banner391
banner405

Tarih Sempozyumu başladı

ALANYA 12. Tarih ve Kültür Sempozyumu başladı. Alanya Kültür Merkezi'nde (AKM) gerçekleştirilen sempozyuma Alanya Belediyesi Başkan Vekili Kemal Dere, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Kerim Aydoğan, Alanya Kültür ve Sanat Vakfı (ALSAV) Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Nafiz Koçak, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Alanya İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Güngör ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ağabeyi Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Doğay Arınç da katıldı.

Tarih Sempozyumu başladı

banner404
 Erkan UYSAL 
Sempozyumun açılış konuşmasını gerçekleştiren ALSAV Başkanı Koçak, sempozyumu ilk yapmaya başladıklarında çok tedirgin olduklarını söyledi. Koçak, "Sizler bu sempozyuma alışıksınız. Bizler de alıştık. Ama bu türlü toplantılara halkımız yeterince ilgi göstermiyor. İnşallah bu sempozyum bundan sonra da devam edecek" dedi. ALTSO Başkanı Aydoğan ve Alanya Belediyesi Başkan Vekili Dere de sempozyumun Alanya'ya hayırlı olması temennisinde bulundular. Açılış konuşmalarının ardından sempozyumun birinci oturumuna geçildi. Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Arınç'ın başkanlığını yaptığı birinci oturumda söz alan AÜ Tarih Bölümü'nden Doç. Dr. Mustafa Oral, 'Alanya'da Karamanlı Yadigarı' konusunu anlattı. Oral, "Alaaddin Keykubat Alanya'yı fethettikten sonra burada küçük bir beylik kuruldu. Bu tarihi belgelerde kayıtlıdır. Tarihi kültür yadigarlarına bakınca 4 tane Karamanlı yadigarı kitabe olduğu belirtiliyor. Katip Çelebi'nin Cihannüma adlı eserine baktığımızda şehrin Karaman'a bitişik olduğu belirtiliyor. Kalenin 3 katlı ve sarayın eserlerinin hala ayakta olduğu söyleniyor. Ortahisar bölgesini Karaman Mahallesi olarak niteleyebiliriz. Evliya Çelebi'nin Alanya'ya ilişkin anlattıklarına bakarsak, 2 tane iç kale olduğunu belirtiyor. Ona göre Alanya'nın fethinden önce burada Türklerin de oturduğu bir mahalle vardır. Burada yaşayan Hıristiyan Türkler de vardır. Evliya Çelebi'ye göre bu Türkler eski Türkçe konuşmaktadır. Aşağı hisarda Karamanlı yadigarı olarak Alaattin Şah'ın çeşmesinden haberdarız. Bu çeşmeyi Karamanlı yadigarı sayabiliriz. Karamanlı Türklerin  Alanya'nın fethinden sonra Kaleiçi ve Aşağıhisar bölgesine yoğun olarak yerleştiklerini görüyoruz. Alanya’nın biraz daha uzak çevresindeki Karamanlı yadigarlarının ortaya çıkarılması ve incelenmesi buranın tarih ve kültürü açısından yararlı olacaktır" şeklinde konuştu. 
'ALANYA İSKELE KASABASI'
Birinci oturumun ikinci konuşmacısı olan AÜ Tarih Bölümü'nden Yardımcı Doç. Dr. Muhammet Güçlü de, 'Cumhuriyetin 15. Yılında Alanya Kazası' adlı konuda katılımcılara bilgi verdi. Güçlü, "1938'de Alanya'ya baktığımızda buranın 2 nahiyesi olduğunu görüyoruz. Bu dönemde Alanya'nın 86 köyü bulunuyor.  Alanya merkezde 2 bin 400 erkek ve 2 bin 700 kadın olmak üzere yaklaşık 5 binin üzerinde bir nüfus var. Köylere baktığımızda burada da 16 bin erkek ve 19 bin kadın olduğunu görüyoruz. 1938 yılının ocak ve eylül ayları arasında Alanya'da 385 tapu işlemi yapılmış. Yine bu yıl Antalya'nın ekonomik durumunda dokumacılık ve ipekçilik öne çıkıyor. Antalya ve Alanya'da 200 bin kadar dut ağacı bulunuyor. Bu döneme ilişkin bir raporda 'Alanya'da şöhret olmuş ipekli dokumacılıktan başka hiçbir sanat yoktur' deniliyor. Aynı dönemde kasabalarda 450, köylerde ise, 500 kadar tezgah bulunuyor. Daha sonraki belgelere baktığımızda Alanya'da bir Dokumacılar Kooperatifi kurulduğunu biliyoruz. O dönemde Alanya'da tarım çok fazla yapılmıyor. Alanya tarım açısından Manavgat'a bağlı. Alanya'da belediyenin yapmış olduğu bir rıhtım ve iskele bulunuyor. Alanya iskelesi ticaret iskelesi bakımından üçüncü derecede bulunuyor. 1938'de Alanya'da 4 ilkokul, köylerde ise 5 ilkokul bulunuyor. Şehirde okuma oranı yüzde 30,6 iken, bu oran köylerde yüzde 5,9 oranında. Aynı yıldaki ulaşıma bakıldığında Alanya'nın il merkeziyle kara ve deniz ulaşımı bulunuyor. O dönemde Manavgat ve Alanya arasındaki yol sadece düzeltilmiş. Alanya ve Gazipaşa arasındaki yol ise, 50 kilometre uzunluğunda. Bu yolun da 3 kilometresi patikadan oluşuyor. Özetle, Alanya o dönemde bir iskele kasabası. 5 bin kadar nüfusu var. Dokumacılık ön planda yer alıyor. Kereste ve turunçgil ihracatına yönelik bazı faaliyetler var" diye konuştu. Daha sonra söz alan Koçak da 'Alaiyeli Arslan Paşa ve Ahfadı' konusunda bilgi verdi. 
'CİKCİLLİ ÇOK ÇİLLİ ANLAMINDA'
Koçak’tan sonra konuşan Araştırmacı Fahri Yiğit ise 'Alanya'ya Yerleşen Cikcilli ve Çıplaklı Aşiretlerinin Zamanla Değişen Gerçek İsimleri ve Derici Aşireti' hakkında bilgi verdi. Yiğit, "1960'lı yıllarda Alanya'ya en son yerleşen aşiretlerden birisi Cikcilli aşireti. Cikcilli aşiretindeki kişiler sarışın, yeşil gözlü ve yanakları çilli insanlardır. Cikcilli çok çilli anlamındadır. Bugün Cikcilliler dahi bunu bilmiyor. Çıplaklı'nın asıl adı ise, Çaylaklı'dır. Bir tercüme hatasından dolayı Çaylaklı Çıplaklı olarak geçmiştir. Çıplaklı, Çaylaklı ismiyle değiştirilmelidir. Derici aşireti Anadolu'da İçel, Kütahya, Tarsus, Adana, Manisa, Emirdağ'a yerleşmiştir. Derici aşireti Alanya'ya da yerleşmiştir" dedi. 
Alanya 12. Tarih ve Kültür Sempozyumu bugün ve yarın da devam edecek. 


banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.