Osteopati kelimesinin kökeni

Osteopati kelimesinin kökeni "kemik" anlamına gelen "osteo"dan geliyor. Her ne kadar bu anlamıyla osteopati denilince, kemik sorunlarına şifa getirmek, sırt ve ense ağrılarını dindirmek amacıyla yapılan uygulamalar anlaşılsa da bu bilimin uygulandığı alanlar tahmin edildiğinden çok daha geniştir.Biyomekanik prensipler üzerine kurulu teknikler ve elle uygulanan bir doğal tedavi türü olan osteopati, sadece adale ve kemik sorunlarında değil, aynı zamanda vücudun diğer işlevsel (fonksiyonel) düzensizliklerinde de uygulanmaktadır. Osteopati üzerine eğitim almış ve bu eğitimi tamamlamış kişilere “Osteopat” denmektedir.Amerika'da 1870'li yıllarda Missourili bir doktor olan Andrew Taylor Still tarafından geliştirilmiş olan bu doğal tedavi yöntemi, bugün Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bilimsel bir tedavi olarak kabul edilmektedir. Still, herhangi bir organdaki sorunun, ilk bakışta belli olmasa bile, vücudun bir başka yerine de düzensizlik getirdiğine inanıyordu. Günümüzde bu inanç tüm bütüncül tedavilerin esasını oluşturuyor. Örneğin, mide sinirleri ense ve sırttan geçiyor. Bu seviyedeki bir sıkışma kişide hazımsızlık yaratabiliyor.Hareket yaşam demektir. Hareketin kısıtlandığı yerde hastalık başlar. Aslında tüm hastalıkların kökeninde hareket sistemindeki aksaklıklar olduğunu düşünebiliriz. Osteopat insan vücudunun küçük ve büyük her hareketini bilir. Eğitiminin büyük bölümünü ise anatomi oluşturmaktadır. Hareket kısıtlılıklarını görür, hisseder ve çözmeye çalışır.Vücudumuzdaki her yapı hareket ederek kendine özgü fonksiyonunu yerine getirir. Kas-iskelet sisteminin yanı sıra organ, sinir ve tüm dokular da hareket eder. Osteopati bu bağlantıyı her zaman kullanarak o yapının fonksiyonunu yerine getirip getirmediğine bakar. Tüm bu yapıların ortak ve uyumlu hareketi organizmada bir bütünlük sağlar. İnsan vücudunun ayrılmaz bir bütün olduğunu ve bu bağlamda bütüncül bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini bilir.Bunun yolunda gitmesi için de vücudun önündeki engelleri kaldırmak, yardım etmek, yol göstermek osteopatın asıl görevidir. Bunu yaparken ellerini kullanır.Osteopatiden birçok şikayetlerinizin giderilmesinde faydalanabilirsiniz. Fakat her şeye tek çözüm olarak da görmüyoruz. Modern tıbbı destekleyen bir tedavi çeşididir.Osteopati şikayeti ya da hastalığı değil hastayı tedavi eder. Burada hastanın bir şikayeti değil organizmanın bir bütün olarak fonksiyon görmesi önemlidir. Osteopatiyi fizyolojik olmayan sorunları bulmak ve ortadan kaldırmak suretiyle, kişinin kendi kendini iyileştirme mekanizmasını devreye sokmak olarak özetlenebilir.Amaç vücudun doğal iyileşme eğilimini desteklemektir. Hedefi ağrıyı hap ya da iğnelerle bloke etmek değil, ağrıya sebep olan bozukluğu bulmak ve fizyolojik sınırlar dahilinde doğal ve sebebe yönelik uygulamaları gerçekleştirmektir.Vücudunuzda meydana gelen fonksiyon bozuklukları ve ağrılarınıza, uygulanacak teknikler ile şikayetlerinizden kurtulabilirsiniz. Ağrıyla yaşamak zorunda değilsiniz.Eğer sağlığınızın daha iyiye gitmesini, gelecekte de daha rahat yaşamak istiyorsanız, Osteopati size büyük bir denge, huzur ve rahatlık hissi verecektir.KENDİ KENDİNİ İYİLEŞTİREBİLME YETENEĞİ (otoregülasyon)Kişi her zaman kendi kendini iyileştirebilme yeteneğine sahiptir. Vücut değişken antivirüs ve antibakteriyal programını kendisi yapabilmektedir. Bu program kendini yenileyebilmektedir.Osteopatide hedefimiz sağlıktan çok bir tür organizmanın var olan dengesini korumaya yönelik tedavidir. Bu da çok kolay değildir, çünkü vücudumuz içeriden ve dışarıdan birçok etkene maruz kalarak bu denge etkilenmektedir. Bu denge yerinde kaldığı sürece sağlıklı kalırız. Bozulduğunda ise hastalanırız. Hastalandığımızda ise vücut bu dengeyi sağlamak için her şeyi seferber eder. Biz bu güce kendi kendini iyileştirme gücü otoregülasyon diyoruz.Genellikle şikayetlerimiz bir yapının hareketinin kısıtlanması sonucu fonksiyonu yerine getirememesi ile başlar. Önce hareket kısıtlanır sonra yapı zarar görür. Bu yüzden Osteopatın ilk hedefi hareket kısıtlılığını tedavi ederek otoregülasyon mekanizmasının düzgün çalışmasını sağlamaktır. Bundan fazlasını yapamaz. Sadece vücut kendi kendine iyileşir.Otoregülasyon mekanizması çeşitli nedenlerle bozulur ya da yetersiz kalırsa o zaman medikal, cerrahi veya osteopatik yöntemler devreye girer.Osteopati hangi hastalıklarda kullanılır?Osteopati, baş, ense, sırt, siyatik, adale sorunları, sporla ilgili yaralanmalarda başvurulması gereken yöntem olduğu gibi, artritik durumlarda, astım, jinekolojik düzensizlikler, kronik yorgunluk, uyku sorunları, bel fıtığı, boyun fıtığı baş ağrısı ve eklem ağrıları gibi rahatsızlıklarda yardımcı olabiliyor.Osteopati hastanın sadece sorunlu organını değil, bütün vücudunu ele alır. Örneğin bir diz incinmesinde osteopati, hastanın bacak, kalça, ayak ve sırtını da inceler ve bu incinmenin vücudun diğer taraflarını nasıl etkilediğine bakar.Bu inceleme sonucu osteopati tedavisi, kan dolaşımını, lenf ve sinir sistemini de göz önünde tutulacak nitelikte olur. Osteopati bütün vücudu ve vücuttaki değişik sistemleri içine alacak şekilde bir yaklaşım gösterir.Esnetme, adaleleri gevşetme, incinme sonucu sınırlanmış eklemlere hareket getiren uygulamalar, özellikle küçük çocuklarda boyuna uygulanan hafif baskılar osteopatın kullandığı teknikler arasında yer alır.Osteopatide, elle uygulanan tekniklerin yanı sıra kişiye vücudunu nasıl taşıması gerektiği, sorunlarının nedenleri, bu sorunları ortadan kaldıracak öneriler ve günlük hayatında uygulaması gereken egzersizler konusunda da açıklamalarda bulunulur.Bugünkü yaşam temposu ve şekli, gelişmiş ülkelerde bel ve boyun ağrısını rahatsızlıklar listesinin en başına getiriyor. Osteopatinin, bilgisayar önünde uzun saatler geçiren büyük bir kitlenin yer aldığı Batı Avrupa ülkelerinde çok yaygın bir doğal tedavi haline gelmiş olması şaşırtıcı değil. Bugün Türkiye'de de osteopati tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?- 20 dakika boyunca nefesimizi tutabilir.- 6 dakika su altında kalabilir.- 103 derecelik bir soğuğa karşı dayanabilir.- 30 gün boyunca aç kalabilir.- 110 saat uykusuz durabiliriz.