banner391
banner405

Türkiye, Putin'in tuzağına mı düşüyor?

Dış politika uzmanı Soli Özel, bugün Habertürk'te yazdığı "Savaş tehlikesi" başlıklı yazıda, Putin'in Türkiye'yi tuzağa çektiğini belirtti. Özel, Berlin'de konuştuğu Rus uzmanların, Putin'in uzun süredir bir karşılık vermeyi düşündüğünü ve son gelişmelerle Türkiye'nin bu fırsatı kendisine altın tepside sunduğunu söylediklerini aktardı. Özel'in yazısının bir bölümü şöyle:

Türkiye, Putin'in tuzağına mı düşüyor?

banner404
TOPLANTIYA Rusya’dan katılan akademisyenlerle konuştuğumda ağız birliği etmişçesine hepsi Putin’in Türkiye’yi bir tuzağa çekmek istediğini söyledi. Rusya lideri, SU-24’ün düşürülmesi karşılığında en azından bir uçak düşürebilmeyi istiyordu.Türkiye’nin Suriye’ye kara harekâtı yapmak üzere girmesi, onlara göre Putin’e aradığı fırsatı altın tepside sunacaktı.
Rusya Devlet Başkanı’nın Türkiye’ye yönelik hedefi, yalnızca düşürülen uçağın intikamını almaktan ibaret de değil. Putin, Türkiye’nin dış politikasını, ülkede İslamileşme diye değerlendirdiği gidişi ya da en azından bölgedeki İslamcı hareketlerle kurulmuş sıkı fıkı ilişkileri ülkesi açısından bir tehdit olarak değerlendiriyor. Dolayısıyla Türkiye’nin bugünkü hükümetini zayıflatmak için her şeyi yapmaya hazır.
Suriye özelinde Türkiye’nin, bu ülkenin geleceğiyle ilgili tasavvurunu kabul edilmez bulduğu gibi, Ankara’nın Suriye’nin geleceğinde mümkün olduğunca az etkisi olmasından yana. Bu nedenle Türkiye’nin nasırına basmak üzere PYD/YPG güçlerine destek oluyor. Ankara’nın uçak düşürmeyle işlediği vahim hatadan yararlanarak da Türkiye’yi kendi hava sınırlarına hapsetmiş durumda.
...
Türkiye’nin söylemi de yaptıkları da kaygı uyandırıyor. Ankara’nın bir savaşı arzuladığı, NATO’yu da bir şekilde yanına çekmek istediği görüşü yaygın. Ne var ki, Rusya’nın yaptıkları tasvip edilmiyorsa da Türkiye’nin söylemi, tehdit algısı, buna karşı tutumu da kimseyi haklılığına ikna edemiyor. Türkiye’nin PYD’yi takdimi, dünyanın PYD’yi nasıl gördüğünü değiştirmiyor. İçeride söylenenlerin dışarıda bir hükmü yok ve daha da kötüsü bu söylemle Türkiye’nin bir sonuç alması, müttefiklerinin yaklaşımını değiştirmesi imkânsız.
Üstelik yoğun topçu ateşine rağmen YPG güçlerinin nüvesini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin ilerlemeleri, Tel Rıfat’ı almaları, Mare’yi almak üzere olmaları da Türkiye açısından başka bir sorun yaratıyor. “Benim izin vermediğim hiçbir gelişme yaşanamaz” dedikten sonra bunların neredeyse hepsi bir şekilde yaşanınca, Türkiye’nin sözünün ağırlığı da ciddi şekilde azalıyor. Haklı olduğu konularda bile yalnız kalmasının bir sebebi de bu. Birleşmiş Millerler Güvenlik Konseyi’nin dünkü açıklaması da bunu gösteriyor.
...
4 tehlikeli gün geçirdikten sonra felakete yol açacağı kesin bir savaş ihtimali henüz tamamen gündemden kalkmış değil. Bunun gerçekleşmesi için iç politikanın dış politikayı rehin almasına son verilmesi ve son tahlilde, emekli büyükelçi Ünal Çeviköz’ün de dediği gibi “Kürt sorununda çözüm ve diyalog kartının yeniden masaya” konulması gerekecektir.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.