banner391
banner405

'Kürtler karanlıkta yürümeye alışkın ya siz?'

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Diyarbakır’da gerçekleştirdiği grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Yeni yaşam Rojava'da doğdu, büyüdü ve orada filizlendi. Bu program burada da direnecek ve kazanacak. Bütün Türkiye halklarının öncü kılavuzu olacak” dedi

'Kürtler karanlıkta yürümeye alışkın ya siz?'

banner404
HDP grup toplantısını Diyarbakır’da gerçekleştirdi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi toplantı salonunda düzenlenen grup toplantısına HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP’li milletvekilleri, bölge belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı. Yüksekdağ, dün çıkan olaylarda hayatını kaybeden iki kişiyi kast ederek, vahşetin yaşanmaması durumunda iki gencin de yanlarında olacağını söyledi. Yüksekdağ, "Ortaya koydukları direnişin kurşunla yanıtlanmasının tek sebebi buydu. Gençliğin gelecekte ve siyasette söz sahibi olma istekleriydi. İki gündür HDP grubu olarak Diyarbakır'dayız. Yaşananlara dikkat çekmek, şiddete ve savaşa dur demek için grup toplantımızı Diyarbakır'da yapma kararı aldık" diye konuştu.
 
  Bu topraklarda, zulüm ve yıkım siyaseti izlendiğini savunan Yüksekdağ, şu ifadeleri kullandı:
 
  " Bu zulmün karşısında ısrarla ve inatla yine barış diyoruz. Dün katledilen kardeşlerimiz, halkımız da bunları demişti, barış ve demokrasi. Bu sesi boğamayacaklar bu iradeyi kıramayacaklar. Neye başvururlarsa icat edilmemiş hangi şiddet enstrümanını kullanırlarsa kullansınlar bu iradeyi yıkamayacaklar. Bu halka karşı özel bir hukuk uygulanıyor. Siyasi iktidara sorarsanız, bu uygulamaların hiç bir karşılığı ve tanımı yok. OHAL mi ilan ettiniz hayır. Sıkıyönetim mi hayır diyorlar. Memleketi ikiye böldünüz özel bir hukuk uyguluyorsunuz, hayır diyor. 
 
  Bu sözü Ankara'nın merkezinde söyledik burada da söylüyoruz. Burada Türkiye Cumhuriyeti devleti halkının bir kesimine Kürtlere karşı özel bir hukuk uyguluyor ve özel savaş uyguluyor. Türkiye halkı bu gerçeği sırtını dönerse herkes kaybeder."
 
  "ÖZYÖNETİM TÜRKİYE’YE AÇILMIŞ YENİ BİR KAPIDIR"
  Kendilerine aylardan bu yana tekçi diktatörlük rejimi tesis etmeye yarayacak bir rejim değişikliğinin dayatıldığını iddia eden Yüksekdağ, "Zorla baskı ile şiddetle. Bunun karşısında bir demokrasi programı bir yeni yaşam programı var. HDP ve Kürt siyasetinin bir yeni yaşam gücü var. Burada zalimler tarafından tek adam tarafından yönetilmek yok. Bu programda onuruyla başı dik anlı açık halkın doğrudan kendisini yönetebileceği bir siyaset önermesi var. Bugün özyönetim diye ifade edilen tam da budur. Bu Türkiye'ye açılmış yeni bir kapıdır. Artık 2015-16'da bütün dünya devletleri uzayda evrende yaşama arayışı dert etmişken bizler de demokrasiyi dert edinmeyi söyler bu program. Bizler yeni yaşamın nereden doğduğunu çok iyi biliyoruz. Gerçeğin peşinde gidiyor. O yeni yaşam Rojava'da doğdu, büyüdü orada filizlendi. Bu program burada da direnecek ve kazanacak. Bu program bütün Türkiye halklarının öncü kılavuzu olacak. Halkın doğrudan kendi kendisini yöneteceği, kendi dilini kültürünü özgürce yaşayabileceği, katı merkeziyetçi rejim karşısında yenilenme gücü olabileceği bir program için direniyoruz. Bu bir direniştir aynı zamanda. Özyönetim talep eden halkın direnişinde olduğu gibi bu aynı zamanda direne direne kazanacağımız yeni yaşam formudur. Demokrasinin özgürlüğün galebe çalmasını istiyorsak bunu bize vermeyecekler alacağız! Daha fazla demokrasi mevzilerimizde direneceğiz. Türkiye'nin geleceği ve yeni bir yaşam için bu zulüm ile ölüm karanlığı içinde ışık olmaya çalışan bütün halkımızı selamlıyorum. Özünüzü karartmaya çalışanlara direnen bütün halklarımızı canlarımızı selamlıyorum" şeklinde konuştu.
 
  "200 BİN İNSANIMIZ GÖÇ ETTİRİLDİ"
  7 Haziran'dan bu yana 309 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Yüksekdağ, şöyle dedi: 
  "Çatışma dönemi boyunca 675 kişi yaşamını yitirdi. Yine geride bıraktığımız süreç içerisinde 18 kent merkezinde 54 kez sokağa çıkma yasakları ilan edildi. Şimdiye kadar 83 sivil yurttaşımız yaşamını yitirdi katledildi. Sokağa çıkma yasakları o mahalledeki halkımızı etkilemiyor. Bir milyon 300 bin insan sokağa çıkma yasaklarının hedefi haline getirildi. Neredeyse bazı Avrupa ülkelerinin nüfusuna yakın bir sayıdır. Bizim araştırmalarımıza göre 200 bin insanımız göç ettirildi. Bu son 7-8 aylık dönemin bilançosudur. Bu yönetimin istikrarsızlıkta ve şiddette bir istikrar yarattığının açık bir tablosudur. Bu rakamlardan bahsetmiyorlar. Bu tabloyu görmezden geliyorlar. Ama bizler bu gerçeğin tam içindeyiz. Siyasi iktidar çıkıp bunların hesabını vermesi gerekirken, 'Daha fazla operasyonlar yapacağız, sokak sokak, ev ev operasyon yapacağız' demek dışında bir politika üretmiyor. Neden çağrılıyor öğretmenler çünkü Cizre ve Silopi'de büyük bir katliam yapıyorlar. Bir kitle katliamına hazırlanılıyor. Hani orada uzakta bir yer başka bir ülke vardır. Kontrol edemediğiniz savaşlar var ve siz kendi yurttaşlarınızı çağırırsınız. Türkiye'deki siyasi iktidar bu topraklara zaten başka bir ülkeymiş gibi davranıyor. Ama birileri çıkıp burası başka bir ülke dediğinde kıyamet koparıyorlar. Devlet kendi personelini geri çağırarak buraya başka bir ülke muamelesi yaptı. Burayı Türkiye'nin geri kalanından böldü. Bu açıklamanın başka bir izahatı yok."
 
  Çok büyük bir katliamın hazırlığının yapıldığını iddia eden Yüksekdağ, "Ne için yapılıyor bütün bunlar, en azından soru sorma kabiliyetini yitirmesin bu topraklar. Şu anda bütün iletişim kanalları büyük bir manipülasyon yapıyor. Bu yıkım siyasetinin el ele omuz omuza verilerek durdurulması gerekiyor. Bizler halkımızla birlikte ana muhalefetin görevini de üstlenerek bu gerçeği açıklamaya ve buna dur demeye çalışıyoruz. Ama artık bütün demokrasi güçlerinin buna ses vermesi gerekiyor. Eğer bu topraklarda yükselen demokrasi mücadelesine ses verilmezse ışıklar kesilecek, bütün ışıklar kesilecek. Kürt halkı karanlıkta yürümeye alışık, ama sevgili Türkiye halkları, batı toplumu siz karanlıkta ne yapacaksınız? Bu karanlığa dur demezsek, batıdaki halkımızı büyük bir karanlığa boğacaklar. Herkesin Kürt halkı gibi karanlıkta yol alma dirayeti olmayabilir. Bu noktaya gelmemek için, ışığımızı çoğaltmak zorundayız. Hepimizin demokrasi ışığına, barış ve demokrasi ışığına hepimizin sahip çıkması gerekiyor" dedi.
 
  Şiddet ortamında halkın önüne iki sandık koyulmak istendiğini savunan Yüksekdağ, şöyle devam etti:
  "Yeni anayasa tartışması yapmanın en ufak zemini yok. Siyasi iktidarın bunu oluşturması gerekiyor. Öcalan'ı tecride aldılar, görüşmeleri kestiler. Bugün yeni anayasa isteniyorsa demokratik anayasa masası kurulmalı. Müzakere masası kurulmadan gerçek bir anayasa çıkmaz. Demokratik Türkiye anayasası istiyoruz. Artık bu halka ölümü göstererek sıtmaya razı edemezsin. Bu halkın taleplerinin çıtasını zulümle, ölümle düşüremezsiniz. Aylardan beri ölümle isteklerin ve taleplerin demokratik ilkelerin çıtasını yerlere kadar düşürelim diyerek bu şiddet ortamı yürütülüyor. Ama kusura bakmayın halkımızı sizin o ilkel 'demokratik siyaset' algınıza mecbur ve mahkûm edemezsiniz. İleri demokrasi diyerek geri siyasete mecbur edemezsiniz. Hani hendek savaşları var diyorlar ya. Doğru ortada bir savaş var ama bu hendek savaşı değil, sandık savaşıdır. Hükümet şiddetle halkın önüne sandık koyuyor ve bizler buna teslim olmayacağız. Her şeye rağmen direneceğiz."
 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.