banner391
banner405

Erdoğan TÜSİAD YİK Toplantısı'nda

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Four Seasons Otel'de TÜSİAD Yüksek İstişare Toplantısı'na katılıyor... Toplantının açılış konuşmaları TÜSİAD YİK Başkanı Erkut Yücaoğlu ve TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer tarafından gerçekleştirildi

Erdoğan TÜSİAD YİK Toplantısı'nda

banner404
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi saat 11:00'de başlaması gerekirken, onur konuğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gecikmesi nedeniyle rötarlı başladı. Erdoğan salona girdi. Bütün salon ayağa kalktı. Erdoğan’ı karşıladı. 

ERKUT YÜCAOĞLU'DAN TESPİT VE ELEŞTİRİLER

Bir hukuk devletinin bir paralel devlet oluşumuna izin vermesi mümkün değildir. Devlet hiçbir gücün vesayeti altında olmamalıdır.

Görev değişiklikleriyle birlikte Yeni Türkiye sloganı ile bir süredir gride kalan ülke meselelerin gündeme geldi. Türkiye’yi 100'üncü yıl hedeflerine götürecek yeni bir başlangıç yapıldı. Bu başlangıç hükümet programıdır.

AB’ye katılım müzakerelerinin tam üyelik hedefiyle birlikte dış politikanın önemli ayaklarından olacağı söyleniyor. AB tam üyeliğinin önemli bir aşama olduğunu yıllardır savunuyouz

Kapsamlı hükümet programını bir restorasyondansa 3 temelli bir refah programı olarak ele almalıyız

HUKUK DEVLETİ, PARALEL YAPI, POLİS MÜDAHALELERİ

Bu 3 temel demokrasi iç politika ve hukuk devletidir. Hukuk devleti normlarının yerleşmemiş olması toplumda birçok acıya neden olabiliyor

Bir hukuk devletinin bir paralel devlet oluşumuna izin vermesi mümkün değildir. Devlet hiçbir gücün vesayeti altında olmamalıdır.

Demokratik hakların kullanılması durumunda kolluk kuvvetleri sert karşılık vermemelidir

TORBA YASALAR İHTİYAÇ OLABİLİR AMA...

Torba yasa bir ihtiyaç olabilir ama AB’nin örnek alınması gereken yasama sürecine geçilmesini aksatmaktadır



HALUK DİNÇER'İN KONUŞMASI:
TÜSİAD Türkiye’de kalkınmanın çnemli bir unsurudur. Bu salondaki iş insanları Türkiye üretim dış ticaret ve vergi gelirinin büyük bölümünü sağlıyor. TÜSİAD olara hükümetlerle sadece politikalar bağlamında yakın çalışmaya her zaman özen gösterdik. Otoriter rejimler yıkılıyor ama yerini özgürlükçü yapılar alamıyor. Küresel olarak yaşadığımız siyasi dalgalanma budur. Bu ne mezhepsavaşına ne de fiansal entegrasyon sürecine indirgenemez. Türkiye'nin bir yandan entegrasyonunu sürdürmesi diğer yandan da kalkınma programını hayata geçirmesi kolay değil. Bu dönemde otoritenin adalet duygusundan beslenmesi kritik önem taşıyor.Malesef eğitimin niteliği konusunda arzu ettiğimiz yerde değiliz. Somut adımlar atılmalı. Sanayinin ekonomi içindeki payı geriledi. Bu son derece tehlikeli. Büyümenin yegane itici gücü imalat sanayidir. Bu yatırımı cazip kılacak adımlar atılmalı. Özellikle bankacılık sisteminde dayanıklılığın devamı güvensizlik yaratacak asızlsız dedikodular üzerine kararlılıkla gidilmesini gerektiriyor

Araştırmalarımı Hukuk sistemine yeteri kadar güven olmadığını gösteriyor.

(Doğrudan Erdoğan'a hitaben) Toplumumuzda son yıllarda oluşmuş kutuplaşmanın zarar verebileceğinden kaygı duyuyoruz. Kutuplaşma kalkınma politikalarını anlamsız kılacak, kardeşliğe zarar verecek bir aşamaya gelmemelidir. Kutuplaşma bertarafı konusunda bir aşamaya gelemezsek çözüm süreci ve yeni anayasada yol alamayız. Kutuplaşma bertarafından önemli bir rol üstlenebileceğinize inanıyoruz. Erdoğan kürsüde konuşmaya 

“Umutlarımıza ve endişelerimize ışık tutacak bir konuşma yapacaklar”" denerek davet edildi 

ERDOĞAN KONUŞUYOR: 

Bu buluşma vesilesiyle TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer'e ve yönetim kurulunda görev alan arkadaşlara üstün başarılar temenni ediyorum.

Türkiye'de taş üstüne taş koyan üreten, ihracat yapan, istihdam oluşturan TÜSİAD işadamlarına şükranlarımı sunuyorum.

2003-2014 yılları arasında Başbakanlık yıllarımda en önemli gündem maddemiz ekonomiydi. 2001 yılında yaşanan krizi hatırlıyoruz. O büyük kriz büyük sıkışmanın sebebi oalrak ortay çıkmıştı. Yıllardır gelen istikrarsızlık kriz enerjisinin birikmesine yol açmış, o enerji açığa çıkarak Türkiye'yi alt üst etmişti. 28 Şubat müdahalesi halkın oylarıyla gelen iktidarı postmodern darbe yöntemleriyle görevinden uzaklaştırmıştı.

Seçimle gelen hükümet manşetlerle, açıklamalarla, çeşitli ayak oyunlarıyla görevinden uzaklaştırıldı. Seçilene seçildiği süre içinde saygı duymak, sandık zamanı geldiğinde kutlu halk iradesi sandıkta indirir. Bu bedeli ödedik, belirsizlik istikrarsızlık yatırımların önünü kesti.

28 Şubat sonrası süreç hiç kimseye birşey kazandırmadı. Bunun istisnası azınlık olabilir. 28 Şubat süreci çok küçük azınlığa kazandırmış olabilir. Ama bu süreçte sanayicisinden KOBİ'sine çok ciddi bir kayıp yaşadı.

Türkiye'de öyle bir döngü inşa edilmiş ki ne zaman işler iyiye gitse o zaman darbe oluyor. O zamanlarda kaos, kriz ortaya çıkmış. Türkiye bunu defalarca yaşadı.

Dün idam yıldönümü olan merhum Menderes'in başındaki hükümet ekonomiyi büyütüyor refahın tüm halka yayılmasını sağlıyor. Ancak sonra manşetler atılıyor, ekonomik operasyonlar gerçekleştiriliyor ardından darbeyle devriliyor. 70'lerde aynı şekilde Türkiye ivme yakalayınca sokakalara anarşi geldi, ardından darbe geldi.

Merhum Özal'ın başlattığı reform süreci 28 Şubat'ta kesintiye uğradı. İçeride ve dışarıda birileri sadece biz kazanalım dediler. Yüksek faizle biz kazanalım dediler.

Kimse kusura bakmasın, benim gizli ajandam yok. Geçenlerde bir gazetede bir bankanın yonetim kurulu başkanı karamsar konuşmuş. Neymiş efendim. Başarılara gölge düşmüş... Bir inceleme yaptırdım aktifleri 8 kat büyümüş. 

Artık yan gelip yatan bir başbakan yok. Şimdi cumhurbaşkanıyım, cumhurbaşkanı da yok

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.