banner391
banner405

“Az kalsın Gülen Türkiye'ye geliyordu“

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı’nın görev tanımını yaparken, “Anayasa 104, Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu kadar net” diye konuştu

“Az kalsın Gülen Türkiye'ye geliyordu“

banner404
CUMHURBAŞKANI adayı ve Başbakan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı’nın görev tanımını yaparken, “Anayasa 104, Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu kadar net” diye konuştu. Erdoğan Kanal 24’te yayınlanan “Cumhurbaşkanı Seçimi Özel” programına katılarak soruları yanıtladı. Erdoğan konuşmasında şunları söyledi:
 
MİTİNG ZAMANI AİLEM BENİ MOTİVE EDİYOR
 
Siyasetin bir insan yönetme sanatı olduğunu düşünürsek bu seçimin önemi ortaya çıkıyor. Bir taraftan Cumhurbaşkanını halk seçecek, bir taraftan da Başbakanı ve Parlementoyu da halk seçecek. Milli irade farklı bir şekilde tecelli edecek. İnsanların şehirler üzerinde hakkı olduğu gibi şehirlerin de insanlar üzerinde hakkı var. İnsanlar İstanbul’un değerini bilemiyor. İstanbul benim aşkım. İstanbul’da iki meydan yapalım söyleyecek sözü olan buralarda söylesin dedik. İlla Taksim, illa Tandoğan dememek lazım. Yürüyüş yapacaklar, halkın alışveriş yaptığı yerde yapılıyor. Bu orada alışveriş yapanlara haksızlık. Bunlar özgürlük adına yapılan şeyler değil. Buna alışmamız lazım alıştırmamız lazım. Bu meydanların ufak çaplılarını ilçelerde yapmak lazım. Arkadaşlarıma söyledim. İstanbul’da başbakan olarak halkımla son buluşmamız oldu. Miting zamanı ailem beni motive ediyor. Bazen de ben onları. Oraları onların da teneffüs etmesi lazım. Bu hatıraları onların hafızasına katmamız lazım.
 
ANAYASA 104
 
Bir aday, ‘ben yolla molla uğraşmam’ derse hizmete talip değil efendi olmaya talip. Cumhurbaşkanı gerektiğinde devletin başı olacağına göre orada her şeyi takip etmesi gerekecek. Haftada bir gün başbakanla bir araya gelmek yeterli olmayabilir, belki başka bir çalışma şekli yapacağız. Anayasa 104, ‘Cumhurbaşkanı devletin başıdır.’ Bu kadar net. Bu ülkede kim yaşıyorsa Cumhurbaşkanı onun birlik bütünlüğünün temsilcisidir. Hükümetin çalışması, kurumlar arasında uyum var mı yok mu denetler. Bakanlar Kurulu toplantısına katılmak suretiyle o havayı farklı bir hali getirebilir.
 
ONAY ALINCA KOLLARI SIVIYORUZ
 
Devletin başı o kadar rahat olamaz. Sorunları çözmenin keyfini yaşayamıyorsa o Cumhurbaşkanı olamaz. Bu modeli halkımıza sunuyoruz onayı alınca kolları sıvıyoruz. Gelişmiş ülkelerin tamamında başkanlık, yarı başkanlık anlamlıdır. Bir değişime gitmemiz lazım. Bunu herkes dillendirdi, biz söyleyince rahatsızlık oldu. Bakın bu seçimden sonra halkımız başkanlık sistemini de konuşur olacak. Sistemin içinde neler var onlar ortaya çıkmış olacak.
 

 
YURTDIŞI KATILIM YÜZDE 10 BURADA 90 OLUR
 
Yurtdışı oy kullanımındaki katılım Yüksek Seçim Kurulu’nun hatası. Bir randevu olayı çıkarttılar. Allah aşkına randevu ile oy mu kullanılır? Burada 8 saat değil 12 saat, belki iki ekip, üç ekip çalışır. Bu durumla vatandaş uğraşmaz. Biz kolaylaştırıcı olmalıyız. Bizim yurtdışındaki toplantımızda çok farklıydı. Ancak katılım yüzde 10 civarında olacak gibi. Pazar günü de katılım araştırmalarımıza göre yüzde 90 gibi görünüyor.
 
BAŞARILI OLSAYDI PENSİLVANYA TÜRKİYE YE GELECEKTİ
 
Pensilvanya şu anda bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden bir unsurdur. Şu anda burada hareket unsurları var. CHP, MHP, monşer aday bunlardan birer tanesi. Bir tane de malum medya var. İsrail, Pensilvanya ortada. Pensilvanya’dan Gazze’deki bu kıyıma karşı ciddi bir açıklama onları lanetleyen bir açıklama duydunuz mu? Emniyetteki paralel yapı ortaya çıkmaya başladı. Tuzluklar da ortaya çıkmaya başladı. Oraya gelenler de suç işledi onu söyleyeyim. Sanıyorum savcılar da bu konuda harekete geçecek. Bunlara bedelini ödemek durumundalar. İşin daha başındayız. Yargı gereğini yapmaya başladı.
 
Gezi olayları, 17 Aralık, 25 Aralık bir darbe girişimidir. Eğer 17 -25 Aralık gerçekleşseydi. Pensilvanya başka havayla gelecekti. Onun gelişi ertelendi. Onlar şu anda son çırpınışlarını yapıyorlar. Bu can bu tende oldukça ulusal güvenliğimiz tehdit eden paralel yapılarla mücadele edeceğiz.. Şifreleri çözmeye başladık. 
 
 
PARALEL YAPIYI REFERANDUM'DAN SONRA HİSSETTİK
 
7 Şubat'ta böyle bir yapılanmanın olduğunu hissettik. Referandumun ardından yapılan atamalarda onu hissettik. Yargıtay'da danıştayda. Böyle bir yapılanmanın olduğunu referandum sonrası  12 Eylül 2010’da yapılan bazı atamalarda gördüm "Ya nereye gidiyoruz" dedim. Bazı bakanlıktaki arkadaşlarımızın gafleti yargı mesela, bize bu bedeli ödetti. Devleti çalıştırmamak için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar.
 
 
DOĞU, GÜNEYDOĞU İYİ BENİMSEDİ
 
(Çözüm süreci-Yeni Türkiye kavramı)Bunlarla ilgili olarak bir tarih vermek doğru olmaz. Ama Kürt vatandaşlarımın sorunları ile Diyarbakır’da bir açıklamam oldu. Bundan sonra kardeşlik programımızı yoğunlaştırdık. Çözüm sürecine yönelik düzenleme yaptık. Yasal zeminde hizmet vermeye başladı. Çözüm sürecinin doğu güneydoğu iyi benimsedi. Bir silahsızlanma herkesin kendi köylerine dönmesi... Bunlar böyle, bir taraftan bu çalışmalar yapılırken kamu görevlilerinin güvencesi yoktu. Kamu görevlilerin de kendilerine karşı idari hukuki yaptırımın olmaması gerekir.
 

 
ŞU ANDA AÇIKLAYAMAYACAĞIM KONULAR VAR
 
7 Şubat’la ilgili şu anda açıklayamayacağım konular var. Bu arkadaşlar, Hakan Fidan ondan önceki müsteşar ve yardımcıları Oslo’ya giderek görüşmeler yaptılar. İstihbarat teşkilatının başında olanların görevi tüm işleri yapmaktır. Bunu bir yargı mensubu olarak bilmiyorsan yazıklar olsun. Eğer biliyorsan da burada bir kasıt var demektir. Biz buna evet diyemezdik. Şimdi her şey yavaş yavaş çözülmeye başladı.
 
ASKERİ VESAYET YOK
 
Askeri vesayet söz konusu değil. Bu asker, polis bizim değil mi? Hükümeti değiştirmeye de, istikamet vermeye de hakkı yok. Türkiye güçlenirken silahlı kuvvetler de güçleniyor. Hiçbir iktidar bizim kadar TSK’ya yatırım yapmadı. Dış saldırılara güçlü bir ordu gerekir.”
 

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.