banner391
banner405

'Gerginlik son bulmalı'

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Rusya ile başlayan gerginliğin iki ülkenin köklü ilişkilerine zarar vermeden kısa sürede son bulmasını diledi

'Gerginlik son bulmalı'

banner404
ATB Kasım ayı Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. ATB'nin bir aylık çalışmasının anlatıldığı mecliste ATB Yönetim Kurulu Başkanı Çandır, ekonomiye ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya ile başlayan gerginliğin iki ülkenin köklü ilişkilerine zarar vermeden kısa sürede son bulmasını dileyen Çandır, Antalya'nın tarım ve turizm alanında bu konudan etkilenebileceğini söyledi. "Krizin iyi yönetilmesi gerekiyor" diyen Çandır, devletler arasındaki ilişkilerin iş dünyasına, halkla yansımaması gerektiğini kaydetti. Çandır, "Bu dönemin çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor. İnsanlar da bunlarla ilgili değerlendirmelerinde akılcı sağlıklı, yaklaşımlar sergilemeli" dedi.
'SORUNLAR ÇÖZÜM BEKLİYOR'
64. hükümete başarılar dileyen Çandır, Dışişleri Bakanlığı'na yeniden atanan Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu'na kutlayarak başarılar diledi. Küresel alanda olduğu gibi Türkiye'nin de yıllardır biriken sorunlarının çözüm beklediğini kaydeden Çandır, "Bu sarmaldan çıkmamız için milletimiz yeni hükümet ve meclise önemli bir fırsat verdi. Umuyoruz ki bu fırsat, iyi değerlendirilerek birikmiş sorunlarımıza kalıcı çözümler getiren bir iradeye dönüşür" diye konuştu.
'BİZİM ÖNCELİĞİMİZ EKONOMİ'
Türkiye'nin enerjisini başta ekonomi olmak üzere, hukuk ve eğitim gibi alandaki birikmiş sorunlarına harcaması gerektiğini vurgulayan Çandır, "Çünkü gelecek 10 yıldaki gelişmeler, bize bu ve benzeri alanlardaki iyileştirmelerimiz için geçmişteki kadar yardımcı olmayacak. Yeni yürütme ve yasama döneminde birçok alanda beklentilerimiz ve taleplerimiz olmasına rağmen borsa olarak önceliğimiz ekonomi, bu kapsamdaki tarımsal üretim ve ticaret" dedi.
'KAYIPLARA ENGEL OLAMADI'
Tarım sektörünün küresel rekabete korumasız ve çok hızlı bir biçimde açılmasının olumsuz etkilerine dikkat çeken Çandır, "Bu olumsuz etkiyi azaltmanın bir aracı olarak gerçekleştirilen tarımsal destek ve teşvikler de son 13 yılda, 80 milyar TL gibi ciddi bir boyuta geldi. Bu destek ve teşvikler tarım topraklarında ve tarımda çalışan sayısındaki kayıplara ne yazık ki engel olamıyor. Yani tarımdaki destek ve teşvikler hedeflerine ulaşamamış, attığımız taş hedefe ulaşmadı, kurbağayı ürkütmedi. O halde yapılması gereken tarımda ilk olarak destek ve teşvik mekanizmalarını yeniden ele almak olmalı. Bildiğiniz gibi destek var etmeye ya da yok etmemeye yönelikken, teşvik ise mukayeseli üstünlükle var olanın çok daha hızlı ve sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlamaya yönelik bir mekanizma. Geçmişten günümüze başaramadığımız temel konu bu ayrımın doğru yapılmamış olmasından kaynaklanıyor. İşlevsel olarak destek ve teşviki doğru kullanmanın referansı ise ürün odaklı olmaktan geçer. Ürüne odaklanmış bir işlevsel destek ve teşvik sisteminin kaynağı ise tüm gelişmiş dünyada, toplu tarımsal üretim planlaması. Önümüzdeki dönemde tarımsal destek ve teşvik konularında bu boyutlara yoğunlaşmanın gerekli olduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuştu.
'YENİ POLİTİKA BEKLİYORUZ'
Tarımda istihdam ve sosyal güvenlik uygulamalarının farklı kurgulanması gerektiğini kaydeden Çandır, "Sektöre uygun bir sosyal güvenlik mevzuatı, tarımın gelişimine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı, yeni Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'ten tarımdaki sosyal güvenlik sorunlarına merhem olacak politikalar beklentisi içerisindeyiz" diye konuştu.
'EK YÜKÜ KOBİ KARŞILASIN'
Asgari ücret ve vergi artışını da değerlendiren Çandır, şu değerlendirmede bulundu:
"Yapılan bir araştırmaya göre, bin 300 TL’lik asgari ücret, ilk etki itibariyle işverene yaklaşık 18 milyar liralık bir ek yük getiriyor. Kıdem tazminatı ve asgari ücret dışındaki etki de cabası. Bu rakam, ülkemizdeki 1 milyon işletmenin en büyük bini dışındaki 999 bin işletmenin yıllık toplam karına eşit. Bu da gösteriyor ki asgari ücret artışının ilk etkisi doğrudan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler'e (KOBİ) olacak.  KOBİ'ler tasfiye riskiyle karşı karşıya kalacak. Önerimiz bu ek yükün kamu tarafından karşılanması yönünde."
'DAMGA VERGİSİ KALDIRILMALI'
Piyasalarda KDV oranlarında artış olacağına ilişkin tedirginlik olduğunu belirten Çandır, "Böyle bir artış özellikle tarım ürünlerinde üretici ve ticaret erbabını önemli ölçüde zorlayacak, nihai olarak tüketiciyi de aynı derecede sıkıntıya sokacak. Zaten son derece pahalı olarak tükettiğimiz ürünler, zorlayıcı bir etkiyle daha da pahalılaşacak, tüketimi azalacak, üretici ise bu durumdan dalgalar halinde olumsuz etkilenecek. Bunun önüne geçmeli ve hatta tarım ürünlerinde et başta olmak üzere KDV indirimlerini gündeme alarak ekonomiyi canlandırmalıyız. Vergi oranlarında artış yapmak yerine, arsa rantı ile ilgili düzenlemeler yapılarak kaynak yaratılmalı. Bir diğer sorun da, 1950’li yıllardan kalma ve artık günümüzdeki dijital olanaklarla açıklanması mümkün olmayan damga vergisi konusu. Artık işlevsel bir temeli olmayan ve yarattığı faydadan çok ekonomik engel oluşturan bu verginin ortadan kaldırılması zorunlu bir hale geldi" diye konuştu.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.