banner391
banner405

ATSM’den cüzzam açıklaması

Alanya Toplum Sağlığı Merkezi (ATSM), 'Cüzzamla Savaş Haftası' ve 'Dünya Cüzzam Günü' nedeniyle bir basın bildirisi yayınladı

ATSM’den cüzzam açıklaması

banner404
TÜM dünyada her yıl Ocak ayının son haftasının 'Cüzzamla Savaş Haftası' ve Ocak ayının son pazar gününün de Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisiyle 'Dünya Cüzzam Günü' olarak anıldığının belirtildiği bildiride şu ifadelere yer verildi: "1876’da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından keşfedilen cüzzam mikrobu öncelikle, deri ve siniri tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır. Ülkemizde cüzzam (Lepra) hastalığı sosyal hastalıklar arasında sayılıyor. Her yeni bulunan hasta yaşamlarının sonuna kadar değişik gereksinimlerinin çözümlenmesi ve çevrelerinin kontrolü açısından kayıt altında tutulıyor. Ülkemizde kayıtlı Lepralı hasta sayısı kümülatif olarak yaklaşık bin 500 civarında. Yıllık olarak yeni tespit edilen hasta sayısı ortalama 1-5 vaka. Lepralı hastaların ilk tedavileri İstanbul, Ankara ve Elazığ illerinde bulunan Lepra hastanelerinde yapılıyor. Ayrıca deri ve tenasül hastalıkları dispanserleri de lepralı hastaların tedavilerini yapıyor. Lepralı hastalarla ilgili her türlü izleme ve değerlendirmeler hastaların yaşadıkları ildeki sağlık kuruluşlarınca yürütülüyor. Hastaların tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz karşılanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) eliminasyon stratejileri arasında en önemli kriter lepra prevalansının 10 binde 1 vakanın altına indirilmesi. Ülkemizde DSÖ'nün, lepranın bir toplumda sağlık problemi olmaktan çıkarılması için öngördüğü şekilde hastalık prevelansı 10 binde 1 vakanın altına indirildi. Böylece lepra ülkemiz için bir halk sağlığı problemi olmaktan çıktı.
'CÜZZAM KORKULAN BİR SİMGE'
Lepra hastaları daha çok kırsal kesimdeki yoksul hastalardan oluşuyor. Hastalar sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamamış bir kesimde yoğunlaşıyor. Lepra genellikle çok çocuklu ailelerde yaygındır. Tek odada yaşayan, aynı kaptan yiyen, yetersiz ve tek tip beslenen, direnci düşük ailelerde enfeksiyon daha çabuk yayılır. Aile içinde uzun süre yakın temasta bulunulduğunda, hastalık, direnci düşük doğmuş küçük çocuklara geçer. Lepralı tedavisini sürdürmüyorsa, sürekli öksürüp hapşırıyorsa başkasına bulaştırma olasılığı bulunuyor. BCG verem aşısı, yüzde 60 düzeyinde lepra mikrobundan kişiyi koruyor. Genetik yatkınlık da lepra hastalığının ortaya çıkmasında önemli bir faktör. Cüzzam, günümüzde ne yazık ki, hakkındaki bilgisizliğin sürmesi nedeniyle, hâlâ korkulan ve insanları korkutmak ve ürkütmek için kullanılan bir simge olmaya devam ediyor. Bilinen eski ve sakat hastalar, hiç kimseye bir zararları olmadığı halde, damgalanmaktan kurtulamamakta, çoğu kez anlayışsızlıkla karşılanıp dışlanabiliyor.
CÜZZAM NASIL YAYILIR?
Verem hastalığını yapan basille hemen hemen aynı türde olan bu mikroba karşı doğal bağışıklığın bulunmaması ve cüzzam mikrobu taşıyan bir hastayla uzun süreli ve yakın temas halinde olmak sonucunda hastalığa yakalanmak mümkün. Cüzzam erken teşhis ve tedavi edildiğinde kesinlikle iyileşen ve bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Hastalığın tek taşıyıcısı insandır. 
CÜZZAMIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Vücudun herhangi bir yerinde deriden açık renkte, oval veya yuvarlak, kabarık olmayan, hiçbir şikâyet yaratmayan kepeksiz, bazen hafif duyu kusuru gösteren leke. Çocuklarda ve gençlerde burunda sürekli tıkanma ve sık sık tekrarlayan burun kanamaları, deri üzerinde bir veya daha fazla kabarık plak şeklinde, kılsız, terlemeyen, kepekli, mutlaka duyu kusuru olan lezyonlar, belirli yerlerde özellikle ön kol iç yüzeyde duyu eksilmesi, 4. ve 5. parmakların elde içe kıvrılması, avuç içi kaslarda erime başlaması, kol ve bacak sinirlerinde kalınlaşma ve ağrılı olmaları, kaşların uçlardan dökülmesi, vücutta pek çok yerlerde basilli nodüller,yüzde ödem, alın derisi ve kulakların morumsu kabarık ve sert nodüllerle dolması, diz ve dirseklerde yara izleri, alt göz kapaklarının kapanmaması.
TEDAVİSİ 2 YILI BULUYOR
Teşhisi gecikmiş ve hiç veya düzenli tedavi görmemiş durumlarda 10–15 yıl sonra sakatlıklar gelişir. Hastalıkların ilk teşhis ve tedavileri deri hastalıkları uzmanı bulunan devlet hastanelerinde yapılır. Aynı verem tedavisinde olduğu gibi en az üç ilaçtan oluşan bir kombine tedavi ile en çok 2 yıl içinde hastalar tamamıyla tedavi ediliyor. Tedavide etkin ilaçların varlığı ve bulaşıcılık baskı altına alınabildiğinden hastalar sadece ön tedavi için hastaneye yatırılır ve şekil bozukluklarının ameliyatla düzeltilmesi yoluna gidilebilir.”
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.