banner391

‘Hüseyin Güney’i anlamak’ üzerine…


Alper Kutay

Alper Kutay

06 Haziran 2014, 00:00

HİÇ unutmam, sene 2014, aylardan Haziran’dı.
Seçimlerin ardından 3 ay geçmiş, fakat şehirde büyük bir siyasi belirsizlik vardı.
Parti tabanının ve halkın önemli bir kesiminin çok istemesine rağmen Alanya Belediye Başkan Adayı gösterilmeyen…
Ve bir iddiaya göre ismi listeden son anda silinen… AKP’nin 8 senelik İlçe Başkanı, seçimi kazanan Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından “belki de gönlünü almak için” Alanya Koordinatörü olarak atanmış, fakat buna Alanya’da seçimi kazanan MHP’liler ile seçimi kaybeden CHP’liler ateş püskürüyordu.
***
“Alanya Koordinatörü ne iş yapacak?” diyen de vardı, “Alanya Belediye Başkanı’na alternatif, Paralel Başkan mı atamak istiyorlar?” diyen de. 
Senin anlayacağın, hiç kimse neyin ne olduğunu bilmiyordu. Alanya Belediyesi nerelerden sorumlu, Alanya Koordinatörü ne iş yapacak, hiç kimsenin en ufak bir fikri dahi yoktu.
Tıpkı, aynı ada’yı “uzun vadeye yayılmış bir strateji gereği” paylaşmak zorunda bırakılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları ile Kıbrıs Rum Kesimi halkı gibi olmuşlardı.
“Kıbrıs Adası kimin?” sorusuna yanıt arayan Türkler ile Rumlar gibiydiler ve Birleşmiş Milletler, pardon, Büyükşehir Yasası’nı çıkaran AKP Hükümeti tarafından (biraz da zoraki yollarla) “aynı topraklarda ama ayrı köşelerde kardeş kardeş yaşamaları” isteniyordu.
***
Sonra şunlar oldu.
Alanya Belediyesi’nin elinden hülle yoluyla alınan eski belde belediye binaları, halkın sokaklara dökülüp eylem yapması, sesini gür bir şekilde hem Antalya’ya hem de Ankara’ya duyurması üzerine Alanya Belediyesi’ne iade edildi.
Sadaka saraydan çıkmadı, halk buna izin vermedi.
Büyükşehir Yasası ile üzerine ilginç bir yetki zırhı giydirilen Alanya Koordinatörü ise görevini yaparken sık sık zor anlar yaşadı.
Çünkü kendisi katıksız, halis bir Alanyalıydı ve zaman zaman “Bu işin adı siyaset bile olsa, Ankara ve Antalya’nın dediğini yapıp (seçilmiş) Alanya Belediye Başkanı’nın karşısına neden çıkıyorsun? Neden onu güçsüzleştirmeye çalışıyorsun? Sen Alanya’nın evladı değil misin? Neden bu zulme ortak oluyorsun?” eleştirilerine maruz kalıyordu.
***
İşin açığı, laf aramızda, o da bu yeni görevinden pek memnun gözükmüyordu, bunu vücut diliyle belli ediyor gibiydi ama artık ok yaydan çıkmıştı bir kere.
2015 Genel Seçimleri yaklaşıyordu. Milletvekili adayı olabilme ihtimali vardı, o da olmazsa 2019 yerel seçimlerinde yeniden Alanya Belediye Başkan Aday Adayı olma olasılığı yüksekti.
Kendisi AKP’den aday olup seçilse ve Antalya’da MHP veya CHP kazansa, karşısına CHP’li veya MHP’li bir Alanya Koordinatörü çıkarılsa, bundan hoşnut olmayacağını, kendisinin de şu an MHP ve CHP’liler ne tepki veriyorsa aynı tepkiyi vereceğini biliyordu ama ne yapabilirdi ki?
Bırakıp, istifa edip gitse daha mı iyiydi?
***
Yasa yeni yürürlüğe girdiği için daha önce hiç kimsenin yapmadığı bir makamda olmayı kabul etmişti bir kere.
Bu makam Alanya’da bir ilkti ve diyelim ki herhangi bir konuda zorlandı, sıkıştı, içinden çıkamadı, danışabileceği, bu işi daha önce yapmış olan hiç kimse, ama hiç kimse yoktu.
Belediye Reisi olsaydı ve herhangi bir konuda sıkışsaydı, ya Hasan Sipahioğlu’na, ya Cengiz Aydoğan’a, o da olmadı, gider Şevket Tokuş gibi bir efsaneye danışabilirdi.
Milletvekili olsa ve zorlandığı herhangi bir konuda fikir almak istese, gideceği birçok adres vardı.
Hayri Doğan’a da gidebilirdi, Osman Özcan’a da.
Cengiz Aydoğan’ı da bulabilirdi, Hüseyin Yıldız’ı da.
***
Fakat… Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk “Alanya Koordinatörü” kendisiydi ve ne yapacağını, nasıl yaparsa iyi veya kötü olacağını kendisi de bilmiyordu.
İlk başlarda ofisi yoktu. Ekibi de yoktu.
Mesela ödeneği olacak mıydı?
 “Seçilmiş” İlçe Başkanı iken iyiydi, kafasına göre takılma fırsatı her zaman bakiydi ama şimdi “Atanmış” ve “Sözleşmeli” Alanya Koordinatörü olarak “Antalya’ya gel” denilince gelecek miydi, “Git” denilince gidecek miydi?
Bu ne menem bir işti?
Daha önce yapan olsa danışacaktı, fakat yoktu.
Bir de… Çevresi kalabalık olmasına veya öyle gözükmesine rağmen ne yazık ki “tek başına” idi.
Evet evet, yanlış duymadın, “tek başına” ama “dimdik” idi.
Sonra ne mi oldu?
Sonrası bana kalsın.
Bilmem, o yıllarda neler hissettiği ile ilgili Hüseyin Güney’i bir parça anlayabildin mi?
(NOT: Bu mektubu varsayın ki 2020’den sonraki bir sene yazmışım. Varsa bir yanlışım, ulaşın bana, konuşalım)
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ahmetturan - 3 yıl önce
bu atama adem yücel başkanımızı güçsüz kılmak için seçilmesini içlerine sindiremedikleri için yapıyorlar adem başkanımız allahın izniyle başarır