banner391
banner405

TBMM tarihinde bir ilk

TBMM'de yeni yasama yılı açılış töreni başladı. Tezkere tartışmalarının görüşeleceği gölgesinde açılan Meclis'te Erdoğan ilk konuşmasını yaptı

TBMM tarihinde bir ilk

banner404
CUMHURBAŞKANI  Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk kez TBMM açılış töreninde konuşuyor. Erdoğan'ın konuşması sırasında promter kullanılması ise TBMM tarihinde bir ilk oldu. Önceki yıllarda TBMM açılış konuşması yapan hiçbir cumhurbaşkanı promter kullanmazken, sadece 2009 yılında TBMM'de konuşan ABD Başkanı Obama promter kullanmıştı. İşte, Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
5. yasama yılının ülkemiz milletimiz v demokrasimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 12 Haziran 2011 yılında yapılan seçimlerin ardından Meclis son derece başarılı ve gayretli performans gerçekleştirdi.
Milletin kürsüsünde Türkiye’nin halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olarak sizlere sesleniyor olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Türkiye Cumhuriyeti hepimizi gurur duyacağı demokratik olgunluğa erişmiştir.
Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafında seçilmesi geçmişte yaşanan tartışmaları ortadan kaldırmıştır. Seçilmiş bir cumhurbaşkanı ve seçilmiş hükümet uyum içinde hizmet üretmeye devam edecektir.
“TBMM’Yİ ŞEKİLLENDİRECEK YEGANE VASITA SANDIKTIR”
Sandık her meselenin çözüm yeridir. Milletin kararı her kararın üzerindedir. TBMM’yi şekillendirecek yegane vasıta sandıktır.  TBMM’ye istikamet çizmek için sandık dışındaki her yol gayri meşrudur. Çok partili siyasi tarihimize baktığımızda kendisini millete anlatabilen her siyasi görüşün sandıktan çıktığı, TBMM’de temsil edildiği görülecektir. Son yıllarda yapılan seçimler çok net göstermişti ki millet iyi ile kötüyü ayırabilecek hakemdir.
Millet anlamaz ve karar veremez gibi yaklaşımları benimseyenlerin dönemi kapanmıştır. Siyasetin kendini vesayetten kurtarması kaçınılmaz hal almıştır. Siyaset en az bu millet kadar cesur olmalı üzerinde tüm baskılara bertaraf etmelidir. Sorunlara siyasetin dışında çözüm aramak milli iradeye karşı ümmetsizliktir.
"KENDİLERİNİ YOK EDERLER"
Siyaset sokaklarda hakimiyet kurmak isteyen şiddete boyun eğerse kendi varlığı inkar etmiş demektir. Sorunları Meclis’te siyasette ya da millete giderek sandıkta çözmek varken şiddetten medet umanlar kendileri yok sayarlar.
Geçmişte Türkiye bunu yaşamıştır. Ortaya çıkan sonuçları hepimiz yaşadık. Siyaseti ve milli iradeyi tehdit eden terör ve şiddet eylemleri karşısında en başta siyasetçinin karşı durması ve siyesi partilerin buna karşı durması gerekir.
“POLİSE TAŞ ATAN SİYASET ANLAYIŞI DA…”
Sokak eylemlerini teşvik eden, polise taş atan siyaset anlayışı da kendini inkar eden çaresizlik gösteren bir siyaset anlayışıdır. Türkiye’deki her meselenin çözüm ve karar yeri TBMM’dir.
İnanıyorum ki bundan sonra da Meclis’in ve siyasetin saygınlığı muhafaza edilecektir. Yakın siyesi tarihimiz göstermiştir ki demokrasi ve özgürlük ortamı Türkiye’nin varlığını tehdit eden değil güçlendiren mekanizmalar olmuştur.
Atılan her demokratikleşme adımı toplumun farklı kesimlerini birbirine yaklaştırmıştır. Demokrasinin standartları yükseldikçe kardeşliğimiz güç kazandıkça ekonomimiz büyümüş Türkiye bu sayede yüzde 5 büyüme rakamını gerçekleştirmiştir.
Farklı dil ve lehçelerin okullarda öğretilmesinin önü açılmış Türkiye parçalanmamış daha da bütünleşmiştir. İnançları ifadesi kalktıkça Türkiye daha mutlu daha mesut ve özgüvenli ülke konumuna yükselmiştir.
“İNTERNETİN İSTİSMAR EDİLMESİ TEPKİSİZ KALINACAK BİR DURUM DEĞİL”
Başörtüsü yasağını kalkması toplumun normalleşmesini sağlamıştır. Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğü sağlam bir zemine kavuşmuştur. İnternet yaygınlaştırılmış öğrencilerimize dağıtılan bilgisayarlar sayesinde internet günlük hayatı ve eğitimin ayrılmaz parçası haline gelmiştir. İnternetin istismar edilmesi elbette tepkisiz kalınacak bir durum değildir.
“İSRAİL SALDIRISINDA 16 GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ”
Ulusal ve uluslararası karalamalar çerçevesinde ülkemizin hedefe konması haksızlıktır. İsrail’in son Gazze saldırısında 16 gazeteci öldürülmüştür. Bu dünyadan yeterli tepki almazken Türkiye’nin bu konuda haksız eleştirilere maruz kalması üzerine düşünülmesi gereken bir meseledir.
Çözüm sürecinin Türkiye’nin istikbali, kardeşliği ve demokrasi açısından önem taşıdığını vurgulamak isterim.
“TARİH, ÇÖZÜME DOĞRU KARARLI ŞEKİLDE AKARKEN…”
30 yıldır devam eden şiddet ortamı bazı istisnai girişimlere rağmen 2 yılda farklı bir mecraya girmiştir. Son günlerde sergilenen çözüm serinin sabote etmeye yönelik tahrik girişimleri sadece ve sadece bu girimlerin sahiplerine zarar verecektir.  Tarih, çözüme doğru kararlı şekilde akarken tüm siyasi partilerin sürece destek olmaları önemli bir sorumluluktur.
Çözüm sericinde nihai hedef şiddetin her türlüsünün dışlanmasıdır. Siyasi partiler kararsızlığı bir kenara bırakarak çözüme katkı sunmanın mücadelesinde olmalıdır. Unutmamalıdır akan kan bizim gençlerimizin kanıdır. Bunun durdurmakta bu Meclis’in ve her kesemin sorumluluğudur.
“YENİ TÜRKİYE ÇOĞULCUDUR”
Yeni Türkiye 23 Nisan 1920’nin özünü yeniden kavramış o çeşitliliği yeniden hayata geçirmiş bir Türkiye’dir. Yıllardır bu toplumda ötekileştirilen, demokratik taleplerini siyasete iletebilmektedirler. Bazılarının kutuplaşma olarak gördükleri şey kimlikleri kendini ifade edebilmeleridir. Yeni Türkiye çoğulcudur.
Tabiatıyla yeni Türkiye’ye bir direnç de söz konusudur. Türkiye’nin yeni sosyolojisi karşısında bu direncin başarı şansı olmadığı kesindir. Vesayet eski Türkiye’nin özelliğidir.
“DEVLET İÇİNDEKİ PARALEL YAPI SİYASETEN MAHKUM OLMUŞTUR”
Paralel yapı devlet aygıtı kullanarak siyaseti şekillendirme arzusundadır. Siyaset bu vesayet girişimine taviz veremez. Devlet içindeki paralel yapı siyaseten mahkum olmuştur. Son iki seçim paralel yapı ve destekçilerinin siyaseten tasfiyesidir.
Paralel yapıya oksijen sağlayan yapılara girilmesi gaygı duyulacak bir yapıdır. İlkesi, kuralı olmayan bir yapı kimseye fayda sağlamaz.
YARGIYA PARALEL UYARI
Yargı içinde bir yapının egemenlik sağlaması asla kabul edilemez. Yargıyı teslim alma girişimlerine tüm yargı mensupları dur diyecektir. TBMM'nin bu yapının mağduru olan milletvekillerinin kararlı duruş sergilemesi milletin arzusudur. Bu çatı altındaki hiçbir vekil şantaja, tuzaklara boyun eğmeyecektir. Eminim ki bu meclis paralel yapının tüm şantajlarını boşa çıkaracaktır.
YENİ ANAYASA
Bu meclis yeni anayasa yapacak güce sahiptir. Bu ülke eski Türkiye'nin prangalarından bir an evvel kurtarılmalıdır. Başbakan olarak yeni bir anayasa yapılmasını çok arzuladım. 2015 seçimlerinin hemen ardından tüm partiler bir araya gelmeli ve uzlaşma içinde yeni bir anayasayı yazabilmelidir. Yeni anayasa daha fazla geciktirilmemelidir.
BÖLGEDEKİ GÜVENLİK SORUNLARI
Türkiye'nin bölgemizdeki hiçbir ülkenin iç işlerine müdahale etme hevesi ve toprak merakı yoktur. Öncelikle bölgenin huzur, istikrar ve güveni doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmektedir. Bölgedeki gelişmeler konusunda herkes susabilir, gözünü kapatabilir ama Türkiye'nin böyle bir lüksü yoktur. Türkiye sessiz kalamaz. Bu hem tarihimizin hem de kendi varlığımızın inkarıdır.
Büyük devlet kriz ve risklerden kaçan bir devlet değil, krizlerde risklerle başedebilen devlettir. Türkiye barış için çalışan bir devlet konumuna yükselmiştir.
Bölgemizde yaşanan insanlık dramlarına sessiz kalmak, mesuliyetlerimize ters düşer böyle bir seçenek yok.
REHİNE KRİZİ
49 rehine burnu bile kanamadan kurtarılmıştır. Hükümetimize, Mit'e burada ve sahada çalışan herkese teşekkür ediyorum.
1.5 MİLYON MÜLTECİ
Irak ve Suriye'den gelen mülteci sayısı 1.5 milyona ulaştı ve 4.5 milyar dolar harcama yapıldı. Bununla gurur duyuyoruz. Irak ve Suriye'den gelenlerinin etnik yapılarını, inançlarını sorgulayan değil, onları giydiren, doyuran bir Türkiye var. Hiçbir ayrım yapmadan insana sadece insan olarak bakan, herkese elini uzatan bir Türkiye var. Vatandaşlarımız IŞİD'in elindeyken oradaki vatandaşlarımızın can güvenliğini tehdit edecek açıklamaların yapılması siyasetimiz ve medyamız açısından büyük talihsizlik olmuştur.
TÜRKİYE KENDİNİ KULLANDIRACAK BİR ÜLKE DEĞİLDİR.
Türkiye geçici çözümleri için kendini kullandırabilecek bir ülke değildir. Türikye'nin öneri ve uyarıları dikkate alınmalıdır. Havadan atılan bombalar tehdidi sadece öteler. Irak'ta böyle olmuştur. Irak'ın tamamını kucaklayan tavır sergilenmemiştir. Geçici çözümler her 10 yılda bir müdahaleleyi mecbur kılmıştır.
Suriye'de yaşananları gündem dışında tutmak da sorunları ötelemiştir. İnsani yardımlar için dahi kararın BM'nin 5 üyesinin dudağının arasında olması küresel adalete aykıdırı. Dünya 5'ten büyüktür.
Şam yönetiminin görevden uzaklaştırılıp, yeni bir yönetimin tesis edilmesi önceliğimizdir.
ÖZAL İSABETLİ TAVIR SERGİLEDİ
Merhum Turgut Özal'ın Körfez Savaşı'nda bu kürsüden söyledikleri bugün haklı çıktı. Türkiye yaşananlara kayıtsız, ilgisiz kalamaz. Bölgemizde yeni tehditler yaşanırken, bunlara kayıtsız kalmamız düşünülemez.
TEZKERE
Tezkerelerin bu anlayış doğrultusunda değerlendirilmesini umuyorum. 
Kaynak: rotahaber

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.