banner391
banner405

İşkence görenler suç duyurusunda bulunacak!

Askeri okullardaki Gülen yapılanması tarafından baskı ve işkence gördüğü için okullarını bırakmak zorunda kalan öğrenciler suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor. 2 bin 500 öğrenciden oluşan Türk Silahlı Kuvvetlerinden Ayrılan ve Atılan Öğrenciler Platformu, iade-i itibar da talep ediyor. Platformun üyesi ve avukatı Mehmet Koç, kendilerine uygulanan baskıların amacının, yıldırmak, okuldan ayrılmalarını sağlamak ve kendi kadrolarına yer açmak olduğunu söylüyor...

İşkence görenler suç duyurusunda bulunacak!

banner404
TSK’dan ayrılan ve atılan öğrenciler 2009’da Türk Silahlı Kuvvetlerinden Ayrılan ve Atılan Öğrenciler Platformu’nu kurdu. Platform sosyal medya üzerinden örgütlendi. Yıllardır seslerini duyurmaya çalışıyorlar. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ise askeri okullardaki Gülen yapılanması tarafından kendilerine yapılan baskıları anlatıyorlar. Yaşadıkları baskı ve yıldırma süreçlerinin Gülen yapılanmasının kendi kadrolarına yer açmak için sistematik bir şekilde yapıldığını söylüyorlar. Platformun üyesi ve avukatı Mehmet Koç da 2009 yılında Kara Harp Okulu’nu intibak eğitimi sürecinde bırakmak zorunda kalan öğrencilerden. 42 günlük eğitimin 20. gününde ayrılmak zorunda bırakıldığını söyleyen Koç, kendisinin ve pek çok arkadaşının yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
"Uyku, yemek, su yok"
"Harp okuluna gittiğinizde intibak eğitim süreci oluyor. 2009 yılında diğer askeri liselerden öğrencilerle yaklaşık 470 öğrenci vardı. İntibak eğitimini 190-200 kişi tamamladı. Bu süreci tamamlayamayanların çoğu ayrımcılık ve işkence yüzünden ayrılmak zorunda kaldı. Bir kere uyku uyumuyorduk. Gecede 1-2 saat uyursak şanstı bizim için. Yemek yeme gibi bir imkânımız yoktu, çoğu zaman yemek süresinin bitmesine 5 dakika kala ‘gidin yiyin’ diyorlardı. O sürede sıraya girip yemeği alamıyorduk zaten. Eğitim yaparken su içmiyoruz sonrasında bir buçuk litrelik su şişelerini bir dakika içinde içmemiz isteniyordu."
"Kusmuğumuzda süründürttüler"
"Bu kez de kusuyorduk ve kusmuğumuzun içinde süründürülüyorduk. Bir eğitim düzeni vardır, intibak eğitiminde belli eğitimler yapılır. Biz birliğimizin yaptığı bu eğitimin dışında sürekli sürünüyorduk. Her yere sürünerek gidiyoruz, merdivenlerden dahi sürünerek iniyorduk. Bize sürekli 'Asker olmayı hak etmiyorsunuz, bu birliğin içine dâhil olamazsınız' diyorlardı. Normalde diğer arkadaşlar yürüyerek bölük halinde eğitime giderken, bizi bölüğün etrafında koşturuyorlar ya da bölüğün arkasından süründürüyorlardı. Benim daha önce GATA’dan ağır spor yapmama engel ama subay olmama engel olmadığına dair bir sağlık raporum vardı. Kalbimde bir sorun vardı. Bunu öğrenince daha da ağır davrandılar. Bugün darbecilerin whatsapp konuşmasında TRT binasına gidenlerin konuşmalarında iletişime geçmeleri istenen bir muhabere yüzbaşısı olarak adı geçen kişi o zaman benim bölük komutanımdı. Adı Mustafa Kubilay. Ayrılmamı yoksa eğitim zaiyatı olacağımı söyledi. Ben ısrarla subay olmak istediğimi söyledim. Babamın telefonunu kağıda yazıp çıkmamı söyledi.
Babamı aramış. Gelip beni okuldan alması gerektiğini almazsa öldüreceğini, eğitim zaiyatı olacağımı, kimsenin umrunda olmayacağını söylemiş. 'Leşimin bir kenardan alınacağını' söylemiş babama. Babam korkuyla gelip beni okuldan aldı. 42 günlük eğitimin 20. gününde ayrıldım. Ayrılırken de onların hazırladıkları dilekçeyi imzalıyorsun. Farklı bir şey yazamıyorsun. O dilekçeleri de ‘Askeri eğitimlere dayanamadım. Ayrılmak istiyorum' şeklinde hazırlıyorlar. Askeri liselerin ilk beşinde olan öğrenciler bu eğitim sürecine bir hafta dayanamadı çünkü bize yapılanın çok daha ağırı onlara yapıldı. Kendi yönetici elitlerini oluşturmak için önce en başarılıları elediler.” TSK'dan ayrılan ve atılan öğrenciler, 2009 yılında sosyal medya üzerinden örgütlenmeye başladı.
"Sahte belgeler, not düşürmeler..."
Koç, baskıların sadece intibak eğitimi süreciyle sınırlı olmadığını da vurguluyor. Lisede yıldırılamayanın, intibak eğitiminde, burada yıldırılamayanın harp okulunda, harp okulundan da mezun olanın subayken yıldırılmaya çalıştığını söylüyor: "Tüm işkencelere rağmen itibak eğitimini tamamlamış, harp okuluna girmiş ve subay olmuşların kiminin sicillerine ‘bu kişide zeka geriliği var, insiyatif alamaz’ yazdılar. İlerlemelerini durdurdular. Harp okulu üçüncü sınıfa kadar başarılı ile gelmiş ve tam disiplin puanı olan bir arkadaşın disiplin puanını birkaç ay içinde eksi puanlara düşürdüler. Emanet bir dosya verip, ertesi gün 'bu dosya niye sende' deyip cezalar verdiler. Kopya çekmediği halde, bir gözetmen raporu, kanıtı olmadığı halde kopya savunması isteyip ceza alanlar oldu. Harp okullarında sınav kağıtlarında cevapları silinip notları düşürülenler oldu. Arkadaşlarımız optik okuyucu öncesi cevapları silinmesin diye tükenmez kalemle işaretleme yapıyorlardı. Bu kez de disiplin yönetmeliğini çiğnedi diye ceza alıyordu. Öyle yapmazlarsa da notları düşürülüyordu. İkisinden de kaçış yoktu. "
Psikolojik yıkım ve tazminat yükü
Eve gittiğinde çok kilo verdiğini ve her tarafının sürünmekten yara içinde olduğunu anlatan Koç, annesinin günlerce ağladını söylüyor. Ayrıldıkları için bir de tazminat ödemek zorunda olduklarını belirten Koç, "O işkencelere maruz kalınca psikolojik olarak da hayata adapte olamıyorsunuz. Tüm mesleki planlarınız çöküyor. 'Ne yapacağım?' diyorsunuz. Bir yandan ağır bir tazminat yükü altındasınız" diye konuşuyor. 2009’da yeniden üniversite sınavına hazırlanan ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanan Koç, diğer mağdurların pek çoğu gibi tazminatını ödeyebilmek için hem okudu hem çalıştı.
"Meclis'teki komisyonu subaylar sabote etti"
"Verilen eğitim, gecen süre ve bulunduğunuz kuvvette göre tazminat değişiyor. Ayrıldığımda 56 bin tazminat çıktı. Platform o zaman kuruldu. Tazminatların düşürülmesi için çalışmalara başladık. O dönem amortisman bedellerinin düşürülmesi neticesinde 26-27 bin bandına düştü tazminatlar. Bu süreçten sonra ayrılanların ödedikleri tazminat 20-80 bin arasında oldu. 2009’a kadar 45-50 binden başlıyor 120-130 bine kadar çıkıyordu. Bu tazminatları 5 yıl içinde taksitle faiz işlemek suretiyle ödüyordunuz. Daha sonra faiz indirimi ile ilgili düzenlemeler de oldu. Esas 2012’de mecliste bizimle ilgili dilekçe komisyonu kuruldu. Harp okullarından subaylar davet edilip bize yaşatılan işkenceler soruldu. Subaylar bu süreci bizlere ayrılırken imzalamak zorunda kaldığımız dilekçeleri gösterip sabote ettiler. 'Eğitime dayanamadılar' dediler. O komisyon görüşmelerine gelenlerin isimleri şimdi darbe girişiminde geçiyor." "15 Temmuz'dan sonra Gülen yapılanmasının içinden 100 mağdur bize başvurdu" O dönem yaşadıklarına bakarak, birilerinin kendine yer açmak istediğini açıkça gördüklerini ama bu birilerinin kim olduğunu anlamadıklarını anlatan Koç, "Ayrıldıktan sonra benzer örnekleri yaşayan arkadaşlarla konuştukça, araştırdıkça Fethullah Gülen yapılanmasını anladık" diyor. Koç, 15 Temmuz’dan sonra Fethullah Gülen yapılanmasının içinde olup, bağını koparmak istediği için işkence gören ve ayrılan yaklaşık 100 kişinin de platformla irtibata geçtiğini söylüyor.
"Bize işkence yapanlar tutuklu"
Türkiye’nin pek çok yerinden binlerce kişi olduklarını anlatan Koç, "Hepimizin hikâyeleri benzer. Konuştuğumuzda biraraya geldiğimizde, bana bölük komutanı olarak işkence yapanın benden üç dört sene önce de takım komutanı olarak başkalarına işkence yaptığını görüyoruz. Hava harp okulunda işkenceci olarak nam salmış subaylardan birinin Cumhurbaşkanı'na suikast düzenleyecek subaylar arasında ismi geçti, tutuklandı. O kişi Taner Berber. Tutuklanan Kurmay Albaylardan Tanju Poshor tabur komutanımdı mesela. Hayallerimizi yıktılar ve bizim yerimize örgüt evlerinde yetiştirdikleri kişileri getirdiler" şeklinde konuşuyor. 'İade-i itibar istiyoruz' Platform bugüne kadar duyurmaya çalıştıkları seslerini artık hukuki sürece de yansıtacak. Koç, 15 Temmuz’dan sonra CHP, MHP ve AKP milletvekillerinin de kendileriri aradıklarını ve destek olacaklarını söylediklerini söylüyor.
"Atılan arkadaşlarımızın elinde belgeler var. Sahte belgelerle, sağlık sorunu nedeniyle atılan arkadaşımızın sağlık sorunu olmadığına dair raporları var. Kopya çekmediğine dair delil olmadığına ilişkin belgeleri olan arkadaşımız var. AİHM’de davası sürüyor. Bu belgeleri toplayıp platform olarak suç duyurusunda bulunacağız. Bir de milletvekillerine sunmak için bir taslak hazırlıyoruz. Bize yapılan işkenceleri de anlatıp nasıl sistematik olarak kendilerine yer açıtıklarını anlatmak istiyoruz. İade-i itibar istiyoruz. Bizim taslağımızda tazminatlarızın geri ödenmesi, mağdur arkadaşların eğitimlerine göre devlet-kurumlarında veya TSK’da istihdam edilmesini talep edeceğiz. Atat Kampı'nın zorunlu askerlik hizmetinden sayılmasını da istiyoruz. Amacımız vatansever olduğumuz için çektiğimiz işkencelerin yaralarının bir nebze olsun sarılması." 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.