banner391

Patlama sonrasında…


Feyzi Açıkalın

Feyzi Açıkalın

15 Mart 2016, 00:11

EKRANLARDAKİ alt yazılardan hep ürkerim. Çoğunlukla hayırlı haber yansımaz o banda… Dün akşam da öyle oldu, Ankara patlamasını oradan öğrendim…
7 Haziran seçimleri sonrasında patlamalarla gelen teröre alıştırılmış, eski deyimle “meleke kesbettirilmiştik.” Otomatik olarak ve aslında hiç de ahlaki olmayan bir şekilde beyin hızlıca hesaplama yapmaya başlıyordu. “Ankara’da hangi yakınlarım var? Kaçı o saatte Güven Parkı civarında olabilir? Biraz önce Facebook’ta orada olduğunu bildiren arkadaşım acaba uzaklaşmış mıydı?” soruları art arda geliyordu…
Yayın yasağının gelip gelmeyeceğini merak bile etmedim. Sosyal medyadaki yavaşlamayı görüp, hiç ısrarcı olmadım. Nasıl olsa yabancı haber kanalları tüm canlılığıyla olayı naklediyordu.
İkinci soru ise kimin yapmış olabileceği idi. Kafamdaki yanıt, yabancı muhabirlerin kanallarına geçtikleri yorumlarıyla örtüşüyordu. Artık kaşarlanmıştık ya, patlamanın türünden ve zamanlamasından hemen zanlıyı ilan etmiştim bile!
Ondan sonra standby konumuna geçtim. Bildiğiniz gibi bu kelime bilişim dalında, “uyku modu, beklemede kalmak, yedeklemek” anlamına kullanılıyor. Standby konumum sırasınca, aklımca haberlerin detaylarını öğrenmeyerek, facianın yıkımından kaçacağımı umuyordum. Oysa kelimenin tanımı gereği alesta durumdayım, istim üstündeyim. Sarhoş olunduğunda bir konuya kilitlenmek gibi bir şeydi… 
TV ekranlarında Fenerbahçe antrenörü Portekiz’li Pereria’yı izliyorum. Adam, “Patlamayı duyduğumda ilk önce ailemi düşündüm, bu şartlarda bu ülkede kalıp kalmayacağımı sorguladım” diyordu, çok haklı olarak. Peki biz, bu ülkeyi canından çok sevenler, en azından ailesinin geleceğini düşünenler ne yapacağız? Daha dün akşam portakal çiçeği kokuları içinde ay fotoğrafı çekerken, bu güzelliğin dünya insanları ile paylaşılamamasına hayıflanıyordum. Bırakın dünyalıyı, artık Anadolu insanı ile beraberliğimiz bile elden gitmek üzere…
Akşamın karanlığında Kale’ye bakıyorum. Kim bilir çağlar boyunca ne tiranlar görmüştür burada yaşayan halklar, bu coğrafya; ne korkular salınmıştır üstlerine. Onların da yaşamlarını zindan etmiş midir, geleceklerini belirsizliklere sürüklemiş midir, devrin egemenleri? Bizden farklı olarak, kendilerini umutsuzluğa sürükleyen despotların ancak namını duymuşlardır, diye düşünüyorum… 
Diğer yandan, olayı duyduğumda Borussia Dortmund futbol takımının maçını izliyordum. Bir taraftar kalp krizinden ölmüş, bunun üzerine 80 bin izleyici yasa bürünerek 45 dakika boyunca sessizce oyunun bitmesini beklemişti. Bir kez daha uygarlık adına gördüklerime saygı duymuştum. Oysa, patlamadan saatler sonra, bir düğün konvoyunun Alanya caddelerinde kornalar çalarak tur atmasına tanık olacaktım. Düğün sahiplerini hiç mi uyaran olmamıştı? Yas tutulması gereken daha nasıl büyük felaketler beklenmekteydi?
Pereira’nın işi kolay, bavulunu alıp gider. Biz ise bu ülkeye mahkumuz ama böyle yönetilmeye değil. Eğer sabah olduğunda yabancı haber spikerlerinin gülüşünü kıskanmayacaksak, insanların savaş dışında gündelik sorunları ile uğraşmasına özenmeyeceksek daha duyarlı olmalıyız. Ülkemizi kana bulayan anlayışı anlamak ve anlatmak durumundayız. Terörle yaşamaya alışmayacağız, alıştıramayacaklar…

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.