banner391
banner405

Kongrede start verildi

Akdeniz Üniversitesi Konaklı Kongre Merkezi, ilk ev sahipliğini Üniversitelerarası Kurul Toplantısı’na yaptı

Kongrede start verildi

banner404
KONAKLI’DA gerçekleştirilen Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) toplantısında konuşan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, üniversitelerin çözüm sürecine katkı koyması gerektiğini söyledi. Üniversitelerarası Kurul Toplantısı'nın 213'üncüsü, Akdeniz Üniversitesi'nin (AÜ) ev sahipliğinde AÜ Konaklı Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, çözüm sürecinde üniversitelerin de rol alması gerektiğini anlattı.
‘BİR TEK TOPLUMSAL BARIŞ EKSİK’
Türkiye'nin önemli bir dönüm noktasından geçtiğini belirten Prof. Dr. Çetinsaya, şöyle dedi: "Son 200 yıllık Türkiye tarihinin dönüm noktalarından birini yaşamaktayız. Bu ileride, geriye dönüp bakıldığında daha iyi anlaşılacaktır. Ülkemizin iktisadi, siyasi, kültürel göstergelerine baktığımızda Türkiye'nin 21'inci yüzyıldaki hedeflerine, 2023 hedeflerine ulaşmasında, küresel ve bölgesel bir güç olmasında neredeyse her şey hazırdır. Tabiri caizse helvayı yapmak için bütün malzeme hazırdır. Bir tek malzeme eksiktir o da toplumsal konsensüs, toplumsal uzlaşma, toplumsal barış veya ülkü birliği, amaç birliği dediğimiz faktördür, malzemedir. İnşallah bu çözüm süreciyle girdiğimiz yolda son malzemeyi de elde edebilirsek, ülkemizin hedeflerinin açık olduğunu görebiliyorum."
‘ÜNİVERSİTELERİMİZ BU SÜREÇTEN İSTİFADE ETMELİ’
Üniversitelerin de yükseköğretim camiasının da bu sürecin bir parçası olması ve süreçten etkilenmesi gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Çetinsaya, "Bu sürece katkıda bulunmalıyız. Hem de bu sürecin sonuçlarından üniversitelerimizi istifade ettirmeliyiz. İki yönlü bir mekanizmada çalışmalıyız. Bu sürece katkı koymamız bizim öncelikli olarak, vatandaş olarak görevlerimizdir. İkinci olarak aydınlar, entelektüeller olarak, üçüncü olarak üniversitelerimizin fonksiyonları gereği önemlidir. Üniversitelerin topluma hizmet fonksiyonu da vardır. İşte bütün bunlarla üniversitelerimiz bu süreçte bir rol oynamalı" diye konuştu.
‘GEÇMİŞTE TEZ HAZIRLAYANLAR CEZALANDIRILDI’
Geçmişte üniversitelerin bu konuda geride kaldığını, çekingen durduğunu belirten Prof. Dr. Çetinsaya, "Bu konuda doktora yapanların, doçentlik tezi hazırlayanların cezalandırıldığını, başlarına her türlü belanın geldiğini gördük. Doğal olarak meslektaşlarımızda ve bizde çekingenlik oluşmuştur. Ama bugün artık farklı bir Türkiye'deyiz, farklı bir dünyadayız. Bizler bunları araştırma konusu yapmalı, tekrardan sınıflarımıza taşımalıyız diye düşünüyorum" dedi.
‘KAMPÜSLER SÜRECİN PARÇASI OLABİLİR’
Üniversitelerin çözüm sürecine hem söylem hem işleyiş hem de toplumsal olarak katkıda bulunabileceğini dile getiren Prof. Dr. Çetinsaya, "Bu sürecin bir parçası bizim kampüslerimiz olabilir. Çalıştayların, toplantıların, bilimsel araştırmaların konusu haline gelebilir. Ama bizler bulunduğumuz illerdeki tartışmaların, mekanizmaların bir parçası olabiliriz. Öğrencilerle olan diyaloglarımızda bunu da gündeme almalıyız" ifadelerini kullandı.
‘ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMALIYIZ’
21'inci yüzyılda Türkiye'nin önünü açacak olan üniversitelerin kamu-toplum işbirliğini yürütüp, en ileri seviyeye ulaştırması gerektiğine değinen Prof. Dr. Çetinsaya, "Ulaşacağımız toplumsal barış süreci üniversitelerimizin de bilimsel araştırmaların da önünü açacaktır. Üniversitelerimiz de bu sürecin parçası olmalıdır. Hep birlikte bizler de Türkiye'nin bu büyük dönüşüm noktasında elimizi taşın altına koymalıyız. Nasıl Türkiye'miz normalleşiyorsa, yüz yıllık, iki yüz yıllık bagajlarından kurtuluyorsa, bizler de artık normalleşmeliyiz, dünyanın çağdaş üniversitelerine dönüşmeliyiz" diye konuştu.
AÜ'DEN TÜRKİYE'DE BİR İLK DAHA 
Dünyada 'nükleer fiziğin' en temel deneylerinden biri olan 'gama ışınları ile atom çekirdeğinden nötron ve proton koparma' deneyi, Türkiye'de ilk defa Akdeniz Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Dünyada ilk kadavradan rahim nakli, Türkiye'de ilk çift kol ve ilk yüz nakillerini yapan Akdeniz Üniversitesi, fen bilimleri dalında da önemli bir başarıya imza attı. AÜ Fen Fakültesi Fizik Bölümü ile Nükleer Bilimler Araştırma ve Uygulama Merkezi öğretim üyeleri 'gama ışınları ile atom çekirdeğinden nötron ve proton koparma' deneylerini Türkiye'de ilk defa gerçekleştirmeyi başardı. Deney dün Üniversitelerarası Kurul Toplantısı'nda AÜ Fen Fakültesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Boztosun tarafından açıklandı. AÜ Konaklı Kongre Merkezi'ndeki ÜAK toplantısı öncesinde konuk rektörlere deney hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Boztosun, deneyi kendi makine-teçhizatları ve kendi hazırladıkları hedef çekirdekler ile yaptıklarını aktardı.
SİMYACILARIN HAYALLERİ
AÜ Hastanesi'nin hibe ettiği klinik elektron çizgisel hızlandırıcısı ile alüminyum, bakır, çinko, titanyum, kalay, kurşun ve kadmiyum gibi örnekleri ışınladıklarını dile getiren Prof. Dr. Boztosun, “Işınlanma sonrası eskiden beri simyacıların düşlerini süsleyen atom elementlerinin dönüşümleri, alüminyumun magnezyuma, bakırın nikele, çinkonun bakıra ve galyuma, titanyumun skandiyuma, kalayın indiyuma, kurşunun talyuma ve kadmiyumun gümüşe dönüşümleri gerçekleşmiştir" dedi. Deneyde ayrıca, bu dönüşümlerin yan ürünü olarak pozitron formundaki küçük miktarlarda anti-madde oluştuğunu vurgulayan Prof. Dr. Boztosun, yeni oluşan atom çekirdeklerinden yayılan gama ışını, madde (elektron) ile anti-maddenin (pozitron) birleşiminden çıkan saf enerjinin, germanyum gama ışını dedektörü ile tespit edildiğini belirtti. Prof. Dr. İsmail Boztosun, deneyde atom çekirdeklerinin her birine ait karakteristik enerji seviyelerinin gözlendiğini ve bunların oluşumlarının yüksek güvenirlilik derecesinde ispatlandığını da aktardı. Dünyada 1970'lerden beri süregelen fotonükleer reaksiyon deneylerinin ülkemizde de yapılabileceğini gösteren bu büyük başarılı deneyin gelecekte yakalanacak başarı silsilesi için bir ilk adım olarak görülebileceğini dile getiren Prof. Dr. Boztosun, Türkiye'de ilk kez yapılan bu işlemin dünyada ABD ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde uygulandığını kaydetti.
‘BULUŞ DEĞİL BİLİMSEL BAŞARI’
Türkiye'nin ilk fotonükleer reaksiyonu deneyini 14 kişilik ekibiyle 8 ay gibi bir sürede yapan AÜ Fen Fakültesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Boztosun, çalışma hakkında bilgi verdi. Yapılan işin bir buluş değil bilimsel bir başarı olduğunu belirten Prof. Dr. Boztosun, “Nükleer reaksiyonlar ilk kez 1909'da, fotonükleer reaksiyonlar ise ilk kez 1970'de yapıldı. Bu çalışmanın önemi şu, biz kendi ülkemizde kendi bilim insanımızla kendi makine teçhizatımızla ilk kez fotonükleer reaksiyon yapmış olduk" dedi.
ELEMENTLER BİRBİRİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
AÜ Hastanesi'nde kullanım ömrünü tamamlamış bir cihaz olan klinik elektron çizgisel hızlandırıcısını (e-linac) alarak modifiye ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Boztosun, “Yüksek enerjili gama ışınları elde ederek, bunları hedef çekirdeklere gönderip elementlerin birbirlerine dönüştürülebileceklerini göstermiş olduk. Bu sonuçlar literatürle oldukça uyumludur" diye konuştu.
‘YENİ PROJELERİN ÖNÜNÜ AÇACAK’
Yapılan deney sayesinde tıp ve tarım gibi birçok alanda yeni uygulama ve projelerin ülkemizde de geliştirilebileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Boztosun, “Tıpta örneğin radyasyon onkolojisinde hali hazırda kullanılmaktadır, tarımda zirai mücadelede, tohum ıslahı gibi verimliliği artıracak çalışmalar yapılmaktadır. Bu tür halihazırda kullanılan uygulamaları başka araştırma- geliştirme projeleriyle ülkemize kazandırarak yeni projeleri ortaya çıkarmayı amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı.
‘BİRÇOK ALANDA KULLANILABİLİR’
Türkiye'de de bu tür çalışmaların yapılabilmesinin ardından ise özellikle tıpta teşhis ve tedavi amaçlı kullanılan radyo izotopların üretimi aşamasına geçilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Boztosun, “Nükleer dediğimiz teknoloji jenerik bir teknolojidir. Siz bu amaç için geliştirmiş olduğunuz herhangi bir sistemi birçok başka alanda uygulayabilirsiniz. Amacımız ülkemizde bu tür inovasyona yönelik çalışmaları yapmaktır" dedi.
KADIN REKTÖRDEN GÜLSÜM ANNE'YE ÖDÜL
Antalya'da 5 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından felç geçiren 'Umut' adlı gencin bakımını üstlenen Gülsüm Kabadayı'ya, Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar tarafından 'Yılın Annesi' ödülü verildi. Üniversitelerarası Kurul Toplantısı için Alanya'ya gelen Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar ile Gülsüm Kabadayı, Konaklı Belediyesi'nde buluştu. Prof. Dr. Aygün Attar, Belediye Başkanı DP'li Abdullah Sönmez'in makamında karşıladığı Gülsüm Kabadayı'nın elini öperek, Giresun Üniversitesi Senatosu'nun mart ayı toplantısında 'Yılın Annesi' seçtiği Kabadayı'ya 'Senato Karar Örneği' ile 'Yılın Annesi Ödülü' plaketini verdi.
'RUS TELEVİZYONUNDA İZLEDİM'
Prof. Dr. Attar, Gülsüm Kabadayı'nın hikayesini ilk kez bir Rus televizyon kanalında izlediğini belirterek, çok duygulandığını söyledi. Daha sonra Gülsüm Kabadayı'ya bir mektup yazdığını dile getiren Prof. Dr. Attar, "Mektupta duygularımı ifade ettim. Gülsüm Anne'ye, devletlerin, diplomatların, siyasetçilerin ve akademisyenlerin yapamadığını yaptığını söyledim. 'Tüm Rusya bir Müslüman Türk kadınının bu onurlu, dünyada eşi ve benzeri olmayan davranışını konuşuyor' dedim. 'Tarih sizi yazacaktır' dedim. Sonra kendisini telefonla da aradım" diye konuştu.
'BEN GELİRSEM O ÇOCUĞA KİM BAKAR?'
Üniversitelerin sadece ders müfredatını öğretmekle yükümlü olmadığını kaydeden Prof. Dr. Attar, şöyle konuştu: "Bu olayı Giresun Üniversitesi Senatosu'nun mart ayı toplantısının gündemine taşıdık. Kendisi bunlardan haberdar değildi. Bu hikayeyi senato üyelerine ve 25 bine yakın öğrencime de anlattım. Bunun üzerine böyle bir karar aldık. Kendisini arayarak 'İlk defa bir üniversite bu unvanı vermiş olacak' dedim. Kendisini davet ettim. Cevabı yine kanımı dondurdu. 'Güzel Hocam, ben gelirsem o çocuğa kim bakar?' dedi. 'O zaman ben gelirim' dedim. Mayıs ayında gelecektim, ancak 'Üniversitelerarası Kurul Toplantısı için Alanya'ya gelince bu unvanı burada verdim. Daha sonra Umut'u da ziyaret edeceğim."
'İNSANLIK ÖLMEMİŞ'
Duygulu anlar yaşayan Gülsüm Kabadayı ise "Kelimelerin tükendiği yer işte burası. O güzel kelimeler karşısında Aygün Hoca'mı hep anne gibi gördüm. Öyle güzel sözleri hayatımda duymadım. Belediye Başkanımız Abdullah Sönmez de bana makam aracını gönderdi. ‘Ben bunları hak ediyor muyum’ diye düşünüyorum. Demek ki insanlık ölmemiş" dedi. Konaklı Belediye Başkanı Sönmez de Gülsüm Kabadayı'ya muz ikram ederek, üzerine düşen ne varsa yapmaya hazır olduklarını söyledi.
İMAMDAN REKTÖRLERE KİMYA DERSİ
Üniversitelerarası Kurul toplantısı için Alanya'ya gelen YÖK Başkanı ve yüzlerce rektör cuma namazı için gittikleri camide emekli imam Ahmet Ünver'in ilginç vaazıyla karşılaştı. Karşısında yüzlerce bilim adamı gördüğünü söyleyen imam, suyun moleküllerinden bahsederek ders verdi. Kongrenin öğle yemeği arasını fırsat bilen YÖK Başkanı İsmail Baştosun ve beraberindeki yaklaşık 100 rektör, cuma namazını kılmak için Kale Mahallesi'nde bulunan Bacaoğlu Camisi’ne gitti. Cami cemaatinin arttığını ve çoğunluğunun rektör olduğunu öğrenen emekli imam Ahmet Ünver, vaazında küçük bir değişiklik yaptı. Bildiği ile amel etmenin önemine değinen İmam Ünver, şöyle konuştu: "Görüyorum camimizde çok sayıda bilim adamı bulunuyor. İki insan düşünün. Bunlardan biri mektep medrese görmüş, ilim tahsil etmiş birisi. Bir bardak suyun içinde ne kadar mineral olduğunu biliyor. Hidrojen ve oksijenden oluştuğunu biliyor. İçinde ne kadar madde varsa sayabiliyor. Bir kişi de o bardak suyun içinde ne olduğunu hiç bilmiyor. Bilim adamı bu faydalı sudan hiç içmiyor. İçinde ne olduğunu bilmeyen kişi ise bu sudan içiyor. Şimdi size soruyorum. Bu sudan içen kişi mi bu sudan faydalanır? Yoksa bu suyun içinde ne olduğunu bilip de içmeyen mi faydalanır. Bunun cevabını varın siz verin" İmam bir başka örnek daha vererek şunları söyledi: "Yine iki şahıs yan yana oturmuş. Biri ilim sahibi diğeri köylü Mehmet Ağa. Kuran okumasını bilmiyor. Kuran’a saygısı var. Karşısında ayağını uzatmıyor, beş vakit namazını kılıyor. Diğeri ise Kuran-ı Kerim’i okumasını biliyor, manasını biliyor. Bu konuda ilim yapmış ancak gerektiği gibi tatbik etmiyor. Soruyorum size, bu kişilerden hangisi Kuran-ı Kerim'den istifade edebilir? Varın bunun cevabını siz verin."
İmam Ünver, hutbede bir başka örnek daha verdi. Ünver, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yine iki şahıs yan yana oturuyorlar, bir tanesi sigaranın içkinin, kumarın zararlarını çok iyi biliyor. Ancak hepsini yapıyor, içiyor. Bir tanesi de insan sağlığına zararlı olup olmadığını bilmiyor. Sadece camide hocaefendi bunların haram olduğunu söylemiş. Bu nedenle bunları yapmıyor, içmiyor. Soruyorum size, bunların hangisi bu zararlı şeylerden etkilenir?"
İlmin üç şeyle öğrenildiğini anlatan Ünver, sözlerine şöyle devam etti: "İlim adamlarının burada olduğunu bildiğim için söylüyorum. Bunlardan biri havası hamse ile yani beş duyu ile ilim öğrenilir. Diğeri akılla ilim öğrenilir. Bilim adamlarıyla bu iki konuda din adamları olarak iyi anlaşıyoruz ancak bir üçüncü nokta var. O da haberi sadıkla ilim öğrenilir. Haberi sadık ile ilim öğrenilir konusunda da bir anlaşabilirsek hiçbir sorun kalmayacak. Haberi sadık nedir? Kuran-ı Kerim’in ilham yoluyla Peygamber Efendimize geldiğidir. Biz bu Peygamberin ümmeti olduğumuzu söylüyorsak ki onu söylüyoruz. O zaman onun sünnetlerini yerine getirmek zorundayız."
Vaazın ardından cuma namazını kılan rektörler, camiden ayrılarak Kongre Merkezi’ne gitti.


banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.