banner391
banner405

PKK'nın "sözde ateşkes" taktiği

Terör örgütü PKK, bir yandan şiddet yöntemleriyle ölümlere yol açarken, diğer yandan da "eylemsizlik" söylemlerini dillendiriyor

PKK'nın "sözde ateşkes" taktiği

banner404
TERÖR uzmanları, örgütün daha önce defalarca başvurduğu "ateşkes"  taktiğini tekrar gündeme getirmesini AA muhabirine değerlendirdi.
Başkent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) uzmanı Prof.  Dr. Ercan Çitlioğlu, KCK'nın tek taraflı eylemsizlik veya ateşkes ilan ettiğine  ilişkin söylemlerini üç nedene bağladığını söyledi.
Çitlioğlu, "Bunlardan bir tanesi, kış dönemine girişin başlamış  olmasıdır. Çünkü PKK, hemen hemen her sene kış yaklaştığında 'kış konuşlanması'  için bir eylemsizlik kararı alır ve bunu uygular. İkincisi, son operasyonlarda  özellikle lojistik açıdan çok ciddi kayıplar verdi. Geniş çaplı bir çatışmayı  yürütebilecek silah ve mühimmat açısından ciddi bir zorluk yaşamaya başladı. Bu  durum, onların telsiz görüşmelerine de yansıdı. Bence üçüncü ve en önemli neden  ise ABD ile PKK'nın Suriye'deki siyasi kanadı olan Demokratik Birlik Partisi  (PYD) arasında varılan anlaşmadır" diye konuştu.
"PKK, güçlerini YPG'ye kaydırmak istiyor"
 Örgütün, yaptığı anlaşma gereğince vurucu güçlerini ve esas  kadrolarını Suriye'ye kaydırmak istediğini dile getiren Çitlioğlu, şunları  kaydetti:
"PKK, Türkiye ve Irak'taki güçlerini Suriye'ye kaydırmak istiyor. Bu  konuda Amerika ile arasında özel bir anlaşmaya varıldığını değerlendiriyorum. İki  cepheden birden, yani hem Türkiye hem de Suriye'den bir çatışmayı yürütebilecek  güce sahip olmadıkları için ve Suriye şu anda kendileri açısından birincil,  öncelikli bir konuma yükseldiğinden ötürü Türkiye'deki militanlarını kaydırmak  istiyor. Altını çizerek söylüyorum; en önemli ve en güçlü neden, örgütün,  güçlerini YPG'ye kaydırmak istemesidir."
Çitlioğlu, devletin operasyonlarına devam etmesi, örgütün eylemsizlik  ve ateşkes taktiklerini ciddiye almaması gerektiğini sözlerine ekledi.
 "Biz çekildik, devlet üzerimize geliyor propagandası"
 Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr.  Mehmet Akif Okur da medyada yer alan "eylemsizlik" ve "ateşkes"in, PKK  literatüründe çok farklı bir anlamı olduğunu ifade etti.
PKK'nın bu tür yaklaşımlarla, "taarruz" olarak nitelendirdiği  saldırıları sınırlandıracağını ilan ettiğini aktaran Okur, "Örgüt, geçtiğimiz 3  yılda ortaya konulana benzer bir eylemsizlikten bahsetmiyor. Elde ettiği  kazanımları koruyacak saldırılarını sürdüreceğini ancak terör dalgasının dozajını  düşüreceğini söylüyor. Bununla, devlet operasyonlarını sürdürdükçe, 'bakın biz  çekildik ama devlet üzerimize geliyor' propagandası yapmayı amaçlıyor"  ifadelerini kullandı.
Okur, KCK açıklamasında, "Türkiye içinden ve dışından gelen telkinler"  denildiğine işaret ederek, "O zaman Türkiye dışından gelen telkinlerin ne  olduğuna bakmak gerekiyor. Şu anda Suriye PKK'sı olan YPG, hem Amerika hem de  Suriye ile bir pazarlık yürütüyor. Bu pazarlıktan sonuç alabilmek için de  uluslararası aktörler PKK'ya, Türkiye'yi daha az rahatsız edecek bir pozisyona  geçmesi gerektiğini söylüyorlar. Özellikle ABD, YPG'ye çok yatırım yaptı. Şimdi  ise Rusya, Suriye'ye girdi. Amerika, YPG unsurlarını Rusya'ya kaptırmak  istemiyor. Bu yüzden de YPG'yi hızla harekete geçirmeye çalışıyor. Türkiye'nin  haklı tepkilerini hafifletmek için de örgüte baskı yapılıyor. Benzer bir nokta AB  ülkeleri için de söz konusu. AB, mülteci akını konusunda Türkiye ile ilişkileri  düzeltme ihtiyacı olduğunu gördü. Onlar da PKK'ya telkinlerde bulundular" diye  konuştu.
"Eylemsizlik taktiğiyle birden çok fayda umuyor"
Örgütün bildik ve tanıdık taktikleriyle birden çok fayda umduğunu  kaydeden Okur, Türkiye'de yürütülen terörle mücadelenin PKK'yı çok ciddi şekilde  etkilediğinin altını çizdi.
Okur, örgütün terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonları  durdurmanın yollarını aradığını vurgulayarak, "Ankara'daki bombalı saldırı IŞİD'i  gösteriyor. Bunun anlamı şu: Suriye'deki IŞİD-PKK çatışması, Türkiye'ye taşınmak  isteniyor. PKK, bölgeyi büyük bir çatışma alanı yapabilmek için kendi arkasından  IŞİD'i davet ediyor. Böyle bir çatışma başladığında ise bölge insanı huzur  göremeyecek. Tabii burada bölge halkına büyük görev düşüyor. Bölgedeki  vatandaşın, huzur ve güveni için devletin başarılı olmasına yardımcı olması  gerekiyor" bilgisini paylaştı.
 PKK'nın seçime gidilirken eylemsizliği, "HDP'nin elini güçlendirmek"  maksadıyla bir yan faktör olarak gündeme getirdiğini söyleyen Okur, sözlerini  şöyle tamamladı:
 "Suriye'deki denklem olmasaydı PKK, HDP'yi umursamazdı. Çünkü  çatışmayla beraber de HDP'nin oy alabileceğini gördü. Uluslararası denklemin  değişmesi ve buradaki pazarlıklar, teröre yönelik operasyonların örgütün canını  yakması nedeniyle, elinde bulunan noktaları bütünüyle kaybetmemek ve bunun  üzerinden tekrar propaganda yapabilmek maksadıyla, eski tanıdık bildik  taktiklerine başvuruyor. Örgüt, gücü gördüğü zaman Türkiye'nin terörle mücadele  iradesini çözmek istiyor. Çünkü burada şöyle bir durum var: Bölge insanı, gücün  kimde kalacağını izliyor. Devletin terörle mücadele kararlılığını görünce PKK  çevresinden kaçıyor. Bu nedenle devletin operasyonları aralıksız sürdürmesi ve  ülkenin her noktasında tek otorite olduğunu ispatlayarak varlığını tesis edene  kadar operasyonları sürdürmesi lazım. Artık bir daha örgüte, silah bıraktırma  dışında herhangi bir mesajın gönderilmemesi gerekiyor. Çünkü örgütün bahane  ettiği diğer meseleler çözüldü. 'Türkiye'nin Kürt meselesi bitmiştir' sözü, doğru  bir sözdür. Bundan sonra örgütün iktidar talebi meselesi vardır."
"HDP'nin oyunu korumak için"
Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet  Şahin ise PKK'nın hem HDP'nin 7 Haziran seçimlerinde yüzde 13'lük oranla elde  ettiği 80 milletvekillik siyasi güçten faydalanma hem de terör eylemleriyle  bölgede alan hakimiyeti kurma siyaseti takip ettiğini anlattı.
 Seçim sürecinin belirlenmeye başlamasıyla örgütün taktik  değiştirdiğini ifade eden Şahin, "Terör saldırıları artınca 'PKK, HDP'yi  etkisizleştiriyor', 'Örgüt, HDP'yi baraj altında bırakmaya çalışıyor'  tartışmaları yapılmaya başlandı. Buradaki maksat aynen şu: PKK baktı ki şiddetle  hem kendine hem HDP'ye zarar veriyor, ilk önce tek taraflı eylemsizlik değil  ateşkes çağrısı yaptı. 'Devlet de yapsın, ben de yapayım' çıkışıyla, kendini  devletle eşit gösterme ve meşrulaştırma politikası güttü. Fakat bu, devlet  tarafından kabul görmedi. Bu defa tek başına eylemsizlik kararı alarak, 'bakın  ben iyi niyetliyim. Operasyonları ve bu gerginliği sürdüren devlettir'  propagandası yapmaya çalışıyor. Tabii bu da HDP'nin aldığı oyu koruma  siyasetinden başka bir şey değildir" değerlendirmesinde bulundu.
Bu çıkışların ardından PKK'nın eylemlerinde bir azalma olduğunu ancak  bitmediğini vurgulayan terör uzmanı Şahin, şunları kaydetti:
"Örgütün askeri anlamda köşeye sıkıştığını rahatlıkla söyleyebilirim.  Resmi yetkililerin verdiği bilgilere göre, 2 binden fazla zayiatı var. Kararlı  bir şekilde yürütülen operasyonlar militanları etkisizleştirdiği gibi,  katılımları da önlüyor. Bu yüzden nefes almak, toparlanmak için bu kararı  aldıklarını değerlendiriyorum. Terör örgütü sözcülerinin açıklamalarına  bakıldığında bu rahatlıkla görülüyor. Çözüm Süreci zarar görmesin düşüncesiyle  terörle mücadele konusunda bir gevşeme olduğu söylenebilir. Ancak gelinen  aşamada, PKK'nın 6-7-8 Ekim kalkışması ve son 4 aydır ortaya koyduğu eylem türü  ve şeklini göz önünde bulunduran devlet ve ülkeyi yönetenlerin, tek taraflı  eylemsizlik kararları ilan edilse bile terörle mücadele kararı ve operasyonları  hafifletmede bir geri adım atmayacaklarını düşünüyorum."

 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.