banner391
banner405

Kılıçdaroğlu o hadisi şerif-i hatırlattı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuşuyor. Kılıçdaroğlu'nun Özgecan için siyah giyindiği gözlendi. Grup toplantısı Özgecan ve öldürülen kadınlar için 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı. Kılıçdaroğlu konuşmasında Peygamberimizin günümüz Türkiyesi'ni anlattığını söylediği bir hadisi şerif paylaştı

Kılıçdaroğlu o hadisi şerif-i hatırlattı

banner404
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin haftalık grup toplantısına katıldı. Grup toplantısına öldürülen Özgecan Aslan için siyah takım elbiseyle gelen Kılıçdaroğlu ayrıca salondakileri 1 dakikalık saygı duruşuna davet etti. 
Kılıçdaroğlu konuşmasında istatistiklerle ülkenin geldiği durumu özetledi. 
Konuşmasının bir bölümünde bir hadisi şerifi hatırlatan Kılıçdaroğlu bu hadisin günümüz Türkiyesi'ni anlattığını öne sürdü. 
Kılıçdaroğlu, "Sevgili peygamberimiz demiş. Çağların peygamberi söylemiş. "Öyle bir zaman gelecek rüşvet hediye adı altında alınıp verilecek ibret olsun diye gözdağı vermek için suçsuz kimseler öldürülecektir." Çağların ötesinden bu günün Türkiye'sini tanımlıyor sevgili peygamberimiz." ifadelerini kullandı.
İşte Kılıçdaroğlu'nun grup konuşmasından satır başları:
Herkesi Özgecan için ve şiddete uğrayan bütün kadınlar için, onların anısına 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum. 
Bir grup toplantısı yapıyoruz. Birden fazla konuya değineceğim. Nefes alamayan bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız. Yoğun bir baskının hissedildiği bir Türkiye bu. En baştan söylüyorum sakın ola ki hiç kimse ama hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Unutmayın bu ülkenin CHP'si var. 
Kadının değerini çok iyi biliyoruz. Çocuğu hastaysa anne de hastadır. Çocuğu ağlarsa anne de ağlar. Çocuk bu kadar değerlidir anne için. Bir vazgeçilmezdir çocuk. Kendi yemez yediri içmez ona içirir. Onu geleceğin umudu olarak görür. Bakar besler büyütür. Ninni söyler rahat uyusun diye. Gece hastalanırsa sabaha kadar bekler. Onun için demişler cennet anaların ayakları altındadır diye. Doğrudur... Ama gelin 21. yy Türkiyesine bakalım. Neden gereğini yapmıyoruz? Neden kadına önem vermiyoruz. 
Bir üniversite öğrencisi Özgecan. Okula gidiyor. Anne çocuğunu yetiştirmiş üniversiteye gönderiyor. Kendisinden daha iyi hayata sahip olacak kızı onu düşlüyor. İşi gücü olacak güzel evliliği olacak torunları olacak. Bu hayalleri kuruyor. Ama vahşice öldürülüyor. Beni düşündüren şu. Ölümü unuttuk nasıl ceza vereceğiz onu tartışıyoruz. Asıl tartışmamız gereken konu bu olayları nasıl engelleriz. Tutturmuşlar idam olsun. İdam olsa ne olur? Sorun çözülecek mi? Bu bir kişinin olayı değli. Türkiye nefes alamıyor. Yarı açık cezaevine döndü Türkiye. 
Kadına gereken önemi verdik mi? Desteği verdik mi? Acılarına ortak olduk mu? Hayır... Oturup düşündük. Düşündüler.. Söylediler... Kadın kaç çocuk doğuracak biri karar veriyor. Nasıl doğum yapacak ona karar veriyorlar. Nasıl giyinecek. Ona da karar veriyorlar. Sokağa hamile kadın çıkmasın. Zinhar kadın gülmesin. Ona da karar verecekler. Eğer siz bunu toplumun belleğine şırınga ederseniz bu tür cinayetleri engelleyemezsiniz. 
KADER'in eski genel başkanı demiş ki "Devletin her katında kadınları aşağılamaya sindirmeye erkekleri azmettirmeye yönelik politikalar uygulanıyor"... Yüzde yüz doğru. Sana ne kaç çocuk doğuracağından... Sana ne nasıl giyineceğinden. Sana ne... Özgecan toplumun vicdanı oldu. Ben pazar günü dedim ki biz ne dersek diyelim ateş düştüğü yeri yakar. Hep şunu dediler. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Acıların en büyüğüdür. Bunu yaşayan biri olarak söylüyorum. 
Ateş düştüğü yeri yakar doğrudur. Ama Özgecan'ın ateşi bütün ülkeyi yaktı. Bütün kadınlar ayağa kalktı. Toplum vicdanı kanıyor. O nedenle söylüyoruz. Bütün kadınlara sesleniyorum bu siyasal iktidar size nefes aldırmamaya and içmiş bir iktidardır. Bunu sakın unutmayın. Herşeye müdahale ediyorlar. Bırakın rahatlık olsun biraz. İnsanlar rahat rahat gezsinler. Huzur içinde gezsinler. 2002-2015 arasında öldürülen kadın sayısı: 5406... Evet tam bir katliam. Tam bir katliam. Bazı arkadaşlar soruyorlar. Bizde böyle bir istatistik yok diyor AKP'li bakanlar. Bereket versin STK'lar var insan hakları dernekleri var. Onlar bu gerçekleri paylaşıyor. Kadına dönük şiddet yüzde 1400 arttı. İlgili bakan diyor ki kadına karşı şiddet abartılıyor. Yüzde 1400 şiddetin olduğu senin bakanın tarafından dile getirilirse bunu abartı olarak dillendirmek ne kadar doğru? Üzerinde hepimizin durması gereken temel bir noktadır bu.
Dünya ekonomik forumu diye bir kuruluş var. Kadınlarla ilgili istatistik yayınlıyor. Bütün dünyayı izliyorlar. Türkiye son 10 yılda 20 basamak geriledi. Yani kadınlar 20 basamak geriye itildiler. Son 10 yılda... Efendim bunu niye dillendiriyorsunuz diyorlar. Bunlar uygar dünyanın rakamları. Ekonomik aktiviteye katılım açısından 142 ülke arasından 132. sırasındayız. İşgücüne katılım 128. sıradayız. Pek çok Afrika ülkesi çok çok önümüzde. Kadınlarımız yeniden düşünmeli. Totaliter bir yönetimin maliyeti nasıl yansıyor kadınlara? Evlerinden dışarı çıkmalarını yasaklar bunlar. Türkiye'yi kadınları o noktaya getireceklerdir. Bunlar kendileri söylüyor zaten. Aşama aşama bunu hayata geçiriyorlar. 
2007'den bu yana 183 kişi polis kurşunuyla öldü. 2007 diyorum çünkü o sene polise silah kullanma yetkisi verildi. 
Aramızda roman kardeşlerimiz var. Sorunu en yoğun yaşayan kesimdir romanlar. Hiç okula gitmeyen romanların sayısı yüzde 24. İlkokul mezunları yüzde 43. İlköğretim terk yüzde 21. Ortaokul mezunu y üzde 8, lise mezunu yüzde 2, üniversite mezunu binde 4, sigortalı çalışan sayısı yüzde 3 buçuk, kayıtdışı çalışan oranı yüzde 96... 12 yılda size hiçbir şey verilmedi. Ama ben size CHP genel başkanı olarak söz veriyorum. Sizin bütün sorunlarınızı çözmek benim namus borcumdur.
Kentsel dönüşümde Sulukule örneği can alıcıdır. Kent merkezindedir. Şehir dışında size bir yer yapacağız dediler. Apartmanlar kutu gibi. Sosyal donatı alanları bile yok. Oraya sürüldüler romanlar. Kentsel dönüşümü sizin arzu ettiğiniz gibi yapacağız bunun da sözünü veriyoruz. Niye biz parlamentoda yokuz diyor Romanlar. Romanların derdini birisi dile getirmeli. Onun da sözünü veriyorum. 
Sizi biraz geriye götüreceğim. Ecevit iktidarının son dönemleri ve AKP'nin iktidara gelişi. Bir ekonomik kriz vardı. Yazar kasalar atılıyor. Gecelik faizler yüzde 1000 oluyordu. Enflasyon yüksekti. Ecevit hükümeti geldi enflasyonu yüzde 30'lara düşürdü. Ciddi bir ekonomik program hazırladı. İdari bağımsız otoritler oluşturdu siyasetin müdahele etmemesinin altyapısını oluşturdu. BDDK Borsa, Kamu İhale Kurumu oluşturuldu. Orada ehil insanların görev yapması sağlandı. Merkez Bankasına da bağımsızlık verildi. Demokrasinin çok tanımı var. Birileri demokrası tanımını sadece seçimden seçime gidip oy kullanmak olarak anlatmaya çalışır. Demokrasi aslında bağımsız kurumlara siyasetin müdahale etmemesidir. Bu alan ne kadar genişlerse ülkeye huzur gelir. Çünkü o kurumların varlığı güvene altındadır. Sıcak siyaset oraya müdahale etmez. Demokrasiyi güçlendiri bu. Çünkü bilirler ki enflasyon ve işsizlik varsa mücadele edecek bir kurum vardır. Kamu ihalesi doğru yapılsın deniyorsa gereğini yapacak bir kurum vardır. Bunları Ecevit hükümeti yaptı. Ağır fatura ödedi ve siyasetten çekildi. Bunlar geldiler ama şunu söylediler. Manevi değerlerde çürüme var bunları güçlendireceğiz. Bunu yapmanın anahtarı yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele dediler. Vatandaş da güvendi buyurun dedi.
Yolsuzluk konusunda AKP'nin ciddi bir mücadele verdiğine inanan bir vatandaşım varsa istirham ediyorum beni bir arasın. Eğer yoksa hepiniz Haziran'da gideceksiniz. Sandığa gömün ve gitsinler. Hiçbir şey söylemeyeceğim bu konuda. Sadece bir şey söyleyeceğim. Sevgili peygamberimiz demiş. Çağların peygamberi söylemiş. "Öyle bir zaman gelecek rüşvet hediye adı altında alınıp verilecek ibret olsun diye gözdağı vermek için suçsuz kimseler öldürülecektir." Çağların ötesinden bu günün Türkiye'sini tanımlıyor sevgili peygamberimiz.
Yoksulluğu kaldıracağız diyorlardı yoksul sayısı 29 milyonu geçti. Türkiye istatistik kurumu veriyor bu rakamı. 29 milyon yoksul var diyor. Neden yoksulluk bitmedi. Çünkü yoksulluğu bitirmek için değil idare etmek için iktidar oldular. Vatandaşı kendilerine muhtaç hale getirmek için iktidar oldular.  4 yıl içinde yoksulluğu tarihe gömeeceğim. İnsanın insana kulluğunu bitireceğim. Sosyal devlet neyi gerektiriyorsa onu yapacağım. 
Yasaklarla mücadele edeceklerdi. Yeni yasaklar geliyor. Nereden nereye savruldu AKP. Ne adaleti kaldı ne kalkınması. Adaletten kaçanlar partisi oldu. Aldı kaçtı partisi oldu. Ayakkabı kutusu partisi oldu. 
Vatandaş mutlu mu diye anket yapıyorlar. Ciddi düşüş var mutlu insan sayısında. Bu rakamlar da devletin rakamları. Mutsuz adamlar depresyon ilacı alıyor. Araştırmalara göre her 4 vatandaştan birisi depresyonda. Antidepresan kullanılan ilaç sayısı 2008'de 17 milyon kutuydu. Bugün... 37 milyon kutu... Bu rakamlar bizim rakamlarımız değil. Memlekette bir huzursuzluk var. Onu baskılamaya çalışıyorlar bu yasalarlar. Olur ya itiraz ederler diye durdurmaya çalışıyorlar. Gelen yasa tasarısının amacı bu. Yoksa vatandaşın molotof atacak eline silah alıp cinayet işleyecek hali yok. 
İşsizlik... Yeni rakamlar açıklandı. İşsizlik patladı. 5 buçuk milyon genç işsiz. Ne yapıyorlar? İşsizliği önleme çabası yok. Ne yapıyorlar? Avrupa'ya diyor ki işsiz varsa gelsinler Türkiye'de iş vereceğiz diyorlar. Emin olun Aziz Nesin'in bile aklına gelmezdi bu espiri. Ama bunlar yapıyor. Şimdi yeni bir kanun getirmişler. 77 milyona sesleniyorum. İyi bilin. Yurt dışından insan getirecekler Türkiey'de çalışsın diye. Mimar mühendis doktor ebe hemşire. Sanki Türkiye'de herkese iş buldular dışardan getiriyorlar. Allah bilir bundan komisyon alacaklar. Malum bu işi çok iyi bilirler. Öyle bir tabloya geldik ki toplumda derin çürüme var. Boşanma sayısı doğum yüzdesini geçti. Her beş evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. Bir evde huzur varsa tencere kaynıyorsa neden boşansınlar? Demek ki toplumu derinden sarsan bir olay var. 
Bunları niye yaptılar? Manevi değerleri güçlendireceklerdi sözde. Ceplerini güçlendirdiler vatandaşı perişan ettiler. Araştırma yapılmış. Aile ve Sosyal araştırmalar genel müdürlüğü yapmış. Boşanmaların üç sebebi çıkmış. Ekonomik sebep... Onlar söylüyor. Şiddet görme. Kadın şiddet görüyor. Adam işsiz gelip intikamını kadından alıyor. Aile arası geçimsizlik üçüncü neden. Vatandaş borç batağında. 
İçinde bulunduğunuz tablo nedir onu bir görün diye rakamlar vereceğim. Devletin rakamları bunlar. Vatandaşların bankalara borcu: 2002'de krizin olduğu dönemde 6 milyar 605 milyon lira... 2014... 353 katrilyona çıkmış. Bu vatandaş ne yapacak? Ne yapacak? Bütün borçlu vatandaşlarıma sesleniyorum. Korkma! CHP'nin iktidarında benim başbakanlığımda bu borçlardan seni kurtaracağım. Hiç endişe etme. Ben bunun nasıl yapılacağını biliyorum.
Hane halkı 2003'te 13 milyar lira. 2013'te 312 milyar lira... 100 lira geliri olan 2003'te 5 buçuk lira borç ödüyordu. Şimdi 100 liranın 55'lirasını borç olarak ödüyor. Bunlar halk için değil yandaş için çalışıyor. Benim için yandaş yok vatandaş var. 
Geliri artan yok mu? Var. Ailelerin gelirleri 2003-2013... Yüzde 177 artmış. Borçları ise yüzde 2676 artmış. Gelir yüzde 177, borçlar yüzde 2676 artmış. Bu milletin sabrına hayranım gerçekten. Böyle bir tablo yaşatıyor bu iktidar. Hala bazıları diyor ki ben AKP'ye oy vereceğim. Oy verirsen yarın seni evinden de edecek.
Aileler ne kadar faiz ödedi? 36 buçuk milyar lira... Hani bunlar faize karşıydı haramdı ya. Aileler 36 katrilyon faiz ödedi. 
İşsizlik bütün kötülüklerin anası... İşsizlikle ilgili bunların ağzından bir cümle çıkmıyor. İşsizliği önleyeceğiz diyemiyorlar. Önleyemezler. Ama ben söz veriyorum halkın iktidarında işsiz bırakmayacağım. İşsiz olursa ne olur? Devletin rakamları.. 12 yılda en çok işlenen suçlar: "Hırsızlık dolandırıcılık ve yaralama..."
Hırsızlıktaki artış.. 2009-2013 arasında yüzde 288.. Sahtecilik yüzde 307... Zimmet işinde artış bunlar iyi bilir yüzde 540. Rüşvette artış ki bunlar ustasıdır yüzde 684.4... Öyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Hapisler doldu taştı. 2002'de hapiste 59429 kişi vardı. 2014'te 152 bin kişi hapishanede. Çoğu rüşvet zimmet yaralama ve sahtecilikten. 
12 yılda çocuklarımız uyuşturucu batağına sürüklendi. Okulların önünde peynir ekmek gibi satılıyor. Hükümet yok mu bu ülkede? Başbakanlık koltuğunda kim oturuyor? Başbakanlıkta oturan kimse yok ki? 23 Nisan çocuğu otursa önlemini alır. Polise talimat verir. Vatandaşı kurşunlayacağına git uyuşturucuyu engelle. 2009 ile 2013 arasında bir veya birden fazla sentetik madde kullanan çocukların sayısındaki artış yüzde 658,7... Uyuşturucu bağımlısı 38 061 kişi 2007'de... 2013'te 258 bin 441'e çıkmış. Bu ülkede hükümet var mı acaba?
Ey Kılıçdaroğlu diye bana sesleniyor. Kılıçdaroğlu söylüyor işte yapsana gereğini be adam. Çocukları bu bataktan kurtarsana. 
İşin özeti ülke iyi yönetilmiyor. Yönetim yok. Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetlerinin uygulamaya koydukları bütün politikalar çöktü. Ekonomi çöktü. Birbirlerini yiyorlar. İşsizlik bunun en temel göstergesidir. Beş buçuk milyon insan işsizse orada ekonomi politikası yok demektir. 
Sağlık politikası. Emekli kardeşelerime sesleniyorum. 10 milyon emekli kardeşim. Benim başbakanlığımda Ramazan ve Kurban bayramında birer maaş ikramiye alacaksın. Huzurlu Türkiye neymiş herkes görecek. Torun sevmek neymiş Türkiye görecek. Kurbanı rahat kesmek neymiş Türkiye o zaman görecek. Senin sorununu çözeceğim ben sözüm söz. 
Şimdi hastaneye gidiyorsun para. Eczaneye gidiyorsun para. Maaş alıyorsun maaştan kesilmiş. Gayet iyi biliyorum. Sağlıkta devrim dediler. Devrimi cepleri için yaptılar. Eğer bir devrim istiyorsan kesinti istemiyorsan yerin adresin belli CHP...
Petrol fiyatı 115 dolardan 55 dolara düştü. Benzin fiyatı düştü mü? Yüzde 55 düştü fiyat. Taksi şoförünün benzin fiyatı neden düşmüyor? Düşüremezler.. Çünkü bunlar Zarrab'ın önüne yatanlardır. Senin önüne yatan değil. 
Dış politika... Ne diyorlardı? Sıfır sorun diyorlardı. İzlediler bir politika şimdi komşu falan hak getire. Bütün hepsi düşman. 1 milyon 700 bin suriyeli Türkiye'de. Onlara iş verecekler. Şanlıurfa amele pazarında bekliyor. Kayıtdışı 60 liraya çalışacak. 10 saat çalışacak. Suriyeli diyor ki niye 60 lirayı ona veriyorsun ben 20 liraya çalışırım diyor. CHP'nin iktidarında Suriye ile sorunlarımızı çözeceğiz. 1 milyon 700 bin Suriyeliyi kendi ülkelerine göndereceğim ve benim ülkemin insanına iş vereceğim. 
Öyle bir ülke haline geldik ki cumhurbaşkanıyla başbakanla alay ediliyor. Ciddiyeti kalmadı bunların. Birisi diyor ki yalnız kaldık umrumda değil. Senin umrunda yeşil dolarlar var Türkiye umrunda değil ki.. Gençlere de söyledim. Umudumuz gençlere söyledim. Siyasete girin dedim. Bir söz daha veriyorum. Benim Başbakanlığımda CHP'nin iktidarında gençlik ve spor bakanlığı gençlere teslim edilecek. 40 yaşın üstünde bir kişi bile çalışmayacak. Tamamında gençler çalışacak. Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığında da en az yüzde 70 kadınlar çalışacak. Bir şey söylüyorsak sokak için değil devlet için söylüyoruz. Bunların hepsinin arkasında duracağız. 

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.