banner391
banner405

Kritik seviyenin altına düştük

Türkiye'de doğurganlık hızının düşmesi kaygılara neden olacak gibi gözüküyor

Kritik seviyenin altına düştük

banner404
TÜRKİYE İstatistik Kurumu (TÜİK) projeksiyonlarına göre, Türkiye'de geçen yıl, 'nüfusun kendini yenileme' sınırını olan 2,1'in altında kalarak 2,08 seviyesinde gerçekleşen toplam doğurganlık hızı 2019'da 2,02'ye düşecek. Uzmanlara göre, Türkiye'yi Avrupa ülkeleri karşısında avantajlı kılan genç nüfusun azalması ülkenin geleceği için tehdit oluşturuyor ve doğurganlık hızının artması için önlemler alınması gerekiyor.
TÜİK'ten derlenen bilgilere göre, toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade ediyor. Toplam doğurganlık hızının 2,1'in altına düşmesi, nüfusun kendini "yenileyememesi" anlamına geliyor.

Türkiye'de kadın istihdamı ve doğum paketi tartışmaları sürerken, TÜİK istatistikleri önümüzdeki yıllarda genç nüfusun azalacağını öngörüyor. Artış hızını kaybeden nüfusun, ülkenin ekonomik büyüme potansiyeli açısından da risk oluşturduğunu belirten uzmanlar, Başbakan Erdoğan'ın "3 çocuk" tavsiyesinin stratejik önem taşıdığının altını çiziyor.


AVRUPA'NIN DA SORUNU


Öte yandan, Avrupa ülkeleri de yarım asırdır uyguladıkları çeşitli politikalarla doğurganlık oranını artırmanın yollarını arıyor. Fransa ve Kuzey Avrupa ülkeleri kadın istihdamını destekleyen aile politikaları, doğum izinleri, belirli bir yaşa kadar çocuğun masraflarının devlet tarafından karşılanması gibi uygulamalarla doğum oranlarının artmasında başarı kaydederken, diğer Avrupa ülkelerinde düşük doğurganlık oranları sorun olmaya devam ediyor.Konuya ilişkin soruları yanıtlayan Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ali Eryurt, Avrupa'da yaşanan sıkıntının dinamiklerinin yapısal nedenlere dayandığını söyledi.
Fransa ve Kuzey Avrupa ülkelerinde 1960'lı ve 1970'li yıllarda doğurganlık hızının önemli ölçüde azaldığını anlatan Eryurt, 1980'li yıllardan sonra bu ülkelerin doğurganlığı artırmak için politikalar uygulamaya başladığını belirtti.Eryurt, ilk pronatalist (doğurganlığı artırıcı) politikaların 1970'li yılların sonunda Fransa ve Finlandiya'da uygulandığını, bu ülkelerde nüfus politikalarının diğer sosyal politikalarla desteklendiğini söyledi. Fransa ve Kuzey Avrupa ülkelerinde çocuk yapmayı teşvik eden bir toplumsal sistem kurulduğunu anlatan Eryurt, şöyle konuştu:
"Bu ülkelerin başarısında, aile ve iş hayatını birleştiren. kadınların sosyal yaşama entegre olmalarını teşvik eden politikalar etkili oldu. Devlet sadece gündüz bakım evlerini yaygınlaştırmakla yetinmedi, bunların maliyetlerini de düşürerek çocukların bakımını kolaylaştırdı. Bu sayede, kadınların işgücüne dahil olmalarının ve çocuk yapma kararı almalarının önü açıldı. Bu ülkelerde işte bu nedenle kadınların işgücüne katılım oranları ortalama yüzde 70 düzeyinde. Erkekler ve kadınlar arasında da daha eşitlikçi bir sosyal yapı söz konusu."


İtalya, Portekiz, İspanya gibi Güney Avrupa ülkelerinde ise kadın başına ortalama 1,5'ten az çocuk düştüğünü belirten Eryurt, diğer Avrupa ülkelerine göre daha geleneksel yapının hakim olduğu bu ülkelerde doğurganlık hızının bir türlü artırılamadığını ifade etti. Eryurt, sosyal devlet uygulamalarının da sınırlı olduğu Güney Avrupa ülkelerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin daha belirgin yaşandığının ve çocukların bakımında kurumsal desteğin yeterli olmadığının altını çizdi.


'TÜRKİYE, FRANSA'YI ÖRNEK ALMALI'


Türkiye'nin demografik yapısını güçlendirmek ve doğurganlık hızını artırmak için gerekli tedbirlerin alınmasıolması gerektiğine dikkati çekti. Eryurt, bu konuda Fransa ve Kuzey Avrupa ülkelerinin Türkiye için referans olduğunu ifade etti.


HEDEF DOĞURGANLIK HIZINI 2,1'E YÜKSELTMEK 


Bu arada, Türkiye'de doğurganlık hızının artmasına yönelik politikalar Onuncu Kalkınma Planı'nda da yer aldı.
Onuncu Kalkınma Planı'na göre, 2006 yılında 2,12 olan toplam doğurganlık hızı, 2012'de 2,08 çocuğa gerileyerek, nüfusun kendini yenileme seviyesi olan 2,1'in altında gerçekleşti. Eğitim ve gelir seviyesinin yüksek olduğu toplum kesimlerinde ise bu hız 1,02'ye düştü. Onuncu Kalkınma Planı'nda, nüfus alanında uygulanacak politikalarla toplam doğurganlık hızının 2018 yılında 2,1'e yükseltilmesi hedefleniyor. 2014-2018 döneminde, genç ve dinamik nüfus yapısının korunması ve doğurganlıktaki hızlı düşüşün önüne geçilebilmesi için kadınlara yönelik iş ve aile yaşamını uyumlaştırıcı uygulamalar ile çalışanlar için doğuma bağlı izin ve hakların geliştirilmesi, kreşlerin teşvik edilerek esnek çalışma imkanları sağlanması planlanıyor.

 






















Kaynak: Hürriyet
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.