banner391
banner405

Emniyette 22 Temmuz fırtınası

İşte İstanbul Emniyeti'nde düzenlenen operasyonun ardından adliye ve savcılıkta yaşanan tüm gelişmeler

Emniyette 22 Temmuz fırtınası

banner404
22 TEMMUZ Operasyonu kapsamında gözaltına alınan 22 kişi, dün saat 14.00 sıralarında Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na getirildi. 22 şüpheli, adliye içindeki Adli Tabiplik'te sağlık kontrolünden geçirildikten sonra savcılığa çıkarıldı.

SAVCILIK SORGUSU 12 SAAT SÜRDÜ

22 polisin ifadesi, dün akşam 17.00 sıralarında 4 savcı tarafından alınmaya başlandı. Adliyenin 7. katında bulunan Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcıları Okan Özsoy, Cumali Karakütük, Gökalp Kürkçü ve Yusuf Hakkı Doğan tarafından yapılan sorgulama sabaha karşı saat 05.00'te bitti. Savcılar, sorguladıkları 22 polisten 8'ini serbest bırakırken, 14'ünü tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk etti.

"TERÖRİSTLE MÜZAKARE, POLİSLE MÜCADELE"

Serbest kalanlar, adliye önünde bekleyen yakınları tarafından sevinç gösterileriyle karşılandı. Serbest kalanlardan biri çıkışta, "Teröristle müzakere, polisle mücadele. Yeni Türkiye'nin ileri demokrasisi bu" dedi. Serbest kalan başka bir kişi ise, "Başımızı öne eğecek bir şey yapmadık" şeklinde konuştu. Daha sonra da savcılık tarafından serbest bırakılan polisler, yakınlarıyla birlikte adliyeden ayrıldı.

ESKİ BİLİŞİM SUÇLARI MÜDÜRÜ HAYATİ BAŞDAĞ SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇİRİLDİ

22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin sağlık kontrolleri sabaha karşı da devam etti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan operasyon kapsamında gözaltına alınan; aralarında İstanbul Bilişim Suçları ve Sistemleri eski Şube Müdürü Hayati Başdağ'ın da bulunduğu çok sayıda şüpheli Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildi. Kelepçeli ellerini havaya kaldırıp "Haram lokma yemedim" diyerek operasyonun simgesi haline gelen Başdağ ile diğer şüpheliler sağlık kontrolünün ardından geldikleri araçlarla İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

22 TEMMUZ OPERASYONU'NDA BİR GRUP ŞÜPHELİ DAHA ADLİYEDE

22 Temmuz operasyonu kapsamında gözaltına alınan bir grup daha adliyeye sevk edildi.

Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde işlemleri tamamlanan şüpheliler 3 çevik kuvvet otobüsüyle Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na getirildi. Adliye önünde bekleyen bir şüpheli yakını çevik kuvvet otobüsündeki kişiyi göstererek, "Adam görün adam" diye bağırdı. Otobüsteki kişi de cama vurarak yakınına karşılık verdi. Dün adliyeye sevk edilen 22 kişiden 8'i savcılık sorgusunun ardından serbest kalırken 14 kişi tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. 14 kişinin nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nde sorguları sürüyor.

ŞÜPHELİLERDEN BİR BÖLÜMÜ DAHA ADLİYEDE

22 Temmuz operasyonu kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden bir bölümü daha adliyeye sevk edildi.

Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde işlemleri tamamlanan şüpheliler çevik kuvvet minibüsüyle Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na getirildi. Sabah da bir grup şüpheli adliyeye getirilmişti.

22 TEMMUZ OPERASYONU'NDA 8 TUTUKLAMA

22 Temmuz operasyonu kapsamında dün adliyeye sevk edilen 22 kişiden 8'i savcılık sorgularının ardından serbest bırakılırken 14'ü sabah saat 05.00 sıralarında tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi Bekir Altun tarafından yaklaşık 7 saat sorgulanan şüpheliler Emniyet Müdürü Mesut Yılmaz, Komiser Mehmet Dilaver,Komiser Selahattin Ergin, Başkomiser Ramazan Orkun Altınışık, Komiser Erkan Palas, emniyet mensubu Fatih Kıncır, Komiser İsmail Torlar ve Komiser Şeref Bolat tutuklandı.

"GERÇEĞE AYKIRI BELGE DÜZENLEYEREK DİNLEME" İDDİASI

Şüphelilerin, “Anayasa Mahkemesi eski başkanı, eski bakan, Yargıtay eski başkanı, milletvekilleri, asker ve kişiler, hakim ve savcılar, RTÜK üyesi ve öğretim görevlileri, avukatlar, siyasi partilerin temsilcileri, kaymakam, il milli eğitim müdürü ve muhtelif rütbede polis ve jandarma personeli, kamu yöneticileri, mahalli idareye atanmış yöneticiler, iş adamı, sanatçı, dernek ve vakıf yöneticileri, gazetecilerin iletişime müdahale karar talep evraklarında bilgilerini bilerek gerçeğe aykırı düzenledikleri ve uzatma karar talepleri de dikkatte alındığında gerçeğe aykırı belge düzenlemeye devam ettikleri" belirtildi.

"MAHKEME HAKİMİNDEN GERÇEK KİŞİNİN KİMLİĞİNİ GİZLEMEK SURETİ İLE..."

Kararda, "Kod adı ile ve IMEI numarası üzerinden yapılan dinlemelerin 2008-2009 yıllarında yoğunlaştığı, 2010 yılında azaldığı, istihbarat programları kullanarak rahatlıkla IMEI numaralarında kullanılan iletişim ve abone bilgilerine ulaşılabildiği halde mahkeme hakiminden gerçek kişinin kimliğini gizlemek sureti ile yargıyı yanıltma amacı güttükleri, bu şahıslara ait bilgileri bilen şüphelilerin kişilerin gerçek kimliklerini gizlemek ya da eksik ve yanlış bilgi vermek suretiyle içeriği itibariyle sahte oluşturulmuş belgeler ile temin edilen dinleme kararlarında icra ederek amaç dışı kullandıkları, bu işlemlerin yaygın sistemli ve organize şekilde yapıldığı" belirtildi.

KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ

Şüphelilerin “resmi belgede sahtecilik, kişilerin arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması" suçlarını işledikleri yönünde kuvvetli suç şüphesi altında bulundukları ifade edildi. Soruşturmanın henüz tamamlanmaması nedeniyle şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanık ve mağdurlar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu anlatılan kararda, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde şüphelilerin tutuklanmalarına karar verdi.

ADLİYEYE SEVK EDİLEN POLİSLERİN AVUKATLARDAN ORTAK AÇIKLAMA

22 Temmuz Operasyonu kapsamında adliyeye sevk edilen polislerin avukatları ortak bir basın açıklaması düzenledi. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde polis ailelerin de katılımıyla gerçekleşen açıklamayı Avukat Sevgi Şeker okudu.

17 Aralık operasyonundan bu yana yolsuzluk iddialarının irdelenmediği belirtilen açıklamada, "Milletin öz evlatlarına karşı toplum nezdinde psikolojik harekat gerçekleştirildiği görülmektedir. Mübarek Ramazan ayına veda etmeye hazırlandığımız şu günlerde oruç tutan müvekkillerimizin sahur bile yapmalarına izin verilmeden gece yarısı operasyonu ile gözaltına alınması hukuki uygulamaları tamamen ters bir işlemdir. Bir yandan 17 Aralık operasyonu şüphelilerinin ekranlarda yat keyiflerini izlerken, bir yandan vatan evlatlarının sahur bile yapamadan yaka paça gözaltına alınmasını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz" denildi.

"KELEPÇELEME YÖNTEMİ HUKUKA AYKIRI"

Müvekkillerinin kelepçelenmesi durumuna da değinen avukat Sevgi Şeker, "Azılı suçlulara uygulanan arkadan kelepçeleme yöntemi sadece vicdanları sızlatmamakta aynı zamanda ulusal ve uluslararası hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Kaçma şüphesi olmayan, aramalarda görevlilere sanki misafir ağırlıyor gibi davranan, devlet terbiyesi almış bu arkadaşlara savcılığın verdiği 'kelepçe takın' talimatı tam anlamıyla bir garabettir" diye konuştu.

"CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ ÖNCESİ ALGILARLA OYNANMAKTADIR"

Söz konusu bu operasyon ile 17 ve 25 Aralık operasyonunun üzerinin örtülmek istendiğini ifade eden avukat Şeker, "Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi yolsuzluk girdabından kurtulmak amacıyla algılarla oynanmaktadır. Gözaltında bulunan emniyet mensupları yakın tarihimize damga vuran, Türkiye'nin bugünlere gelmesinde büyük rol oynayan operasyonlarda görev almışlardır. Müvekkillerimize yöneltilen sorularda dahi Selam, Tevhid, Kudüs örgütü soruşturmasında neden 200 civarında şahsın şüpheli olarak gösterildiği sorulmaktadır. Hal böyleyken içerisinde Başbakan ve bakanların da bulunduğu 7 bin kişinin dinlendiği iftirasını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz" şeklinde konuştu.

ORUÇLU POLİSLERİN KARŞISINDA KASITLI YEMEK YENİLDİ, SAHUR YAPMALARINA ENGEL OLUNDU İDDİASI

Gözaltındaki müvekkillerine uygulandığını belirttiği muameleleri de anlatan avukat Şeker, şöyle devam etti:

"Bazı müvekkillerimizin karşısında oruçlu oldukları bilinmesine rağmen görevli memurlar tarafından kasıtlı olarak yemek yendiği iddiaları bulunmaktadır. Özellikle sahur vaktinde sağlık kontrolü için hastaneye götürülerek sahur yapmalarına engel olunmakta, emniyetteki süreç eziyete çevrilmek istenmektedir. Yine operasyonu gerçekleştiren birimin başındaki müdür müvekkillerimize 'teröristler' şeklinde hitap ederek psikolojik baskı altına almaya çalışmaktadır. Bu nasıl bir zihniyettir ki yıllardır birlikte mesai arkadaşlığı yaptığı insanlara bir müdür terörist ifadesini kullanabilmektedir. Tüm bu uygulamalar birlikte değerlendirildiğinde müvekkillerimize yönelik sistematik bir işkence uygulandığı apaçık ortadadır. Bu işkence ve zor kullanımla ilgili sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunarak peşlerini bırakmayacağımızı gerek kendilerinin gerekse kamuoyunun bilmesini isteriz."

"SATIN ALINMAZ, RÜŞVET YEMEZ, HATIR GÖNÜL İLİŞKİLERİNE GİRMEZ İNSANLAR"

"Buradan Türkiye ve Dünya Kamuoyuna ve ölmemiş tüm vicdanlara seslenmek istiyorum. Günün ilk saatlerinden itibaren sahur sofralarından alınarak kelepçelenen bu insanlar kimdir, biliyor musunuz" diyen avukat Sevgi Şeker, "Onlar siz evlerinizde rahat uyuyasınız diye uyumayanlardır. Onlar gece gündüz demeden bu ülke için çalışan ama tek bir övgü bile beklemeyendir. Onlar bu ülkenin demokrasisi yok edilmek istendiğinde canlarını ortaya koyarak buna engel olanlardır. Onlar bölücülerin, hırsızların, yolsuzlukçuların, kara para aklayıcılarının en fazla korktuğu kimselerdir. Neden mi? Çünkü onlar satın alınmaz, rüşvet yemez, hatır gönül ilişkilerine girmez insanlar" ifadelerini kullandı.

"YARGILANMALARINA KANUNLA OYNANARAK MÜDAHALEDE BULUNULMASIN"

Polisler adına açıklamayı yapan avukat Sevgi Şeker, sözlerini şu şekilde sonlandırdı;

"Madem müvekkillerimizin suçlu olduğuna dair bir kanaat vardır, hükümetin şaibeli üyeleri bürokrasinin üst düzey yöneticileri ve yolsuzluk dosyalarında adı geçen kamu görevlilerinin üzerlerindeki dokunulmazlık zırhı çıkartılsın. Müvekkillerimizin de yargılanmalarına hakim savcı ayarlayarak veya kanunlarla oynanarak müdahalede bulunulmasın. Bu dosyalarla beraber hem yolsuzlukları yapanlar, birlikte yargılansınlar. Müvekkillerimizin müdahale edilmemiş Türk yargısına ve adaletine inancı tamdır ve memleketin her mahkemesinde yargılanmayı kabul edecek kadar da alnımız açıktır" Avukat Şeker'in sözleri uzun süre polis yakınları tarafından alkışlandı. Aileler, "Türkiye sizinle gurur duyuyor" şeklinde slogan attı.

TUTUKLANAN 8 POLİS PAŞAKAPISI CEZAEVİ'NE GETİRİLDİ

22 Temmuz Operasyonu kapsamında tutuklanan 8 polis Paşakapısı Cezaevi'ne getirildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü merkezli düzenlenen 22 Temmuz operasyonu kapsamında adliyeye sevk edilen 14 polisten 8'i tutuklanmıştı. Adliyede işlemleri tamamlanan 8 polis, renkli camlı bir minibüsle saat 14.00'te Üsküdar'da bulunan Paşakapısı Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na getirildi. Yarım saat sonra polis minibüsü cezaevinden ayrıldı.

HERKES GİTTİ, EMNİYETTE GÖZALTINDA BİR TEK O KALDI

“22 Temmuz Operasyonu" nda gözaltına alınan 114 şüpheliden 113'ü emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevkedildi. Adliyeye henüz sevk edilmeyen tek ismin ise eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün olduğu öğrenildi. Hastaneye ellerinin arkadan kelepçelenerek getirilen ve Yurt Atayün'ün avukatı eşliğinde ifadesinin alınmasına devam edildiği belirtildi.

22 TEMMUZ ŞÜPHELİLERİ SUÇLAMALARI REDDETTİ, RET GEREKÇELERİNİ AÇIKLADI

Adliye ve polis çevrelerinden edinilen bilgiye göre ilk tutuklamaların yaşandığı "22 Temmuz Soruşturması"nda şüpheliler suçlamaları reddetti. Şüpheli sıfatındaki farklı isimler ortak ret gerekçelerini de şöyle sıraladı:

- " Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu kapsamında gerekli dinlemeler yapılmıştır... Eğer bir örgüt suçlaması ise bizimle birlikte karar veren hakim ve TİB yetkililerinin de burada olmaları gerekir"

- " Mahkeme kabul ederse dinleme faaliyetine başlanır. Kabul görmediği takdirde dinlemeler yapılmaz. Reddedilen çok sayıda kararımız mevcuttur..."

- " Yapılan istihbari dinlemelerin çoğu operasyonlara dönüşmüş ve suçlular yakalanmıştır... Alınan dinleme kararları sıralı amirler izlenerek alınmaktadır. Yasa hükümleri çerçevesinde bu kararlar alınmıştır"

22 Temmuz operasyonu kapsamında 8 polis tutuklanırken, 4'ü yurtdışı adli kontrol tedbiri uygulanmak şartıyla 6 polis ise serbest bırakıldı. Şüphelilerden Hasan Emecan, Kadri Cemal Yiğit "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetme ve hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek" suçlarından yeterli delil bulunamadığı ve suç vasfının değişme ihtimali dikkate alınarak serbest bırakılmalarına karar verildi. Şüpheliler Ali Kavlak, Turgay Yıldırım, Polat Kongur, İlhan Polat Yiğit'in "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, resmi belgede sahtecilik, örevi kötüye kullanma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetme ve hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek" suçlarından yeterli delil bulunamadığı ve suç vasfının değişme ihtimali dikkate alınarak serbest bırakılmalarına hükmedildi. Ancak bu 4 kişiye yurtdışına çıkış yasağı kondu.

"DUYUM ÜZERİNE DİNLEME BAŞLATABİLİRİZ"

Polislere yönelik operasyonun yasadışı dinleme ayağında mahkemeye sevk edilen 14 emniyet mensubu İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'nde verdikleri ifadede suçlamaları kabul etmedi. Şüphelilerden hakkında yurtdışı çıkış yasağı konulan Ali Kavlak'ın ifadesinde, “Dinlemeleri duyum üzerine başlatabiliriz. Bizim mesleğimiz hiyerarşik yapı içerisinde bulunan polis memurundan TİB'e kadar uzanan yargı sürecinden geçen bir işlemdir. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu kapsamında gerekli dinlemeler yapılmıştır. Bunu yapmadığımız takdirde asıl o zaman suç işlemiş oluruz. Eğer bir örgüt suçlaması ise bizimle birlikte karar veren hakim ve TİB yetkililerinin de burada olmaları gerekir" dediği öğrenildi.

"DİNLEMELER YASA HÜKÜMLERİ ÇERÇEVESİNDE YAPILDI"

Şüphelilerden Ramazan Orkun Altınışık'ın ifadesinde "Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir memuruyum. Yasa hükümleri çerçevesinde yasal dinlemeler yapılmıştır" dediği kaydedildi.

“KARARLAR SIRALI AMİRLER İZLENEREK ALINDI"

Tutuklanan şüphelilerden Fatih Kıncır'ın da ifadesinde “Herhangi bir örgüt üyesi değilim. Yapılan istihbari dinlemelerin çoğu operasyonlara dönüşmüş ve suçlular yakalanmıştır. Alınan dinleme kararları sıralı amirler izlenerek alınmaktadır. Yasa hükümleri çerçevesinde bu kararlar alınmıştır" dediği belirtildi. Tutuklanan şüphelilerden Mehmet Dilaver'in de, “Dinleme talepleri tamamen hukuka ve yasalara uygundur. Usulsüz bir işlem yoktur. Hiçbir suretle aleni olmayan konuşmaları kaydetmedim. Emniyet teşkilatı kanunu çerçevesinde sıralı amirler zincirinde görevimi ifa ettim, etmeye de devam ediyorum. Bu şekilde davranmam yasal bir zorunluluktur" dediği öğrenildi.

"BAŞBAKAN'A İKİ KEZ SUİKAST ENGELLEDİK"

Tutuklanan şüphelilerden Emniyet Müdürü Mesut Yılmaz'ın da ifadesinde, “İstihbarat temin etmenin çeşitli metotları vardır. Dinleme kararları da bunlardan birisidir. Olay olmadan engellemekle yükümlüyüz. Bunun için gerekli tüm tedbirleri alırız. Bununla ilgili çalıştığım süre içerisinde Başbakan'a iki kez suikast engelledik. Ergenekon, Balyoz ve organize suç çeteleri ile mücadele ettik" dediği kaydedildi.

"REDDEDİLEN ÇOK SAYIDA KARARIMIZ MEVCUTTUR"

İfadesinde dinleme taleplerinin tamamen hukuka ve yasalara uygun olduğunu söylediği öğrenilen tutuklu şüphelilerden Şeref Bolat, “Mahkeme kabul ederse dinleme faaliyetine başlanır. Kabul görmediği takdirde dinlemeler yapılmaz. Reddedilen çok sayıda kararımız mevcuttur. Bu kararımızı da İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan getirilmesini istiyorum" dediği öğrenildi.

SERBEST BIRAKILAN EMNİYET AMİRİNDEN AÇIKLAMA

22 Temmuz Operasyonu kapsamında tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilip serbest bırakılan ve aralarında Emniyet Amiri Kadri Cemil Yiğit'in de bulunduğu 6 polis adliye önünde açıklama yaptı.

"YALAN FIRTINALARI, İFTİRA BORANLARI"

Mahkemedeki sorgusunun ardından serbest kaldıktan sonra Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi önünde kendilerini bekleyen kalabalık polis ailelerinin yanında açıklama yapan Emniyet Amiri Kadri Cemil Yiğit, "Ağabeylerimle, müdürlerimle gözaltına alınan polislerden biriyim. Bugün serbest kaldık. Yalan fırtınalarının, iftira boranlarının estiği bu dönemde gerçeği birazcık dillendirmenin, hak ve hakikat aşığı, bizi seven dertli, ince, nahif gönüllere bir nebze olsun su serptiğini bildiğimiz için, bugün bu konuşmayı yapıyorum" diyerek sözlerine başladı.

"KURTULDUK DEDİKLERİ YERDE ELLERİMİZLE YAKALARINDAN TUTACAĞIZ"

Yiğit, "Öncelikle bütün Türkiye şahit olsun; bizi çok üzen, yaralayan bir konu bu. Şöyle bir andımız var; eğer Allah katında rüşvet, yolsuzluk, irtikap, usulsüzlük, hırsızlık değilse, bu bize yapılanlar zulüm değilse, biz hakkımızı bize bunları yapanlara helal ediyoruz. Analarının ak sütü gibi helal olsun. Ancak Rabbimiz de 'Evet bu yapılanlar hırsızlıkları örtmek için size yapılan bir zulümdür' derse, and olsun, Sırat'ta vallahi billahi bize bunları yapanları tam geçip 'Kurtulduk' dedikleri yerde bu ellerimizle yakalarından tutacağız" dedi. Yiğit'in bu sözlerine, yakınları, “İnşallah" diyerek destek verdi ve alkışladı. Bu sırada bazı ailelerin ağladığı görüldü.

"ONLARI ÖYLE SARSACAĞIZ Kİ..."

Kadri Cemil Yiğit, "Onları öyle sarsacağız ki, 'Keşke biz dünyada bir zalimin kuyruğuna takılıp gidenlerden olmasaydık' diyecekler" diyen Emniyet Amiri Yiğit, "Bizim en ağrımıza gidenler, en çok damarımıza dokunan hadiselerden bir tanesi bize 'İsrail ajanı' denilmesi. Selam ve Tevhid dosyası kamuoyu ile paylaşılsın, kimin İsrail, kimin İran ajanı olduğu ortaya çıksın. Eğer biz İsrail ajanıysak, Allah bizim belamızı versin. Ama eğer siz ajansanız, Allah sizin belanızı versin. Allah'a ve ahiret gününe inanan herkes burada amin desin" dedi ve aileler hep bir ağızdan "Amin" dedi.

"BİZ BU ÜLKEYİ EMANET ALDIK"

Yiğit, "Bizim babalarımıza sorun. Onlar dilleri sürçmeden, şaşırmadan şunu diyecekler: 'Biz çocuklarımızın boğazından haram lokma geçirmedik'. Biz yediğimiz helal lokmaların hakkını vermek için, kimimiz daha çocuk yaşında polis kolejine, kimimiz ilkgençliğinde polis akademisine, bu memlekete kefenimizle değil, kefensiz kurban olmak için girdik. Biz bu ülkeyi tek parça olarak ve üzerinde sadece ay yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı bir ülke olarak emanet aldık. Kimsenin farklı emellerine bu emaneti alet etmeyeceğiz. Ve çocuklarımıza da yine tek parça olarak üzerinde ay yıldızımızın dalgalandığı bir ülke olarak teslim edeceğiz" diye konuştu.

"OY VERDİĞİMİZ PARTİYE DARBE YAPMIŞSAK ALLAH BELAMIZI VERSİN"

Operasyon hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kadri Cemil Yiğit, şöyle devam etti:

"Yapılan bu operasyonlar Türkiye'de vesayete, darbecilere, terör örgütlerine karşı kahramanca mücadele vermiş emniyet teşkilatımızdaki müdürlerimizi, arkadaşlarımızı zor durumda bırakmak, itibarsızlaştırmak için yapılmış bir operasyondur. Tasfiye edilen biz, memuruz, bürokratız. Yani iki dudağınızın ucunda bizleri tasfiye ediyorsunuz ama, arkasından bizleri yok etmeye çalışıyorsunuz. Çünkü bizden bu kadar korkuyorsunuz. Bu ülkede darbecilere operasyon yapan insanlar, şimdi yaşadığımız süreçte gördük ki, bunu sadece arkalarında bu millet varken yapmışlar. Meğer başkaları yokmuş bizim arkadaşlarımızın arkalarında. Darbecilere operasyon yapan müdürlerimiz, amirlerimiz bugün darbeci oldu, cunta olarak anılıyorlar. Biz ve ailelerimizin, belki de çoğumuzun 4-5 seçimdir oy verdiğimiz partiye darbe yapmışsak, Allah bizim belamızı versin. Ama yapmamışsak ve halkımıza cunta olarak, darbeci olarak tanıtılıyorsak, bize bu iftiraları atanların Allah belasını versin. Şu an arkamda ve nezarethanelerde elleri kelepçeli tutulan; ülkenin adalete, hukuka saygılı, korkusuz, cesur, menfaat gözetmeyen ve sadece vatanseverlikle bir takım davalara sahip çıkan polisimizin, müdürlerimizin olduğu yer, o nezarethanelerdir. O cezaevi bugün halkımızın polisine sahip çıkma günüdür" diye konuştu.

AİLELERDEN DESTEK

Mahkemece serbest bırakılan Emniyet Amiri Kadri Cemil Yiğit'in konuşması sık sık alkışlarla kesildi. "Şükürler olsun ki hırsız annesi değilim", "Allah'a şükür evimizden kutular çıkmadı", "Kula kul olmadıkları için içerideler" şeklinde pankartlar dikkat çekerken, "Hırsızlar Meclis'e" ve "Türkiye sizinle gurur duyuyor" sloganları atıldı.

CHP MİLLETVEKİLİ MAHMUT TANAL'DAN POLİS AİLELERİNE DESTEK

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, 22 Temmuz Operasyonu kapsamında adliyeye sevk edilen ve savcılık ifadeleri devam eden polis ailelerine destek vermek Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi önüne geldi.

"AÇIĞA ALINDILAR, KİMLİKLERİNE VE SİLAHLARINA EL KONULDU"

Mahmut Tanal, gözaltına alınan polislere kötü muamele haberlerini medyada görüp Terörle Mücadele Şubesi'ne gittiğini belirterek, "Terörle Mücadele'ye gittiğimde, 'Buradaki fizikî koşulları görmek istiyorum' dedim. 'Siz fiziki koşulları göremezsiniz' dediler. Terörle Mücadele şubelerinde neler oluyor? Hukuk devleti olmak istiyorsak, Terörle Mücadele şubelerini mercek altına alıp, oradaki hak ihlallerinin gün ışığına çıkması lazım. Gezi olaylarında 8 insanımız, 8 canımızı öldürdüler; o polislerin hiçbirisi açığa alınmadı. Hiçbirisinin kimliğine el konulmadı. Bu insanların şu anda iddiayla soruşturmaları devam ediyor. Mahkeme kararı halen yok. Bu insanlar şu anda açığa alındı. Belgesini de size ibraz ediyorum. Aynı zamanda silahları alındı, kimliklerine el konuldu. Yani 8 tane insanımızı öldüren bu katil polisler halen dışarıda dolaşıyor. Onların kimliklerine el konulmadı, maaşları kesilmedi, açığa alınmadılar, yargılaması yapılmıyor. Burada masum insanlar, bir iddiayla soruşturması devam eden insanlar hem açığa alındı, hem kimliklerine el konuldu, hem de silahlarına el konulmuş durumda. Mahkumiyet kararı kesinleşinceye kadar insanlar masumdur. Bu insanlar hakkında halen bir mahkumiyet yok" diye konuştu.

"VATANA HİZMETİN BEDELİNİ...."

Gözaltında bulunan polislerin 17 ve 25 Aralık operasyonlarında görev aldığını vurgulayan Tanal, "Amaçları, bu soruşturmayı başlatıp 6 ay sonra hepsini ihraç etmektir. Asıl varılmak istenen budur. Burada, vatana hizmetin bedeli, bu insanlar kelepçelenerek buraya gelmiş durumda. Gözaltında bulunan tüm emniyet mensuplarının hepinize selamları var. Hepsi diyor ki, 'Biz haram bir lokma yemedik. Biz görevimizi yaptık. Biz bu görevimizi yaparken mahkeme kararlarını yerine getirdik' dediler. İçeride sordukları sorular arasında, 'Siz bu mahkeme kararlarını niçin uyguladınız' diyorlar. Takdir ederseniz, Anayasa'nın 138. maddesi diyor ki, mahkeme kararları herkesi bağlar. Yasama, yürütme, yargı ve idareyi bağlar. Netice itibariyle, ifadelerinde, mahkeme kararlarının yerine getirilmesi suç olarak nitelendiriliyor. Bu da ayrı bir muamma" dedi.

"SAYIN BAŞBAKANIMIZIN DİNLENMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL"

Polislerin avukatlarından Ömer Turanlı da, "İçeride emniyetçi arkadaşlarımız şunu söylemektedirler, 'Teröristlerle müzakere yapılıyor, vatan evlatlarıyla mücadele yapılıyor'. Biz de avukatları olarak bu mücadelenin avukatı olmaktan gurur, onur duyuyoruz. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili tape yapıldığı iftirası atılıyor. Kesinlikle Başbakanımız ile ilgili bir tape yapılmış değil. Sayın Başbakanımızın dinlenmesi söz konusu değildir" dedi.

22 TEMMUZ OPERASYONU'NDA 6 KİŞİ SAVCILIK'TAN SERBEST

22 Temmuz Operasyonu kapsamında bugün adliyeye çıkarılan 91 kişiden, aralarında eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ertan Erçıktı'nın da bulunduğu 6 kişi, savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı. Ancak serbest kalan 6 kişinin, arkadaşlarını yalnız bırakmamak için Adliye'den çıkmayacakları öğrenildi. Serbest kalan diğer isimler ise şöyle: Metin Sayılgan, Çetin Öztürk, Ömer Özyılmaz, Ramazan Candar ve Hüseyin Özkan.

Bu arada, aralarında eski Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in de bulunduğu çok sayıda şüphelinin savcılık ifadelerinin

ADLİYE ÖNÜNDE ORUÇ AÇTILAR

22 Temmuz Operasyonu kapsamında dün adliyeye çıkarılan şüphelilerin yakınları adliye önünde iftar yaptı. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde bekleyen aileler burada yer sofrası kurdular. Bazı aileler kurulan yer sofralarında oruçlarını açarken, bazıları da adliye çevresindeki banklara oturup iftar yaptı.

HAKAN ŞÜKÜR'DEN ADLİYE ÖNÜNDEKİ AİLELERE DESTEK ZİYARETİ

İSTANBUL Adliyesi önünde bekleyen polis yakınlarını ziyaret eden Hakan Şükür, "Biz herkesle birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeliyiz. Sadece bu taraftan bile baksanız, bu uygulamalar, bu işkence, bu zulme ve toplumu ayrıştıracak şekilde konuşan bu insanlara tabiî ki bir yavuz çıkıp son verecektir. Ben ona inanıyorum" dedi.

İstanbul Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür, 22 Temmuz Operasyonu kapsamında adliyeye sevk edilen polis yakınlarını Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Hakan Şükür, "Bu ülkeyi yönetenlerin çeşitli istismarlar içinde olduğunu görüyoruz. Açıkçası bunun da bir hikmetinin olduğunu düşünüyoruz. İnsanlar çok net görmeli; ben her inanç grubuna saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum" dedi.

"BİR YAVUZ ÇIKIP SON VERECEKTİR"

Hakan Şükür, sözlerine şöyle devam etti:

"Oruç tutan tutmayan, namaz kılan kılmayan, bu şekilde hayatım boyunca kimseyi değerlendirmedim ama insanî temele dayanan her şey kabulümüzdür. Biz herkesle birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeliyiz. Sadece bu taraftan bile baksanız, bu uygulamalar, bu işkence, bu zulme ve toplumu ayrıştıracak şekilde konuşan bu insanlara tabii ki bir Yavuz çıkıp son verecektir. Ben ona inanıyorum. Şu an alternatifsizliğin getirdiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Belki hoyratça insanların vicdanları, duyguları çok farklı yönlere çekiliyor. Bugün bir çok vicdan tutuklandı aslında."

ŞÜKÜR'E TEPKİ

Şükür'ün konuşmasının devam ettiği sırada, bir kişi yaklaşarak, "Darbecilerin neresini çekiyorsunuz, darbeci bunlar ya. Ne yüzle çıkıyorsunuz halkın karşısına, utanmazlar. Tayyip'in sayesinde adam oldunuz be. Şaban, Torinolu Şaban" dedi. Bu sözlerin ardından protestocu vatandaş çevredekiler tarafından uzaklaştırıldı.

"BAZI ŞEYLER KENDİLERİNE DOKUNDUKTAN SONRA BU BOYUTA ULAŞTI"

Konuşmasına devam eden Hakan Şükür, "Umarım bunlar adalet önünde hesap verene kadar mücadele devam edecektir, ama edebi bozmamak lazım. Bir arkadaşımın beğendiğim bir ifadesi var, 'Biz kefenli değil, kefensiz olarak ölmek üzere görev yapıyoruz'. Terör gibi şeylerde çalışanlar, ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalıp bir sürü berat almışlar. Başta bu ülkenin en tepesindeki tarafından verilmiş. Bunun çok kısa süre sonrasında bu olayların olması, bazı şeyler kendilerine dokunduktan sonra bu boyuta ulaştı" ifadelerini kullandı.

"İNŞALLAH HAKKIMIZDA HAYIRLI OLUR"

Şükür sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üzgünüz, ama inşallah düzelecek diyoruz. İşin özeti bir kelimede saklı. 'Gerekirse cadı avı yapacağız' kelimesi aslında bunun içinin doldurulmaya başlandığı günlerin kamuoyu üzerinde bir algı operasyonunun devam ettiği bir süreç var. Son dönemdeki yaşananlar hırsızlık, rüşvet gibi birçok iddiaların beni daha çok üzen tarafı, sevgilerinin daha yüce olması, ilahlaşmış insanların üzerinden bunların meşru gözükmesi. Bunu çok sıradan bir şeymiş gibi gören bir duruma geldik ki, bu daha acı bir şey. Bunlar gelir geçer, cezalar alınır alınmaz, güçle bunu başka bir tarafa götürebilirsiniz; ama gerçek gücü unutmamak kaydıyla. Allah her zaman haklının yanındadır. İnşallah hayırlı olur. Biz de her anlamda edebimizi bozmadan, saygıda kusur etmeden, kim bizle ilgili ne söylüyorsa, hukuk önünde. Çünkü bu ülke bir hukuk devleti, biz öyle inanmak istiyoruz. Yarın öbür gün belki tebessümle karşılayacağız. İnşallah hakkımızda hayırlı olur. Buradaki ailelere geçmiş olsun diyorum."

Savcılıkta ifadesi alınan şüphelilerin yakınlarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Hakan Şükür, daha sonra adliyeye girerek avukatlarla da bir süre görüştü.

YURT ATAYÜN RAHATSIZLANARAK HASTANEYE KALDIRILDI

22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve adliye sevk edilen İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt Atayün, adliyede fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.

Emniyetteki sorgusunun ardından Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edilen İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt Atayün, saat 00.30 sıralarında göğsünde oluşan bir ağrı nedeniyle adliyede fenalaştı.

Atayün bunun üzerine adliyedeki doktora götürüldü. Doktor tarafından ilk muayenesi yapılan Yurt Atayün göğüs ağrılarının artması üzerine, Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil'e sevk edildi. Hastaneye sivil polis aracı eşliğinde getirildiği öğrenilen Atayün, buradaki doktor kontrollerinin ardından saat 01.15'te yeniden adliyeye götürüldü.

EKREM DUMANLI ADLİYE ÖNÜNDEKİ POLİS YAKINLARINI ZİYARET ETTİ

ZAMAN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, "İnsanları önce yaftalayıp sonra cezalandırmaya kalkarsanız bunun adı despotluktur, bunun adı diktatöryadır" dedi.

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, 22 Temmuz Operasyonu kapsamında adliyeye sevk edilen polislerin Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde bekleyen ailelerini gece saatlerinde ziyaret etti.

Burada bir konuşma yapan Dumanlı, "Şimdi başta sayın Başbakan ile Adalet Bakanı Bekir Bozdağ olmak üzere ve elini vicdanına koyan yıllardan beri üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü diye nutuk atanlara buradan mahşeri vicdanın yaralandığını söylemek için geldim. Birde şöyle bir şey uyduruyorlar; Zaman gazetesi başta olmak üzere neden bu insanlara bu kadar sahip çıkılıyor? Önce şunu belirtmek lazım yüz küsur emniyet mensubunu alıyorsunuz ve anlına paralel diye bir yafta yapıştırıyorsunuz. Önce bunun hesabını verin. Bu insanların paralel olduğuna dair, bu insanların herhangi bir cemaate mensup olduğuna dair ne biliyorsunuz? Elinizde hangi somut şeyler var? İnsanları önce yaftalayıp sonra cezalandırmaya kalkarsanız bunun adı despotluktur. Bunun adı diktatöryadır. Bunun adı hukuksuzluktur" şeklinde konuştu.

"ÜSTÜNLERİN BUYRUKLARIYLA DEĞİL, ADALETLE HÜKMEDİN"

Emniyet mensuplarına alınlarına yafta koyarak suçluymuş gibi muamele yapıldığını iddia eden Ekrem Dumanlı sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben inanıyorum ki burada gözaltına alınan insanların, yapılırken de hukukuna tecavüz edilen insanların arasında her fikirden, her düşünceden, her inançtan emniyet mensubu vardır. Ama o insanları dar bir çerçeveye sıkıştırarak, o insanların alınlarına bir yafta koyarak en baştan suçluymuş gibi muamele ederek insanlar hakkında hukuk dışı işler yapılıyor. Hukuk maalesef çok çetin bir sınavdan geçmektedir. Bu sınav içinde yer alan hakimlere savcılara sesleniyorum; yıllardan beri bu ülkenin başbakanı, yıllardan beri bu ülkenin siyasetçileri hukukun üstünlüğü esastır, üstünlerin hukuku esas değildir diyorsa, ey hakimler, ey savcılar! Elinizi vicdanınıza koyun üstünlerin buyruklarıyla değil emirleriyle değil talimatlarıyla değil adaletle hükmedin" diye konuştu. Konuşmaların ardından polis yakınları sık sık, "Her şey vatan için, hırsızlar içeri polisler dışarı" şeklinde sloganlar attı. Bir polis yakını ise elindeki başarı belgelerini göstererek, "Bizim çocuklarımıza yafta atanlar böyle çocuklar yetiştiremezler" dedi.

SERBEST KALAN POLİS GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI

22 Temmuz Operasyonu kapsamında dün adliyeye çıkarılan 92 kişiden 26'sı savcılık tarafından serbest bırakılırken, 66'sı tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

22 Temmuz Operasyonunda savcılık kararıyla serbest kalan polisler, gece saatlerinde adliyeden ayrılmaya başladı. Serbest bırakılanlar adliyeden çıkarken yakınları tarafından alkışlarla ve sevinç gösterileriyle karşılandı.

"BİZİ ALAN POLİSLERİN BAŞI EĞİKTİ; BİZİM BAŞIMIZ DİKTİ"

Serbest bırakılan polisler kendilerini dışarda bekleyen aileleriyle kucaklaştı. Gözyaşlarına hakim olamayan bir polis çıkışta,

"Ne yaptıysak biz ülkemiz için yaptık. Allahımıza şükürler olsun ki çalmadık, çırpmadık. Ailemize yakışır bir evlat olduk. Çok şükür yaptıklarımızla ailemizin desteğini, sizlerin desteğini birçok sevdiğimizin desteğini arkamızda hissettik. Sağolun var olun. Son isteğimiz içeridekiler için dua etmenizdir. İnşallah onlar da alınlarının akıyla çıkacaktır. Bize suçlu sıfatı yakıştırdılar da bizi alan polislerin başı eğikti. Bizim başımız dikti. Herkes ifadelerini vermeyen arkadaşlar da var. Usulsüz gözaltı olduğu için, gözaltı süresi geçtiği için bazı arkadaşların ifadesi alınmadan direk mahkemeye sevk edecekler" dedi.

"6 METREKARELİK ALANDA 4 KİŞİ YATIRDILAR"

Serbest kalan polis sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizi 6 metrekarelik alanda 4 kişi yatırdılar. Bir PKK'lıyı bir DHKPC'liye bile böyle muamele yapmadılar. Çünkü biz örgütçü de olsa biz insan muamelesi yaptık. Bizi insan olarak görmeyenler utansın"

"ÖNCE KENDİ BOYUNLARINDAKİ TASMALARI ÇIKARSINLAR"

Serbest kalan başka bir polis ise adliye çıkışında, "Hukuk er geç işleyecektir. Bizim kolumuza kelepçe takanlar, önce kendi boyunlarındaki tasmaları çıkarsınlar. Yukarıda onlar için de dualarınızı esirgemeyin" diye konuştu.

Açıklamaların ardından adliye önünde kalabalık, "Helal olsun sana, helal olsun", "Türkiye sizinle gurur duyuyor" şeklinde sloganlar attı. Daha sonra da savcılık tarafından serbest bırakılanlar adliyeden ayrıldı.

26 KİŞİ SERBEST 66 KİŞİNİN TUTUKLANMASI İSTENDİ

22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alındıktan sonra dün adliyeye sevk edilen 92 polisten, 26'sı serbest bırakılırken, 66'sı tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemleri bitirildikten sonra dün sabah saatlerinden itibaren Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edilen 92 kişinin ifadesi, 9 savcı tarafından alındı.

Sorgulamaları yapan İstanbul Adalet Sarayı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nda görevli savcılar, İrfan Fidan, Hasan Yılmaz, Fuzuli Aydoğdu, Adem Meral, İsmail Uçar, Gökalp Kökçü, Yusuf Hakkı Doğan, Cumali Karakütük, Okan Özsoy tarafından sorguları yapılan 92 kişinin ifadesi gece saat 02.10'da sona erdi.

ALİ FUAT YILMAZER'İN TUTUKLANMASI İSTENDİ

Sorgulamaları yapılan 26 kişinin serbest bırakan savcılar, kalan 66 kişiyi, tutuklanması talebi ile nöbetçi 6. Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk etti. Tutuklanmaya sevk edilenler arasında İstanbul İstihbarat eski Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Terörle Mücadele eski Şube Müdürleri Ömer Köse ve Yurt Atayün de bulunuyor.

AVUKATLAR İTİRAZ ETTİ

Şüphelilerin avukatları, gözaltı süresinin 01.30'da dolması üzerine Nöbetçi 6. Sulh Ceza Hakimi Fevzi Keleş'e bir dilekçe vererek, gözaltı süresi dolduğu halde müvekkillerinin hakimliğe sevk edilmediğini gerekçe gösterip, müvekkillerinin serbest bırakılmasını talep ettiler. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimi, avukatların bu talebini kabul etmedi. Şüphelilerin hakimlik sorgusuna başlandı.

EŞİMİ GÖRMEK İSTİYORUM DEYİP ADLİYEYE GİRDİ

MAHKEMEYE sevk edilen bir polisin eşi, "Eşimi görmek istiyorum. Eşimi getireceksiniz" diyerek adliyeye girdi. Görevliler tarafından dışarı çıkartılan kadın daha sonra gözyaşlarına hakim olamadı.

22 Temmuz Operasyonu kapsamında mahkemeye sevk edilen 66 kişinin sorgusu devam ederken, polislerin yakınları gece boyunca Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda önünde bekledi. Bekleyiş sırasında mahkemede sorgulanan bir polis memurunun eşi,

"Nerede adaletin gücü sattınız adaleti. Sattınız Hukuku. Sattınız her şeyi. Gücünüz yetiyorsa gelin gözümüzün içine bakın. Gelin benim eşimle bir sofrada oturup yemek yiyin. Onun gerçek temizliğini göreceksiniz o zaman; hepsi öyle ben biran bile şüphe duymadım onlardan" diyerek adalet sarayının girişinde bulunan merdivenlere doğru yürüdü.

"EŞİMİ GÖRMEK İSTİYORUM, EŞİMİ GETİRECEKSİNİZ"

Daha sonra "Eşimi görmek istiyorum" diyerek adliye kapısından içeri giren kadın, "Çıkacak onlar buradan çıkacak. Onları alacağız buradan. Eşimi istiyorum. Eşimi görmek istiyorum. Eşimi getireceksiniz. Aynı memuru çıkaracaksanız benim eşimi de getirmek zorundasınız. Nerede adalet neredesiniz? Neredesiniz savcılar, neredesiniz hakimler? Gelin buraya. Benim eşimle bir saat böyle oturun bakalım. Benim eşim yediği bir zeytini bile yerken hakkını helal et hanım derdi. Eşimi almadan gitmeyeceğim buradan. Benim eşim tertemiz neyin hesabını veriyor. Yılmadım eşimin arkasındayım" şeklinde bağırmaya başladı. Bunun üzerine polis yakını adliyedeki polisler ve özel güvenlikler tarafından dışarı çıkarıldı. Çıkışta merdivenlere oturan kadın daha sonra gözyaşlarına boğuldu. Adliye önündeki kalabalık da kadının dışarı çıkarılmasını alkışlarla ve 'yuh' çekerek protesto etti.

"BİR MEMURLA BU KADAR MI UĞRAŞILIR"

Yanındaki başka bir kadın tarafından sakinleştirilen polis eşi şunları söyledi:

"Şu Ramazan saatinde hiç birimiz hak etmedik bunları. Eşlerimiz, ailelerimiz hepimiz orada perişan olduk. Benim daha yeni Mardin'e tayini çıkmış eşimin, geldiler Mardin'den aldılar eşimi. Benim eşimi tasfiye ettiniz, benim eşimi doğuya gönderdiniz zaten bir memur benim eşim yani bir memurla bu kadar mı uğraşılır" dedi.

AVUKAT TURANLI: "KESİNLİKLE SAYIN BAŞBAKANIMIZ DİNLENMEMİŞTİR"

AVUKAT Ömer Turanlı, "Kesinlikle sayın başbakanımız dinlenilmemiştir, konuşmaları tape altına alınmamıştır. Bu soruşturmayı yürüten emniyet mensupları sayın başbakanımızın konuşmalarını tape haline getirmişlerdir" dedi.

22 Temmuz Operasyonu'nda gözaltına alınan polislerin avukatlarından Ömer Turanlı, ve diğer müdafi avukatları, sabah saatlerine doğru yeniden İstanbul Adalet Sarayı önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

"KESİNLİKLE BAŞBAKAN DİNLENMEMİŞTİR"

Dinleme olayıyla ilgili yanlış bilgilerin olduğunu belirten Ömer Turanlı, "Yaratılan çok yanlış bir algı var. Bu algı da şudur. 'Sayın başbakanımızın usulsüz dinlendiği tape yapıldığı iddiası' Kesinlikle sayın başbakanımız dinlenilmemiştir, konuşmaları tape altına alınmamıştır. Bu soruşturmayı yürüten emniyet mensupları sayın başbakanımızın konuşmalarını tape haline getirmişlerdir. Eğer bu tape haline getirme suç ise ki suçtur, bu suçu işleyenler şu an bu soruşturmayı yürüten şahıslardır" dedi.

"SELAM TEHVİD ÖRGÜTÜ İLEGAL BİR YAPIDIR"

Selam Tehvid Örgütü hakkında da konuşan Turhanlı, "Bu mevcut soruşturma Selam Tehvid, Kudüs Terör Örgütü soruşturmasıyla ilgili onun devamıyla alakalı bir soruşturmadır. Bu örgüt yerel mahkeme tarafından örgüt olarak kabul edilmiştir. Yargıtay tarafından da onanarak bu yapının illegal bir yapı olduğu onaylanmıştır; tescil edilmiştir. Bu örgüt üyeleri suçludur, kanun önünde cezalarını çekiyorlar. Tutuklular var tahliye olanlar var. Bunun devamında olan bir soruşturma; fakat bu soruşturma göz ardı ediliyor. Emniyetimizin güzide şahsiyetlerine kelepçe vuruluyor. Bu kelepçe emniyetçi arkadaşlara değil ülkemizin huzuruna, barışına vurulan bir kelepçedir. Biz bunu böyle değerlendiriyoruz" dedi.

"BÖYLE UYGULAMA CUMHURİYET TARİHİNDE YOK"

Müvekkillerinin 4 gündür gözaltına olduğunu söyleyen Avukat Ömer Turanlı sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ciddi şekilde rahatsız oluyorlar. Terör Şube'de 75 kişi gözaltına alındı. Bu 75 kişiden 26 kişi serbest bırakıldı. Diğer 49 kişi tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildi. Bunlarla ilgili mahkemeden henüz bir karar yok. Acilen adliyede bir toplantı düzenlenmesi lazım. Bununla ilgili Başsavcı'nın gelmesi lazım buraya. Biz bu hukuksuzluğu Adalet Bakanlığı'na, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne, HSYK'ya taşıyacağız. Bu zulümdür, böyle bir uygulama Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yoktur" dedi.

"MAHKEMELERİN OBJEKTİFLİĞİNDEN ŞÜPHE EDİYORUZ"

Mahkemelerin objektifliğinden şüphe ettiklerini vurgulayan Turanlı şöyle dedi:

"Bir haftadır kurulmuş bir mahkeme var. Sanki, bu soruşturmayı yapsın da Bu mahkeme yaptığı zaman görevini yerine getirmiş oluyor. Özel yetkili mahkemeler ciddi tartışmalarla kaldırıldı fakat bu mahkemeleri aratacak çok özel statülü hakimler, süper hakimler. Bu Anayasa'da teminat altına alınan 'tabi hakimlik' ilkesine aykırıdır. Eğer siz yargıyı siyasallaştırırsanız, siyasete alet ederseniz bu bir gün sizin de karşınıza çıkar."

GÖZALTI SÜRESİ BİTTİ, SÖYLEYECEKLERİ BİTMEDİ. EMNİYETTE KALAN SON İSİMDİ

22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alınan eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün Emniyette 10 saat boyunca 19 soru yöneltildi. Polis sorgusunda 19 soru yöneltilen Atayün'ün bu sorularıdan 14'üne yanıt vermediği, ifadesinin 108 sayfa tuttuğu öğrenildi. Edinilen bilgiye göre Atayün'e yöneltilen sorulardan biri de "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hangi yetki ile görüşmesini dinlendiniz ve kayıt altına aldınız?"

"CASUSLUK ALÇAKLIKTIR"

'Siyasal veya Askeri Casusluk', 'suç uydurma' , 'özel hayatın gizliliğini ihlal etme', 'kişisel verileri hukuka aykırı kaydetme ve resmi belgede sahtecilik' suçlamaları ile sorgulanan Atayün'ün ifadesinin 10 saat sürdüğü belirtildi. Atayün'ün casusluk suçlaması ile ilgili olarak sorulan soruyu, “Bu suçun işlenmesi alçaklık ve şerefsizliktir. Bu suçu her kim işlediyse mutlak cezalandırılmalıdır" şeklinde yanıtladığı öğrenildi.

Adliye ve polis kaynaklarından sızan bilgilere göre Atayün'e sorulan başlıca sorular ve onun verdiği yanıtlar şu şekilde oldu;

Atayün polis sorgusunda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdirname ve üstün başarı belgesi ile ödüllendirildiğini vurguladı ; “Selam Tevhid örgütü soruşturmaları ile ilgili talimatı siz mi verdiniz?" sorusunu ise “Soruşturma talimatlarını sorumlu cumhuriyet savcıları vermiştir" şeklinde yanıtladı.

'SELAM -TEVHİD SORUŞTURMASI BURSA'DA BAŞLATILDI'

Selam -Tevhid örgütü soruşturmasının 2010 değil 2011 yılında Kamile Yazıcıoğlu'nun ifadesi üzerine Bursa'da başlatıldığını söyleyen Atayün', “Bursa Emniyeti dosyayı bize gönderdi. Biz de ifade veren Yazıcıoğlu'na ulaştık ve bilgi aldık. Bilgi almamızın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı" şeklinde savundu.

'ÇAPKIN BİLİYORDU' İDDİASI

İfadesinde soruşturma hakkında İstanbul eski Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın'a bilgi verdiğini iddia ettiği öğrenilen Atayün'ün, “Çapkın da soruşturma kapsamında İran'ın ülkemizde yürüttüğü illegal faaliyetleri hassas olarak takip etmemiz konusunda talimatlarını iletti “dediği kaydedildi.

Adliye kaynaklarından edinilen bilgiye göre Atayün ifadesinde, Selam - Tevhid isimli örgüte ilişkin ilk belgeler 2000 yılında Beykoz'da Hizbullah'a yönelik olarak yapılan operasyonlarda ele geçirildiğini öne sürdü.

Şüpheli Yurt Atayün'ün, Selam - Tevhid soruşturması kapsamında kaç kişinin takip edildiğini bilmediğini, dinlenen kişi sayısının 240 olduğunu soruşturma savcısı Adnan Çimen'in basın toplantısında öğrendiğini söylediği savundu.

USÜL TARTIŞMASI YAŞANDI. KAMERA KAYDININ SİLİNMESİNİ İSTEDİ

Atayün'ün sorgu sırasında verdiği bazı ifadeleri değiştirmek istediği, değiştirmek istediği ifadelerle ilgili kamera kaydının silinmesini talep ettiği iddia edildi. Polislerin Atayün'ün bu talebini savcı İrfan Fidan'a ilettiği, Fidan'ın bu talebi geri çevirdiği belirtildi. İsteği reddedilen Atayün'ün, “Önceki saatlerde vermiş olduğum ifade de değişiklik yapacağım. Geceden uykusuz kaldığım için belirttiğim bazı hususları düzeltmek istiyorum. Görüntülü kayıt alınırken rızam sorulmadı. Kayda izin vermiyorum. İznim dışında yapılacak tüm kayıtlar hukuka aykırı olacaktır" sözleri ile isteğinde ısrarlı olduğu, ancak sonuç alamadığı öğrenildi.

'MAHKEME KARARIYLA YAPILAN DİNLEMELERDE ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ SÖZKONUSU OLAMAZ'

Yasadışı hiçbir işlem yapmadığını söyleyen Atayün'e, “Savcılığa teslim edilen dosyada, şüphelilerin özel hayatı ile ilgili görüşmelerin neden tape (döküm) yapıldığını nasıl açıklarsınız?" sorusunun yöneltildiği, Atayün'ün bu soruyu, “Mahkeme kararı ile yapılan dinlemelerde özel hayatın gizliliği söz konusu olmaz. Özel hayatın gizliliği, takibi şikayete bağlı bir suçtur. Benim görev yaptığım zaman içinde şüphelilerin hiçbirinin özel hayatının gizliliği ihlal edilmemiştir. Suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde yanıtladığı öğrenildi.

"SAVCININ VERDİĞİ GÖREVİ YERİNE GETİRMEMEK SUÇTUR"

Atayün'ün ifadesinin devamında “Benim yasaya aykırı bir işim olmamıştır. Anayasaya göre her kim olursa olsun kanun önünde eşittir. Kimin şüpheli olacağına savcı karar verir. Savcının verdiği görevi yerine getirmemek suçtur. Yasadışı olarak kimseyi dinlediğimiz noktasında bir isnat yoktur" şeklinde konuştuğu kaydedildi.

KRİTİK SORULAR YANITSIZ KALDI

Yurt Atayün'ün sorgusu devam ederken dört günlük gözaltı süresinin dolmak üzere olması nedeniyle adliyeye zorunlu olarak sevkedildi. Atayün geride kalan soruları bu nedenle yanıtlayamadı..

Atayün'ün yanıtlamadığı ancak tutanaklara geçen 14 soru olduğu, bunların içinde “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hangi yetki ile görüşmesini dinlendiniz ve kayıt altına aldınız?" sorusunun da yer aldığı belirtiliyor.

BAŞBAKAN VE BAKANLARIN DİNLENMESİYLE İLGİLİ SORULAR

Atayün'e yöneltilmek üzere hazırlanan ancak yanıt bölümü boş kalan birden fazla kritik soru var. Atayün'ün bu soruları yanıtlamayı ret mi ettiği, yoksa gözaltı süresinin dolması nedeniyle mi yanıtlanmadığı bilinmiyor.

İŞTE POLİS SORGUSUNDA YANITLANMAYAN "KRİTİK" SORULAR

Adliye kaynaklarından sızan bilgilere göre Atayün tarafından Emniyette yanıtlanmayan ancak savcılık sorgusunda da karşısına çıkacak sorular şöyle ;

- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı hangi yetki ile dinlediniz ve kayıt altına aldınız ?

- Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji Taner Yıldız, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in görüşmelerini hangi dinlenip kayıt altına aldınız ?

- Hakan Fidan'a 'Emin' kod ismini vermenizdeki amaç nedir? Hakan Fidan'ı hangi amaçla ve neden dinlediniz ?

- Ulusal Güvenlikle ilgili bu görüşmeleri başka yerlere servis ettiniz mi ?

HDP'Lİ PERVİN BULDAN İLE DANIŞMAN ARASINDAKİ "GİZLİ VE DEVLET GÜVENLİĞİ AÇISINDAN ÖNEMLİ" GÖRÜŞMELER

Öte yandan soruşturmada HDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ile Adalet Bakanı danışmanı Adnan Boynukara arasındaki görüşmelerin de dinlenip kayıt altına alındığı tespiti yapılıyor. Bu görüşmelerin büyük kısmının devlet politikası ve devlet güvenliği açısından önemli ve gizli kalması gereken görüşmeler olduğu değerlendiriliyor.

ALİ FUAT YILMAZER'İN DE ARALARINDA BULUNDUĞU 12 KİŞİ TUTUKLANDI

22 Temmuz soruşturmasında Ali Fuat Yılmazer'in de aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklandı, 5 kişi serbest bırakıldı.

Tutuklanan isimler şöyle: Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan, Hikmet Kopan, Abdülhakim Sönmez, Harun Aydın, Muhammet Ali Iklı, Tolga Güzeltaş, İkbal Kayaduman, Metin Canbay, Ali İhsan Tezcan. Tutuklananlar arasında Erol Demirhan, Hayati Başdağ da bulunuyor.

ADLİYE CAMINDAN SEVGİ SELİ

22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alınarak Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edilen emniyet mensuplarının yakınları, sevdiklerini görebilmek için adliye penceresine koştu. Adliye binasının üst katında mahkeme sorgusu bitip kararı bekleyen polis memurları, ailelerine camdan el salladı, ‘Haram lokma yemedik’ diye bağırdı.

22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alınarak ifadeleri alınmak üzere adliyeye getirilen emniyet mensuplarının yakınlarının gergin bekleyişi sürüyor. Adliyenin bahçesinde ve merdivenlerinde Kur’an okuyarak bekleyenler, yakınları hakkında çıkacak kararı bekliyor. Emniyet Amiri Oğuzhan Ceylan’ın abisi Kerim Ceylan da kardeşi hakkında çıkacak kararı beklediklerini söyledi. Ceylan’ın oğlu Bedirhan Ceylan babasını, operasyonun sembolü haline gelen ‘Haram lokma yemedik’ tişörtüyle bekledi. Adliye bahçesinde Kur'an okuyan Adem Demir’in eşi ise geceden bu yana adliye önünde beklediklerini ifade etti.

ADLİYE CAMINDAN EL SALLADILAR

Selman Yuğucu’nun eşi Emel Yuğucu, bekleyişi süren polislerin yakınlarına, içeridekilerin adliyenin arka tarafında bulunan bir pencereden görülebildiğini söyledi. Bunun üzerine gözaltındaki polislerin yakınları, arka tarafa koştu. Özel güvenlik güçlerinin kısa süreli engellemesi ile karşılaşan aileler, sloganlarla seslerini sevdiklerine duyurdu. Adliyenin üst katlarına haklarında verilecek kararı bekleyen emniyet mensupları yakınlarının sloganlarına el sallayarak karşılık verdi. Aileleri ile telefonla konuşarak uzaktan selamlaşan polisler pencereden ‘Haram lokma yemedik’, ‘Kolumuzda 700 bin liralık saat yok’, ‘Çocuğumuzun yüzüne bakabiliyoruz’ diye bağırdı. Dönüşümlü olarak camdan bakan çocuklarını gören bazı anneler gözyaşlarına hakim olamadı. Polis yakınları seslerini duyurarak desteklerini iletti.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.