banner391
banner405

"Döndüm elhamdülillah"

Gökay Uslu, Almanya’nın en medyatik ve iflah olmaz problem çocuğuydu. 15 yaşındaydı ve çete lideri olarak 108 organize suç işlemişti. Alman yetkilileri onu Antalya Havalimanı’na paket gibi bıraktığında ne tanıdığı kimse vardı ne tek kelime Türkçe biliyordu. Gökay, film gibi hayatını ilk kez anlattı


banner404
BABASI Metin Duruk, uyuşturucu bağımlısıydı, işlediği suçlar nedeniyle sınır dışı edilmişti, İzmir Devlet Hastanesi’nde AIDS’ten öldü. Annesi Gül Uslu, Almanya’daki pavyonlarda şarkı söylüyordu. Anneannesi Zeliha Öztürk de. Gökay Frankfurt’ta doğduğu gün babaannesi alıp Ankara’ya getirdi. 7 ay sonra kazada ölünce annesi Gökhan’ı alıp Almanya’ya götürdü, kiliseye bıraktı. Rahibelerin yanında 3 buçuk yaşına kadar kaldıktan sonra Münih’te bakıcı bir Alman aile bulundu. Ailenin reisi, IBM’in Avrupa koordinatörüydü. Gökay’ı kendi çocuklarından ayırmadılar. İtalya tatilleri, ünlü kayak merkezleri.

NASIL TÜRK’SÜN
Gökay 10 yaşına geldiğinde mükemmel bir çocuk olarak yetiştirilmişti. Bir gün okuldaki birkaç Türk öğrenci, “Tek kelime Türkçe bilmiyorsun. Sen ne biçim Türk’sün” dedi. Anne babasına sorduğunda, üvey çocuk olduğunu öğrendi. Türklerden duyduğu nefret, ilgiye dönüştü. “Serseri Ferit”le arkadaş oldu. Artık saldırgan ve kavgacı bir çocuktu. Alman ailesi, Gökay’ı psikoloğa gönderdi. Gökhan eve geç geliyordu. Ailesi artık onu istemiyordu. Öz annesiyle birlikte Amsterdam’a gitti.

MÜNİH’TE TEK BAŞINA
İşsiz annesi ile üvey babası, 4 üvey kardeşiyle dağınık, kirli, dayağın ve küfrün bol olduğu bir evde yaşıyordu artık. Hiçbiri de Almanca ve İngilizce bilmiyordu, kendisi de Türkçe. Okuldaki dersler, Hollandaca olduğu için anlamıyordu. 12 yaşındaydı artık. Okulda kavga etmediği gün yoktu. Ağlıyor, Almanya’daki ailesinin yanına dönmek istiyordu. Bir gün annesi elinden tuttu, cebine 75 Gulden (100 TL) koyup Münih uçağına bindirdi. Münih Havaalanı’nda birkaç saat şaşkın şaşkın dolaştı, polisin dikkatini çekti. Geceyi yanlarında geçirdi. Eski sosyal Hizmetler uzmanının adını hatırladı. Sabah Gökay’ı alıp kilisedeki rahibelere teslim etti.

BELALI YURTLARDA
Belalı çocukların kaldığı yurda gönderildi. İki ay sonra kaçıp bakıcı ailesinin yaşadığı evin bahçesine gitti. Şömine odunlarıyla çimlerin üstüne ismini yazdı, kalp çizdi. Gönderildiği okulun öğretmeni ağlayarak yurda geldi, “Alın ne olur” dedi. Yurt da istemedi Gökay’ı.

13’ÜNDE ÇETE LİDERİ
Daha kötü bir yurda gönderildi. Psikopatlara karşı kendisi de psikopatlaşınca Münih merkezindeki eroinman ve alkoliklerin kaldığı yurda gönderildi. En küçüğü kendisiydi. Orijinal Münih Gangsterleri çetesine Münih’in en genç lideri olduğunda 13 yaşındaydı. Kilolarca eroin ve kokaini Münih’ten Berlin’e götürüyordu. Münih’in eğlence merkezlerinin toplandığı alandaki uyuşturucu trafiğini eline geçirmek istediğinde 14 yaşındaydı. 35 elemanı ve diğer çetelerden topladığı 300 kişiyle 150 bodyguard’a savaş açtı. Oranın Extacy, esrar ve kokain pazarını ele geçirdi.

ALMANYA’YA DAVA AÇACAĞIM
“Yaşadıklarımı Allah yolunda insanlara anlatmak için hayatımı kitap haline getirmek istiyorum. Beni bir paket gibi Türkiye’ye bırakan Alman devletine dava açacağım. Evlere kapatması da insan ve çocuk haklarına aykırı.”

CEZAEVİNE GİRMESEM ÖLECEKTİM
İki Alman polisiyle birlikte Antalya uçağından indiğimde şaşkındım. İçmeye başladım. Her gün bir başka kadınla beraber oldum. Büyük ve ünlü otellerde animatörlük yapıyor, kovuluyordum. 161 otelde çalıştım. Erzurum’da askerlik yaparken kemik kanseri oldum. Antalya’da eroine başladım. Manisa AMATEM’de tedavi görürken kaçtım. Hollandalı bir sevgilim oldu. 9 ayda 150 bin Euro’sunu harcadım, iki otomobilini kullanılmaz hale getirdim. Beni terk etti, sokağa düştüm. Kış geliyor, geceler soğuyordu.

KIŞI HAPİSTE GEÇİRDİM
Ölürdüm. Üç kez hırsızlık yapıp Kepez E Tipi Cezaevi’ne girdim. Koğuşta namaz kılanları gördüm. Hıristiyan olarak büyümüştüm ama sünnetliydim. Sureleri ezberledim, namaza başladım. Dua ederken vücudumda öyle bir adrenalin yükseliyordu ki bunu hiçbir madde bana verememişti. Dinimi öğrenmeye karar verdim.

SANDRA İLE TARİKATE
Kundu’da, aksakallı bir müminin hediyelik eşya mağazası vardı. Durumumu anlattım. Bana iş verdi. Adıyaman’daki Menzil’i, gidip tövbekar olan binlerce insanı anlattı. Gitmeye niyet etmiştim. 2010 Şubat’ının sonunda, İngiliz psikolog ve başhekim Sandra geldi mağazaya. Ağlayarak Müslüman olduğunu, ama dini öğrenemediğini söyledi. Ertesi gün otomobil kiralayıp 20 saatlik bir yolculuktan sonra Menzil’e vardık. Tövbe edip 8 adabı yerine getirdik. Sandra namaz öğrendi. 

Kaynak: Hürriyet
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.