banner391
banner405

“Belek markasını ben yarattım! Alanya için...“

2 gün önce kendi sosyal medya hesabı Twitter üzerinden Alanya'nın çok büyük bir marka gibi görünmesinin aksine hiç bir marka yönü olmadığını söyleyerek sitem eden TGF Genel Başkan Yardımcısı ve AGC Başkanı Dim'e Mehmet Ali Dim'e sosyal medya Facebook üzerinden adeta yorum yağdı. Birçok ilginç ve çarpıcı fikrin ortaya atıldığı yorumlarda, en dikkat çekici olan ise "Markayız demekle marka olunmuyor" diyen ve 5 yıl önce şehir olarak yapılanmaya giden Belek'in bu sürecinde danışmanlık ve uygulama desteği verdiğini ifade eden Mehmet Çakır oldu

“Belek markasını ben yarattım! Alanya için...“

banner404
TÜRKİYE Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Yardımcısı ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı 
Mehmet Ali Dim, 2 gün önce kendi sosyal medya hesabı Twitter üzerinden Alanya'nın çok büyük bir marka gibi görünmesinin aksine hiç bir marka yönü olmadığını söyleyerek sitem etmişti.
'MARKALAŞMA ADIM ADIM OLUR'
Mehmet Ali Dim'in paylaşımlarına sosyal medya Facebook üzerinden adeta yorum yağdı. Birçok ilginç ve çarpıcı fikrin ortaya atıldığı yorumlarda, en dikkat çekici olan ise "Markayız demekle marka olunmuyor" diyen ve 5 yıl önce şehir olarak yapılanmaya giden Belek'in bu sürecinde danışmanlık ve uygulama desteği verdiğini ifade eden Mehmet Çakır oldu. Çakır, "Marka olabilmenin kuralları vardır. ‘Biz markayız’ demekle marka olunmuyor. Kısaca, marka olabilmenin adımlarını sayayım, siz de Alanya bu adımların hangisini ne ölçüde gerçekleştirmiş, değerlendirin. Turizmle ilgili bir makalemde ‘Alanya marka değil’ diye yazdığım için çok eleştiri almıştım. 5 yıl önceki o yazımda marka kavramını irdelemiştim” dedi.
‘BELEK’İN ŞU ANKİ İMAJI BANA AİT’
Çakır, mesajına şöyle devam etti: “Konu ile ilgili yakınlığıma gelince, Belek dediğinizde aklınıza ne geliyorsa, o çalışma sürecinin gerek danışmanı gerekse uygulayanı olarak işin içerisinde yer aldım. Yani daha ‘Alanya marka mı, değil mi?’ tartışmaları yapılırken, Belek aldı yürüdü ve şu an bir marka mı, evet marka" diyerek marka olmanın yollarını da, yayılma, daralma, tanıtım, kelime, referans, kalite, kategori, isim, genişlemeler, arkadaşlık, jenerik, şirket kuralları şeklinde sıraladı. Bu modelin Al Laura Ries'in markalaşma modellemesi olduğunu ifade eden Çakır, "Bu yöntem, temel kurallar üzerine oturur. İlk başlangıç için uygulanabilecek bir modellemedir. İlerledikten sonra asıl hedef marka değerlemesi ve bu değerlemenin istikrarı olmalıdır. Bunun içinde başka modellemeler vardır. Alanya için buradan başlamak daha doğru, adım adım gidip, doğru iş yapıldıktan sonra diğer modellemelere geçilebilir" diye yazdı.
'BİZ NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ DEMELİYİZ'
Onur Deveci isimli bir vatandaş ise serzenişini şu sözlerle ifade etti: "Kabakla, muzla, taşla marka olunmaz. Hele ki bir turizm kenti olması gereken Alanya'da hiç olamaz. Alanya'nın marka olması gereken nesi var derseniz, Kleopatra Plajı, gece hayatı, Dimçayı, barajı ve mağarası, Alanya Kalesi ve Tersane var. Bu listede asla yenilen ve satın alınan bir şey olmamalı. Alanya’nın yatırım yapan ve yatırıma öncülük eden kurumlarındaki yöneticilerin anlaması gereken bir şey var. Öncelikle bu işi bilen insanları Alanya'ya getirmeli, ‘Biz nerede yanlış yapıyoruz?’ demelisiniz. Turistler sarhoş olup olay çıkarıyor diye gece hayatı engellenir mi? Tüm dünyada yabancı turistler rahatça çılgınlık yapabilmek için tatile gidiyor. Sanıyor musunuz ki bizim yerli turistlerin yaptığı gibi 'Şezlongda yatalım da dinlenelim, açık büfeyi sömürelim' diyorlar. Adamlar buraya kendi ülkelerinde yapamadıklarını yapmak için geliyor. Ama siz buraya gelen turistleri bir kalıba sokmaya çalışıyorsunuz."
'İŞİ UZMANLARA TESLİM EDİN'
Deveci, mesajının devamında ise şunları yazdı: "Hep imrendiğimiz Saint Tropez, Marbella, Monaco, Nice gibi şehirlerden yöneticileri parası neyse bir zahmet getirin de adamlardan duyacaklarınızla hayrete düşün. Marka olmak istiyorsanız markalaşma uzmanları ile çalışmalısınız. Nasıl ki bir binayı yıllardır inşaatlarda çalışıyor diye bir ustanın tasarlanmasını beklemiyor ve işi bir mimara teslim ediyorsanız, markalaşmayı da bu işin uzmanlarına teslim edeceksiniz. Ben bu cahil kafayla bunu akıl edebiliyorum, bu işin başında duran insanların da akıl etmesi lazım. Ben olsam Alanya'da tek bir çivi çıkılmasına müsaade etmeden böyle bir uzmanı buraya getiririm. Hatta bir değil bir kaç tane."
'MARKALAŞMAK İÇİN STİLE SAHİP OLMAK GEREK'
Dim'in paylaşımlarına yapılan bir diğer yorumda ise Yüksek İnşaat Mühendisi Mustafa Alpay Tunay'dan geldi. Tunay, "Bir şehrin marka olması için sofistike, farklı, kendine has bir ruhunun ve stilinin olması gerekir. Sadece bir kaç argümanla bu iş olmaz. Genel olarak bunun sağlanması gerekir. Alanya'nın son 15 yılında kaldırım ve çiçek dikmekten başka ne yapıldı, her yeşil alan imara açıldı ve birilerine rant sağlandı. Yoksa şunu yapalım bunu yapalım ile birkaç öğe ile markalaşma olmaz. Genel bir yönetim ve bakış açısı gerekli. Muz gibi tarımsal ürünler yurtiçine yönelik bir imaj çalışması olur ki, Alanya'nın hedefi ve yönü yurtdışı markalaşmasıdır. Mastır bakış açısı gerekli. Şehrin bir markalaşmak için Prag ve Venedik gibi ruhunun olması gerekli. Son 15 yıldır da buralara gidildi ve Doğu Avrupa şehirleri kötü şekilde taklit edilmeye çalışıldı. Yoksa salt deniz ve güneş mantığıyla bu olmaz." dedi.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
dokuzuncu köy - 2 yıl önce
haksızlık etmeyin taş binalar var , doğal ortamı yok eden yapılaşmanız var :)