banner391
banner405

Cumhurbaşkanlığı'ndan operasyon açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, HDP'nin şimdiye kadar PKK'dan bağımsız bir politika izleyemediğini belirterek, "HDP, bu nedenle PKK'nın saldırılarını kınayamamış ve silah bırakma çağrısında bulunamamıştır. Bu da sadece HDP'nin meşruiyetinin sona ermesine neden olur

Cumhurbaşkanlığı'ndan operasyon açıklaması

banner404
ÇÖZÜM sürecinin geleceği, PKK'nın silah bırakmasına bağlıdır. Hiçbir  demokrasi terörist saldırılar sürerken barış görüşmelerini kabul etmez"  değerlendirmesinde bulundu. 
Kalın, "Daily Sabah" gazetesinde kaleme aldığı "DAEŞ ve PKK Terörünü  Reddetmek" başlıklı yazıda, "Türkiye, PKK ve DAEŞ'e karşı yürüttüğü terörle  mücadelesinde tek başına bölgesel barışı sağlayamaz. Uluslararası toplumun  desteğine de ihtiyacı var" ifadesini kullandı. 
Türkiye'nin hem DAEŞ hem de PKK'ya karşı yürüttüğü mücadeleyle terörle  ilgili çifte standartların yeni anlamlarını açığa vuran bir tartışmaya yol  açtığını kaydeden Kalın, "Suriye'de DAEŞ ve Irak ile Türkiye'nin güneydoğusunda  PKK hedeflerine karşı operasyonların başlamasından bu yana bir tarafta DAEŞ, bir  tarafta da PKK'yla ilgili iki tartışma gündeme geldi. Türkiye'nin İncirlik Hava  Üssü'nü DAEŞ ile mücadelede koalisyon güçlerine açma kararına güçlü bir destek  var. Türkiye, bu kararı almadan önce de Suriye'deki DAEŞ hedeflerine çok sayıda  operasyon düzenlemiş ve sınırları içindeki şüpheli DAEŞ üyelerini gözaltına  almaya başlamıştı" diye yazdı. 
Kalın, Türkiye'nin DAEŞ'e karşı uluslararası koalisyonun bir parçası  olduğunu hatırlatarak, "Türkiye, DAEŞ'i 2013'ün ekim ayında terör örgütleri  listesine dahil etti. Siyasi liderler ve kamu yetkilileri de birçok kez DAEŞ'in  yozlaşmış ideolojisi ve barbarca eylemlerini kınayan açıklamalarda bulundu"  ifadesine yer verdi. 
Kalın, yazısına şöyle devam etti: 
"Son yedi ayda DAEŞ'le bağlantılı olduğundan şüphelenilen 500'ten  fazla kişi gözaltına alındı, bunlardan yaklaşık 100'ü tutuklandı. Bunlara ek  olarak bin 600'dan fazla yabancı sınır dışı edildi ve 15 bin yabancının da  Türkiye'ye girişi yasaklandı. Sadece son iki haftada DAEŞ'le bağlantılı  olduğundan şüphelenilen yüzlerce kişi gözaltına alındı. Dolayısıyla Türkiye'nin  DAEŞ'e karşı mücadele etmediği iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Bununla  birlikte bazı çevreler, DAEŞ'in bölgede yükselişi ve yayılmasında Türkiye'yi  günah keçisi ilan etmiştir, oysa örgütün Levant ve ötesindeki varlığı, Irak'ta  güvenliğin sağlanamaması ve Suriye'deki savaştan kaynaklanmıştır. Irak'ta farklı  bir siyasi ve güvenlik yapısı bulunsaydı ve acımasız Esed rejimi iktidardan  Yabancı savaşçıların Suriye'ye gidişini durdurmanın sadece Türkiye'nin  sorunu olmadığına dikkati çeken Kalın, şunları kaydetti: 
"Bu, uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur. Türkiye, 911  kilometrelik sınır paylaştığı Suriye'deki acımasız ve kanlı savaşın sonuçlarıyla  uğraşır ve 1,7 milyon Suriyeli mültecinin muazzam yükünü sırtlarken akla gelen  tek soru potansiyel teröristlerin geldiği ülkelerin Türkiye, Ürdün, Lübnan ya da  Irak'a ulaşmadan önce bu savaşçıları durdurmak için ne yaptığıdır. Aynı zamanda  Avrupa'da büyüyen bir gencin, neden DAEŞ gibi bir terör örgütüne katıldığı da  sorulmalıdır. Avrupa ülkelerinin bu çılgınca radikalleşmeyi durdurmak için ne  yaptığı merak konusudur. Türkiye'nin Avrupa ülkeleri pasaportu taşıyan olası  teröristleri geldikleri ülkelerin istihbarat servislerinin işbirliği olmadan  teşhis edip durdurması nasıl beklenebilir? Körü körüne Türkiye'yi suçlamak sorunu  çözmez." 
Türkiye, Irak ve PKK 
Türkiye'nin PKK'ya karşı operasyonuyla ilgili farklı tepkiler  bulunduğuna işaret eden Kalın, "Bazı siyasetçiler, DAEŞ'e karşı savaştığı  gerekçesiyle PKK'nın karargahlarının ve kamplarının hedef alınmaması gerektiğini  ileri sürdü. Bazı köşe yazarları ve gazeteciler, Türkiye'nin 'Kürtleri' hedef  aldığına yönelik çirkin bir iddiayı ortaya atacak kadar ileri gitti" dedi. 
  İbrahim Kalın, bu iddiaların çeşitli açılardan yanlış olduğunu  belirterek, "Öncelikle, Türkiye, PKK ve bağlı gruplara karşı meşru müdafaa  yapmaktadır. Bu nokta NATO'nun 28 Temmuz'da yaptığı acil durum toplantısında da  onaylanmıştır. NATO açıklamasında 'Türkiye'ye karşı terörist saldırıları şiddetle  kınıyoruz... Terörizm NATO ülkelerinin güvenliği ve uluslararası istikrar ve  refaha doğrudan tehdit oluşturmaktadır... Her şekliyle ve tezahürüyle terörizm  hoş görülemez ve haklı bulunamaz' ifadelerine yer vermiştir" hatırlatmasını  yaptı. 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun  ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, Almanya, Suudi Arabistan, Irak, Katar ve Ürdün  liderleriyle yaptığı telefon diplomasisinde Türkiye'nin PKK'ya karşı meşru  müdafaasında uluslararası toplumun güçlü desteğini aldığını dile getiren Kalın,  tüm liderlerin PKK'nın bir terör örgütü olduğunu ve DAEŞ'e karşı ya da Suriye'de savaşmasının bu örgütün eylemlerini örtbas etmek için bir bahane olamayacağını  vurguladığını hatırlattı. 
Sözcü Kalın, Türkiye'nin Kürtleri hedef aldığı iddiasının tam  anlamıyla bir yalan olduğunu, bunun PKK ve ona bağlı yayın organları tarafından  yürütülen iftira kampanyalarından ibaret olduğunun altını çizdi. Kalın, "Asıl  rahatsız edici olan ise anaakım medya araçlarının, Türkiye'nin PKK'ya karşı  savaşının meşruiyetini sorgulamak için bu propagandaları sahip çıkıyor gibi  görünmesidir" değerlendirmesini yaptı. 
Türkiye'nin Kürt halkını hedef almadığını, Irak ve Türkiye'deki  PKK'nın eğitim kampları ve silah depolarını dağıttığını belirten İbrahim Kalın,  şu ifadelere yer verdi: 
"Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, Türkiye'nin ülke  içindeki PKK saldırılarından sorumlu olduğunu söyleyerek bunu onaylamıştır.  Barzani, ayrıca PKK'yı saldırılarına son vermeye ve Kuzey Irak'ı terk etmeye  çağırmıştır. PKK propagandalarını bir kenara koyduğumuzda son 10 yılda  Türkiye'nin Kürt halkıyla yeni bir sayfa açtığı, sayısız reform yaptığı, Kürt  bölgesine milyarlarca dolar yatırım yaptığı ve Kürtleri ülkenin eşit ve özgür  bireyleri yaptığı bir gerçektir. Ayrıca, Türkiye, Irak Kürtleriyle kapsamlı  politik, ekonomik ve kültürel ilişkilerini geliştirmiştir. Daha da ötesinde  Batı'da kimse Suriye Kürtleri ile Beşşar Esed arasındaki problemleri ifade  etmezken bunu çok önce dile getiren kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır. 
MART 2013'TEN BU YANA...
PKK'yı 'barış güvercini' olarak takdim eden propagandacıları bu  gerçeklere karşı gözlerini kapatmıştır. Gerçek şudur ki PKK Kürt halkı, Kürtler  de PKK değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2005 yılından bu yana sürdürdüğü barış  süreci PKK'yı örtbas etmek ya da mazur göstermeyi değil, silahlı mücadelesine son  vermeyi hedeflemektedir. Çözüm sürecindeki en kritik aşama PKK'nın silah  bırakmasıdır. Fakat KCK ve PKK bunu yapmamak için bahaneler uydurmayı  sürdürmekte, bunun yerine sadece 7 Haziran seçimlerinden bu yana 300'den fazla  terörist saldırıda bulunurken Türk hükümetini saçma bir şekilde suçlamaktadır.  PKK'nın hapisteki lideri Abdullah Öcalan'ın PKK'nın silah bırakması için ilk  telefon görüşmesini yaptığı Mart 2013'ten bu yana KCK silahsızlanma sürecini  reddeden sayısız açıklama yapmış ve daha fazla sokak şiddeti ve saldırıları  çağrısında bulunmuştur. Bunlardan en önemlisi, 6-8 Ekim 2014'te HDP Eş Genel  Başkanı Selahattin Demirtaş'ın çağrısıyla gerçekleşen sokak çatışmalarında  yaklaşık 50 sivilin ölmesidir." 
 Sözcü Kalın, yazısında HDP hakkında da "Kendini PKK'nın yakın  müttefiki olarak gören HDP'nin şimdiye kadar PKK'dan bağımsız bir politika  izleyemediği açıktır. HDP, bu nedenle PKK'nın saldırılarını kınayamamış ve silah  bırakma çağrısında bulunamamıştır. Bu da sadece HDP'nin meşruiyetinin sona  ermesine neden olur" ifadesini kullandı. 
 Bu noktada, çözüm sürecinin geleceğinin PKK'nın silahsızlanmasına  bağlı olduğunu vurgulayan Kalın, "Hiçbir demokrasi terörist saldırılar sürerken  barış görüşmelerini kabul etmez" yazdı. 
  Kalın, Türkiye'nin DAEŞ ve PKK'ya karşı ikili savunmasının haklı ve  meşru olduğunu, çifte standart yapmadan terörizmin her şekline karşı olanların  Türkiye'yi desteklemesi gerektiğini bildirdi. İbrahim Kalın, "Bu, bölgede barış,  istikrar ve refah isteyenlerin yanı sıra Türkiye'nin, komşularının ve  müttefiklerinin de yararınadır" görüşünü ifade etti.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.