banner391
banner405

İslâm’da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

İslâm’da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

banner404

Doç. Dr. Muammer OYTAN

E.Danıştay ve HSYK Üyesi      

“...Rabbî ! E’ınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni                                  
ibadetike..." "...Rabbim! Seni zikretmeye, sana şükretmeye,
 ve sana güzel bir şekilde ibadet etmeye beni muvaffak kıl!..”                                         
                                       Resulullâh, Hz.Muhammed (s.a.s)


MÜSLÜMAN İYİLİK YAPMALIDIR. HAYRA ÇAĞIRAN, İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜĞÜ MEN EDEN KİŞİ OLMALIDIR


“…Haydi hep hayırlara koşun, yarışın…!” ( Bakara,2/148) ,
       “…Öyle ise iyiliklerde yarışın…”(Maide,5/48), 
       “İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. ”                 (Müminin, 23/61)

    

İSLAM'IN temel ilkelerinden birisi de toplumun ve kişilerin birbirine iyiliği ve güzelliği tavsiye etmesidir. Bu tavsiye ne kadar çok ve yoğun şekilde yapılırsa, insanlar arasındaki ilişkiler o derecede iyileşip gelişebilir, ahlâklı ve erdemli bir topluluk meydana gelir. Kuran-ı Kerim’de, kurtuluşa erenlerin özelliği olarak, Cenabı Allah, “...Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği  emreder, kötülüğü men eder  ve Allah'a iman edersiniz...” (Âl-i İmran,3/110) ; “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır .”( Âl-i İmran,3/104) buyurmuştur.
Yüce dinimizde hayrın ve iyiliğin sınırı yoktur. İnancımızda Rabbimizin rızasına vesile olan her bir davranış, hayırlı ve güzel bir davranıştır. Şüphesiz hayır işlemenin hem maddi hem de manevî birçok çeşidi vardır. Hayır, herkesin gönlüne ve gücüne göredir. Hayır işlemek, kimine göre cami, hastane, okul yaptırmaktır, kimine göre ise mağdurlara, muhtaçlara el uzatmak, mahzun gönüllere neşe saçmaktır. Hayır, bazen bir yetimin, kimsesiz boynu büküklerin başını okşamak, bazen de bir kardeşimizin yüzüne tatlı bir tebessümle bakmaktır. Hayrın anahtarı bazen yolunu kaybetmiş birine yol göstermek, boynu bükük bir garibin ümidi olmak, bazen de mazlumun ve mağdurun acısını paylaşmak, gözyaşlarına ortak olmaktır. Hayır kimi zaman da zalimlere, yakıp yıkanlara, terör estirenlere, cana kıyanlara, insanlara hayatı zindan edenlere karşı çıkmaktır.
Hz. Peygamber (s.a.s.) efendimiz, “Hayra vesile olan, o hayrı işleyen kadar sevap kazanır.” buyurmaktadır. Şu halde hayır işlemek kadar hayra vesile olmak, hayrı teşvik etmek de önemli bir davranıştır.
Atalarımız, “İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir ” diyerek daima iyilik yapmamızı öğütlemişlerdir. Kişilere, yere ve zamana göre değil, herkese, her yerde, her zaman iyilik yapılması gerektiğini ifade etmişlerdir.
    İyilik yapanların, salih ameller işleyenlerin mükâfatsız kalmayacağı müjdelenmektedir: “…İyilik yapanları müjdele.” (Hacc,22/37)  Hz. Peygamber efendimiz de, “Su nasıl kirleri temizlerse, iyilikler de kötülükleri öyle temizler!” (Ebû Mesher, Nushatu Ebî Mesher, Dâru’s-Sahâbe li’t-Turas, 1410, s. 49)  buyurmuştur.
    Cenabı Allah tarafından; iyilik yapanlarla beraber olduğunu (Nahl,16/128), insanın iyilik ederse kendisine iyilik etmiş olacağı, kötülük yaparsa da yine kendisine yapmış olacağı ( İsrâ,17/7); hayır işleyenlerin kurtuluşa ereceği (Hacc,22/77); artık inanıp salih ameller işleyenlere bir bağışlama, güzel bir nimet (Cennet) var olduğu (Hacc,22/50); kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, yararlı bir iş yapması ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmaması  gerektiği (Kehf,18/110) buyrulmaktadır.
“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin…”(Nisâ, 4/36) 
Çağımızda yaşam koşulları eskiye nazaran daha da ağırlaştı, ihtiyaçlar arttı, gençlerin birbirlerinden gördükleri-etkilendikleri gereksinimler çoğaldı. Köylerde yaşayanlar gözlerini şehir hayatına dikip göç edip gecekondu hayatına başladı. Eğitimin değeri anlaşıldı, çocuklarını okutma arzusu  arttı, imkânlar kısıtlı.
Bu durumda iyilik yapmak son derecede geniş bir yelpaze halinde önümüzde duruyor.
Fakire maddî, aynî, nakdî yardımda bulunmak, ödenemeyen elektrik-su-kira ücretlerine katkıda bulunmak, yoksulun evinde sıcak çorbasının pişirilmesini sağlamak, eğitimdeki başarılı öğrencilere burs verip meslek sahibi olmalarını, hayatlarını kurtarmalarını sağlamak, yapılabilecek yardımlardır. Kısacası; kesemize, gönlümüze, gücümüze, bilgimize göre, gücümüzün yettiği kadar insanlara Allah rızası için iyilik yapmalıyız.
Maddi imkânımız varken, ihtiyarlayıp hareketlerimiz kısıtlanmadan Allah’ın rızası dahilinde iyilik namına ne varsa yapmak, bizim hayat düsturumuz olmalıdır.
Hayırsever insanlar, Cenabı Allah’ın; “…Haydi hep hayırlara koşun, yarışın…!” ( Bakara,2/148) , “…Öyle ise iyiliklerde yarışın…”(Maide,5/48), “İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. ” (Müminin, 23/61) buyruklarına uyarak, toplumun sosyal yapısının güçlenmesinde, sosyal barışın ve huzurun sağlanmasında önemli rol oynamışlardır. Fakirlerin, kimsesizlerin ve yetimlerin gözetilmesinde, okuma imkânı olmayan öğrencilere burs verilmesinde, camilerin, okulların yapılmasında büyük gayret göstermişlerdir. Cuma günleri okunan hutbede söylenen şu ayet, Allah Tealâ’nın emrini açıkça bildirmektedir:“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder. Hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor !”( Nahl, 16/90)
        İyilik etmenin üç şıkkı vardır: 1- Yapılan bir iyiliğe karşılık iyilik etmek. 2- Karşılık beklemeden iyilik etmek. 3- Kötülük edene iyilik etmektir. En üst seviyedeki iyilik, üçüncü şıktaki iyiliktir. Bu sebeple halkımız arasında, “İyiliğe iyilik her kişinin kârıdır, kötülüğe iyilik ise er kişinin kârıdır” denilmiştir.
        Mümin kişinin, muhtaç olsun olmasın herkese iyilik yapmak, yardımlarda bulunmak ne kadar dinî görevi ve insanlık borcu ise, yapılmaya tevessül edilen kötülükleri önlemek de o derecede dinî görevi ve insanlık borcudur.
Nitekim Hz. Peygamber efendimiz (s.a.s.) “Sizden kim kötü bir şey görürse onu eliyle önlesin, eğer buna gücü yetmezse dili ile önlesin, eğer buna da gücü yetmezse kalbi ile önlesin. Bu ise imanın en zayıfıdır!” ( Ebu Davud, Salat, 239, 242) buyurmuştur.
Ayrıca, yapılan kötülükten rahatsızlık duymayan kişinin kalbinde ise zerre kadar imanın bulunmadığını ifade etmiştir. (Müslim, İmân,80)
Buna göre, Allah Tealâ’ya inanan bir mümin kötülüğe asla razı olmaz. Yine Peygamberimiz (s.a.s.), “Kim iyiliği emreder ve kötülükten men ederse, o yeryüzünde Allah’ın halifesi, kitabının halifesi ve Resul’ünün halifesidir!” buyurmuştur. (İmam Gazali. a.g.e.s.83)

SEVGİNİN GÜCÜ
Hoşgörüyle kusurlardan geçeriz,
kalbe sevgi eker, sevgi biçeriz.
Kötülükten kimseye yarar gelmez,
kalbe sevgi eker, sevgi biçeriz!

Sevgidir gönül derdinin ilâcı,
n’ideyim sevgisiz taht ile tacı?
Sevgi-saygı ile çekilmez acı,
sevgi yoluyla Sırat’ı geçeriz!

Tanrı sevgisiyle inler semalar,
mecliste arifleri sevgi bağlar.
Sevgi dolu gönül coşar ve çağlar,
dostu-yâreni sevgiyle seçeriz!

Kısmetse arifler meclisin girmek,
Cenabı Allah’ın himmetin dermek.
Dâr-ı Ukba’da murada ermek,
sevgiyle ol Abı Kevser içeriz!

Oytan Muammer hep sevgi saçardı,
Bu uğurda tüm saçları ağardı!
Dostumun sevgisi sevgi doğurdu,
muhabbetle her kapıyı açarız.

DEVAMI YARIN

22 Haziran Çarşamba
İftar Vakti
Antalya: 20.28
Alanya: 20.22
Manavgat: 20.25
Gazipaşa: 20.20


 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.