banner391
banner405

"Kahraman halkımız sayesinde ikinci basamağa geçemediler"

FETÖ'nün darbe girişiminde bulunduğu 15 Temmuz'da Boğaziçi Köprüsü'nde yaralılara yardım eden doktor Gümüştaş: "O gece ilk silah sesini duyup, mermilerin yanımızdan geçtiğini hissedip, yerde yatan yaralıları görünce daha önce savaş sonrası gönüllü görev aldığım Gazze ve Yemen gözümün önüne geldi. Acaba bizler de uzun yıllar benzer esareti ve süreci mi yaşayacağız diye düşündüm. Bunun olmaması için dua ettim. 15 Temmuz gecesi yaşananların adına darbe girişimi ya da terörist bir eylem demek, olayın boyutunu hafifletmekten başka bir şey değildir. Bu, ülkemizin işgali için ilk basamaktı ama kahraman halkımız sayesinde ikinci basamağa geçemediler"

"Kahraman halkımız sayesinde ikinci basamağa geçemediler"

banner404
FETULLAHÇI Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin  yaşandığı 15 Temmuz'un kahramanlarından Tekirdağ Kamu Hastaneleri Birliği Genel  Sekreteri, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Seyit Ali Gümüştaş, "O gece ilk  silah sesini duyup, mermilerin yanımızdan geçtiğini hissedip, yerde yatan  yaralıları görünce daha önce savaş sonrası gönüllü görev aldığım Gazze ve Yemen  gözümün önüne geldi. Acaba bizler de uzun yıllar benzer esareti ve süreci mi  yaşayacağız diye düşündüm. Bunun olmaması için dua ettim" dedi.Gümüştaş, yaptığı açıklamada, 15 Temmuz gecesi  yaşadıklarını anlattı. Erenköy'de arkadaşlarıyla birlikteyken darbe girişimini  öğrendiklerini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine abdest  alarak evden çıktıklarını aktaran Gümüştaş, sözlerine şöyle devam etti: "Yalnızca, olur da orada ölürsem kimliğim teşhis edilebilsin diye  nüfus cüzdanımı almıştım. Önce Kısıklı'da Cumhurbaşkanımızın evinin önünde  buluştuk. Cumhurbaşkanımızın evinde olmadığını öğrenince  zaman kaybetmeden  Kısıklı'dan köprüye yürüyerek geçtik. İlk aşamada önümüzde çok kalabalık yoktu  ama arkamıza baktığımızda her yaşta farklı tarzlarda insanlar sloganlar atarak  akın akın geliyorlardı. Köprüye yaklaştığımızda silah sesleri gelmeye başladı.  Üzerimizden alçak uçuşla savaş uçakları ve helikopterler geçti. Mermiler çok  yakınımızdan geçiyordu. Her ne kadar sosyal ve görsel medyada kısa süreli gözükse  de bu durum Sabah askerler teslim olana kadar devam etti. Bu arada etrafımda  yaralananlar olduğunu gördüm. Bir hekim olarak bir şeyler yapmam gerektiğini  düşündüm. Yolun karşısında Üsküdar Belediyesi'nin mavi şeritli ambulansını  gördüm. Kendimi tanıtarak görev yapmak istediğimi söyledim. Onlar da memnun  oldular ve bismillah diyerek işe başladım."
Önce yoğun olarak kurşun yaralanmalarının geldiğini, yaraları pansuman  edip kanamaları durdurmaya  çalıştıklarını dile getiren Gümüştaş, şunları  kaydetti: "Sonra hayati tehlikesi olan göğsünden vurulmuş bir hastayı Haydarpaşa  Numune Hastanesi'ne götürdük. Ambulans içinde görev yaptığımız esnada  ambulansımız da kurşunlardan nasibini almıştı ve bir mermi sol arka kapıdan  girerek ambulansın içine saplandı. İlerleyen saatlerde tank atışı sonrası ortalık  birden karıştı. O an herkes dehşeti yaşadı. Ağlayıp bağıran ve kendinden geçenler  oldu. Durakların olduğu yerden bacağı parçalanmış bir hasta ile gözünden ve  kafasından yaralanmış iki hastayı aynı anda hastaneye taşıdık. Yolda 112'yi  arayarak takviye istedim. Onlar da sonrasında öğrendiğim kadarıyla birçok ölü ve  yaralı vatandaşımızı sahadan almış. Döndüğümüzde iki vatandaşımızın tankların  önünde cansız halde uzun süre yattığını söylediler. Biz de büyük risk alarak  sirenleri açıp yola koyulduk. Ambulansın şoförü Kartal Akduman ve görevli sağlık  memuru İmdat Yıldız’ın cesaretine hayran kaldım. Yalan yok, tanklara doğru  giderken kelime-i şehadet getiriyorduk. Vardığımızda motosikletin yanında üzeri  bayrağımız ile örtülü vatandaşımız vardı. Onu ambulansa alır almaz tekrar seri  atışlar başladı. İkincisini almak o an nasip olmadı. Şehidimizi Haydarpaşa'nın  morguna aldığımızda orada farklı yaşlarda vücudunun farklı yerlerinden vurulmuş  temiz yüzlü şehitler gördüm. Görevliler kimliklerini tespit edip ailelerine  ulaşmaya çalışıyordu. Bu şekilde hafif-ağır yaralı olmak üzere 30'a yakın hastaya  müdahale ettik."
"Ölmek var dönmek yok' deyimini yaşıyorlardı"
Kendisini en çok etkileyen şeylerin başında, yaralananların kanamaları  devam etmesine rağmen alanı bırakmak istemeyişlerinin geldiğini vurgulayan  Gümüştaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tekrar tanklara doğru ilerliyorlardı. Bir kısmı özel motosiklet,  Otomobil ve minibüslerle hastanelere taşındılar. Risk alıp bu işi gönüllü  yapanlara hayran kaldım. Onlar da bu işin gizli kahramanlarındandır. Bir kısmı da  özellikle tank atışından sonra Sağlık Bakanlığı'na bağlı 112 ambulansları ile  taşındı. Sabaha karşı aynı yerde 3-4 ambulansın hazır bekletildiğine şahit oldum.  Benim en çok etkilendiğim diğer bir husus, insanların her yaşta ve düşüncede kalabalıklar halinde alana gelmesi, çok cesaretli olup silahlara, tank atışına,  alçak uçan uçaklara ve helikopterlere, yaralı ve ölülere rağmen alanı terk  etmemesidir. Adeta 'ölmek var dönmek yok' sözünü yaşıyorlardı.
Şunu da belirtmek  isterim ki saatler ilerledikçe özellikle tank atışından sonra insanlar bedenen ve ruhen yorgun düşmeye başlamışlardı. Düşünün ki saatlerce üzerine yaylım ateş  gelmiş, üzerinden alçak uçuş yapılmış, yakınlarında yaralılara ve şehitlere  şahitlik etmiş olmalarına rağmen halen çok iradeli davranıyorlardı. Asker elbiseli hainlerin teslim alınmasında ufak çaplı bir arbede yaşandığı doğrudur  fakat linç diye tabir edilebilecek bir Hadise yaşanmamıştır. Bu, orada vatanı için canlarını ortaya koyan masum vatandaşların kutsal mücadelesine leke sürülmeye çalışan ART niyetli insanların asılsız iddiasından başka bir şey değildir."
"Gazze ve Yemen gözümün önüne geldi"
Gümüştaş, daha önce Gazze ve Yemen'de gönüllü olarak doktorluk  yaptığını aktararak, şunları söyledi: "O gece ilk silah sesini duyup, mermilerin yanımızdan geçtiğini  hissedip, yerde yatan yaralıları görünce daha önce savaş sonrası gönüllü görev  aldığım Gazze ve Yemen gözümün önüne geldi. Acaba bizler de uzun yıllar benzer  esareti ve süreci mi yaşayacağız diye düşündüm. Bunun olmaması için dua ettim.  İlk önce silahların gerçek olduğuna inanmamıştım. Ama bu çok uzun sürmedi çünkü  kısa süre sonra insanların vücutlarındaki mermi izlerine şahit oldum. Sonra  bunların seken kurşunlardan olduğunu düşündüm. Hayati riski olan yaralıları  görünce yanıldığımı anladım. Oradaki vatandaşlar da önce 'en fazla ayaklarımızdan  vururlar' diye düşünmüşlerdi ama şehitler bir bir yere düşünce onlar da  yanıldıklarını anladılar. Sonrasında yaşananlar hiçbir şeyi şüphede bırakmadı;  ambulansımıza isabet eden kurşun, elleri havada iken birçok yerinden vurulan  masum insanlar, üzerine tank atışı yapılan sivil topluluk, yerden alınmasına uzun  süre izin verilmeyen şehitler bir çırpıda aklıma gelenlerdir. Sanki otomatik  silahlar ile yaylım atışı ve tank atışı yetmiyormuş gibi bir de insanların  psikolojisini bozmak için üzerlerinden savaş uçakları ve helikopterleri  geçiriyorlardı. Bütün bunları göz önüne aldığımda hainlerin amacının yalnızca  ülke yönetimini devralmak olduğuna beni kimse inandıramaz. Hele başta Ankara  olmak üzere birçok yerde yaşananları da bunlara eklersek. Sahi bunca yıl ülkemiz  terör örgütüne karşı mücadele veriyor. Hiç tek seferde aynı yerde 40'ın üzerinde  şehit verdiğimiz oldu mu? Cevap hayır. Onun için 15 Temmuz gecesi yaşananların  adına darbe girişimi ya da terörist bir eylem demek, olayın boyutunu  hafifletmekten başka bir şey değildir. Bu, ülkemizin işgali için ilk basamaktı  ama kahraman halkımız sayesinde ikinci basamağa geçemediler."
FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişiminin etkisinin halen bitmediğine  dikkati çeken Gümüştaş, "Birçok insan bu dünyaya gözünü kapatana kadar da devam  edecek çünkü onların en yakınları şehit olmuştu, yaralanıp sakat kalmıştı. Çok  sayıda insan travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor. Bu, yıllarca devam edecek  bir psikolojik durum.  Herhalde dünyanın hiçbir yerinde kendi cebinden çıkan  paralarla alınan mermilerle üzerlerine ateş edilen başka bir millet yoktur. Bunu  kabullenmek kolay olmayacaktır." ifadelerini kullandı.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.