banner391
banner405

'Onlara yalan söylemedim'

AFSAK'taki söyleşide konuşan foto muhabiri Öz, iyi bir fotoğraf için iyi bir makineye ve uzak yerlere gitmeye gerek olmadığını söyledi

'Onlara yalan söylemedim'

banner404
ALANYA Fotoğraf Sanatçıları Kulübü (AFSAK, fotoğraf sanatçısı ve yazar Tekin Ertuğ ile foto muhabiri Ali Öz'ü bir söyleşi düzenleyerek üyeleriyle buluşturdu. Dernek binasındaki söyleşiye AFSAK üyeleri katıldı. 'Bir Dil Olarak Fotoğrafın Sanat ve Belgesel Oluşu' konulu söyleşide konuşan Ertuğ, yapılması düşünülmeyecek olan bir konuyu 5-6 yıl önce kendisinin ele aldığını söyledi. Ertuğ, "Fotoğraf dünyasının önde gelen ustalarının hem yaşam öykülerini, hem fotoğraf serüvenlerini, hem de onların fotoğrafa ve sanata dair duygu ve düşünce dünyasını kitaplaştırdım. 80 fotoğrafçıyı kapsayan 10 ciltlik bir eser ortaya çıktı. Çalışmalar tamamlandıktan sonra bu 80 fotoğrafçıyla bitmedi. Fotoğrafı yaşam biçimi haline getirmiş, fotoğrafta söz sahibi olan ustaların bir bölümü duruyordu. Onları da bir başka isimle, yayıncıyla 'Işıkla Resmedenler' başlığıyla sürdürüyorum. Bunların da 6 cildi basıldı. Bu benim yaklaşık 6-7 yılımı aldı. Bu bir ya da birden fazla kuşağın hem fotoğrafa, hem hayata, hem de sanata dair esasında ne düşündükleri, ne öngördükleri, nasıl analizler yaptıkları konusuyla ilgili de bu derli toplu bir çalışma. Bunlar tarihe kalacak çok kıymetli belgeler. Benim temel kaygım kuram, işin teorisi. Hepimiz okuma yazmayı öyle ya da böyle ilkokulda öğrendik. Fotoğrafta da bu birinci basamak. Sonrasında ustalaşmak, sonrası da yeni bir şey söylemek. Yeni bir şey söylenemiyorsa bile entelektüel bağlamda olmak üzere fotoğrafın diliyle yeni bir şey ortaya koymak. Bunu şairler, romancılar, hatıralarını yazanlar, denemeciler yapıyor. Aslında bunu fotoğrafçılar da yapar ama yapmıyorlar. Fotoğraflar söz söylüyor. Benim derdim kendim başta olmak üzere öğrencilerime, fotoğraf dünyasında bir araya geldiğim, yüz yüze konuştuğum dostlarıma fotoğrafın dili konusunda bir küçük pencere aralamak. Daha fazlası insanın kendi birikimiyle, donanımıyla, bilgileriyle, yaratıcılığıyla ilgili" dedi. Ertuğ sonra katılımcılarla 'Karşı Estetik' ve 'Kaygı' konulu çalışmalarını slayt eşliğinde sundu. 
'FOTOĞRAF ASLINDA YAPMA EYLEMİ'
Sunumdan sonra konuşan Ertuğ, "Benim çalışmalarım mütevazi ama bir derdi var. Sanatın sosyolojik, psikolojik, mitolojik-tarihi ve felsefi boyutu var. Bence en önemlisi felsefi boyutu. Sanat adamı aynı zamanda meseleyi felsefi olarak da ele alandır. Sinema fotoğraftan sonra doğmasına rağmen kendi dilini oluşturdu. Sinema kendi diliyle epeyce şey söyledi. Fotoğraf kendi dilini oluşturdu mu oluşturmadı mı tartışması var. Fotoğraf kendi dili olan bir şey. Fotoğraf çekmek dilimize yerleştiği için deklanşöre basıp görüntüyü kaydetmek olarak algılıyoruz. Öyle söylenmeseydi buna ne desek deseydik çekmek kelimesini kullanmazdık. Çekmek herkesin yapabileceği bir şey. Yapmak yeni bir düşüncenin, fikrin oluşması ve kurma eylemi. Fotoğraf aslında bir yapma eylemi. Kompozisyon oluşturup uygun zamanı bekleyebiliyorsunuz. Hepsinde zanaat boyutu var" şeklinde konuştu. 
'TARLABAŞI'NIN DUYURULMASINA SEBEP OLDUM' 
Foto muhabiri Öz de, yaşayanları tarafından boşaltılmaya başlanan İstanbul-Tarlabaşı'ndaki insanların yaşamlarını ve hikayelerini anlatan 'Ayıp Şehir Tarlabaşı' isimli fotoğraf gösterisini katılımcılarla paylaştı. Sunumun ardından konuşan Öz, "İstanbul'da olduğum müddetçe haftada birkaç kez Tarlabaşı'na gidiyorum.
Elimde 50 bin kare fotoğraf bulunuyor. Tarlabaşı daha önce duyduğum, bildiğim bir mahalle. Bu mahallede 6 ay oturdum. Toplumsal olaylarda burada bulundum. Burası Venedik mimarisi gibi önemli olan bir yerleşim yeri. Burada 6-7 Eylül olayları, Kıbrıs Savaşı'nda göçler oldu. İyi bir fotoğraf için iyi bir makineye ve uzak yerlere gitmeye gerek yok. Tarlabaşı'nın boşaltıldığını duyunca mekanlara gidip fotoğraf çekmeden günlerce oturdum. En sonunda bana alıştılar. Aramızda inanılmaz bir bağ oluştu. Tarlabaşı'nın duyurulmasına sebep oldum. Basın ve televizyonlar konuyla ilgili röportajlar yaptı. Ben mümkün oldukça objeye müdahale etmiyorum. Burada önemli bir mimarı yapının yok edilmesi konusu var. Tarlabaşı'nda Kürt, siyahi, Suriyeli her türlü insan bulunuyor. Bu insanların ciddi bir oranı açtığım sergiye geldi. Ben risk alarak bu çalışmayı yaptım. Onlara yalan söylemedim. Onlar da bu anlamda beni çok tuttular" diye konuştu.    
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.