banner391
banner405

"İade talebimizi ABD'ye ileteceğiz"

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Fetullah Gülen ile ilgili "iade" prosedürünün işletilmesinin daha isabetli olacağını belirtti

"İade talebimizi ABD'ye ileteceğiz"

banner404
BOZDAĞ "Çünkü  oturduğu ülke belli, oradaki adresi belli bilinen bir yerde. Amerika Birleşik  Devletleri ile Türkiye Cumhuriyeti arasında iade konusunda uluslararası bir  sözleşme var. Zaman zaman bizim Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptığımız iadeler  var onlarla bizim aramızda. Bu konuda da aynı prosedürün işletilmesinin iki ülke  arasındaki işleyen adli yardımlaşma prosedürüne daha uygun olduğunu düşünüyoruz.  Önümüzdeki günlerde biz bu iade talebimizi Amerika Birleşik Devletleri Adalet  Bakanlığına ileteceğiz" dedi. 
 
Bozdağ, AA Editör Masası’nda, Fetullah Gülen hakkındaki yakalama  kararı ve buna ilişkin süreçlerin sorulması üzerine, Gülen ile ilgili devam eden  soruşturmalar olduğunu, davalar açıldığını, soruşturma ve yargılama aşamasında  verilmiş yakalama kararları bulunduğunu hatırlattı.
 
Bu kararların Adalet Bakanlığına geldiğini, İnsan Hakları Daire  Başkanlığınca incelendiğini anlatan Bozdağ, kırmızı bültenin İçişleri Bakanlığı  İnterpol Daire Başkanlığına gönderildiğini, onların da İnterpol'a ilettiğini  söyledi. Kırmızı bültenin, adresi nerede olduğu bilinmeyenlerle ilgili başvurulan  bir yöntem olduğunu belirten Bozdağ, adresi, ikameti, nerede olduğu çok net  bilinenlerle ilgili de iade prosedürünün işletilmesinin tercih edildiğini dile  getirdi.
 
 "İade konusunda aramızda uluslararası sözleşme var"
 
Bozdağ, "Fetullah Gülen ile ilgili konuda da biz Bakanlık olarak iade  prosedürünün işletilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz. Çünkü oturduğu  ülke belli, oradaki adresi belli bilinen bir yerde. Amerika Birleşik Devletleri  ile Türkiye Cumhuriyeti arasında iade konusunda uluslararası bir sözleşme var.  Zaman zaman bizim Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptığımız iadeler var onlarla  bizim aramızda. Bu konuda da aynı prosedürün işletilmesinin iki ülke arasındaki  işleyen adli yardımlaşma prosedürüne daha uygun olduğunu düşünüyoruz. Önümüzdeki  günlerde biz bu iade talebimizi Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığına  ileteceğiz" diye konuştu.
 
 Bununla ilgili son hazırlıkların yapıldığını, dosyaların tercüme  çalışmalarının bitirilmesiyle gerekli iade sürecini başlatacaklarını vurgulayan  Bozdağ, şöyle devam etti:
 
  "İade konusunda aramızda uluslararası sözleşme var. Bu sözleşme  hükümleri uygulanacak. Ama işin bir başka boyutu da siyasi. Amerika Birleşik  Devletleri ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerle ilgili de boyut var.  Amerika Birleşik Devletleri'nin aleyhinde faaliyette bulunan orada birtakım  suçlarla itham edilen kişilerle ilgili Amerika ile olumlu ilişkiler geliştirdik.  Onlar aleyhine çalışanlarla ilgili iade talebi olduğu zaman bunlara olumlu  yaklaşımlar ortaya koyduk. Umuyoruz ki Amerika Birleşik Devletleri de Türkiye  aleyhine olumsuz, kanunların suç saydığı eylemler içerisinde bulunan kişilerle  alakalı bizim iade talebimize olumlu cevap verecektir. Çünkü Türkiye ve Amerika  Birleşik Devletleri arasındaki ilişkilerin bulunduğu seviye, iki ülke arasındaki  dostane ilişkiler bu konuda Türkiye'nin haklı talebine olumlu cevap verme  beklentisini bizde yükseltiyor. Biz bu umudumuzu koruyacağız. Amerika bu konuda  kararı kendi verecektir. Ama bizim beklentimiz olumlu bir karar verilmesi  yönünde."
 
 "Bana hastalıkla ilgili intikal ettirilen bir durum yok"
 
  İfade vermesi için Gülen'i Türkiye'ye davet ettiğinin hatırlatılması  üzerine Bozdağ, avukatlarından birinin dile getirdiği istinabeyle ifadesinin  alınması yönteminin hukuk içinde var olduğunu söyledi.  Ceza mahkemesinde yüz  yüze yargılamanın esas olduğunu, istinabe yoluna son çare olarak başvurulduğunu  anımsatan Bozdağ, şunları kaydetti:
 
"Eğer bir imkansızlık varsa diyelim hasta, gelemiyor, birtakım  problemler, zaruretler var ancak o tür durumlarda müracaat edilen yoldur ama çok  az uygulanır. Çünkü yüz yüze yargılamanın esası hakimin vicdani kanaat  oluştururken karşısında cevap veren kişinin samimiyetini, ifadelerdeki  doğruluğunu yüz yüze değerlendirerek daha rahat bir vicdani kanaat oluşturmasına  yol açıyor. Onun için yüz yüze yargılama esasında sanığın lehine olan durumdur.  Sanık eğer kendisinin suçsuzluğuna inanıyorsa kendini daha iyi anlatacaktır,  değerlendirecektir.  Fetullah Gülen'in bana göre istinabeyle yargılanmasını  gerektirecek herhangi bir şey şu aşamada yok. Türkiye'ye rahatlıkla gelebilir,  gelmesini yasaklayan bir kanun, düzenleme yok. Türkiye ile Amerika Birleşik  Devletleri arasında ulaşım çok kolay, pek çok uçak seferleri var. Gelebilir  buradan kendini savunabilir. Yargı önünde haklı olduğunu düşünüyorsa hak verilir,  ithamların yanlışlığını düşünüyorsa yanlışlığını ortaya koyabilir. Doğru olan da  gelip ifadesini Türkiye'de vermesidir. Şu anda Fetullah Gülen ile irtibatlı ve  onun başında bulunduğu örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işledikleri iddiasıyla  yargılanan bir sürü kişi var. Onlar şu anda yargıda soruşturmada hesap  veriyorlar. Onun da gelip burada kendi açısından yapılan ithamlara, iddialara  vermesi gereken cevapları birinci elden, yüz yüze vermesi hakikatin ortaya  çıkması bakımından daha doğru olur diye düşünüyorum. Ben Türkiye'ye kendisini  buradan bir kez daha davet ediyorum."
 
Gülen'in gelmesine engel hastalık durumunun olup olmadığına ilişkin  ise Bozdağ, kendisine hastalıkla ilgili intikal ettirilen bir durum bulunmadığını  söyledi.
 
Bozdağ, "Cumhuriyet savcılıklarına belki böyle bir rapor varsa  ulaştırılabilir ama şu ana kadar basından takip ettiğimiz kadarıyla elimize,  savcılıklara ulaşan bir şey de yok, kaldı ki avukatları her konuda açıklama  yapıyorlar. Böyle bir şeyle ilgili açıklamada onlardan da duymuş değilim.  Türkiye'nin sağlık konusunda geldiği nokta Amerika'dan daha iyi. Amerika,  Türkiye'nin sağlıkta dönüşümünü kendine model alan bir ülke durumunda. Gerçekten  Türkiye dünyaya örnek bir başarıyı ortaya koydu. Oradan kötü değiliz, daha  iyiyiz" dedi.
 
Yargıdaki paralel devlet yapılanması
 Dünyanın hiçbir yerinde devletin, kendine paralel bir devletin  yapılanmasına, idarenin oluşmasına izin vermeyeceğine vurgu yapan Bozdağ, bütün  demokratik hukuk devletlerinin, "ülkeyi yönetenler ve ülkede yaşayanların anayasa  ve yasalara uymasını, onları anayasa ve yasaların bağlamasını" arzu ettiğini  bildirdi.
 
Bakan Bozdağ, Paralel Devlet Yapılanması sorulduğunda, her yerde şu  örneği verdiğini anlattı:
 
"Siz bir bakansınız, müsteşarınızı çağırıyor ve 'Falan konuda şu adımı  atalım' diyorsunuz. Müsteşarınız size 'Emredersiniz' diyor, çıkıyor. Fakat daha  sonra mensup olduğu yapılanmada, kendisinin bağlı olduğu sorumlusuna gidiyor.  'Sayın Bakan bize şöyle bir talimat verdi, şunu yapmamızı istedi, ne yapalım'  diye soruyor. O da diyor ki 'Yapın bunu' yapıyorlar, 'Yapmayın bunu' o zaman da  ipe un seriyorlar, size unutturuyorlar veya yapmamak için bir sürü mazeret  getiriyorlar. Siz bakansınız, bunu öğrendiniz, sizin altınızdaki müsteşar, sizin  talimatlarınızı değil başka yerin talimatlarına uyuyor. Size görünüşte bakan  muamelesi yapıyor ama esasında onun bağlı olduğu bakan, başka birisi. Siz buna  rıza gösterir misiniz? Buna rıza gösterecek herhangi bir aklıselim insan olabilir  mi? Bir şirket yönetiyorsunuz, şirkette buna rıza gösterilir mi? Gösterilemez.  Onun için biz, AK Parti hükümetleri olarak Paralel Devlet Yapılanması'nı fark  ettiğimiz andan itibaren, bu noktada çok net bir tavır ortaya koyduk. Böylesi bir  yapılanmaya izin vermeyeceğimizi Türkiye kamuoyuyla paylaştık ve bu konuda da  ciddi adımlar attık, bundan sonra da atmaya devam edeceğiz."
 
"Herkes, sadece resmi hiyerarşik amirlerine bağlı çalışacak"
 
 Herkesin Anayasa ve yasalara uyarak bunları doğru uygulaması  gerektiğini ifade eden Bozdağ, herkesin, sadece Anayasa ve yasaların tanıdığı  resmi hiyerarşik amirlerine bağlı çalışması gerektiğini vurguladı. Bekir Bozdağ,  şöyle devam etti:
 
 "Başka birlerine bağlı hareket edenler, sadece onların kılıcına döner,  o kılıç, adalet değil zulmün kılıcı haline gelir. Yargıyla ilgili kısma  geldiğimiz zaman da bu daha büyük bir felaket arz ediyor. Düşünün bir hakim,  bağımsız ve tarafsız olması lazım, önüne gelen bir dosyayı delillere göre karara  bağlaması icap ediyor ve Anayasa da bunu emrediyor. Hakimler, görevlerinde  bağımsızdır, Anayasa, yasa ve hukuka bağlı vicdani kanaatle karar verirler.  Esasında bu çok önemli bir ilkedir, hukuk devleti ilkesidir. Vicdanı bağımsız  bırakmıyor. Eğer vicdan Anayasa, yasa ve hukuka bağlı olmazsa siyasete, ticarete,  dine, ideolojiye, mezhebe, bir paralel yapıya, başka başka şeylere, esen rüzgarın  kuvvetine bağlı olabilir. O zaman, o vicdan sahibinin ürettiği adaletten, adalet  beklemezsiniz. O zaman o vicdan, zulme vesile olur. Onun için Anayasa vicdanı  bağlamış. Önce Anayasa’ya, sonra kanuna, sonra hukuka bağlamış, buna bağlı  hareket edeceksin. Karar veriyorsan bunlara bağlı karar vereceksin, kuralı  koymuş. Yargı içerisinde birisi, önüne gelen dosyada Anayasa, yasa, hukuk burada  duruyor, bunlara uygun hareket edip karar vermesi gerekirken, o mensup olduğu bir  kişinin sözlerine göre karar, delil, dosya oluşturuyor ve buna göre adli işlemle  karar alıyorsa bu, yürütmenin içindeki paralel yapıdan daha büyük bir felaket  doğurur. Sadece Türkiye için değil herkes için bir felaket oluşturur. Onun için  burada da bizim yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını tahkim edecek adımlar  atmamız gerekiyor. Yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşüren her  türlü yaklaşımla da bizim etkin bir şekilde mücadelemiz gerekiyor. Bu noktada  bizim tavrımız çok nettir, yargının içinde veya dışında hiç fark etmez, kim ki bu  ülkenin Anayasa ve yasaları ve hukuka bağlı olmayan bir eylem söz içerisinde  olursa o mutlaka ve karşısında Anayasa ve yasaları bulacaktır."

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.