banner391
banner405

''Silahların susması'' değil ''bırakılması'' diyorum

Başbakan Erdoğan, çözüm sürecine ilişkin, "Gidecek olan silahını nereye bırakırsa bıraksın, gömerse gömsün o bizi ilgilendirmiyor, bırakıp gider" dedi.

''Silahların susması'' değil ''bırakılması'' diyorum

banner404
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, canlı yayınlanan CNN Türk-Kanal D ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Terörün son bulması için yürütülen çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, vatandaşlarla yaptığı görüşmelerde sürece desteğin yüksek olduğunu kaydederek, bu durumu ''geleceği satın almak'' olarak nitelendirdi.

Pazarlık yapmadık

Başbakan Erdoğan, ''Bu örgüt ne istedi ve ne elde etmeyi umuyor ki bu süreçte uyum gösteriyor'' sorusu üzerine şunları söyledi: "Bu süreç içinde, biz daha önceki MİT Müsteşarım Emre bey döneminde biz ada görüşmelerini başlattık. Bunları niye başlattık. Hepsi bugünlerin belki de bir ön hazırlığıydı, çalışmasıydı ve bütün bunları yaparken, asla bunları biz bir pazarlık konusu yapmadık, yapamazdık.''

Karşılık değil, amaç uğruna bunu yapıyoruz

Zaman zaman, ''genel af'' konusunun gündeme getirildiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, ''Biz, kendi yargılamalarımızın silsilesi içinde, bizler devlete ait haklar konusunda af yetkisi kullanabiliriz ama şehitlerimizin veya bir maktülün hakkının affını sağlayamayız" diye konuştu.

Geçmişte, Uşak'ta bir konuşmasında bu konuyu gündeme getirdiğinde kendisine 'Yoksa şeriatı mı getireceksin' denildiğini hatırlatan Erdoğan, ''Böyle bir yetkim olamaz. Şimdi bize kalkıp da 'ne karşılığı' diyenlere ben şu cevabı veriyorum : Karşılık değil, bir amaç uğruna bunu yapıyoruz" dedi.

Türkiye'nin bölgede güçlü olmasını kimse istemiyor

Başbakan Erdoğan, ''Geçmişteki yanlışlar yapılmazsa sürecin iyi gideceğini söylediniz. Geçmişteki yanlışlar derken, çekilirken çekilenlerin vurulması mı? Bunu önlemek için ne yapacaksınız?'' sorusu üzerine ise şunları kaydetti: ''Burada iki başlık çok önemli. Bir, bu işi provoke etmek isteyen içerde bazı mahfiller olabilir. İki, dışardan bazı mahfiller olabilir çünkü Türkiye'nin bölgede huzurlu ve güçlü olmasını açık söylüyorum kimse istemiyor. 

Geçmişte biz alan eldik ama şimdi veren el olduk..Dikkat ederseniz ben sık sık, 'silahların bırakılması' diyorum çünkü bırakılmaması, sıkıntı doğurabilir çünkü silahlı olan birisinin geçtiğini olur ya görmeleri halinde, 'ha bu silahlı olduğuna göre acaba.''

Gidecek olan silahını nereye bırakırsa bıraksın

Erdoğan, silahıyla birlikte çekilme sırasında hukuki meselelerin de çıkabileceği yönündeki bir hatırlatma üzerine ise ''O da çıkabilir. 'Sen buna nasıl bir müsaade edebilirsin'' dedi.

Başbakan Erdoğan, askerlere bu yönde bir talimat verilip verilmediğinin sorulması üzerine ise şöyle devam etti: ''Bunlar kalkıp, hukuk devletinin içindeyiz her şeyden önce. Hukuk devletinin içinde hukuk devletinde yol geçen hanına çevirmek diye bir şey tabi ki olmaz..Biz hep şunu söyledik halen de onu söylüyoruz. Silah değil, siyaset buna doğru bir yaklaşımın kesinlikle telkinini biz de yapıyoruz ve bunu da özellikle bekliyoruz. Dolayısıyla niye silah. Bırak, silahsız olarak geçişini yap.''

Gazeteci Taha Akyol'un, ''Ben sizin sözlerinizden 'madem çekiliyorsunuz, silahı Türkiye'de bırak, silahsız çekil' anlamını çıkardım'' demesi üzerine, Başbakan Erdoğan, ''Aynen öyle, öyle olmak durumda'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ''Gidecek olan silahını nereye bırakırsa bıraksın, gömerse gömsün o bizi ilgilendirmiyor, bırakıp gider. Çünkü, aksi takdirde provokasyona bu iş çok açıktır. 'Yasal zemin' denildiği zaman, hazırlanacak yasal zeminler anayasa hükümlerine aykırı olamaz. Biz, şimdi anayasaya aykırı bir yasal zemin nasıl oluşturabiliriz. Bu işin muhatabı hükümettir'' diye konuştu.

''Silahların susması'' değil ''bırakılması'' diyorum

Silahların bırakılmasının başarıldığı anda huzurun Türkiye'nin geneline yayılacağını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Bazen şu söyleniyor, 'silahların susması' deniliyor. 'Susması' değil, 'susması' demek 'silah elimdedir, her an ateşleyebilirim' demektir. Ben 'silahların susması' demiyorum, 'silahın bırakılması' diyorum" dedi.

Oslo sürecinde mağdur MİT müsteşarı

Terör sorununun çözümü için daha önce yürütülen Oslo sürecinin hatırlatılması üzerine Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: ''Oslo sürecinde mağdur aranıyorsa, mağdur başta MİT müsteşarımdır, ondan sonra biziz. Çünkü, orada fatura bize kesilmek istendi. 'Yeniden bir Oslo süreci yaşamak ister misiniz?' denilse... Ben, şu anda ilk bakışta yeniden bir Oslo sürecine müsaade etmem. Niye? Demek ki gurbette böyle şeyler yapıldığında orada farklı bazı böcekler devreye girebiliyor, o böcekler devreye girdikten sonra bazı yerlere servisler yapılabiliyor.''

7 bölgede 7'şer akil insan

''Akil insanlar'' konusundaki sürecin sorulması üzerine Erdoğan, sürecin devam ettiğini söyledi.

''Bir iki gün içerisinde bir yere varacağız'' diyen Erdoğan, ''Sürpriz isimler olacak mı?'' sorusu üzerine ise ''Olabilir, içinizden de insanlar olabilir'' yanıtını verdi.

Erdoğan, şunları söyledi: ''Biz görüşeceğiz, kabul ederlerse 'ben de varım' diyorlarsa, biz de 'eyvallah' diyeceğiz ve böylece hedefimiz şu, 7 siyasi bölgemiz var malum ve bu 7 bölgede 7'şer kişiden oluşan bir akil insanlar kadromuz olacak. Burada akademi camiası var. Medya camiası var. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri var. Bütün bunlardan oluşan, bayanlar erkekler...''

Ruhban Okulu'nun açılması

Erdoğan, Ruhban Okulu'nun açılması konusunda bir engel olup olmadığının sorulması üzerine, ''Engel var'' dedi.

Çözüm sağlanması için Atina'daki iki caminin açılması isteğinde bulunduğunu belirten Erdoğan, Fener Rum Patriği Bartholomeos'a da Ruhban Okulu bulunmadığı, işlevi olmadığı için üyesi biten Sen Sinod Meclisi için ''Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak üzere dışarıdan papaz getirin, bunlar Sen Sinod Meclisi'nin üyesi olsun'' dediğini bildirdi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyareti sırasında dini liderlerin misafir edildiğini ve konunun konuşulduğunu dile getiren Erdoğan, şu anda Sen Sinod Meclisi'nin 21 üyesi bulunduğunu söyledi.

Erdoğan, bunun karşılığında Batı Trakya'da baş müftünün atamayla değil seçimle gelmesi isteğinde bulunduğunu ifade ederek, Merkel'e de buradaki yanlışın giderilmesi gerektiğini söylediğini dile getirdi.

Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bizim oradaki müftülerimiz, kendi baş müftüsünü seçme yetkisine sahip olması lazım. Lozan buna amirdir, bunu gerektiriyor. 'Ben bunları görüşeceğim' dedi. 'Onu siz halledin. Ondan sonra siz buradaki Ruhban Okulu meselesini eş zamanlı olarak çözmeye ben hazırım' dedim. Biz burada rahatız. Eski, Türkiye'de doğmuş, büyümüş Rumlara 'tekrar Türkiye'ye dönün diyoruz' dedim.''

 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.