banner391
banner405

Onlarda kader mahkûmları

6 yıl önce kapatılan Akçakale cezaevinde, şimdi 90 nüfuslu 17 Suriyeli aile çok zor koşullarda yaşıyor. Koğuşlar, hücreler paylaşılmış, banyo ortak kullanılan mutfak olmuş. Hasta, aç ve muhtaçlar. Birkaç gün önce kaymakamlıktan görevliler gelip “Bayramdan sonra çıkacaksınız. Burayı yıkacağız” demişler. Nereye gideceklerini, ne yapacaklarını bilmiyorlar

Onlarda kader mahkûmları

banner404
ŞANLIURFA’nın Suriye sınırındaki Akçakale ilçesinin 6 yıl önce kapatılan cezaevinde, 90 nüfuslu 17 Suriyeli aile yaşıyor. Yüksek duvarlı, dikenli telli ve bir avuç gökyüzünün göründüğü avluda çocuklar oynuyor, çamaşırlar kurutuluyor. Koğuşlar, hücreler paylaşılmış, banyo ortak kullanılan mutfak olmuş. Hasta, aç ve muhtaçlar. Cezaevinin yeni sakinlerinin hemen hepsi, sınırın 90 kilometre ötesindeki Rakka’nın köylerinden gelen yoksul ırgatlar. Politik nedenlerle değil, savaştan ve ölümden kaçıp sığınmışlar. Birkaç gün önce kaymakamlıktan görevliler gelip “Bayramdan sonra çıkacaksınız. Burayı yıkacağız” demişler. Nereye gideceklerini, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Irgat Cemal İbrahim (30), 8 ay önce ailesi ve akrabalarıyla birlikte 27 kişi kaçmışlar. Akrabası Fatma İsmail’in eşi Türk İsmail, Rakka’da kalmış ve 3 aydır ölü mü diri mi, haber alamıyorlarmış. Ağlayarak devam ediyor: “6 çocuğumla kaldık. Burada 8 akraba ailenin 11 küçük çocuğu da aç. Süt bile yok içecekleri. Bizi çadırkente götürsünler, hiç değilse karnımız doyar.”

FATMA’NIN 1 AYLIK BEBEĞİ
Cezaevi bahçesindeki çadırdan kucağında bebeğiyle Fatma (19) çıkageliyor. Arapça ağıtla hem ağlıyor hem anlatıyor. 1 aylık kızı Sidra’nın damağı ve burnu doğuştan yarık. Acil ameliyat olması gerekiyor. Beslenemiyor, süt ememiyor, geceleri ağlıyormuş. Fatma, “Buradaki hastane, ‘Urfa’da bir an önce ameliyat olması gerekiyor. Yoksa ölür’ dedi. Babası hamallık yapıyor ama bizim Urfa’ya gidecek paramız yok ki” diyor. Ali Muhammed (24), ailesiyle 1 yıl önce gelmiş. Kardeşi Hene, 7 aylık hamile. “Paramız varken ev kiraladık. Bitince buraya geldik. Hayırseverlerin yardımıyla doyuyoruz” diyor. Bu sırada bir kız çocuğu geliyor. Elindeki torbadan ‘pirpirim’ denen yabani semizotu ve buruşmuş bir salatalık çıkarıyor. Manavın çöpünden bulmuş. Annesi küçük bir erkek çocuğunun eline bir torba tutuşturuyor: “Camiye dilenmeye gidiyor. Kazandığıyla ekmek alacak.”

Akçakaleliler: Kâğıt toplama işini bile elimizden aldılar
Akçakalelilerde de en az Suriyeliler kadar dertli. “Suriyeli kardeşlerimizi savaşa terk edelim demiyoruz. Hepsi çadırkentlerde kalsın ve izin günü dışında çıkışları yasaklansın” diyorlar. İlçede kiralık ev de iş imkânları da kalmamış, her şeye zam gelmiş. Tercümanımız Halil Yıldırım, “Boya, inşaat, tarım, fırıncılık, hamallık hatta kâğıt toplayıcılığını bile elimizden aldılar. Yarı fiyatından daha aza çalışıyorlar çünkü” diyor. Öğreniyoruz ki telefon dolandırıcılığının merkez üssü Akçakale ve ilçe sakinleri bundan hiç rahatsız değil: “Nüfusumuzun yüzde 5’i hiç değilse bu işten doyuyor.”

 

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.