banner391
banner405

En uzun gecenin hikayesi

İşte Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Danışmanı Sinan Güneş'in kaleminden darbe girişiminin öyküsü

En uzun gecenin hikayesi

banner404
SİNAN Güneş, o geceyi aynen şöyle anlattı: 
"Pensilvanya'dan talimat alan apoletli hainler milletin emaneti olan techizatları millete karşı kullanmaya hazırlanıyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) bağımsız kurdukları "korsan emir komuta zinciri" işlemeye başladı. Düğmeye basıldı. 

Ankara'da saat 22.00'den itibaren jetler alçak uçuşlar yaparak halka korku salmaya başladılar. 

Sistematik bir şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Özel Harekat Dairesi ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi helikopterlerle bombalanmaya başlandı.

 Gölbaşı'nda bulunan özel harekat dairesinde büyük tahribatlar yapıldı. Onlarca polis bombalarla şehit edildi. Malzeme depoları bombalandı. 

Bu sırada tanklar yollara sürüldü. Havadan bombalanan stratejik kurumlar karadan tanklarla ele geçirilmeye çalışılacaktı. Amaç önce buralarda hakimiyeti sağlamaktı. 

TRT'ye bir grup cuntacı baskın yaparak korsan bildiri okuttu. Amaç bombalanan yerlerin kontrolünü de sağladıktan sonra diğer yayın kuruluşlarını sırayla ele geçirmekti. 

Bu arada bombalanan yerlerde görevli polislerimiz ve silahlı güçlerimiz askere beklenmedik bir şekilde karşılık verdi. Ki bomba yağdıran helikopterler ve jetlere karşı ellerinde tabanca ve otomatik silahlardan başka silahları yoktu. 

Medya kuruluşları bu süre içinde cuntaya teslim olup yayınlarını kesmedi, TRT'deki bildiriyi "korsan" ilan ettiler. 

Başbakan Binali Yıldırım ilk açıklamasında "Darbe Girişimi" yerine "Kalkışma" diyerek çok zekice bir algı süreci oluşturdu. 

Zemin hazırdı. Halk korkmuyor, kalkışmanın başarıya ulaşamayacağını biliyor fakat hareket de etmiyordu. Tam bu sırada bilge lider Recep Tayyip Erdoğan milleti sokağa, meydanlara davet etti.

 Polisin gücünün yavaş yavaş tükenmeye başladığı zamandı. Reisin talimatıyla meydanlara inen millet baskın yapılan kurumlara akın etmeye başladı ama nasıl bir akın. İnanılır gibi değildi. Bir millet bir zulme bu kadar direnemezdi. 

Cuntacılar şaşırdı. Gerçekten masum olan körpe askerler teslim olmaya başladı. Cesur (!) cuntacılar direnmeye devam etti. İnadına masum insanların üstüne mermi sıktı, helikopterlerle bomba yağdırdı, tankları milletin üzerine sürdü. Acımasızca. 

Tankların önüne yatanlar, bir kolu koptuktan sonra diğer koluyla tanklara vuranlar, tankın namlusunda metrelerce sallananlar, askere yalvaran, polise telkinleriyle destek olanlar. 
Cunta halka acımıyor, katliam yaparak halkı şehit ediyordu. Kadınlar şehitleri ve yaralıları gözetirken erkekler direnişe devam etti.

 Halk gözünü kırpmadan cuntanın üzerine yürüyor, bu cesaret ve feraset karşısında cuntanın gücü kırılıyordu.

 Küçük silahlarıyla dev tanklara, helikopterlere meydan okuyan kahraman polis artık daha fazla cesaretleniyor, yığınla techizatı olan cunta geri çekilmeye başlıyordu. 

MİT, Emniyet, Külliye, TRT ve Çankaya Köşkü'nün korumasını devralan ve düşmanı püskürtmeyi başaran millet harekatın merkezine yürüyordu. 
Evet istikamet Genelkurmay Başkanlığı'ydı. 

Tarihte görülmemişti. Bu ne cesaret, bu nasıl bir inanmışlık, bu nasıl bir kararlılık. 

Millete meydan okuyan cuntacılar milletin bu kararlılığı karşısında en büyük kozunu kullanacak, helikopterler ve jetlerle meclisi bombalayacaklardı. 

Yaptılar. Genelkurmay Başkanlığı'nın tam karşısındaki meclis binasını bombaladılar. Cuntacılara göre millet artık korkacak, geri çekilecekti. 

Helikopterler bombalıyor, neredeyse milletin kafasının üstünden geçen jetler ses bombaları bırakıyor, tüm binaların camları uçuyordu. Milletin başını eğmesi, geri çekilmesi gerekiyordu. Olmadı 

karargah binasında fare gibi köşeye sıkışan hainler içerideki tankları dışarı çıkararak ana kapıdan ve yan kapılardan tankları milletin üstüne sürmeye  başladılar. 

Millet ya geri çekilmeliydi ya da ölmeliydi. 

Öldüler. 
Genelkurmay binasının önünde onlarca insanı tanklar ezdi, tepeden helikopterler acımasızca taradı. 

Kimse bir adım bile geri gitmedi. 

Millet yürüyordu karargaha, arkasında Türk polisi. 

Bu arada gerek kışlalarda, gerek karargah merkezi Genelkurmay'da üstlerine itaat etmeyen kahraman askerler devreye girdi. Kafasına silah dayayan terörist cuntacıların talimatlarını yerine getirmeyen kahraman Mehmetçik destan yazıyordu. 

Devletine ihanet etmeyen rütbeli askerler, erlerine 'Vatana ihanet etmeyeceksiniz' diye talimat verirken, cuntacılara da silahlarını doğrultmuştu. 

Analarını, bacılarını düşünen, memleketi "namus" bilen körpe askerler milletin devirdiği Genelkurmay'ın dev parmaklıklarından bir bir çıktı, milletin safına katıldı. 

El ele karargaha girildi. Şerefsiz hainler dışarı çıkartılıp yaka paça gözaltına alındı. 

Operasyonlar saatlerce sürdü... Hamdolsun stratejik zafer kazanıldı. Evet. Tüm stratejik noktaları millet tuttu. Operasyonu millet yönetti. Zaferi millet kazandı. 

Çocuklarımız, geleceğimiz, şanlı bayrağımız kurtuldu. Ülke cuntacılara, katillere, hainlikleri ülke sınırlarını aşmış sahte din adamlarına teslim edilmedi. 

Ama yüzlerce şehit verdik. Birçok kişi ya kolunu, bacağını kaybetti, ya gözlerini. Birçok kişi hala ölümle pençeleşiyor. 

Rabbim gözünü kırpmadan vatanına, namusuna sahip çıkan şehitlerimize rahmet eylesin.
 
Yaralı kardeşlerimize şifalar ihsan etsin. Başımız sağolsun. Gözünü kırpmadan ölüme yürüyen fedakar Türk milleti, sonsuz teşekkürler. Milleti meydanlara davet eden bilge lider, sonsuz teşekkürler. Demokrasi zaferimiz kutlu olsun."
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.