banner391
banner405

"Denetim formatın ötesine geçmeli"

Yeni Alanya’nın ‘Deprem Özel’ araştırması için konuşan Deniz Temel Araştırma Şirketi ortaklarından Jeoloji Mühendisi Bilal Biber, “Binalara ruhsat veren belediyeler, kanunlar ile kendisine verilen yetkileri sonuna kadar kullanmalı” dedi


banner404
- Merve KAYA
ALANYA, 28 Aralık 2013 tarihinde yaşadığı 6 büyüklüğündeki depremin ardından 2014 yılı içerisinde de irili ufaklı depremlerle sallanmaya devam ediyor. ‘Yaşanan ufak depremler büyük bir depreme işaret ediyor olabilir mi?’ sorusunu yanıtlayan Jeoloji Mühendisi Biber: ”Bu soruya cevap verebilmek için ilk olarak denizlerimizde deprem üretebilecek tektonik yapıların tespit edilmesi gerekir. Sadece geçmiş kayıtlara bakarak olur veya olmaz demek bilimsel bir yaklaşım değildir. Örneğin 2013 yılında Karadeniz’de meydana gelen 4,5 büyüklüğündeki deprem, uzmanları çok şaşırtmıştır. Öyle ki deprem sonrası yapılan çalışmalar sonucunda Karadeniz’den karaya paralel uzanan Bulgaristan’a kadar ulaşan bir fayın varlığı ortaya çıkmıştır. Denizlerde oluşabilecek depremlere ilişkin tektonik yapılar hakkında yeteri kadar bilgimiz bulunmamasına rağmen mevcut veriler ışığında, Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası oluşturulmuş ve bu haritada Akdeniz sahil bölgeleri başta olmak üzere önemli karasal alanlarımız 3’üncü ve 4’üncü derece deprem bölgeleri kuşağı içerisinde gösterilmiştir. Bu doğru değil. Bu durum düzeltilmelidir. 
‘DENETİM SAĞLIKLI YAPILMALI’
Şu anda denizlerimizdeki diri faylar araştırılıyor. 2015 yılı içerisinde Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası, bulunan veriler ışığında revize edilecek. Mevcut durumda Gazipaşa’dan Alanya’nın Konaklı Mahallesi’ne kadar olan doğu bölgesi 4’üncü derece deprem bölgesi içerisinde bulunuyor. Yine, Alanya’nın Konaklı dahil olmak üzere Manavgat’a kadar olan batı bölgesi, 3’üncü derece deprem bölgesi içerisinde yer alıyor. Manavgat ise 2'nci derece deprem bölgesi içerisinde bulunuyor. Önemli olan büyük bir depremin olup olmayacağı değildir. Depremler doğal olaylardır. Burada önemli olan yapı üretim sürecinde denetimin sağlıklı yapılmasıdır. Güvenli bir bina için deprem bir tehlike değildir.”
‘BİNANIZ SAĞLAM OLSA BİLE…'
Alanya’da yapılaşmanın önemli bir bölümünün yüksek yeraltı suyu seviyesine sahip, gevşek ve dar kıyı alüviyal düzlükleri üzerinde yoğunlaştığını belirten Biber, "Bazı bölgelerde zamana bağlı oturma problemleri vardır. Sahile yakın bazı bölgelerde yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu kumlu siltli zeminlerde ise sıvılaşma riskleri yüksektir. Binanız sağlam bile olsa böyle bir duruma karşı tedbir alınmadıysa deprem anında bir anlam ifade etmeyecektir. Dolayısıyla depremin büyüklüğüne göre binanız devrilecek, yan yatacak veya zemine batacaktır. 
‘POTANSİYEL HEYELAN RİSKİ TAŞIYOR’
Yeraltı su seviyesindeki değişimler, binaların statik dengelerinin bozulmasına yol açabiliyor. Özellikle kontrolsüz su kuyularının açılması ve aşırı su çekimi zeminin mühendislik özelliklerini de etkiliyor. Kuzey Alanya’da, eğimli arazilerin bir kısmında potansiyel heyelan riskleri mevcut. Özellikle yapıların temel zemini oluşturulurken kalınlıkları 2-3 metreyi geçen yamaç molozları kullanılmamalı” şeklinde konuştu.
‘ZEMİN+YAPI TEMELİ+YAPI ÜÇLÜSÜ ÖNEMLİ’
Halk arasında Alanya’da 2000 yılından itibaren üretilen yapıların depreme karşı daha güvenli olduğu söylentisi var. Buna katılıyor musunuz?’ diye sorduğumuz Biber, ”Deprem esnasında zemin ile temel ve üst yapının ilişkisi bizde maalesef mühendislik mantığı içerisinde çok fazla yer bulamıyor. Sadece demir ve betonu fazla kullanarak güvenli yapı ürettiğimizi düşünüyoruz. Hâlbuki mühendislik ‘Beceriksiz birisinin 2 dolara kötü yaptığı bir işi, 1 dolara iyi yapma sanatıdır.’ 
Dinamik yükler (deprem anında) altında o yapının tek başına davranışı bir anlam ifade etmez. Önemli olan ‘zemin+yapı temeli+yapı’ üçlüsünün birlikte nasıl davranacağının tespit edilmesidir.
'ONLAR DA HALA AYAKTA'
Son deprem 6 büyüklüğünde meydana geldi ancak 1960 yılında yapılan binalara baktığımız zaman onlar da hala ayaktalar. Bu mantık çerçevesinde 2000 yılı öncesinde üretilen yapıların 6 büyüklüğündeki bir depreme dayanıklı olduğu söylenebilir. 
‘10 KAT ENERJİ YARATIYOR’
6 büyüklüğündeki bu depremde ortaya çıkan enerji yaklaşık 1 milyon tondur. Bu deprem 6,5 büyüklüğünde olsaydı eğer ortaya çıkacak enerji, yaklaşık 5 milyon 600 bin ton olacaktı. Büyüklükteki 1 birim artış yer hareketlerinde 10 katlık enerji farkı yaratmaktadır. Başka bir örnek verelim, bir kaya kütlesi 4 büyüklüğündeki bir depremle 1 santimetre ileri-geri titreşiyorsa, aynı kaya kütlesi 5 büyüklüğündeki bir depremde 10 santimetrelik titreşimler yapmaktadır. Bu nedenle eski yapıların kentsel dönüşüm yasası çerçevesinde deprem risk analizlerinin yapılması gerekmektedir.
‘HER ŞİRKET UYGULAMIYOR’
Yeni yapılan binalarda inşaat öncesi nelere dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin de konuşan Jeoloji Mühendisi Biber, ”Zemin ve temel etüt raporları, başta jeoloji mühendisi olmak üzere, uzman inşaat mühendisi ve jeofizik mühendisinin koordineli çalışması sonucu birlikte hazırlanıyor. Bu çalışmalar arazi, laboratuvar ve ofis çalışmalarını içeriyor. Bütün veriler sahadan sondajlarla ve yardımcı jeofizik yöntemler ile toplanıyor ancak saha denetimi maalesef birçok yapı denetim şirketi tarafından yapılmıyor. Dolayısıyla ortaya çıkan zemin ve temel etüt raporlarında arazinin gerçek profilinin yansıtılıp yansıtılmadığı belli olmuyor. 
'SONUÇLARI ÇOK AĞIR OLUYOR'
Bu çalışmaların mevzuat çerçevesinde ilgili standartlara göre yapılması gerekir ki bu süreç içerisinde denetim maalesef yok. Dolayısıyla kağıt üzerinde her şeyin doğru olması bize bir anlam ifade etmiyor. Statik proje, zeminin mühendislik özellikleri ile ilgili doğru ve eksiksiz bilgileri içermelidir ki yapı güvenliğinden söz edebilelim. Sadece evrak kontrolü olarak yapılan bu işlemin sonuçları ise çok ağır olmaktadır.
'TEMEL HAK KABUL EDİLMELİ'
Vatandaşların can ve mal güvenliği için yapı üretim sürecinde yer alan herkesin teknik anlamda etkin bir şekilde denetlenmesi gerekiyor. Özellikle de zemin ve temel etüt raporlarını hazırlayan mühendislerin sıkı denetimi sağlanmalı. Bu denetim format anlamında bir denetimden daha öteye geçmeli. Vatandaş hayatının en az üçte birini geçirdiği evinin sağlıklı ve güvenli bir şekilde yapılmasını istemeyi temel bir hak olarak kabul etmeli.
‘ALANYA BELEDİYESİ'NE GÖREV DÜŞÜYOR’
Ruhsat veren belediyeler kanunlar ile kendisine verilen yetkileri sonuna kadar kullanarak denetimin yapı denetim şirketleri tarafından doğru ve eksiksiz yapılmasını sağlamalı. Sanırım yeni dönemde Alanya Belediyesi bu konuda daha hassas ve böyle bir birimi bünyesinde kuracaktır" diye konuştu. 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.