kapatıyorum…
***
Sayın Tanrıseven...
İskele/Rıhtım’a tel örgü çektirmeyerek bölgenin adeta açık cezaevi gibi algılanmasının önüne geçtiniz, teşekkürler.
Umarım bu geçici bir çözüm değildir, umarım balıkçı esnafını da memnun edecek bir model uygulanır.
Sizin bu konuda öncülük edeceğinizi, krizi yönetip hem Alanya halkını, hem kent turizmini, hem de balıkçı esnafını mutlu edici formülleri başarıyla uygulayacağınızdan hiçbir şüphem yok.
***
Sizden ricam, madem gariban balıkçı esnafını ikna ettiniz, bir de bünyesinde pek çok tanınmış, popüler, (Allah daha çok versin) malı mülkü çok beyefendinin bulunduğu şu ALİDAŞ’ı da ikna edin ve Alanya İskelesi’ni kruvaziyer gemi gelmediği günlerde halka açtırın.
***
Size küçük de bir tüyo vereyim.
Böyle bir talepte bulunduğunuz zaman size mutlaka “Kapıyı güvenlik için kapalı tutuyoruz” diyeceklerdir.
Hatta, “Denizin üzerine inşa edilmiş beton blok üzerinde yürümek isteyen gitsin, yan taraftaki Balıkçı Barınağı mendireğinde yürüsün” de diyeceklerdir.
Daha önce bu sütunlarda defalarca yazıp çizdim, yine yazıp çizeyim.
***
Birincisi… İskele’ye bomba koyup patlatmak isteyen kişi, kişiler ve gruplar varsa, inanın bunu demir kapıyı aşıp yapmayacaklardır. Pekâlâ orta zekâlı bir kişi de Balıkçı Barınağı’ndan kiralanacak ufak bir kayıkla bu işi yapabileceğini iyi bilir.
İkincisi… Her ne kadar beton bir blok gibi görünse de, 1950’lerde inşa edilen Alanya İskelesi’nin şehir halkı için manevi bir değeri vardır. O İskele’nin üzerinde bin bir anı saklıdır. Eğer bunları iletirseniz ve size “Betonla taşla manevi bağ mı olurmuş?” derlerse, gönül rahatlığı ile “O zaman sıradan taş ile imal edilen Kızıl Kule’nin, Tersane’nin, hatta Alanya Kalesi’nin surlarının da şehir hayatında hiçbir manevi anlamı yoktur” cevabını verebilirsiniz.
***
Alanya İskelesi’ni halka açtırmanızı en çok da… “Kaymakam Bey’in ricası, yasal hakkını kullanıp İskele/Rıhtım’a tel örgü çekmek isteyen gariban balıkçıya geçiyor da, ALİDAŞ’taki büyük ağabeylere geçmiyor mu?” algısı oluşmasın diye istiyor ve bekliyorum…
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.