banner391
banner405

O isme sert çıktı

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kürt halkının, AK Parti'ye, HDP'ye güvendiğinden daha fazla güvendiğini belirterek, "Kürt nüfusun az olduğu bölgelerde de her zaman lider parti olduk?. Halkımız, icraatlarımızın doğru olduğuna ve Türkiye'nin bu kronik sorununun liderliğimizde çözüleceğine inanıyor. Bu süreç, HDP'ye bakılmaksızın olumlu şekilde sonuçlanacak" ifadesini kullandı

O isme sert çıktı

banner404
 Arınç'ın Basın Müşavirliğinden yapılan açıklamaya göre, Bülent Arınç,  Türkiye'nin G-20 dönem başkanlığı bağlamında Newsweek dergisine röportaj verdi. Bülent Arınç, röportajda, Hükümetin siyasi kimliği, seçim, AB üyeliği,  Çözüm Süreci ve siyasi mirası konuları yer aldı. AK Parti'nin kimliğine ilişkin bir soru üzerine Arınç, kurulduğunda  tüzükte partiyi "muhafazakar demokrat" olarak tanımladıklarını vurgulayarak,  "Kendimizi ne solcu ne de sağcı olarak gördük. Bizce muhafazakarlık, toplumun  değerlerini korumak ve bunlara saygı göstermek, demokratlık da herkesin  arzuladığı şekilde demokratik kriterleri yerine getirmek ve demokrasinin devamını  sağlamak anlamına geliyor" değerlendirmesinde bulundu. Kimliklerini böyle dile getirmelerinin, Türk kamuoyunca da takdir  edildiğine yönelik inancını dile getiren Arınç, bu tanımı herkesin uygun  gördüğünü söyledi. Halkın büyük kısmının kültürel, dini, milli ve ailevi  değerlere saygı gösterdiğini aktaran Arınç, ahlak ve onur gibi kavramların Türk  toplumu için önemli olduğunu belirtti. Arınç, muhafazakarlık kavramının bütün bunları kapsadığına işaret  ederek, "Bu değerleri koruduğumuzu gören Türk kamuoyu bizi seçti. Demokrasi ortak  zeminimizdir. Hem Türkiye hem de Batı'da bazıları bizi yanlış tanımlıyor. Biz  dini yahut İslamcı bir parti değiliz. İnsanlar, partinin başındaki bazı dindar  kişileri emsal göstererek bu tip iddialarda bulunuyor. Dindar kişilerin her  partide siyasetle ilgilenebileceğine inanıyoruz" şeklindeki görüşlerini paylaştı. 
"Gayrisafi milli hasılayı 1 trilyon doların üzerine çıkarma hedefi" 
AK Parti'nin iktidarda kalması durumunda 8-10 yıl içinde nasıl bir  Türkiye beklenmesi gerektiğine ilişkin soru üzerine Arınç, 2023 hedeflerinin  genel olarak mali bir plana dayanarak değerlendirilmesinin uygunluğunu anlattı. Arınç, 2002'de 22 milyar dolar olan ihracatın 160 milyar dolara  çıktığını, bu rakamı 2023'e kadar 500 milyar dolara ulaştırmayı hedeflediklerini,  bu yüzden buna göre bir mali plan tasarladıklarını söyledi. Türkiye'nin gayrisafi milli hasılasını 1 trilyon doların üzerine  çıkarmayı planladıklarına işaret eden Arınç, "Bu hedeflere ulaşacağımızdan  eminiz. Bundan eminiz, çünkü ülke çok kötü bir durumdayken hükümeti devraldık ve  bugünkü başarıyı yakaladık. Şimdi çok iyi bir konumdayız ve bunu daha da ileriye  götüreceğimize inanıyoruz" ifadesini kullandı. Arınç, birçok yıldan sonra ilk defa Türkiye'de tek haneli işsizlik  oranlarına şahit olunduğunun, 2023'e kadar işsizlik oranını yüzde 5'e veya daha  aza indirmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. 
"Bu çelişkiden biz sorumlu değiliz" 
Başkanlık sistemine ilişkin "Böyle bir değişimi nasıl algılıyorsunuz"  sorusunu Arınç, "Cumhurbaşkanımız o sistemi istiyor ve bunu her vesileyle dile  getiriyor. Bu yüzden başka yorum yapmaya lüzum yok. Türk kamuoyu bizim için oy  verirse ve partimiz daha fazla sandalye elde ederse sözümüzü yerine getireceğiz:  Yeni, çağdaş, sivil ve demokratik bir anayasa" şeklinde yanıtladı. Arınç, yeni bir anayasa tasarlarken Türkiye için en iyi sistemi  araştırdıklarını belirterek, "Anayasayı Meclis'te uzlaşmaya dayalı şekilde  hazırlamak istiyoruz. Aslında Türkiye'de ilk kez bir cumhurbaşkanı doğrudan halk  tarafından seçildi. Cumhurbaşkanı ilk turda halk tarafından seçildi ama Meclis  tarafından seçilen önceki cumhurbaşkanlarıyla aynı hak ve yetkilere sahip. Bu  çelişkiden biz sorumlu değiliz. Yeni anayasada bu konuyla ilgili düzenlemeler  yapacağız" ifadelerini kullandı. 
"AB'nin kurulmasının asıl gayesi ne" 
"Türkiye'nin AK Parti yönetiminde Avrupa değerleri ve ideallerine  uygun olmadığını" söyleyen Avrupalı gözlemcilere cevabının sorulması üzerine  Arınç, bunun her zaman tartışma konusu olduğunu kaydetti. Arınç, yeni Türkiye değerlerinin AB ile uyumlu olup olmadığına ilişkin  eleştirel soruları sıkça duyduklarını bildirdi. Bunun, Türkiye'nin AB üyeliği  hususunda istekli olmayanların iddiası olduğuna dikkati çeken Arınç, şu  değerlendirmeyi yaptı: "Bize, 'Siz Müslümansınız ve bu bir Hristiyan kulübü, öyleyse neden  buradasınız' diyorlar. Biz de şöyle cevap veriyoruz: 'Demokrasi ve hukukun  üstünlüğüne inandığınızı biliyoruz. Farklılıkların bir arada olabileceği ve  demokratik değerlerin sürdürülebileceği gerçeğinin farkındasınız. Bu yüzden AB'ye  katılmak istiyoruz. Eğer bunlar geçerli değilse AB'nin kurulmasının asıl gayesi  neydi? Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine rezerv koyan Almanya, Fransa ve Güney  Kıbrıs Rum Yönetimi gibi sadece bir avuç ülke var. Tüm itirazları tamamen siyaset  ve iç politikalarla bağlantılı. Hepimiz Yunanistan'daki durumun farkındayız. İzlanda kısa süre önce  adaylığını geri çekti. Norveç ve İsviçre üye devletler değil. AB'nin önemli  sorunları var. Onlara, 'Türkiye AB için yük olmayacak, AB'nin yükünü  paylaşacağız' diyoruz." 
"AB adil olmalıdır" 
Arınç, 2005'ten bu yana AB ile yürütülen müzakerelerde önlerine  sürekli engeller konulduğuna işaret ederek, bunun sonucunda Türkiye'de AB'yi  destekleyenlerin sayısının azaldığını anlattı. AB'nin hukuk ve demokrasi standartlarında öncü olduğunu, Türkiye'nin  de bu standartları yakalamayı hedeflediğini bildiren Arınç, "Ancak AB adil  olmalıdır. Eğer AB bu yaklaşımı göstermezse o zaman Türkiye AB'nin ön yargılı  olduğuna hükmedecektir" ifadesine yer verdi. 
"Bir gün AB üyesi de olacağız" 
"Türkiye'de 2002'den beri uygulanan yönetim modelinin Arap  ülkelerindeki sıradan vatandaşın hoşuna gittiğini düşünüyor musunuz? Eğer öyleyse  neden bu model taklit edilmedi" şeklindeki soruya Arınç, "Çoğunluğu Müslüman olan  nüfusuyla Türkiye'nin, demokratik ve laik bir devlet olduğu kesin ayrıca iyi bir  model olduğuna inanıyoruz. Bu model kabul görseydi bundan mutlu olurduk. Bazı  ülkeler reformlar yapabilir ve bu tarz bir modeli benimseyebilir. Yine de bunu  ihraç etmek gibi bir niyetimiz yok" yanıtını verdi. Arınç, iyi bir model olduklarını, ülkenin iyi yönetildiğini ve  başarıyı yakaladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:"Bir gün AB üyesi de olacağız. Dahası, İslam ülkelerinin çoğu  Türkiye'yi kendileri için bir model ve bir temsilci olarak kabul ediyor. Arap Baharı yahut dışarıda gözlemlenen diğer olaylar meydana  geldikleri ülkelere mahsustur. Sosyal yapıları ve rejimleriyle ilgilidir.  Başarılı olup olmadıkları kendi toplumları açısından değerlendirilmelidir. Bunlar  Türkiye'deki olaylarla benzer değildir ve ülkemiz bu olaylar karşısında  tarafsızdır. Başka bir deyişle bu ülkelerin başarılı olup olmadıkları kendi iç  yapılarıyla alakalıdır. Bunların bizimle ilgisi yoktur. Biz demokrasiyi her şeyden önde tutarız ve bundan başka bir modele  destek vermeyiz. Bir örnek vermek isterim: Bir siyasetçi olarak kapatılan dört  partide hizmet verdim.  Ancak AK Parti açtığımız yolda ilerledi ve halkın  oylarıyla iktidara geldi. Seçimler dışında başka araçlarla iktidara gelinmesini  onaylayamayız. Halka fikirlerimizi şiddetle yahut zorla empoze etmeyi  asla  düşünmedik." Arınç, milli irade ve katılım anlayışını barındıran demokrasinin tek  istikametleri olduğunun altını çizerek, bu sayede 13 yıldır güçlü bir iktidar  partisi şeklinde yollarına devam ettiklerini aktardı. 
"Demirtaş'ın açıklamaları son derece yanlış" 
Çözüm süreci ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "AK  Parti'ye güvenmedikleri" yönündeki açıklamalarına ilişkin soru üzerine Arınç, şu  görüşlerini dile getirdi: "Demirtaş'ın açıklamaları son derece yanlış ve ben bunları  eleştirmiştim. Uzlaşma sürecinde iş birliği yapacaksak birbirimize güvenmeliyiz.  Hükümete güvenmediğini söylersen o zaman bu, bizi kandırıyorsun demektir. Ama ben  HDP'ye inanmak zorundayım. Bu süreçte iş birliği yapacaksak başka bir seçeneğimiz  yok. İkinci olarak oyların yüzde 50'sini almış bir partiyiz. Bu, iki  kişiden biri bize güveniyor demektir ve bize büyük bir sorumluluk yüklemektedir.  Türkiye için bu kronik sorunu yalnızca AK Parti çözebilir. 12 yıldır  başarılarımız Türkiye için bir mucize gibi olduğundan hem Türk hem Kürt halkı  buna inanıyor. Ayrıca terörün kökü kazınırsa Türkiye daha güçlü olacaktır, milli  dayanışma ve kardeşlik kuvvetlenecektir." Arınç, AK Parti'nin, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde ilk sırada  yer aldığını anımsatarak, "AK Parti ve HDP dışında başka başarılı parti yok. CHP  ve MHP oralarda oy alamıyor. Kürt halkı bize, HDP'ye güvendiğinden daha fazla  güveniyor. Dahası Kürt nüfusun az olduğu bölgelerde de her zaman lider parti  olduk. Bu yüzden halkımız, icraatlarımızın doğru olduğuna ve Türkiye'nin bu  kronik sorununun bizim liderliğimizde çözüleceğine inanıyor" değerlendirmesine  yer verdi. Arınç, bu sürecin, HDP'ye bakılmaksızın olumlu şekilde sonuçlanacağını  belirterek, buna inandıklarını bildirdi. 
"Hükümetimiz Kürt halkını ve dilini tanıdı" 
Kürt halkının kendilerine güvendiğinin altını çizen Arınç, şu  ifadeleri kaydetti: "Çünkü Hükümetimiz iktidara gelmeden önce Türkiye'de onların varlığı  reddediliyordu. Kürtçe dil olarak kabul edilmiyordu. Kürtçe konuşmak veya kitap  yazmak, Kürtçe şarkı söylemek veya albüm yapmak yasaktı. Hatta annelerin  hapishanede çocuklarıyla Kürtçe konuşması bile yasaktı. Başka örnekler de  verebiliriz... Hükümetimiz Kürt halkını ve dilini tanıdı. Bizim dönemimizde kendi  dillerinde konuşmaları ve yazmalarına izin verildi. Kürt diline saygı duyuyoruz,  televizyon kanalları, kurslar açtık ve Kürtçe eğitime imkan verdik. Anayasa'da  belirtilen bütün hakların korunmasını sağladık. Bütün bunları insan hakları  kapsamında görüyoruz." Arınç, Anayasa'da değişiklik yaptıklarını ve yeni yasalar  getirdiklerini anlatarak, hükümetin idari kararlarının, Kürt halkının gündelik  hayatını geliştirdiğini ve huzuru sağladığını bildirdi. Bütün sözleri tuttuklarını ve 6 demokratikleşme paketi çıkardıklarını  hatırlatan Arınç, bu yüzden Kürt halkının, AK Parti'nin, HDP'den daha samimi,  içten ve sözlerine bağlı olduğunu bildiğini vurguladı. 
"Hizmet vermediğim makam yok" 
Siyasetçi olarak nasıl hatırlanmak istendiğine ilişkin soru üzerine  Arınç, "Biz siyasetçiler, iyi bir itibarımız olursa ve arkamızda güzel anılar  bırakırsak mutlu oluruz" görüşünü paylaştı. Arınç, 40 yıldan uzun bir süredir siyasetin içinde, 20 yıldır da  TBMM'de yer aldığına işaret ederek, grup başkanı, grup başkanvekili, komisyon  üyesi ve milletvekili olduğunu ifade eden Arınç, şu görüşleri açıkladı: "Hizmet vermediğim makam yok. Beş yıl meclis başkanlığı yaptım ve 6  yıldır hükümet üyesiyim. Her zaman prensiplerime bağlı kaldım ve dürüst siyaset  yapmaya çalıştım.  Her konuşmamın arkasındayım. Her zaman neye inandıysam veya  güvendiysem onu söyledim ve yaptım. Ayrılırken insanların şöyle söylediğini  duymaktan mutlu olurum. 'Dürüst, iyi bir insandı. Haksız kazanç sağlamadı veya  haksız yere başkalarını kayırmadı'. Bu şekilde hatırlanmak isterim. Haksız  kazancı veya siyasetten gelir sağlamayı asla hedeflemedim. Maaşımdan başka  gelirim yok. En önemli mirasım büyük ihtimalle 'ilkeli, cesur, kararlı ve dürüst  siyasetçi' namım olacaktır." 
 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.