banner391
banner405

'Biz turist değiliz'

AHEP Üniversitesi'nin konuğu olan TGF Genel Başkan Vekili ve AGC Başkanı Dim'e dert yanan öğrenciler "Alanya halkı bize turist gözüyle bakıyor, burada öğrenci kültürü yok" dediler

'Biz turist değiliz'

banner404
TÜRKİYE Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Vekili ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Mehmet Ali Dim, Alanya Hamdullah Emin Paşa (AHEP) Üniversitesi'nde öğrencilerle buluştu. AHEP Rektörü Prof. Dr. Erol Sayın'ın "Kent Kültürü" dersine konuk olan Dim, öğrencilerle 1 saatlik söyleşi gerçekleştirdi. Dim, gençlere tavsiyelerde de bulunarak, gazetecilik mesleği ile ilgili de bilgiler aktardı. İşte Dim'in konuşmasından satır başları:
'GAZETECİNİN OĞLU GAZETECİ OLDU'
"Bu benim baba mesleğimdi. Eğitimim gazetecilik değil. Türkiye'de meşhur bir tabir vardır, 'Kasabın oğlu kasap, terzinin oğlu terzi olur' diye. Bizde de 'Gazetecinin oğlu gazeteci olur' diye bir kavram gelişti. 1968 yılında kurulmuş olan bir gazetenin adeta içine doğdum. Lise hayatıma kadar gazetecilikle haşır neşir oldum. Bir dönem İstanbul'da Babıali diye tabir ettiğimiz yerde çalıştım, bildiğim için söylüyorum, İstanbul'da gazetecilik yapmak daha kolaydır. Orada işler profesyonel kişilerce yapıldığı için kolaydı. Bir gazetenin genel müdür, işletme müdürü, fotoğrafçısından, şoförüne kadar departmanı vardır. Ama anadoluda öyle değildir. Her şey sizsinizdir. Alanya'daki ilk yıllarımda kardeşimle beraber gazete çıkarıyorduk. Böyle teknoloji yok tabi o zamanlar, kardeşim yuvarlak boru vardı, onu çevirirdi, ben kağıdı verirdim, öyle basılırdı gazete. Fotoğraf makinesi bile yoktu. Rahmetli Foto Venüs vardı, arada onu çağırırdık fotoğraf çeksin diye, adam 3 gün sonrasına bin bir nazla randevu verirdi" dedi.
'ALANYA MEDYASI TÜRKİYE'DE İLK 10'DA'
O zamanlar ben gazetenin hem muhabiri, hem sahibi, hem dağıtıcısı, hem dizgicisi, hem matbaacısıydım. Her şeyiyle haşır neşir olduk. Ancak tabi ilerleyen zamanlarda hem teknolojinin gelişmesi, hem de gazeteciliğin sosyal medya gibi faktörlerden dolayı farklı mecralara kayması bizleri ister istemez değiştirdi. Alanya'da son derece gelişmiş gazetelerimiz var. Muhabirlerimiz son derece iyi araştırıyorlar. Şu an Yasin burada, Yasin ile bazen kapışırız, haber eksik olduğu zaman 'Yasin niye eksik bu?' diyorum, atışıyoruz. Türkiye'de medya anlamında Alanya ilk 10'un içerisindedir. Ne kadar gurur duysak azdır.
'İSTANBUL'DA BANA ÇANTA DERLERDİ'
Ben Konya Selçuk Üniversitesi'nde okudum. Konya'yı bilenler bilirler, 3 nolu Gecekondu Bölgesi vardı. Orada barakalarda üniversite eğitimi aldım. Aslında ben Arkeoloji ve Sanat Tarihi mezunuyum. O zamanlar rahmetli babam dedi ki bana, 'Üniversiteyi bitir de, ne yaparsan yap. Gazeteciliği biliyorsun zaten, gazetecilik okumana gerek yok.' Konya'da gazetecilik yapmaya başladım. Yerel gazetelerde çalıştım. Son yılımda Tercüman Gazetesi vardı, onun bünyesinde çalıştım, 6 ay kadar da büro şefliği yapmıştım. O dönem çok kıymetli gazeteciler tanıdım. Alanya'ya geri döndüm, Alanya'da babamın devam ettirdiği haftalık çıkan gazete vardı. Günlük yayına maddi imkanlar el vermiyordu. Babama 'Bu gazeteyi günlük yapalım, haftalık beni tatmin etmiyor' dedim. Babam da 'Alanya'da bunu yapamayız' deyince ben de 'İstanbul'a gideyim, orada çalışayım' dedim ve İstanbul'a gittim. O zamanlar Güneş Gazetesi vardı, Güneri Civaoğlu vardı, onun genel yayın yönetmeni olduğu dönemde çalışmaya başladım. Benim orada lakabım 'Çanta'ydı. Anadolu'dan gelmenin avantajı buydu. Her alanda çalıştım. Adliye muhabiri deniyor, sadece adliye haberleri yapıyor. Asayiş muhabiri deniyor, sadece asayiş yapıyor. Siyasi muhabir desen keza öyle. Ama biz her alanda çalışıyorduk. Ben joker elemandım. 'Sigara almaya gönder, üç haberle gelir' derlerdi benim için.
'BİLGİYE ULAŞMAK KOLAY DEĞİLDİ'
Bir anımı da anlatayım, bir gün Cerrahpaşa Hastanesi'nde bir polis memuru, birlikte yaşadığı kadını öldürüyor. Kadının fotoğrafını çekmemizi istiyorlar. Nasıl çekeceğiz diye düşündük çünkü sanık polis, kapıda bekleyen polis, çekmesek ya laf yiyeceğiz, ya ekmeğimizden olacağız. Bayağı da kalabalığız, düşündük en sonunda, 'Sabah Gazetesi'nden Ahmet Vardar'ı çağıralım' dedi bir muhabir arkadaş, o da polis muhabirleri şefi. 'Onu çağıralım, o bizi sokar' dedik. Neyse Ahmet abi geldi, gitti polise bir şeyler dedi, sonra döndü bize 'Çocuklar üçer üçer gelin' dedi. Biz şaşırdık nasıl oldu falan diye, sonra polise 'Aç kapıyı' falan derken polis 'Ne kadar kalabalık bir teknik şube' dedi. Biz 'Abi ne oluyor?' derken meğer polise 'Teknik şubeden geliyoruz, cesedi inceleyeceğiz, kanıt arayacağız' demiş. Polis de hangi birini tanısın. Soramıyor da amir mi, değil mi diye. Öyle girmiştik içeriye. O zamanlar bilgiye ulaşmak kolay değildi. Şimdi sosyal medyada atıyorsunuz, dağılıyor, gidiyor.
'TÜRK MEDYASI TEKNOLOJİDE ÇOK İLERİDE'
Aslında biz şu an medya anlamında teknolojik açıdan çok öndeyiz. Ben dünyayı gezen birisiyim. Gazete alırım, gazete görürsem girerim, sohbet ederim. İnanın teknolojik anlamda Türk medyası çok ileride. Bununla gurur duyabiliriz. Sektörle alakalı olarak belki bilmeyebilirsiniz ama Hürriyet'in şu an bir baskı makinesi var, kalıp özelliği yok. Bilgisayar yazıcısı mantığı ile baskı yapıyor. Bilgisayarda sayfayı hazırlıyorsunuz, doğrudan baskıya gidiyor. Eskiden kurşun dizgiler vardı. Daktilo mantığı ile gazete basılırdı.
'GAZETECİLİK HEVESİNİZ VARSA YAPIN'
Bu ülkede gazetecilik yapmak hem risk taşıyor, hem de haz duyuyorsunuz. Gazetecilikte bir kavram vardır, netice almak deriz. Her işte vardır ama gazetecilikte başkadır, bir haberi yazıyorsunuz ama toplumsal bir şeyi dile getirmişsinizdir veya bir çözüm sağlamışsınızdır, hoşunuza gidiyor. Binlerce insanın mağduriyetini ortadan kaldırıyorsunuz, diğer dünyaya götüreceğiniz bir miras. İçinizde gazeteciliğe karşı bir heves varsa onu oyalamayın. Gazetecilik gelecekte de olacak. İnsanların bilgiye ihtiyacı var."
'AİLEMİN AHEP'TEN HABERİ YOKTU'
Öğrencilerin gözünden Alanya'yı soran Dim, ilginç yanıtlar da aldı. Bazı öğrenciler Alanya'nın küçük bir Avrupa kenti gibi olduğunu söylerken, bazı öğrenciler de Alanya'nın öğrenci şehri olarak görünmediğine vurgu yaptı. Bir öğrenci "Yeni öğrenciler gelmesine karşın, önceden gelen turizm akınından dolayı Alanya'ya gelen öğrenciler turist gibi görülüyor. İnsanların gözünde öğrenci statüsü yok. Bize bir öğrenci gözüyle bakmıyorlar. Bize ticari anlamda bakarak yönlendiriyorlar. Her geçen gün sayımız artıyor ancak halen Alanya'nın öğrenci şehri olması adına bir çalışma yok. Ben Alanya'da doğup, büyüyen birisiyim, ben ilk AHEP'i kazandığımda ailemden şu tepkiyi aldım: 'Alanya'da öyle bir üniversite mi var?' Ben bunu yaşamış bir insanım. Bu öğrencilik olgusunu insanların kafasına nasıl yerleştirebiliriz, bunu yapmak gerekiyor. İnsanların bizim farkımıza varması gerekiyor" dedi.
'ALGIYI DEĞİŞTİRMEK HEPİMİZİN GÖREVİ'
Dim de öğrencilerin serzenişlerine değinerek, Alanya'nın öğrencileri benimseyebilmesinin yollarını aramak gerektiğini ve daha çok çalışmak gerektiğini söyledi. Dim sözlerini şöyle tamamladı: "Alanya bir turizm şehri. Alanya bir Isparta, Eskişehir değil. Alanyalı insanları bu nedenle pek eleştiremeyiz, içinde bulundukları sosyo-ekonomik kültür nedeniyle. Bizim burada öğrenci şehri kültürünü yerleştirmemiz gerekiyor. Hepimize görev düşüyor. Öğrenci gazetesi çıksın istedim, öğrenciler kendisini ifade edebilsin dedim ve bunu Akdeniz Üniversitesi (AÜ) ile denedim ama maalesef olmadı. Siz yapın. Ben destek olacağım. Sayfa vereceğim gazeteden. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi'ne de söyledim. Ama yeni kurulan bir üniversite olduğu için aşması gereken bazı sıkıntılar var. Ayrıca bunu belediyeye de söyledim. Alanya'da öğrenci caddelerine ihtiyaç var. Öğrenci bilsin ki, ben orada çayı 50 kuruşa içeceğim, tostu 2 liraya yiyeceğim veya kızlar 'Orada rahatsız edilmeyiz' desin. O ortamı sağlamak gerekiyor. Öğrenci şehrini halka empoze etmek gerekiyor" dedi.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
öğrenciler doğru söylemiş... - 11 ay önce
öğrenci kardeşlerimiz çok haklı! diyorlar ki "Alanya esnafı bizlere öğrenci olarak bakmıyor. Bizlere maddi bir kaynak olarak yaklaşıyorlar." zaten bu ve önceki sağ hükümetlerin amacı insana insan veya vatandaş olarak değil kul ve köle, müşteri gibi bakmak... o yüzden her ile bir üniversite açıldı. amaç bilim değil yalnızca esnafın geçimini sağlamaktır! siz de seçimde oyunuzu ona göre verin...