banner391
banner405

T"ürkiye bir küresel aktör"

Başbakan Yardımcısı Babacan, ''Artık Türkiye, bir bölgesel güç, aynı zamanda Türkiye bir küresel aktör'' dedi.

T

banner404
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Altınpark ANFA'da düzenlenen AK Parti İl Danışma Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin uluslararası ilişkiler konusunda, dış politika konusunda geldiği noktanın çok farklı olduğunu belirterek, ''Artık Türkiye, bir bölgesel güç, aynı zamanda Türkiye bir küresel aktör'' dedi. 

Babacan, Türkiye'nin AK Parti iktidarı döneminde tarihi bir dönüşüm yaşadığını söyledi. ''Bu, sadece kendi içimizde değil aynı zamanda çok geniş coğrafyayı etkileyen bir dönüşüm haline geldi'' diyen Babacan, Türkiye'nin hem siyasi hem de ekonomik reformlarla 10 yıl öncesinden çok farklı bir ülke haline geldiğini ifade etti. 

Babacan,  şunları kaydetti: 

''Hamdolsun ülkemizde güven ve istikrar ortamı var. Türkiye'nin zamanlıca aldığı tedbirler, Türkiye'yi bu krizlerden korumuş oldu. Böyle bir dönemde Türkiye, 2023 için artık kendisine hedefler koymuş durumda. Ben bunu çok önemsiyorum çünkü dünyada birçok ülke bırakın 2023'ü, daha 2013 sonuyla ilgili hedeflerini ortaya koyabilmiş değil. Türkiye böyle bir ortamda çok şükür dimdik duruyor. Bakın hamdolsun Türkiye'nin uluslararası ilişkiler konusunda, dış politika konusunda geldiği nokta çok çok farklı. Artık Türkiye, bir bölgesel güç, aynı zamanda Türkiye bir küresel aktör. Bugün dünyanın neresinde en olursa olsun Türkiye bunu izliyor, adımlar atıyor ve Türkiye, her konuda fikri sorulan, kanaati öğrenilmeye çalışılan ülke haline geldi.'' 

''İsrail özrünü diledi''

Türkiye'nin Orta Doğu'da uyguladığı politikaların, İsrail'le ilgili gelinen noktanın gerçekten pek çok diplomasi uzmanını şaşırttığını vurgulayan Babacan, şöyle devam etti: 

''Sayın Başbakanımızı, Dışişleri Bakanımızı, bizleri hep yıpratmaya çalıştılar 3-4 yıl boyunca. 'Yanlış yapıyorsunuz, Türkiye'ye zarar veriyorsunuz, bu politika böyle olmaz.' Ama hamdolsun ne oldu? Biz yerimizde dimdik durduk ve İsrail geldi ta bizim başta söylediğimiz noktaya, özrünü diledi. Şimdi biz umuyoruz ki bundan sonraki dönemde, onlara da çağrı yapıyoruz ki artık problemlerin kaynağı olmayın, parçası olmayın. Çözümlerin parçası olun. Bu bölgede büyük problemler var. Eğer bir şeyler yapacaksanız çözümlere katkı verin, bölgede barışa katkı verin diyoruz.'' 

Çözüm süreci 

Türkiye'nin içinden geçtiği çok önemli bir çözüm süreci olduğuna da değinen Babacan, bunun, ülkenin 30 yılı aşkın süredir büyük bedeller ödemesini beraberinde getiren bir mesele olduğunu söyledi. 

Ali Babacan, zamanında Marksist-Leninist ideolojiyle kurulan terör örgütünün, Sovyetler Birliği'nin çökmesiyle beraber kendisine etnik unsurları istismar ederek var olma zemini oluşturduğunu ifade etti. 

Buna karşılık, Türkiye'de AK Parti iktidarı döneminde atılan adımlarla, söz konusu istismar zemininin tamamen yok olduğunu vurgulayan Babacan, şöyle devam etti: 

''Sonuçta sayın Başbakanımızın bizzat yönettiği, çok dar bir ekiple yönettiği bir süreçle, hamdolsun gayet güzel gelişmeler yaşamaya başladık. Biz bu konuda sayın Başbakanımız başta olmak üzere dikkat ederseniz fazla konuşmuyoruz, işin özüne bakıyoruz ama burada temel prensipler de çok açık. Biz parti programımıza 2001 yılında bu meseleyle alakalı ne yazdıysak açın bugün o sayfaları, o satırları okuyun. Bu meseleyle ilgili tespitlerimiz ve çözüme yönelik atılması gereken adımlar neyse bakın 2013 yılına geldik, tam 12 yıl sonra satır satır, cümle cümle, paragraf paragraf aynen onları uyguluyoruz. 
Bu gelişmeler, 12 yıllık tutarlı, ısrarlı, ve doğru politikanın nihayet sonucunun alınması ve nihayet artık güzel gelişmelerin yaşanmasını da beraberinde getirdi. Temel ilkeler çok basit. Biz hep şunu söylüyoruz. 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes bu ülkede evrensel standartlarda temel haklarını sonuna kadar kullanabilmeli. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes uluslararası standartlardaki özgürlüklerini doyasıya yaşayabilmeli. Devlet her bir vatandaşın etnik kökeni ne olursa olsun, mezhebi ne olursa olsun, hangi kültürü benimsemiş olursa olsun, devlet her vatandaşımızı aynı samimiyetle kucaklamalı.'' 

''IMF'e 5 milyar dolarlık kredi açacağız''

AK Parti iktidarı döneminde kaydedilen ekonomik gelişmelere de değinen Babacan, şunları kaydetti: 
''Kasım 2002, ben Hazine'den sorumlu Bakan olarak göreve başladım. IMF'ye 23 milyar dolar borcumuz vardı, Merkez Bankası'ndaki rezervlerin tamamı ise 28 milyar dolardı. Yani bizim dediğimiz, rezerv dediğimiz 28 milyar doların aslında 23'ü IMF'ye borçtu. Zaten IMF de o Merkez Bankası'nın rezervleri güçlensin de daha kötüye gitmesin diye bu krediyi ağırlıklı olarak vermiş Türkiye'ye. Bugün itibariyle IMF'ye borcumuz 400 milyon dolara indi. İnşallah Mayıs'ta da son taksit ve sıfırlıyoruz.'' 
Babacan, gelinen noktada ise Türkiye'nin tarihinde ilk kez ''IMF'ye borç veren ülke'' konumuna geldiğini söyleyerek, Türkiye'nin IMF'ye 5 milyar dolarlık kredi açacağını bildirdi. 
Bu arada, salondan ''belediyelere de borç verin'' diye gelen sesler üzerine Babacan, gelir gider dengesini sağlamış olan, kredibilitesi yerinde olan belediyelerin zaten her yerden kredi bulduğunu kaydetti. Babacan, ''Ancak borcu zaten çok belediyeyse, gelir gider dengesi bozuksa zaten daha fazla borçlanmayı belediyelerimize hiç tavsiye etmiyoruz. Öncelikle tüm belediyelerimiz kendi dengesini kursun, para diye bir sorun yok'' diye konuştu. 
Ali Babacan, bundan sonraki temel önceliklerinin ise büyümede potansiyeli yakalamak, istihdam artışı, enflasyonla mücadele, cari açığı düşürmek ve yurt içi tasarruflarının artışını sağlamak olduğunu sözlerine ekledi. 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.