banner391
banner405

'Bu kara leke temizlenmeli'

AGC Başkanı Dim, Basın Bayramı'nda "Gazetecilerin hapse atılması, Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyete ulaşmak isteyen Türkiye açısından bir kara lekedir" dedi. Dim, Azerbaycan temaslarıyla ilgili de "Dış politikada Arap dünyasının ön plana çıkması, Türki cumhuriyetleri hızla Türkiye'den uzaklaştırıyor" dedi

'Bu kara leke temizlenmeli'

banner404
- Günay AKTAŞ

TÜRKİYE Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Yardımcısı ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Mehmet Ali Dim, 24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle dün düzenlediği basın toplantısında tutuklu gazetecilere dikkat çekti ve "Bu kara leke temizlenmeli" dedi. 
Dim, Azerbaycan temaslarıyla ilgili bilgiler de sunduğu basın toplantısında şu ifadelere yer verdi: 
'ALANYA'YI VE ÜLKEMİZİ TEMSİL ETTİK' 
"Azerbaycan Parlamento Jurnalistleri Birliği ile AGC, kardeş kuruluşlar. Bu çerçevede her iki heyet üyeleri her yıl iki ülkeye karşılıklı ziyaretler yapıyorlar. Biz her yıl olmasa da iki-üç yılda bir bu ziyaretleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Son ziyaretimizi de 18-23 Temmuz tarihleri arasında kardeş ülke Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye gerçekleştirdik. Bakü'de AGC Genel Sekreteri Necati Şatana, yönetim kurulu üyelerimiz Ferit Kesen ve İbrahim Barış Başar'la birlikte temaslarda bulunduk. Bu seyahatin bir başka önemli yönü ise, 22 Temmuz tarihinin Azerbaycan'da 'Milli Matbuat' denilen Azerbaycan Medyası'nın 138. kuruluş yıldönümü olmasıydı. Kardeş ülkede bu kuruluş yıldönümü etkinliklerine katılarak AGC Başkanı sıfatıyla Alanya'yı, TGF Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla da ülkemizi temsil etmiş olduk. Bu kutlamaya Cumhurbaşkanı Yardımcılarından Ali Hasanov ev sahipliği yaptı. Törende bir konuşma yaparak hem Türk medyasının görüşlerini, düşüncelerini yansıttık, hem de Azerbaycan'da yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi, oradaki gözlemlerimizi dile getirdik. İki ülke arasındaki medya kuruluşlarının, gazetecilerin işbirliği ve dayanışması anlamında da bir adım atmış olduk. Bu seyahatimizin gerçekleştirilmesinde bize en büyük katkıyı veren kardeş cemiyetimizin başkanı Elşad Eyvazlı'ya teşekkür ediyorum. Azerbaycan medyasının en önemli kuruluşu olan ve bizdeki Basın Konseyi'nin benzeri olan Azerbaycan Milli Matbuat Şurası'nın değerli başkanı Aflatun Amasov'a da teşekkür ediyorum. Çok güzel ev sahipliği yaptılar. Orada bizleri çok güzel ağırladılar. Hem siyasi anlamda, hem sosyal, hem kültürel ve hem de mesleki açıdan bir çok temaslarımız oldu. 
'BİR TÜRKİYE FANATİĞİ İLE BULUŞTUK'
En önemli görüşmelerimizden birisini, Türkiye dostu ve Türkiye fanatiği olarak nitelediğimiz Azerbaycan Parlamentosu'nun çok seçkin milletvekili, aynı zamanda Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Üyesi Ganira Paşayeva hanımla yaptık. Kendisinden çok güzel bilgiler elde ettik. Kendisinin düşüncelerini aldık, biz görüşlerimizi yansıttık. Düşüncelerimiz, hem çok sayıda siyasi kişiliğe ulaşabilen, hem de Azerbaycan halkına ulaşabilen Ganira Paşayeva'nın resmi internet siteleri ve sosyal paylaşım adreslerinde, ayrıca Azerbaycan medya organlarında yansıtıldı. Bu da Alanya ve ülkemiz için bir kazanımdır.  
'BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ TESİS EDİLMELİDİR' 
Bildiğiniz gibi bugün 24 Temmuz, Türk basınında önemli bir gün. 1908 yılında Birinci Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte ortaya çıkan yeni demokrasi hareketinin başlangıç tarihi. Ve aynı zamanda bu gün, Türk basınına uygulanan sansürün ortadan kaldırıldığı gün. Biz 1971 yılından bu tarafa bugünü Basın Bayramı olarak kutluyoruz. Bu bayram aslında Basın Bayramı olması itibariyle önemli. Ama Türk medyasının ne yazık ki son 30 yılda yaşadığı erozyon, basının dönem dönem çeşitli güçler tarafından uğradığı kuşatılmışlık ne yazık ki gündemimizi oluşturdu. Ve Türkiye'de bu anlamda özgür basının, bağımsız basının varlığını konuşamaz hale geldik. Ne yazık ki, son yıllarda da gazetecilerin hapse atıldığı, yazdıklarından dolayı hatta basılmayan kitaplarından dolayı cezaevlerine konulduğu, haklarındaki suçlamaları bilmeden, haklarında bir iddianame bile hazırlanmadan yıllarca hapiste kaldığı bir dönemi yaşıyoruz. Ve bu dönem itibariyle Türkiye, gerek batı dünyasında, gerekse kendi iç dünyasında önemli suçlamalarla karşı karşıya. Türkiye, basın suçları açısından, gazetecilerin özgürlüklerinin kısıtlanması açısından dünyada ilk sıralarda yer alan bir ülke. Bu anlamda yüzünü batıya dönen, Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyete çıkmak isteyen Türkiye açısından bir kara leke. Bu manada biz 24 Temmuz'da, Basın Bayramı dolayısıyla bir kere daha yönetim kademesinde bulunan, iktidarda bulunan kişilere ricada bulunuyoruz. Onlardan talebimizi yineleyerek diyoruz ki, Türkiye'de basın özgürlüğünün tesis edilmesi, gazetecilerin düşüncelerinden dolayı, yazdıklarından dolayı, basılmayan kitaplarından dolayı 'Terörist' suçlamasıyla cezaevine atıldığı Türkiye'nin artık değişmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu vesile ile tüm meslektaşlarımızın Basın Bayramı'nı tebrik ediyorum. Nice Basın bayramlarında ama özgür basınla, özgür gazetecilikle buluşmak dileğiyle, hepinize saygılarımı sunuyorum."
'TÜRKİYE TÜRKÇESİNE EĞİLİM VAR' 
Dim, bir gazetecinin "Azerbaycan'a en son 3 buçuk yıl önce gitmiştiniz. Bu 3 buçuk yılda orada nelerin değiştiğini gözlemlediniz? Ülkemize bakış açılarında bir değişiklik var mı?" şeklindeki sorusunu da şöyle yanıtladı: 
"Bakü'nün çok önemli ölçüde değiştiğini, geliştiğini, bir batı kenti ya da batı başkenti gibi bir görünüme kavuştuğunu söyleyebiliriz. Modern mimarinin ön plana çıktığını, eski yapıların restore edildiğini, eskitme yapılarak mimari tarz yakalandığını gördük. Çok büyük, geniş caddelerle, meydanlarla, heykellerle süslenmiş parklarla Bakü'nün artık yüzünü batıya çeviren büyük bir şehir olma yolunda ilerlediğini gördük. Özellikle Türk televizyonlarını izleyen, Türk dizileriyle büyüyen yeni nesilde Türkçe'ye karşı bir eğilim var. Azerbaycan'da Türkiye Türkçesi konuşulur hale gelmiş, anlaşılır hale gelmiş. Üzülerek ifade etmem gereken ise şudur ki, siyasi olarak ülkemizden uzaklaşma söz konusu. Özellikle Türkiye'nin son yıllardaki dış politikasında Arap dünyasının ön plana çıkması, Türki cumhuriyetlerin ikinci plana atıldığı hissini yaratmış ve bu da ciddi bir uzaklaşmaya yol açmış. Azeriler "Türkiye bizi önemsemiyor" diyor ancak Türkiye'yi hala bir ağabey olarak görüyorlar. Özellikle Karabağ konusunda, Ermenistan'la kavgaları sürecinde Türkiye'nin desteğini arıyorlar, istiyorlar ancak bu konuda umduklarını bulamadıklarını söylüyorlar. Bu siyasi uzaklaşmayı ben bir handikap olarak görüyorum. Bu tespitin aynısını, tüm Türki cumhuriyetler için söyleyebiliriz. Azeri halkının 'Türkiye, bizim gazımız, petrolümüz olmasa yüzümüze bile bakmaz" gibi bir yaklaşım içerisinde olmasını da ben kabul edemiyorum. Bizim onları kucaklamamız gerektiğini düşünüyorum."


banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.