banner391
banner405

''Geleceğin piyasası enerji''

Alanya'nın Kestel Mahallesi, Sahil Caddesi'nde hizmet veren ve bünyesinde Multi Villa, Multi Elektrik ile Multi Fruit'i barındıran Multi Group CEO'su Atila Günkaya, Yeni Alanya’nın konuğu oldu

''Geleceğin piyasası enerji''

banner404
-Kübra DUMAN
TÜRKİYE Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Yardımcısı ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Mehmet Ali Dim ile Dim Medya AŞ Genel Müdürü Mevlüthan Çavuşoğlu’na çalışmaları hakkında bilgi veren Günkaya, güneşten enerji üretimi hakkında merak edilenleri yanıtladı.
İLK GÖZAĞRISI MULTİ VİLLA
Multi Grup’un çatısında bir kaç şirketi barındırdığını hatırlatan Günkaya, “Bunlardan biri Multi Villa. Multi Villa, inşaat ve emlak sektöründe faaliyet gösteren bir şirket. Şirket, daha önce Gazipaşa’da inşaatlar yapıp sonra Alanya’da 4 yıldır ağırlıklı olarak emlak pazarlamasına önem verdi, ama bu yıl itibariyle tekrar inşaat faaliyetine başladı. Multi Villa bünyesinde 15 arkadaşımız farklı departmanlarda görev alıyor” dedi.
‘BU İŞİN EĞİTİMİNİ ALDIK’
Bunun haricinde geçen yıl Mart ayında kurmuş oldukları Multi Elektrik adında bir şirketlerinin olduğunu söyleyen Günkaya, “Multi Elektrik, son yıllarda özellikle yenilenebilir enerji konusunda en önemli tercih olan güneş enerjisi sistemleri alanında anahtar teslim projeler ile faaliyet gösteriyor. Şu an Almanya menşeli çalışıyoruz. İçimizde Almanya’da bu işin içinden gelip Türk vatandaşı olan arkadaşlar var. Bu işin Almanya’da eğitimlerini aldık. Biz bu işin püf noktalarını öğrendik. ‘Param var, şöyle bir şirket kursam, elemanlar ilgilenir’ gibi bir düşüncemiz olmadı. Bizzat kendim ilgileniyorum. Bir de Alman ortağım var” diye konuştu.
GAZİPAŞA’YA MEYVE BAHÇESİ
Bunun yanında Multi Fruit adında bir firmalarının olduğunu dile getiren Günkaya, “3'üncü meslek dalımız da tarım. Gazipaşa Çile Köyü’nden 100 dönümlük bir arazi satın aldık. Hafriyat işlerimizi yaptık, su çıkardık, sulama sistemi kurduk ve orada meyve tarımı üzerine bir çalışmaya başladık. Nar, şeftali, kivi ve kiraz üretmeyi planlıyoruz. 4 çeşit meyve üretimi yapıp bunları Avrupa’ya pazarlama gibi düşüncemiz var. Ama bu uzun vadeli bir çalışma” diye konuştu.
GELECEĞİN PİYASASI ENERJİ’
Elektrik ve enerjiyi geleceğin piyasası olarak nitelendiren Günkaya, enerjiye her zaman ihtiyaç duyulacağına dikkati çekti. Altyapıya çok önem verdiklerini belirten Günkaya, “Doğru yatırım yaptığımıza inanıyorum. Çoğu Alman menşeli şirketlerin bölge distribütörü olduk. Hatta aralarında Türkiye distribütörü olduğumuz şirketler var. Dolayısıyla ürünü en yüksek kalitede tutmaya çalışıyoruz. Yine de isterse müşteri ucuz dediğimiz Çin menşeli ürünler var, ancak biz ofisimizin önüne kurduğumuz tesiste zaten Çin menşeli ürünlerin daha verimsiz çalıştığını da gösterebiliyoruz. Amacımız onları kötülemek değil. İsterse müşteri yine de alabilir. Yatırım daha düşük olabilir ama verimi de düşük olur. Yani bu, kişinin kendi karar vereceği bir şey. Günlük hiç gelmiyorsa 3-4 kişi kapıdan içeri giriyor. Bağlantılarımızdan dolayı çok görüştüğümüz insan var. Son zamanlarda gündemde olan şebekeye bağlı değil de şebekesiz sistemlerle ilgili ciddi talep görüyoruz” dedi.
‘ENERJİ ÜRETİP SUYU ISITIN’
Şebekeye bağlı sistemlere talep gördüklerini ifade eden Günkaya, “İnsanlar yalnızca otel yaparken bu sistemi kurabileceklerini sanıyorlar. Biz insanlara öyle olmadığını da gösteriyoruz. Örnek olarak biri Oba’da biri Kleopatra’da olan Arsi Otel var. Oradaki gün ısıları sökerek fotovoltaik panelleri yerleştirip elektrik üreteceğiz. Ürettiğimiz elektrikle de ısı pompasıyla beraber oranın ihtiyacı olan suyunu da ısıtacağız. Yani hem elektrik üretip hem suyunu ısıtıyoruz. Otellere bunu anlatmaya çalışıyoruz. İşletmeci diyor ki ‘Benim gün ısılarım var, yerim yok’ Biz de ‘Hayır, yeriniz var’ diyoruz. Yeni kurduysanız bir anlamı yok. Zaten gün ısılar 5-10 seneyi geçtikten sonra bozuluyor, değişmesi gerekiyor. O aşamayı yakalarsak onları kuracağınıza fotovoltaik enerji sistemi kuralım, hem uygun şekilde enerjinizi alın, hem de sıcak suyunuz boşa gitmesin. Bunları anlatıyoruz. Çok anlatmamız gerekiyor” diye konuştu.
‘40 YILLIK YATIRIMA BEDEL’
Elektrik üretmenin o kadar kolay olmadığını belirten Günkaya, “Bazen elektrikçilerin kapısını görüyoruz. Bir panel koymuş, yanına aküyü bağlamış ve çalıştırıyor. Bu çok yanlış. Çünkü akü o şekilde çalıştığı zaman en fazla üç ay çalışacaktır. Akü patlatır. Şarj regülatörü gerekir, kablo kesiklerinin ve kayıpların hesaplanması gerekir. Bu resmen bir bilim dalıdır. Bunun amortisman süresi kendi öz tüketiminiz var ise en fazla 4,5-5 yıldır. Kendi öz tüketiminiz yoksa yalnızca yatırım amaçlı ise 7 yıldır. Yani bugün ‘Bir megavatlık bir tesis kurayım’ derseniz, 1 milyon 200 bin Euro yatırıyorsunuz. 7 yılda bunu amorti ediyorsunuz. Ondan sonra size yılda 160 bin Euro civarında bir getirisi oluyor. 25, 30, 40 yıllık bir tesis hayata geçiriyorsunuz” dedi.
‘ENERJİSİZ KALMIYORSUNUZ’
Günkaya, “Sık elektrik kesintileri yoğun elektrik kullanım dönemlerinde olur. Bunun çözümü de şudur. Bizim zaten iki genel sistemimiz var. Biri akülü sistem, diğeri de şebekeye bağlı olan sistem. Şebekeye bağlı olan sisteme ‘hibrit sistemi’ dediğimiz bir sistem ekliyoruz. Bunun içinde hem akü var, hem de öyle bir regülasyon var ki, binamda enerjim oluyor ama şebekeye enerji vermiyorum. Hem aküden enerji alıyorum hem de gündüz elektrik üretimi devam ediyor. Bunun maliyeti var ama ya isteyeceksiniz ya da istemeyeceksiniz” diye konuştu.
‘MALİYET TALEBE GÖRE DEĞİŞİR’
Müşterilerinin genelde “Bunun maliyeti ne kadar?” diye sorduğunu, kendilerinin de “Sizin ihtiyacınıza göre değişir” yanıtı verdiğini söyleyen Günkaya, “Çünkü sizin bir otel için ihtiyaç duyduğunuz enerji miktarıyla bir konut için ihtiyaç duyacağınız enerji miktarı farklıdır. İhtiyacınıza göre kurulacak enerji depolama alanları da farklı olacaktır. Bireysel olarak bu sistemi kurmak zor. Diyelim ki bir sitede 80 daire var ve siz burada güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmek istiyorsunuz. Öncelikle site sakinlerinden sitenin ortak alanı olan çatıya sistemin kurulması için onay alacaksınız. 80 daireden aidatı toplayamıyorsunuz, sistemi kurmak için öz kaynağı nasıl toplayacaksınız?  Dolayısıyla bu müteahhitlik aşamasında yapılır. Biz de kendi yapacağımız konutlarda bunu uygulayacağız” dedi.
‘MADDİ GERİ DÖNÜŞÜ 7 YIL’
Enerji ihtiyacı yüksek olan yerlerin bu sistemi kullanmasının kaçınılmaz bir durum olduğunu belirten Günkaya, “Maddi imkanınız varsa yapmamanız hata. Yatırdığınız parayı 7 yıl sonra kazanıyorsunuz ve ondan sonra sürekli garanti bir para alıyorsunuz. Var mı başka bir örnek? Bu sistemi kurduktan sonra para kazandırıyor. Türkiye’de güneş enerjisinden bugüne kadar yeterince yararlanılmamış. İlk etapta şebekemiz, altyapımız yetersiz. Ondan sonra HES projeleri söz konusu oldu. HES projelerine ciddi paralar yatırıldı. Aklınıza gelmeyecek paralar. Bütün akarsular toparlanmaya başladı. Ekolojiye çok büyük bir zarar verildi. Doğaya zarar vermiş olduk. Çünkü akarsuların yerleri değiştirildi. Başka bir yerlere biriktirildi” diye konuştu.
‘DOĞAYA ZARAR VERMİYORUZ’
Günkaya, açıklamasına şöyle devam etti: “Karadeniz’i gezdiğimde orada yapılan barajlara üzüldüm. Irmaklar ve çaylar kurumuş. Hiç bir şey yok. Dolayısıyla burada bir yatırım yapılıyor ama yağmur azalıyor, sular da ona göre azalıyor. Bu, doğaya ciddi bir zarar verme anlamına geliyor. Güneş enerjisi sisteminde böyle bir zarar verilmiyor. Zaten tarıma uygun yerlerde bu yapılmıyor. Tarıma uygun olmayan bir yerde siz güneş enerjisi sistemi kurduğunuz zaman sürekli yenilenebilir bir enerji alıyoruz. Hem de doğaya zarar vermeden. Verdiğim zarar ne? Zaten tarımsal kullanılmayan bir alanın üzerini kaplamış oluyorum. Başka bir zarar vermiyorum. Enerji ihtiyacımız da çok önemli bir ihtiyaç. Türkiye gibi başka bir ülke yok enerji ihtiyacı ciddi oranda yükseliş gösteren.
‘ÜLKE NÜFUSU GİDEREK ARTIYOR’
Nüfus olarak bakarsan şu anda 76 milyon nüfusumuz var. 2023’te bu rakamın 82 milyon olması öngörülüyor. Nüfusumuz çok genç. Gelişiyoruz. Ülke olarak büyüyoruz ve ciddi anlamda enerji ihtiyacımız var. Ve bugüne kadar Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 75’i yurtdışından ithal ettiğimiz kömürleri yakarak üretilmiş. Bizim yurtdışına olan bağımlılığımızı görebiliyor musunuz? Bundan kopmak istiyoruz artık. Şebekenin altyapısı ona göre düzenlendi. Avrupa’da ne yanlışlıklar yapıldı, hepsi görüldü. O yanlışlıklara istinaden burada yasalar ve mevzuatlar hazırlandı. Çok dikkatli gidiliyor. Almanya’da böyle bir tesisi devreye alabilmek için bir tane e-posta atıyorum, iş bitiyor. Kimse sormuyor, denetlemiyor. Zaten uygulamayı yapan şirket sertifikalı olup bunu doğru yapmaya mecbur.
‘MÜŞTERİYE EVRAK DA ALIYORUZ’
Türkiye’de prosedür en az 6 ay sürüyor. Önce Antalya’dan bir ön onay alıyorum. Ön onay aldıktan sonra Ankara TEDAŞ’a gidiyorum. TEDAŞ’a gittikten sonra onaylıyor. Eğer eksikse tekrar bilgi veriyor, tekrar evrakları vermeniz gerekiyor. Bu arada İl Tarım Müdürlüğü’nden yazı almanız gerekiyor. Çevre Şehircilik’ten rapor almanız gerekiyor. Şu an Antalya Büyükşehir Belediyesi olduğu için oradan onay almanız gerekiyor. Alanya’da Alanya Belediyesi’nden yazı almanız gerekiyor. Biz bunların hepsini en baştan alarak yatırımcının kafasını rahatlatıyoruz. ‘Bak bizim fiyatımız bu, A'dan Z'ye bütün prosedürler bizim görevimiz. Siz para yatırın, gerisi bizim görevimiz’ diyoruz. Dünyada Avrupa markası olan, tek uzaktan gözetleme yapan bağımsız bir sisteme sahip bir firmanın distribütörlüğünü aldık.
‘UZAKTAN KONTROL SİSTEMİ VAR’
Uzaktan telefonla bile girip sistemi buradan görebiliyorsunuz. Günlük ne kadar üretiyor, azalma veya sorun var mı? Her şeyi görebiliyorsunuz. Sistemi paneline kadar görebiliyoruz. Hangi panelde arıza var? Özellikle büyük tesislerde yakınlaştıran kamera koyuyoruz. Diyelim 3'üncü sıradaki 5'inci panelde arıza var. Kamerayla açıp bakıyoruz. Diyoruz ki, kuş pislemiş ve görevlendirme yapıyoruz. Bunu gördüğümüz için orada kim varsa onu yönlendirebiliyoruz. Yatırımcıya bu garantiyi veriyoruz. Çünkü müşterinin en başta kafasında soru işareti oluyor. Bu sistemin çalışabilirliği şundan garantidir, 60 yıl önce uydular gönderildi ve bunlar şu an solar enerjisiyle elektriğini salıyor. Onlar çalışmasaydı, bugün iletişimimiz zayıf olacaktı. Avrupa’da zaten bu sistemin çalıştığını görüyoruz. Türkiye’de her şey daha kontrollü gidiyor. Çünkü Avrupa’da yaşanan sorunları yaşamamak için denetleniyor.
‘DEVLET AYRINTILARI İNCELİYOR’
Şebekeye bağlanmadan önce TEDAŞ’tan ekip geliyor, sistemi kontrol ediyor. Projeye göre uygun mudur, değil midir, hepsine bakıyor. Uygun değilse sistemi devreye alamıyorsunuz. Biz bankalarla sözleşme yaptık. Projenin yüzde 75’ine leasing sağlıyoruz. Yüzde 25’i öz kaynak. Burada çok önemli faktörler var. Sürekli denetlendiğimizden dolayı yanlış bir sistem kurma şansımız yok. Onun için yatırımcıya çok güvenli bir sistem sunuyoruz. Devlet buna 10 yıl boyunca garanti olarak size her ürettiğiniz kilowat başı 13,3 dolar veriyor. Bu da sizin garantiniz zaten. Bu enerjiye CLK gibi dağıtım şirketlerinin ihtiyacı var. Devlet de enerjiyi ucuza almış oluyor. Tüketici olarak 39’a alıyoruz ama devlet bizden 30’dan satın alıyor. Avrupa’daki yanlış da buradaydı. Biz burada çift taraflı sayaç kullanıyoruz, Avrupa’da 2 sayaç kullanılıyordu.
‘BU İŞ İÇİN UZUN VADELİ DÜŞÜNÜN’
Mersin’e, Tokat’a ve Trabzon’a kadar ulaşıyoruz. Şu an talep neredeyse biz oradayız. Yerimiz burası ama gerekirse o hizmeti de verebiliyoruz. Bir avantajımız, biz uzaktan gözetleme gibi bir avantaj sağlıyoruz. 
Türk insanının kafasında bir hata var. Çok kısa vadeli düşünüyoruz. Bu iş için uzun vadeli düşünmek gerekir. 2002’de Alanya’ya geldiğimde ‘Çevreyolu buranın en hareketli caddesi olacak’ dedim, ‘Öyle şey mi olur?’ dediler. Bugün görüyoruz, Çevreyolu doldu, hatta taşıyor. Başka yol lazım. Bu yüzden ‘Uzun vadeli düşünmemiz lazım’ diyorum. Diyoruz ki, 7 yılda amorti ediyor. 7 yıl hiç bir şey. 7 yıldan sonra ne olacak? Uzun vadeli düşünmemiz gerekir. O zaman kazanırız. Bugün yaptığın yatırım yarın sana ciddi şekilde geri dönecektir.”

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.