banner391
banner405

Üç hikaye, üç ibretlik vaka

Cumhurbaşkanı Erdoğan 15 Temmuz’dan sonra da tutuklanan eski Adli Müşaviri Muharrem Köse'den çok önceden şüphelenmiş...

Üç hikaye, üç ibretlik vaka

banner404
HABER 7 yazarı Mehmet Acet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukukçu kurmaylarından dinlediği üç ibretlik ve ders çıkarılması gereken vakayı bugün ki köşesine taşıdı. 
Erdoğan'ın hukuçu bir kurmayının alattıkları, FETÖ'cülerin kendilerini nasıl gizlediğini ve gizlenmek için neler yaptığını gözler önüne seriyor... 
Üç hikaye, üç ibretlik vaka 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukukçu kurmaylarından birinden üç hikaye dinledim. 
Üçü de ayrı ayrı üzerinde düşünülmesi gereken, ibret alınması gereken vakalar.  
Genekurmay Başkanlığı bünyesinde FETÖ’nün en etkili isimlerinden birinin, bir süre önce görevden alınan, 15 Temmuz’dan sonra da tutuklanan eski Adli Müşaviri Muharrem Köse olduğu biliniyor. 
Hikayenin ilki bu şahısla ilgili.  
“KENDİMDEN ŞÜPHE EDERİM O’NDAN ETMEM!” 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süre önce Eski Genelkurmay Başkanlarından birine, Köse’nin FETÖ mensubu olduğu yönünde kendisine ulaşan bilgileri aktarıp görüşünü soruyor.  
Sözünü ettiğim eski Genelkurmay Başkanı, 15 Temmuz akşamı vakitlice televizyonlara bağlanıp “darbe yapmak isteyenlere hakkımı helal etmiyorum” diyerek o akşam iyi bir sınav vermişti. 
Bunu not edelim.  
Ancak, Erdoğan’ı bu sorduğu dönemde bu soruya verdiği cevap, gerçekten ders alınacak nitelikte.  
“Ben kendimden şüphe ederim, O’ndan etmem” (Muharrem Köse’yi kast ederek) 
Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok sanıyorum. 
Çıkartılacak ders belli. 
Birincisi, söz konusu şahsın Ordu’nun tepesindeki isme bu güveni nasıl verdiği sorusu. 
İkincisi, sözünü ettiğimiz Eski Genelkurmay Başkanı’nın nasıl bu kadar iddialı bir şekilde bu şahsa kefil olduğu meselesi. 
“O FETÖCÜ OLAMAZ BİZ HER AKŞAM BİRLİKTE İÇİYORUZ!” 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukukçu kurmayından dinlediğim ikinci hikaye, artık kimsenin şaşkınlık duygusuyla karşılayamadığı bir örnek.  
Ankara’daki önemli bir mahkemenin iki numaralı isminin FETÖ ile birlikte hareket ettiği yönünde bir bilgi ulaşıyor.  
Erdoğan’ın kurmayı, bu bilgiyi ilgili mahkemenin başkanına iletince şu cevabı alıyor.  
“Yahu olur mu öyle şey, O’nun FETÖ ile bir ilgisi olamaz. Neden derseniz biz Onunla her akşam içiyoruz!” 
Bu hikayeden ne anlıyoruz? 
Bulunduğu pozisyonu korumak için dini inançları bir kenara koyup, ya da tevil edip ‘tedbiren!’ başka türlü bir kimlikle hareket edip, öyle görüntü vermek. 
Burada İslam itikadını ilgilendiren bir nokta da var. 
Benim bildiğim, herkesin bildiği, alkol kullanmanın İslam’da yasak olduğu, kullanılması halinde bunun günah olduğu, bununla birlikte günah olduğunu bilerek kullananların dinden çıkmayacağı yönünde İslam bilginlerinin çoğunluğunun ortak bir görüşü var.
Ancak bu işi “günah değildir” biçiminde tevil etmek, açık hükmü yeni bir ayet inmiş gibi yok saymak, büyük bir sapmaya işaret eder.  
Bu işin daha derinlikli kısmını ilahiyatçılara bırakarak üçüncü konuya geçelim.  
“ORDU İÇİNDEN BİLGİLER GETİREN GÜVENİLİR KAYNAK!” 
Dinlediğim üçüncü hikaye, 15 Temmuz akşamı Genelkurmay Başkanı’na “Bizim Kenan Evrenimiz siz olun” diyerek darbeyi emir komuta zincirine katmayı planlayan, darbe kalkışmasının beyin takımından olduğu söylenen Tümgeneral (eski) Mehmet Dişli ile ilgili.  
Meğer darbe girişimi nedeniyle tutuklu olan Dişli’ye, Ak Parti çevrelerinde darbe akşamına kadar ‘Ordu içinden güvenilir bilgiler getiren kişi’ gözüyle bakılıyor imiş. 
Bu üç örnek içerisinde ders çıkarma zorunluluğunu ortaya koyan en çarpıcısı bu olsa gerek.  
“Ordu içinde kime güvenileceğinin şaşıldığı” bir ortamda bu, bu türden onlarca örnek vakadan biri olarak görülebilir.  
Ama meselenin hükümet ve Ak Parti açısından da aciliyet kesbeden bir yönü var. 
TSK bünyesinde ‘Kim kimdir?’ sorusuna sağlıklı yanıtlar verecek çok daha ciddi analizler yapılmalı, gerçekten güvenilebilecek kişiler hakkında da bir paranoya duygusuna kapılmadan, ülkenin selameti için sağlam adımlar atılmalı. 
Bu evet, istihbarat birimlerinin işi.  
Ama istihbarat birimlerini yönetmek, yeniden yapılandırmak, bu şekilde TSK içinden sağlıklı bilgiler almak ancak siyasi iradenin iradesi ve yönlendirmesiyle mümkün olacaktır.  
15 Temmuz akşamı gözleri bağlanarak derdest edilen bir subay ile önceki gün bir görüşme yaptım. 
Bana dediği şu:  
“Biz de bu şekilde ‘Kim Kimdir’i’ ortaya koyan bir istihbarat çalışmasının yapılmasını istiyoruz”


 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.