banner391
banner405

4 eski bakana bir komisyon

Meclis, 17 saatlik çalışma sonunda, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında adı geçen 4 eski bakanla ilgili tek bir soruşturma komisyonu kurulmasına karar verdi. AK Parti'nin önergesine karşılık CHP'nin her isim için ayrı komisyon kurulması için verdiği önergeler reddedildi

4 eski bakana bir komisyon

banner404
17 ARALIK'TA başlatılan yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında 4 eski bakanla ilgili hazırlanan önergeler TBMM Genel Kurulu’na görüşüldü. AK Parti'nin; eski bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar'la ilgili tek bir Meclis Soruşturma Komisyonu kurulmasına ilişkin önergesi kabul edilirken (9 ret, 453 kabul, 6 çekimser, 1 boş), 17 saat süren oturumda; CHP'nin her isim için ayrı soruşturma komisyonu kurulmasına yönelik önergeleri reddedildi.

Böylece; 15 kişilik komisyonun 9 üyesi AK Parti'den, 4 üyesi CHP'den ve 1'er üyesi MHP ile HDP'den olacak. Çalışmalarını gizli yapacak olan komisyon, kamu ve özel kuruluşlardan bilgi ve belge isteyebilecek, gerekli görürse belgelere el koyabilecek; Bakanlar Kurulu üyelerini, diğer ilgilileri, tanık ve bilirkişileri dinleyebilecek, adli mercilerden yardım alabilecek.
İlgili bakanların savunmasını alacak olan komisyon, yazacağı raporu Meclis Başkanlığı'na sunacak. Başkanlık raporu hakkında soruşturma açılması istenen bakanlar ile milletvekillerine gönderecek ve 10 gün içinde raporla ilgili görüşmeler tamamlanarak, komisyon raporu gizli oyla karara bağlanacak. Eğer Meclis Genel Kurulu bakanlar hakkında Yüce Divan kararı alırsa, dosya en geç 7 gün içinde Anayasa Mahkemesi'ne gönderilecek.

17 SAAT SÜRDÜ, GERGİNLİKLER YAŞANDI 
Meclis Genel Kurulu'nda 17 saat süren oturumda sık sık gerginlikler yaşandı. Özellikle eski bakanların kürsüye çıktığı dakikalarda tansiyon yükseldi. Yumruklaşmaların yaşandığı Genel Kurul'da, Erdoğan Bayraktar dışındaki 3 eski bakan savunma yaptı.

Zafer Çağlayan: Bu ülkeye bir tek çivi çakan tüm iş adamlarının emrine amadeyim. Bu suç ise bu suçu işlemeye devam edeceğim...

Muammer Güler: Kişisel kanaatlerin etkili olduğu bir soruşturma. Bir bakan şüpheli olamaz...

Egemen Bağış: Gözü dönmüş örgütün itibarsızlaştırma kampanyasıyla karşı karşıya kaldık... Kasetler montaj...

CANLI YAYIN KRİZİ 
Eski bakanların açıklamalarından tatmin olmayan muhalefet partilerinin milletvekilleri, kürsüde sık sık fezlekelerden alıntılar yaptılar.

Üç partinin grup başkanvekili, görüşmelerin Meclis TV’den canlı yayınlanması isteğiyle TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in yanına gitti. Çiçek'in konuyu TRT Genel Müdürü ile görüşeceklerini ifade ettiği kaydedildi.

Önerge görüşmeleri TBMM'nin internet sitesinden canlı olarak yayınlanırken, bu yayında sık sık aksaklıklar olduğu görüldü.

Ayrıca, CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur da elindeki tabletten görüşmeleri canlı yayınlıadı. Bağımsız medya görevi yaptığını vurgulayan Melda Onur, "Bu kadar önemli bir oturumu vatandaştan saklamak doğru değil. Bizi farklı yollara yöneltmelerinin hiçbir manası yok" diye konuştu. 

CHP'li Melda Onur, tablet bilgisayarından görüşmeleri canlı yayınladı.
ESKİ BAKANLARIN KONUŞMALARI 
Önerge oylamaları öncesinde eski bakanlar Meclis kürsüsünde haklarındaki iddiaları yanıtladı. Görüşmeler kapsamında, soruşturmada adı geçen eski bakanlardan ilk olarak Zafer Çağlayan, kürsüye çıktı.

Konuşmasına başlamadan önce 10 dakikalık konuşma süresinin kendisine yetmeyeceğini söyleyen Çağlayan, Meclis başkanvekili Meral Akşener'den ek süre istedi. Akşener'in talebe olumsuz yanıt vermesine AK Parti sıralarından itiraz geldi. CHP ve MHP gruplarının da katıldığı tartışmanın büyümesi üzerine Akşener oturuma ara verdi.

ÇAĞLAYAN: BU SUÇU KABUL EDİYORUM! 
Verilen aranın ardından kürsüye çıkan Çağlayan özetle şunları kaydetti:

"Her türlü iftira, yalan, illegal deliller, hukuksuz dinlemeler ve montajlar karşımıza çıkartıldı. Sizlerin de yakından takip ettiği gibi ben ülkemizin ticaretine, ihracatına, istihdamına katkı yapan her iş adamıyla ilgilenmiş, sorunlarıyla hemhal olmuşumdur. Ben bu iddiayı aynen kabul ediyorum ve bir itirafta daha bulunuyorum; Sanayi Odası Başkanı olduğum dönemde de bakan olduğum dönemde de hatta istifam sonrası milletvekili olduğum bu dönemde de kendim de çalışma arkadaşlarım da bu ülkede çivi çakan, taş üstüne taş koyan, Türkiye'nin ihracatına katkısı olan ve olacak tüm iş adamlarımızın emrine kendimi amade ettim ve etmeye de devam edeceğim. Bu suçsa, bu suçu 20 yıldır işlediğimi itiraf ediyor ve bu suçu kabul ediyorum.

İş adamı Rıza Sarraf'tan aldığım iddia edilen saat tarafımca alınmış, bedeli tarafımca ödenmiş ve mal beyanına da girmiştir. Defalarca hac, umre ziyareti yaptım. Söz konusu ziyareti de bir acenta üzerinden gerçekleştirdim. Bu ziyaretin bedelinin tarafımca ödendiğini, işte belgelerle size burada gösteriyorum. Bu bir itibarsızlaştırma operasyonudur. Hac ve umre gibi mukaddes görevlerin böyle asılsız iddialara malzeme yapılması inciticidir."

Gana’dan geldiği iddia edilen uçaktaki 1,5 ton altınla ilgili şahsımla ilgili adli operasyonu engellediğim iddia edildi. Gana’dan gelen uçak gerekli belgeleri sunamadığı içi işlem yapılmıştır. Daha sonra belgeler tamamlanmış ve uçak Dubai'ye gitmiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı kovuşturmaya yer olmadığına hükmetmiştir. Ortaya atılan iddiaların hepsi yalandır, dolandır, iftiradır. Bu operasyonda amaç, Tayyip Erdoğan ve ailesi; araç, Zafer Çağlayan ve ailesi olmuştur."

BAĞIŞ: KÜLLİYEN YALAN 
Çağlayan'ın ardından kürsüye gelen eski AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da üzerine atılı suçları reddetti.

"Bugün böylesine çirkin iftiraların hedefi olmak son derece yaralayıcı" diyen Bağış, özetle şu ifadeleri kullandı:

"17 Aralık'tan bu yana, kendi emellerine ulaşmak için her yolu mübah gören gözü dönmüş bir örgütün sistematik itibarsızlaştırma kampanyasına maruz bırakıldık. Şahsımıza, ailemize, partimize, itibarımıza, önceden planlandığı çok açık olan bir linç kampanyası başlatıldı. Hukukun en temel ilkeleri, masumiyet karinesi ayaklar altına alındı. Tehditle, şantajla bizi susturamayanlar, 17 ve 25 Aralık darbe girişimiyle bu sefer aslı astarı olmayan çirkin iftiralarla hakkımızda siyasi darağaçları hazırlamaya kalktı.

İddiaların gündeme gelmesinden sonra Meclis'in huzuruna çıkıp, alnımızın ak, başımızın dik olduğunu vurgulamıştık. Aradan geçen sürede herkes konuştu, biz sustuk. Bugün yine buradayız. Yine, yüce Meclis çatısı altında milletin kürsüsündeyiz, artık susmayacağız, yutkunmayacağız.

Asla hukuk nezdinde hesaplaşmaktan çekinmiyoruz. Hiçbir zaman dokunulmazlığımızın arkasına saklanacak tıynette olmadık. Dün bize ilticacı yaftasını yapıştırmaya kalkanlar, montaj ses kaydıyla imanımızı sorgulamaya kalktılar. Paralel yapının daha önce dinleyip havuzunda tuttuğu anlaşılan, yirmi yıllık bir arkadaşımla telefon görüşmemi arşivden çıkarıp kestiler, biçtiler, montajladılar, amaçlarına göre makyajladılar ve bu montaj üzerinden benim imanımı sorgulatmaya kalktılar. O kayıt aleni bir montajdır. Hamdolsun, hayatım boyunca ne şahsımın ne ailemin ne partimin ne de bana güvenenlerin başını öne eğdirecek hiçbir şey yapmadım. 17 Aralık soruşturmasında şahsımın bir iş adamından 3 kez rüşvet aldığı iddiası külliyen yalandır, iftiradır, alçakça, şerefsizce kurgulanmış bir iftiradan başka bir şey değildir.

İşadamı Rıza Sarraf'ı 5 yıldır tanırım. Rıza Sarraf'tan 3 kez, toplamda 1,5 milyon dolar rüşvet aldığım iddia edildi. İddia 1: Rıza Sarraf'ın babasına İtalyan vizesi başvurusuna yardımcı olmak karşılığında 500 bin dolar. Evet, Rıza Sarraf'ın babası için bir vize yardım talebi aldım ama vizeye başvurmadılar bile. Alınmamış bir vize için yardımcı olduğum iddiasıyla 500 bin dolar aldığımı iddia ettiler. Gelelim ikinci iddiaya: Adı geçen şahsın otel projesine aracılık yaptığım ve bunun için de bir 500 bin dolar daha aldığım iddia edildi. Türkiye'de herhangi bir ilçe belediyesinin, herhangi bir büyükşehir belediyesinin, herhangi bir bakanlığın, Turizm Bakanlığı'nın ya da bir başka kuruluşun, tek bir yetkilisi, bürokratı çıkıp 'Egemen Bağış bu otelle ilgili bizi aramıştır' diyemez çünkü aramadım, sadece hayırlı olsun dedim. Gelelim üçüncü iddiaya: Aynı şahsın, Rıza Sarraf'ın aleyhinde yapılacak bir haberi engellediğim için de 500 bin dolar aldığım iddia edildi. Rıza Sarraf beni telefonla aradı, ve dedi ki: "Bir gazeteden beni arıyorlar (1 milyon dolar vermezsen senin aleyhine haber yapacağız) diyorlar. Ben bu şikayetimi kime aktarmalıyım Bana yardım edin Sayın Bakan.' Ben dedim ki benim partimin medyadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik Bey var, ona bu şikayetinizi aktarırım. Ve o gazetecilerin önünde Sayın Hüseyin Çelik'e, 'Böyle böyle bir iddia, böyle bir şantaj durumu var, bu konuda takdir sizindir' dedim.

CHP'Lİ VEKİLLERDEN PROTESTO 
Egemen Bağış'ın konuşmasını yaptığı sırada CHP'li vekiller sırtını dönerek protesto etti.

GÜLER: VEREMEYECEĞİM HESAP YOK 
Eski İçişleri eski Bakanı, Muammer Güler, de savunmasında operasyonun birçok hukuksuzluk, yetki aşımı, ilgili kanun hükümlerine açıkça aykırılık ve özellikle de usul hükümleri ile bağdaşmayan yanlışlıkları içerdiğini söyledi.

Önceden kurgulanan senaryonun sahneye konulduğunu ifade eden Güler, şu ifadeleri kullandı:

"Operasyondan önce bütün gizlilik kurallarının çiğnendi. Montajlı ses kayıtları servis edilerek evrensel nitelikteki masumiyet karinesi yok sayılmıştır. Yetkili ve görevli makamlardan gizlenmiş bir psikolojik harekat, itibarsızlaştırma ve hedefi belli bir algı operasyonudur. Soruşturmanın belli bir süre bekletilmesi de manidardır. Kanuna açıkça aykırı bir biçimde aylarca yürütülen ve bakanların şüpheli olarak addedildikleri bu soruşturmadan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nın bilgisi yoktur. Oğlumun ve diğer şüphelilerinin ifadesi dahi alınmadan, mali şube müdürü, görevden ayrılanlar, 18 Aralık tarihinde yani gözaltından bir gün sonra, tam 309 sayfalık fezleke niteliğindeki bir dosya hazırlanıyor, yeni gelenlere imzalatılmak isteniyor, imzaladıkları zaman da götürülüp, 18 Aralık tarihi itibariyle savcılığa teslim ediliyor.

Bu görevliler, kendilerini cumhuriyet savcısı, hakim hatta TBMM Soruşturma Komisyonu yerine koyarak dosyada yer alan, içeriği kuşkulu, somut olay ve bulgularla örtüşmeyen beyan ve bulguları kendilerine göre yorumlayarak kesin bir biçimde suç nitelemesi yapmışlardır. Bu nitelemeyi ancak TBMM Soruşturma Komisyonu yapabilir ve yüce Genel Kurul'un kararı ile bu kesinleşir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Çolakkadı ile kendi telefonumdan yaptığım görüşme dahi basına sızdırılmıştır. Bir bakanın ve Cumhuriyet Başsavcının telefonunu kim, hangi yetkilerle dinleyebilir ve hangi yetki ile basına sızdırabilir? Bu soruşturmada bir bakan şüpheli olarak addedilmiş ve hakkında 8.5 ay soruşturma yapılmıştır. Bir bakan şüpheli olarak addedilemez ve hakkında savcı soruşturma yapmaya yetkili değildir.

Makul şüpheyi öğrenen savcı derhal dosyayı ayıracak, Cumhuriyet Başsavcısına bilgi verecek, TBMM Başkanlığı'na gönderecek. 3628 sayılı Kanunun 8. ve 17. ve 19. maddeleri, 'özel soruşturmaya tabi olan kişiler hakkındaki hükümler saklıdır' diyor. Peki savcı ne yapacak ne yapacak burada Makul şüpheyi öğrendiği zaman dosyayı ayıracak, TBMM'ne bildirecek. Artı 'amirine bilgi verecek' diyor. Bakanın amiri kimdir Bakanın amiri Başbakandır. Niçin bilgi vermemiştir Bir savcının bunu bilmemesi mümkün müdür? Veremeyeceğim hiç bir hesap yoktur

BAYRAKTAR KONUŞMADI 
Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ise kendi isteğiyle konuşmadı.


CHP'NİN ÖNERGELERİNE RET 
AK Parti'nin kabul edilen ve söz konusu bakanlar hakkında tek bir Meclis komisyonu açılmasını öngören teklifinden sonra CHP'nin verdiği her isim için ayrı bir soruşturma komisyonu kurulmasına yönelik önergelerin görüşülmesine başlandı.

İlk olarak Zafer Çağlayan hakkında verilen önerge görüşüldü ve önerge 174 kabul oyuna karşı 274 oyla reddedildi. Çağlayan önergeyle ilgili kürsüde konuşmasını yaptığı sırada fotoğrafın çeken CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse'ye tepki gösterdi. AK Partili vekillerin Köse'nin üzerine yürümesiyle Meclis'te tansiyon yükseldi.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.