banner391
banner405

"Konut sektöründe durum vahim"

Hazırlanan ekonomi raporunda, konut stokundaki artışa dikkat çekildi


banner404

CHP tarafından hazırlanan ekonomi raporunda, konut stokundaki artışa dikkat çekilerek; 'İspanya ekonomisini kaosa sürükleyen inşaata dayalı büyüme stratejisini uygulayan hükümet için alarm zilleri çalıyor. Başbakan'ın Merkez Bankası'na yaptığı 'faiz indir' baskısının altında konut sektöründeki bu vahim tablo yatıyor' denildi.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı, Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak'ın koordinasyonunda 94'üncü Ekonomi Görünüm rapurunu yayımladı. Raporda, konut sektöründeki 'balon' tartışmalarını değerlendirilirken, yılın ilk 4 ayında konut satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,5 gerileyerek 341 bin 463'e indiği vurgulandı. Raporda verilen bilgilerde, 'ipotekli konut kredisiyle' satın alınan konut sayısının aynı dönemde yüzde 33,5 gerileyerek 104 bine düştüğü ifade edildi. Raporda, "Banka kredisiyle alınan konutlar başta olmak üzere, konut talebinde bu yıl ciddi bir yavaşlama olduğu görülüyor" tespitine yer verildi. CHP tarafından hazırlanan ekonomi raporunda konut sektörü ciddi bir sıkışmaya doğru hızla ilerlediği öne sürüldü. Raporda, konutta talebin yavaşladığı, son 15 ayda yapılan evlerin üçte biri elde kaldığı ama yeni binaların yapımı son sürat devam ettiğinin altı çizildi. CHP tarafından hazırlanan raporda konut fiyatlarındaki balonun da giderek şiştiği kaydedildi.

'SAADET ZİNCİRİ MODELİ' SARSILMAYA BAŞLADI'

CHP tarafından hazırlanan raporda; "İktidarın müteahhitler ve belediyeleriyle kurduğu 'saadet zinciri modeli' sarsılmaya başladı. İspanya ekonomisini kaosa sürükleyen inşaata dayalı büyüme stratejisini uygulayan hükümet için alarm zilleri çalıyor. Başbakan'ın Merkez Bankası'na yaptığı 'faiz indir' baskısının altında konut sektöründeki bu vahim tablo yatıyor. Konut satışlarındaki yavaşlamanın ardında yatan nedenler masaya yatırıldı. Geçtiğimiz yıl ABD Merkez Bankası'nın tahvil alımlarını azaltma kararını açıklamasının etkisiyle faizler arttı. Bu süreçte 2013'ün ilk yarısında yüzde 8'lere kadar düşen konut kredisi faizlerinin 2014'ün ilk üç ayında ise yüzde 13'ü aştı. Faizlerdeki artış, konut satışlarının düşüşünde önemli rol oynadı. AKP'nin izlediği büyüme stratejisinin bel kemiğini inşaat sektörü oluşturuyor. Bir dönem İspanya'nın uyguladığı ve küresel krizde çökerek bu ülkeyi büyük bir kaosa sürükleyen modelin, 2007'den sonra hızlı bir şekilde Türkiye'de uygulamaya konulduğu dikkati çekiyor. AKP, yerel yönetimleri üzerinden özellikle büyükşehirlerdeki imar rantlarını kullanarak, havuz müteahhitlerinin inşa ettiği 'yüksek kuleler ve lüks rezidanslardan' oluşan dışa kapalı bir 'saadet zinciri' kurdu. Bu saadet zincirinin diğer önemli halkalarını ise 'TOKİ' ve 'Emlak Konut' oluşturuyor. TOKİ ve Emlak Konut aracılığıyla yaratılan 'kupon arazilerde', hasılat paylaşımı modeliyle, iktidarın 'itimadına mazhar' müteahhitlere kuleler veya lüks alışveriş merkezleri yapılmasının yolu açılıyor. Bu zincirin devamlılığını sağlayan unsur ise 'dışarıdan ucuz kaynak girişi'. Bu modelde, bankaların dışarıdan topladığı borçlar vatandaşa kredi olarak kullandırılıyor. Böylece aileler hızla borçlandırılarak havuz müteahhitlerine yaptırılan konutlara talep yaratılıyor" denildi.

"KONUT ARZI KONUT TALEBİNİ AŞMIŞ DURUMDA"

Raporda, AK Parti'nin uyguladığı modelin önüne iki engelin çıkmış olduğu belirtilerek şöyle denildi; "Bu engellerden ilki, ABD Merkez Bankası'nın tahvil alımlarını azaltma kararıyla ucuz borca erişim kanallarının önümüzdeki dönemde tıkanmaya başlayacak olması. İkinci sıkıntı ise izlenen modelin bizzat kendi içsel kırılganlığı. Konuttaki saadet zinciri modelinde özellikle lüks projeler, bir sonraki projeden gelecek parayla finanse ediliyor. Modelin ilerleyişi, bu anlamda bisikletin ilerleyişine benziyor. Bisikletin dengede kalması için nasıl pedalın sürekli çevrilmesi gerekiyorsa bu projelerde finansmanın sağlanması için sürekli yeni projelerin uygulamaya konulması ve bu projelere talep yaratılması gerekiyor. Fakat uzun süredir konut arzı konut talebini aşmış durumda. TÜİK'in verilerine göre 2013 ile 2014'ün ilk üç ayı arasında konut piyasasına yeni giren ve kullanma izin belgesi alan daire sayısı yaklaşık 956 bin, yeni konut satış rakamının ise 649 bin 341 oldu. Dolayısıyla, 2013'ün başından bu yana arz fazlası 306 bin 509 konut var. Bu, son 15 ayda üretilen konutların üçte birinin satılamadığını gösteriyor."

'FAİZLERİ İNDİRİN BASKISININ ARDINDA DA AKP MODELİ BÜYÜME STRATEJİSİNİN ÇÖKECEĞİ ENDİŞESİ VAR'

Ekonomi görünüm raporunda, konuttaki arz fazlasına rağmen yeni projelerin hız kesmediği ifade edilerek; "2014'ün ilk üç ayında yapı ruhsatı verilen daire sayısı 279 bin 306 ile son 3,5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Veriler, konut fiyatlarında 'ciddi bir düzeltme' olasılığının arttığını gösteriyor. Düzeltmenin boyutu ise konut fiyatlarındaki balonun büyüklüğüne bağlı. Başbakan'ın TCMB'ye faizleri indirin baskısının ardında da AKP modeli büyüme stratejisinin çökeceği endişesi var. Konut fiyatlarında oluşan balonun büyüklüğünü ortaya koymak için konut fiyatlarında enflasyonun üzerinde bir artış olup olmadığı mercek altına alındı. 2010'dan bu yılın Mart ayına kadar konut fiyatları yüzde 50,8 artarken, enflasyon ise yüzde 32,9'da kaldı. Yani konut fiyatları, genel fiyat seviyesinin 17,8 puan üzerinde arttı. Türkiye çağdaş konut standartlarından uzak. Bu ihtiyaç fırsata da dönüştürülebilir. Ülkenin depreme dayanıklı, enerji tasarrufu sağlayacak inşaat teknolojilerinde uzmanlaşarak bir yandan mevcut konut stokunun niteliğini dönüştürüp bir yandan da başta cari açık olmak üzere yapısal sorunlarına çözüm üretebilir. Dış ticarete açık sektörleri ezmeden inşaat sektöründe atılım yapan Güney Kore örnek gösterilerek, 'Türkiye benzer bir başarıyı yakalamaya muktedirdir. Ancak bunun için iyi bir yönetime ihtiyaç bulunmaktadır" diye kaydedildi.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.