banner391
banner405

Cumhurbaşkanlığı'ndan YPG açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, YPG'nin Suriye'deki nihai hedefinin DAEŞ'e karşı mücadele kisvesiyle kontrolü altındaki toprakları genişletmek olduğunu belirtti

Cumhurbaşkanlığı'ndan YPG açıklaması

banner404
KALIN, "Daily Sabah" gazetesi için kaleme aldığı "Türkiye, Suriye'de  Terörün Her Türlüsüne Karşı" başlıklı yazısında, Suriye'de çatışmaların  sonlandırılmasına dair Münih'te varılan anlaşmanın gece yarısı yürürlüğe  girmesinin ardından Suriye'de tüm dikkatlerin sahada neler olacağına  çevrileceğine işaret etti.
 
Suriye'de savaş devam ettikçe güvenlik endişelerinin de arttığını,  DAEŞ karşıtı koalisyonun bir üyesi olarak Türkiye'nin bu örgüte karşı alınan  önlemleri desteklediğini ifade eden Kalın, Suriye'deki savaşın artık DAEŞ'i yok  etmenin ilerisine gittiğini, Türkiye'nin güney sınırında büyük bir güvenlik  riskine dönüştüğünü vurguladı.
 
Kalın, son haftalarda yaşanan iki gelişmenin Ankara'nın terör örgütü  PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin askeri kanadı YPG hakkındaki endişelerini  tetiklediğini, bunların ilkinin YPG'nin Afrin'in doğusuna geçmek amacıyla Azez,  Tel Rifat, İdlib ve Halep bölgelerinde ılımlı muhalif gruplara saldırması  olduğunu kaydetti.
 
Bunun, Afrin ile Fırat Nehri'nin doğusundaki toprakları ele geçirme  planının bir parçası gibi göründüğünün altını çizen Kalın, "YPG'nin nihai hedefi  DAEŞ'e karşı mücadele adı altında kontrolündeki toprakları genişletmektir. YPG  bunu şimdi Rus hava saldırılarının ve Beşşar Esed rejiminin tam desteğini alarak  yapıyor. Bu, Rusya ve Esed rejimine yardım ederken Suriye'deki muhalif grupları  zayıflatıyor" değerlendirmesinde bulundu.
 
YPG'ye dair ikinci endişenin, ABD ve AB'nin terör örgütü saydığı PKK  ile eskiden beri süregelen ilişkisi olduğunu kaydeden Kalın, PKK'nın Türkiye'de  düzenlediği son terör saldırılarının YPG unsurları tarafından desteklendiğini ve  kolaylaştırıldığını, YPG'nin Suriye sınırı boyunca PKK'ya silah, mühimmat ve  militan yardımı yaptığını belirtti.
 
Kalın, "Türkiye, sınırlarını DAEŞ ve yabancı savaşçılara karşı  korumaya çalışırken, Suriye'den ülkeye silah ve PKK bağlantılı teröristlerin  girmesini önlemeye yönelik önlemler de alıyor" ifadesini kullandı.
 
PKK'nın Suriye uzantısı YPG'nin, DAEŞ'e karşı sözde mücadelesinde  aldığı destekle cüretlendiğine işaret eden Kalın, terör örgütünün yeni militanlar  bulmak ve Türkiye'de saldırılar düzenlemek için Suriye'deki savaştan  yararlandığının altını çizdi.
 
Yazısında, "PKK ve siyasi uzantıları, barış sürecinin kaldığı yerden  devam etmesini istiyorlarsa terör eylemlerini sonlandırıp, silahsızlandıklarını  duyurabilirler. Bu şekilde aldatıcı bir şekilde 'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan'ın Kürtlere açtığı savaş' olarak lanse edilen süreci durdurabilirler.  Ancak PKK bunu reddediyor. Bunun yerine, PKK ve destekçileri barış ve demokrasi  sözcüklerini kullanarak PKK terörünü temize çıkarıyor ve destekliyor" ifadesine  yer veren Kalın, Türkiye'nin bu konuda müttefiklerinden destek istemekte tamamen  haklı olduğunu belirtti.
 
PKK ve YPG arasındaki terörist bağlantıyı görmezden gelmenin hem  ahlaken hem de siyaseten yanlış olduğunu vurgulayan Kalın, Demokratik Birlik  Partisi’nin (PYD) 2003’te PKK lideri Abdullah Öcalan’ın doğrudan talimatıyla  kurulduğunu hatırlattı. PYD’nin PKK ile aynı ideolojik amaçları ve teşkilat  yapısını benimsediğine, PKK ile olan bağlantısını hiçbir zaman saklamadığına  işaret eden Kalın, 1920’lerden beri PKK militanlarının yaklaşık yüzde 20'sinin  Suriye’den geldiğine dikkati çekti. Kalın, çok sayıda ABD istihbarat analizi ve  raporunda da PKK ve PYD arasındaki bağlantıya yer verildiğini aktardı.
 
“Ankara'nın PKK ve PYD'ye olan tavrını 'Kürt karşıtı' olarak lanse  etmek iki yüzlülüktür. New York Times’ta yer alan baş makalede iddia edildiğinin  aksine Türkiye’nin ülke içinde, Irak’ta, Suriye’de ve İran’da yaşayan Kürtlerle  herhangi bir problemi yoktur" ifadelerine yer veren Kalın, Türkiye’nin dini,  etnik ya da Marksist-Leninist ideolojilerle oluşturulan terör örgütlerine karşı  olduğunun altını çizdi.
 
Türkiye’nin, ne PKK ne de Esed rejimiyle bağlantısı olan Kuzey Irak  Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile mükemmel ilişkileri olduğunu kaydeden Kalın,  Batı’daki bazı çevrelerin kendi amaçlarına hizmet etmesi durumunda terör  örgütlerini meşrulaştırma alışkanlığı bulunduğu değerlendirmesinde bulundu.
 
Bu kimselerin Erdoğan’dan hoşlanmamalarının, onlara bir terör örgütünü  destekleme hakkı vermediğini belirten Kalın, "Bloomberg tarafından son günlerde  yapılan bir analiz Amerikalı yetkililerin YPG’nin rejimin desteklediği milis  gruplar ve PKK ile olan bağlantısının kabul ettiğini gösterdi” hatırlatmasında  bulundu.
 
Raporda, ABD istihbaratının, silahlı Kürt gruplarının, 2011'den beri  muhaliflere karşı Esed rejimiyle savaşan İran Devrimci Muhafızları Kudüs Gücü’nün  temsilcileriyle görüştüklerini belgelediği aktaran Kalın, rapora göre, YPG’nin de  Türkiye’deki terör örgütü PKK ile yakından çalıştığını bildirdi.
 
"Türkiye'nin karşı çıktığı şey, PKK'nın ABD, Rusya ve Esed rejiminden  aldığı destekle Suriye'nin kuzeyinde şu an yapmaya çalıştığı gibi siyasi bir yapı  ve terör devleti oluşturmasıdır" ifadesini kullanan Kalın, bunun, Suriyeli  Kürtlerin haklarını savunma iddiasıyla ilgisinin bulunmadığını, aksine  Türkiye’nin Suriye’de olsun Irak’ta olsun Kürtlerin haklarını desteklediğini  vurguladı.
 
Suriye Kürtlerinin haklarını ilk olarak gündeme getiren kişinin  Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu hatırlatan Kalın, DAEŞ 2014’te Kobani’ye  saldırdığında yaklaşık 200 bin kişiye kapılarını açan ülkenin de Türkiye olduğunu  anımsattı.
 
"Suriye'de olan şey PKK’nın Suriye uzantısının ülkenin kuzeyinde  Kürtlerin bulunmadığı bölgelere doğru genişlemesidir. PYD ve YPG insan hakları  ihlalleriyle tanınan, Uluslararası Af Örgütü’nün ‘köyleri tamamen yakıp yıkarak  muhtemelen savaş suçu işlediler’ dediği bir örgüttür. YPG’yi, ABD DAEŞ’e karşı,  Rusya Esed rejimini desteklemede, Esed de rejimin devamını sağlamada ve  Türkiye’ye karşı kullanıyor" değerlendirmesini yapan Kalın, Esed'in Kürtlere  karşı muamelesinde babası Hafız Esed’in izinden gittiğini belirtti.
 
Baba Esed'in, Türkiye’ye karşı kullanmak için 1980’lerde PKK’nın ve  Öcalan'ın Suriye’ye girmesine izin verdiğini, amaçlarına hizmet etmediğinde ise  PKK’yı topraklarından çıkardığını hatırlatan Kalın, Beşşar Esed'in Suriye  Kürtlerine karşı zulüm ve baskının bir yıl öncesine kadar sürdüğüne işaret etti.
 
Yazısında, "Esed, şimdi ise PYD ve YPG ile çıkar ilişkisi içinde  olduğu için Kürtleri yanına çekmeye çalışıyor. PYD ve YPG, katil Esed rejimiyle  ittifak ederek Suriye Kürtlerine en büyük kötülüğü yapıyor" ifadesine yer veren  Kalın, PYD ve YPG ile Suriye Kürtleri arasındaki ayrımın açıkça gözetilmesi ve  Suriye Kürtlerine karşı düşmanlık beslenmemesi gerektiğini vurguladı.
 
PKK'nın Türkiye'deki Kürtleri temsil etmediği gibi PYD’nin Suriyeli  Kürtlerin tek temsilcisi olmadığına dikkati çeken Kalın, binlerce Kürt'ün PKK ve  PYD’nin ideolojisini paylaşmadığını ve Esed rejimine karşı onurlu bir duruş  sergilediğini kaydetti.
 
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, yazısına şu ifadelerle son verdi:
 
“DAEŞ’e karşı sözde mücadele, Suriye ve Irak’ta tarafların taşeronları  aracılığıyla savaştığı iki yüzlü bir güç oyununa dönüştü. Esed rejiminin ve  destekçilerinin işlediği suçları unutmamız ve DAEŞ’e karşı mücadele adı altında  400 binden fazla insanın öldürülmesini ve milyonlarca kişinin mülteci durumuna  düşmesini görmezden gelmemizin istenmesi akıllara durgunluk veriyor.” 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.