Bazen hayat imkânsıza zorlar, insanoğlunu! Sürükler, adını koyamadığı dehlizlerin içine içine. Hiç ummadığı anda, hiç ummadığı detaylarla bir anda beliriverir karşısında, aslında hiç de ummadığı… Karşı koyamaz bir istemsizlikle iter, elinin tersiyle aksiliğe dair ne varsa. 
      Zor gelir bazen, can yakanların ardından içiniz yana yana el sallamak ya da bavulunuzu hazırlayıp birlikte kurduğunuz hayallerle içinize işleyen şehri, bir hışımla terk etmek… Can yakar, kalp zorlar, yorar, üzer, hırpalar… Hiç olmadık düşüncelerin içinde belirli belirsiz bir çıkmazın içine sürükler, adına 'yaşam' denilen bu oyunda, insanı bir anda…
     Bir serüvenden bir serüvene koşar durur, insan ömrü. Kimi zaman farkında olarak, kimi zamansa aslında doğru sandığı şeylerin, ‘sandığı gibi’ olmadığının farkındalığını yaşayıp, kahrolarak… Ruhunuza hitap eden, varlığıyla hayatınıza anlam kazandıran ulvi kalp, gün gelir en uzağınız olur. Hayatınızdayken sizi düşündürmeyen tonlarca kilometre; boğazınıza oturur, nefes aldırmaz. Unutmak için didinir dururken bulursunuz kendinizi, oysaki bir zamanlar kendinizden geçercesine tüm benliğinizle hayatınıza, ruhunuza işleyen insanı… Bir yalnızlık gelir, oturur, çöreklenir yüreğinize. Kalabalığın ortasında yalnızsınızdır işte, bir başınıza, kimsesiz ve şefkate muhtaç… Avaz avaz susarsınız kimsesizliğinize…  Duygularınızın içinize yüklediği karamsarlık ve yalnızlık hissi, bir süre sonra tüm dünyanız oluverir. Başlarda zorlanırsınız muhakkak; ama bir süre sonra 'akıp giden hayata uyum sağlamak zorunda' hissedersiniz kendinizi. Başlarda, neresinden bakarsanız bakın sıkıntılıdır bu süreç. Bilirsiniz, inanırsınız; kim bilir belki de karşı koyarsınız, bir süre sonra geçeceğini bilerek, umarak ya da hissederek… Bunu ilişkinize bir borç bilirsiniz; çünkü. Depresyona girmek ya da girmemek adı her neyse işte, uzman bir ele ihtiyaç duyar, destek ararsınız. ‘Zaman’ der, uzman, derdin ilacına… ‘Seni üzen insanları önemsememeye başladığın anda, mutlu edenlerin değerini daha iyi anlayacaksın.’der. ‘Dikkat et ve fark et, yanlış kişiden samimiyet beklediğin an, kırılıyorsun.’ der...
     ‘Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler, ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.’ der, devam edersin yoluna; zamanı ve tüm öğütleri söylenilenleri aklının bir yerlerine iliştirerek…
     Zaman… Ne de güzeldir. Canınız yanar; ama deneyimlemenizi sağlar; hayatı, insanları… Gösterir, melek yüzlü şeytanları ivedilikle belki de sabırla… Denildiği gibi an gelir, zaman geçer, yepyeni insanlar tanır, çevrenize ‘Ben de hayatın içindeyim üstelik her şeye ve de herkese rağmen’ mesajı verirken bulursunuz bir anda, yaşadıklarınızın etkisinden sıyrılmaya çalışarak, eski ‘siz’e inan(a)mayarak…
     Ruhunuzu melankolinin içinden arındırır, yeniden canlandırır bir şekilde eski gülüşlerinize kavuşursunuz. Adına ‘hayat’ denilen şu kısacık ömürde eksisiyle artısıyla tutunursunuz; sizi var eden inançlara, değerlere, insanlara… Tozunu siler, bir plak koyarsınız gramafona; eskimeyen eskilerden... Sakinleştiren ve huzur veren sesiyle okur, Müzeyyen Senar: 'Maziyi unutma, eski günleri... Maziyi u-nutma eski günleri...'. Kalkar bir kahve yaparsın kendine, her akşam oturduğun sana ait olan o köşede düşünürsün bir kez daha eskiye dair ne varsa, oturur bir iç muhasebe yaparsın, yine yeni yeniden ve kalkar silkelenirsin bir anda, yepyeni bir güne mutlu bir başlangıçla uyanacağını umut ederek...
     Beylik laf: ‘Bu hayat sizin!’ Nefes alıp verebiliyor olmak, hissediyor olmak ve daha niceleri, yaradan tarafından sizlere bahşedilen en değerli armağan! Bunun kıymetini bilerek hareket etmek, yaşadığınız acı tatlı her ne varsa bunların siz de harika deneyimlere vesile olmasını sağlamak inanın hayatın tüm eksilerine değer.
Üzülmeyin; öyle ya da böyle sizi hayatında barındırmayan, sizi önemsemeyen birinin yaptıklarına, hayatın sizden çaldıklarına kattığı onca artının yanında… Bu hayat sizin! Sadece kendiniz olmaya gayret ederek samimiliğinizi yitirmeden özgür bir sadelikte yaşayın, hayatı. Bol bol gülümseyerek, her yeni doğan günle beraber şükredip yenilenerek, tıpkı bir bebek saflığında, samimi bir anne içtenliğinde… Bırakın eşlik etmek isteyenler gelsin sizinle, gerisini çok da takmayın! Hayat, her şeye ve herkese rağmen devam ediyor. Sizi umruna dâhil etmek istemeyen bir insanın can kırıklarıyla uğraşmayı devam ettireceğinize nefes alıp veriyor olmanın detaylarını keşfetmeye odaklayın kendinizi. Hepinize mutlu hafta sonları diliyorum.


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner258

banner262

banner220

banner138

banner225