banner391
banner405

Kızıldeniz istilası Akdeniz’i sarsacak

Haliç Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Yokeş, “Süveyş kanalının açılmasıyla Akdeniz’e giren yabancı kökenli türler Doğu Akdeniz’de inanılmaz popülasyon patlamaları yapabiliyor” dedi

Kızıldeniz istilası Akdeniz’i sarsacak

banner404
 KIZILDENİZ’DEN gelen türlerin Türkiye'nin Akdeniz kıyıları dahil Doğu Akdeniz'de hakimiyet kurduğunu belirten Haliç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Baki Yokeş, bunun ekosistemi değiştirmekte olduğunu söyledi.
Yokeş, yaptığı açıklamada, Süveyş Kanalı vasıtasıyla Kızıldeniz'den Akdeniz'e giren canlı türlerinin yerleştikleri Doğu Akdeniz Havzası'na egemen olduklarını vurguladı.
Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde 2002 yılından bu yana dalışla biyolojik çeşitlilik araştırması yaptıklarını belirten Yokeş, yaklaşık bin deniz türü tespit ettiklerini bildirdi.
Akdeniz'de besin azlığı nedeniyle canlı türlerinin fazla popülasyon oluşturamadığına dikkati çeken Yokeş, buna karşın tür çeşitliliğinin azımsanamayacak kadar çok olduğunu kaydetti. Tür sayısının fazla, tür popülasyonlarının az olması nedeniyle bu canlıları tespit etmenin kolay olmadığını ifade eden Yokeş, Türkiye'nin güneybatı Antalya kıyılarının hem kayalık hem kumluk olmasının habitat açısından zenginliğini artırdığını belirtti.
Yokeş, “2002'den bu yana dalışla yaptığımız çalışmalarda yaklaşık bin tür tespit ettik. Dalış harici metotlar kullansaydık daha derinlerde bu sayı 1500'leri bulundu. Ege biyolojik çeşitlilik açısından daha zengin bilinse de Antalya sahillerinin aşağı kalır yanı yok. Yaşayan tür bakımından zengin ama yoğunluktan bahsedemiyoruz” dedi.
YAYILMACI TÜRLER
Her yıl aynı metotlarla sabit olarak saydıkları balık türleri olduğunu belirten Yokeş, 2002 yılından beri Kaş kıyılarında takip edilen popülasyonların hızlı bir şekilde küçüldüğünü kaydetti.
Yokeş, şu bilgileri verdi:
“2002'de neredeyse iki dalışta bir gördüğümüz türleri, ancak 100 dalışta bir görmüşüz. Popülasyonlar inanılmaz miktarlarda düştü. Bu bölgede aşırı turizm, çevre kirliliği yok. 2002-2009 arasında yaptığımız habitat analizleriyle gördük ki denizin yapısı değişiyor. Bu yapı insan kaynaklı değil. Global olarak Akdeniz'in yapısındaki bir takım değişikliklerden bu bölgeler etkileniyor ve bazı türler insanlardan bağımsız olarak Akdeniz'in yapısal değişikliğinden etkileniyorlar.
Denizde birbiriyle bağımlı yaşayan türler var. Su çok aşırı ısındığı için yaşayamayan, ölen yosun türleri nedeniyle bunlara bağlı yaşayan organizmaların popülasyonları azalıyor. Bazı hayvan gruplarının boşalttığı yere gelen başka hayvan grupları var. Yerel türlerden bazılarında popülasyon patlaması görülüyor. Bunun haricinde bütün alanda hangi hayvan grubuna bakarsanız bakın en baskın tür hep Kızıldeniz ya da yabancı kökenli türler oluyor. Süveyş kanalının açılmasıyla Akdeniz'e giren yabancı kökenli türler, Doğu Akdeniz'de inanılmaz popülasyon patlamaları yapabiliyor. Bugün Mısır'dan Malta'ya kadar olan bütün alanda baskın Kızıldeniz türleri var. Bizim kıyılarımızda da İskenderun'dan Patara'ya kadar her canlı türünde baskın olan Kızıldeniz türü. Salyangoz deyin 3'ünden 2'si Kızıldeniz kökenli, karides, yengeç, balık türlerinde en baskınları Kızıldeniz'den gelenler... Bu türler, yayılmacı türler. Hint okyanusunda rekabet çok fazla olduğu için üreme stratejileri ona göre gelişmiş. Çok büyük popülasyon patlamaları yapıyorlar.
Doğu Akdeniz'in artık hakim türleri hep yabancı türler oldu. Bu da Doğu Akdeniz'in ekosistemini değiştiriyor. Sürekli yeni türler geliyor. Biz ne kadar kontrol altına almaya çalışsak da aslında insan kaynaklı tahribat dışında Doğu Akdeniz stabil durumda değil.
Bizim güneybatı sahillerinde olan değişimlerin nedeninin Akdeniz'in akıntılarında olan değişikliklerden kaynaklandığı, Adriyatik ile Ege arasındaki 1990'lı yılların başında olan bir takım değişikliklerle buradaki bütün su rejiminin, su akıntılarının değiştiği öne sürülmüş.
Kimse ne olduğunu tam olarak bilemiyor. Fark edilmesi çok sonra olmuş. İnsan kaynaklı hiç bir şeye bağlayamadık bunu. Orfoz, lagos, mercan ve Dünya Doğayı Koruma Birliği Kırmızı Listesi'nde tehdit altında olduğu belirtilen fangri türünün kıyılarımızdaki popülasyonu çok hızlı şekilde azalmaktadır.
Bizim araştırmalarımızda yok olmuş bir tür saptamadık ama son 20 senede Akdeniz'in genelinde olan popülasyon azalmalarına baktığımız zaman bu gidişat durmazsa bazı türlerin yok olacağı kesin.”
SICAKLIK ARTIŞI ÖLDÜRÜCÜ OLUR
Sıcaklık ortalamalarındaki çok küçük çaplı artışların bile denizel ekosistemler için felakete yol açabileceklerini belirten Yokeş, Doğu Akdeniz'in dünyanın en sıcak bölgelerinden biri olduğuna işaret etti.
Global ısınma nedeniyle Akdeniz'in 'tropikal cennet olacağı'nın iddia edildiğini vurgulayan Yokeş, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Ama durum hiç de öyle değil. İskenderun'da yüzey suyu 32 derece oluyor ama kışın 17 dereceye düşüyor. Kızıldeniz ise yazın 26 kışın 24 derecedir. Akdeniz'de, yaz-kış arasındaki sıcaklık farkı çok olduğu için dünya üzerindeki canlıların çok azı yaşıyor. Akdeniz'in doğusu sıcak olduğu için daha fazla ısınırsa yerel türler için öldürücü bir sıcaklık olur. Yerel türlerin sayısını azaltır. Omurgasız türler, balıklar ve yosun türlerinin popülasyonunu oldukça düşürür.” 

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.