banner391
banner405

Ali Rıza Albay'ın ardından...

1960 ihtilalinde Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ı teslim almaya giden Alanya'nın ilk kurmay subayı Ali Rıza Aydoğan, 1980 ihtilalinde Kenan Evren'in 'Alanya Belediye Başkanı ol' teklifini de şu sözlerle reddetti: Ben seçimle gelemediğim yere, atamayla gelmeyi içime sindiremem. Beni bu görevden affeyleyin

Ali Rıza Albay'ın ardından...

banner404
EVET değerli dostlar, Alanya bir değerini daha ebedi yolculuğa uğurladı. 29 Aralık 2014 tarihinde emekli Kurmay Albay Ali Rıza Aydoğan'ı, büyük bir kalabalıkla Bektaş Mezarlığı'nda son yolculuğuna uğurladık. 
Onun adını ilk kez lise yıllarımda duydum. O kanımızın kaynadığı, yurtseverlik duygularının gönül ve düşünce tellerimizi titrettiği yıllardı.
"Konya'dan Alanyalı bir Kurmay Albay gelecek, belediye başkan adayı olacak" sözleri, o günlerin asude, kendi dünyasını yaşayan 15 bin nüfuslu Alanya'sına günümüzün moda deyimiyle "Bomba gibi" düşecekti. Bu isim, Alanya'nın kalabalık, köklü sülalerinden, Alanyalılar'ın deyimiyle "Yonuzlardan" Ali Rıza Aydoğan'dı. Ve onu ilk kez bir akşam vakti, adayı olduğu partisinin düzenlediği akşam mitinginde gördüm. Miting, İskele Polis Merkezi'nin yanında, Dişçi Nurettin İşman'ın plaj otelinin hemen yanında düzenlenmişti. Lise birinci sınıf öğrencisiydim. Yağmurlu ve fırtınalı bir akşamdı. Adayı olduğu siyasi partinin genel başkanı ve kendi çerçeveli resimleri yan yana asılmıştı. Takdimci merhum Hasan Karagöz'dü. Aydoğan'ı kürsüye davet ederken, şöyle diyordu: 
"Geniş omuzlarında pırıl pırıl kurmaylık rütbesi taşıyan hemşehrimiz Ali Rıza Aydoğan."
O küçücük yüreklerimizde, memleket, vatan duyarlılığının dışında başka hayallere yer vermediğimiz o günlerde yaptığı bu akşam konuşması, itiraf etmeliyim ki beni derinden etkilemişti. Otuz iki yıl önce yapılan bu konuşmanın, hitabet yönünden benim dışımdakiler tarafından da beğenildiğini belirtmek isterim. 
Vurguladığı bir konu vardı. Turizm konusu üzerinde ısrarla duruyordu. 1973'lerin Alanyasında turizm kelimesi pek öyle de fazla telaffuz edilmezdi. Çıraklı Erkan-ı Harp'ten merhum Galip Dere'nin şu sözü sıkça söylenirdi: 
"Oğlum ende guru üzüm değil, turizm, turizm." 
O akşamki mitingde söylediği şu sözler hala kulaklarımda çınlar:
'BANA SAHİP ÇIKINIZ' 
"Ben kurmay albayım. Paşalık yolum açık olmasına rağmen, Alanyalı hemşehrilerimin Alanya Belediye Başkan Adayı olmam konusundaki baskılarına dayanamadım. Bu kararımda memleket sevgisi ağır bastı. Emekliliğimi istedim. Doğduğum memleketime hizmet için belediye başkanlığına aday oldum. Ben politikanın acemisiyim. Ben politikanın ayak oyunlarını bilmem. Olduğum gibi bir insanım. Sevgili hemşehrilerim, bana sahip çıkınız." 
Aydoğan, çetin bir seçim maratonu sonucunda 56 oy ile kaybedecekti. İlginçliklerle dolu bir seçim yaşanmıştı. Kendi ifadesiyle, kendisine verilen 100 civarındaki oy iptal edilmişti. İlginç olan bir diğer husus da Ali Rıza Albay seçime CHP'den girerken, rakibi olan Adalet Partisi'nin  Alanya İlçe Başkanı ise öz kardeşi Şükrü Aydoğan'dı. 
Aslında o dev çalgıdan bir tel olan ömürlerimizde neler yaşanmıyor ki? Yaşananlar bazen bir sevincin, bazen bir elemin, hüznün parçası oluyor. 1973 yılındaki Alanya Belediye Başkanlığı seçimlerini 56 oy farkla kaybetmesi, O'nun ruh dünyasında derin izler bırakacaktır. Politikanın ayak oyunlarını bilmeyişinin acısını hep hissedecek, samimiyetsizlikleri, iki yüzlülükleri, disiplinli, kurallı bir hayatın içinden gelmiş bir insan olarak hazmedemeyecek ve bunu hatıralarında hep içi burkularak anlatacaktır.
HEP KİLİT NOKTALARDAYDI 
27 Mayıs 1960 ihtilalinde, Kıbrıs Harekatı planlarının hazırlanmasında, 12 Mart muhtırasında hep kilit noktalarda bulunan bu insana 12 Eylül 1980 ihtilalinin hemen arkasından, hem de dönemin cumhurbaşkanından, ihtilalin bir numaralı komutanından, yani Kenan Evren tarafından atama yoluyla "Alanya Belediye Başkanlığı" teklifi yapılacaktır. Kenan Evren'le, Denizli'de aynı birlikte çalıştığından önceden tanışıklığı vardı. Ve Ali Rıza Albay, Kenan Evren'in teklifine şu cevabı verdi: 
"Ben seçimle gelemediğim bir yere, atamayla gelmeyi içime sindiremem. 'Seçimle gelemedi, Silahlı Kuvvetler'le geldi' dedirtmemek için, beni bu görevden affeyleyin!" 
Ancak yıllar sonra kendi değil ama yeğeni Cengiz Aydoğan, önce iki dönem Alanya Belediye Başkanı, ardından da Antalya Milletvekili seçilmiştir.  
ALİ RIZA AYDOĞAN KİMDİR? 
Alanya'da kurban bayramlarında en kalabalık aile toplantısını düzenleyen, Alanyalıların tabiri ile 'Yonuzlar' sülalesinden gelmektedir. Alanya'da şöyle bir deyim vardır: "Kestel'de Boz'lar, Oba'da Yoz'lar, Alanya'da Yonuzlar." Ali Rıza Albay'ın sülalesi, Osmanlılar zamanında Gündoğmuş-Eksere'den bir oymak olarak Alanya'ya gelir. Sülalenin bir kolu kaleye yerleşir, bir kolu Softalar lakabıyla Sugözü'ne yerleşir, bir kolu Bölükeminler, bir kolu Postacılar, bir kolu Marçıllar, bir kolu Gugulular, bir kolu Yazmalılar olarak bilinir. Baba tarafından dedesi Yunus'un (Yonuz'un) Ali Efendi'dir. Ninesi Ümmühani Hanım'dır. Babasının adı da Ali'dir. Baba, birinci cihan harbi ve istiklal harbi gazisidir. Annesi, Kestelli Gökçeoğulları'ndan Hacı Kerim kızı Fatma'dır. Babası "Mübadele Kanunu" ile Alanya'dan gönderilen Rumlar'dan demircilik sanatını öğrenmiştir. Ali Rıza Aydoğan, 1922 yılında Alanya'nın Hisariçi Mahallesi'nde doğar. Aile 5 çocukludur. Ümmühani Kargı (merhume), Ali Rıza Aydoğan, Kemal Aydoğan (Alanya eski Belediye Başkanı ve eski Milletvekili Cengiz Aydoğan'ın merhum babası), Fatma Aşçı, merhum Şükrü Aydoğan. İlkokuldaki öğretmeni merhume İkbal Gökçe'dir. İlkokula başladığında okul arkadaşları arasında Haydar Kalem, Hacı Ahmet, Tat Şavkı'nın Ali Rıza, Arif Efendi'nin kızı Muzaffer Demir ve Yaylalı Kerim, çocuk dünyasının içinde önemli bir yer tutar. İlkokul birinci sınıftan sonra aile Gazipaşa'ya (Selinti) taşınır. Demirci, boyacı, yırtım malı, bakkaliye üzerine dükkan açarlar. İlkokulu Gazipaşa'da tamamlar. Aile tekrar 1936 yılında Alanya'ya döner. Ali Rıza Aydoğan, amcası Putur Hüsnü'nün demirci dükkanında körük çekmeye başlar. 
ŞAPKALI ÇOCUKLARA İMRENİR
Demirci dükkanının önünden zaman zaman şapkalı çocuklar geçer. Bu çocuklar Antalya'da ortaokulda, lisede okuyan Alanyalı çocuklardır. Bunların içinde merhum Doktor Hüseyin Sipahioğlu, merhum Tekstil Profesörü Mustafa Köseoğlu, sonradan Çocuk Doktoru olacak olan Halil Tuncer de vardır. Bunlara imrenir. Fakrü zarüret yıllarıdır. Antalya'da okumayı kafasına koymuştu. Ancak Antalya'da okuyabilmesi için para gereklidir. Annesi bunun için Trablus kuşağı dokur, satar. Kendisi amcasının demirci dükkanında körük çeker, pörü yapar, 100 paraya kelle üter. Yaylaya 90 kuruşa katırla yük taşır. 20-25 lira civarında para biriktirir. Antalya-Giritli Mahallesi'nden aylığı 75 kuruş olan bir ev kiralar. 1046 okul numarası ile Antalya Lisesi'nin ortaokul bölümüne kaydı yapılır. Yaz aylarında yaylaya katırla kiraya gider, hem de demirci dükkanında çalışır. O dönemdeki arkadaşlarından Askeri Doktor Bekir Cömert'i, Mal Müdürü Hulki'yi unutamaz. Unutamadıkları arasında Antalya Lisesi Müdürü Hilmi Dilmen de vardır. Yine unutamadıkları arasında sömestrlerde gelip gittikleri Çanakkale vapuru, Tırhan vapuru, Doğanay teknesi, Kara Tevfik kaptanın yelkenli teknesi de vardır. Antalya'da lisede okurken fotoğrafçılığı öğrenir. Okulda fotoğraf çekmeye başlar. 3 kuruşa mal ettiği fotoğrafları 5 kuruşa satar. 
ANTALYA LİSESİ'NDE ÇOK ÜZÜLDÜĞÜ OLAY
Antalya Lisesi'nde okurken unutamadığı ve aklına geldikçe üzüldüğü bir anısı vardır. Burada okuyan Alanyalı gençler bir tatil gününde okul pansiyonunu terk ederek Ali Rıza Aydoğan'ın kiralık kaldığı eve gelirler. Burada bazıları bira içer. Okulun pansiyon şefi olan öğretmen, Alanyalı gençlerin Ali Rıza Aydoğan'ın evine gittiğini öğrenince ev basılır. Ömründe ağzına içki ve sigara koymamış olan bu insan, arkadaşları uğruna suçlanır. Okulla arası açılır. Tam bu sırada askeriye, düz liselerden askeri liselere öğrenci almaktadır. Kendisi askeri öğrenci olmak ister. Bursa Işıklar Askeri Lisesi'ne müracaatta bulunur ve 1941 yılında okula kabul edilir. Okul numarası 3563'tür. Askeri Lise'den sonra 1943 yılında Harp okuluna kayıt olur. Harp okulundan sonra 2 sene Konya'da sınıf okulunda okur. Eşi Sebahat Hanım'la bu arada evlenir. Eşi Sebahat Hanım, Yarbay Salih Tolunay'ın kızıdır. Salih Tolunay istiklal harbi gazisi bir subaydır. Bu evliliğinden İnci (Gök), Orhan (Aydoğan), Gülçin (Güner) adlı çocukları dünyaya gelir. Konya'dan sonra Balıkesir'e tayin olur. Daha sonra şark hizmetine gider. Erzurum-Ilıca ve Diyarbakır'da görevlendirilir. Daha sonra İstanbul'da görevde iken 1953'te harp akademileri sınavlarına katılır. 1958'de kara harp akademisini bitirir ve Alanya'nın ilk Kurmay Subayı olur. Ankara Ayaşan 6'ncı alaya tayin olur. Burada 28 tümen 4'üncü Şube Müdürü olarak görev yapar. 27 Mayıs 1960 ihtilalinde dönemin cumhurbaşkanı Celal Bayar'ı teslim almaya giden ekibin içinde yer alır. 27 Mayıs'a müteakip genel kurmaya tayin olur. Genelkurmay Nato Plan Subayı olarak çalışır. 1964'te Kıbrıslı Rumların saldırıları karşısında tedbir olarak gönderilen Türkgücü ekibi içerisinde yer alır. 1 sene Londra Kara Ateşe yardımcılığı yapar. Daha sonra Denizli Kurmay Başkanlığı'nda bulunur. Denizli'den sonra 2. ordu karargahında istihbarat ve lojistik başkanlığında bulunur. Bir döneme damgasını vuran eski Genelkurmay Başkanlarından Cemal Tural'la, Faruk Gürler'le, Semih Sancar'la, Kenan Evren'le birlikte çalışan Ali Rıza Albay, 1973 yılında Alanyalıların baskısına dayanamaz, kurmay albay iken emekliliğini ister ve Alanya belediye başkanlığına aday olur. Şurası bir gerçektir ki, görevde bulunduğu sıralarda hep takdirnamelerle ödüllendirilmiş Alanyalı hemşehrimiz, emekliliğini istemeseydi kimbilir belki de Orgeneralliğe kadar yükselecekti.
KURMAY ALBAYLIKTAN ÇİFTÇİLİĞE
Yazımızın başında da anlattığımız gibi 1973 mahalli seçimlerinden Alanya Belediye Başkanı adayı iken ilginçliklerle dolu bir seçim maratonu geçirir. Bu seçimde yaşadıkları, vefasızlıklar, iki yüzlülükler, politikanın ayak oyunlarını bilmeyen bu insanda bir gönül kırgınlığı olarak kalacaktır. Ve yaşadıklarını unutmak için Kestel'de çiftçiliğe başlayacaktır. Kendisi tohum üreterek, bu tohumları dağıtarak, narenciye ve biber ihracatı, keçi boynuzu ihracatı yaparak örnek olmaya çalışacaktır. Çiftçilikte bilinçten ve modern usüllerden yanadır. Tarımda yenilikçi düşüncelerin savunucusudur. Bunun için sera tekniği ile ilgili Amerika'da, İtalya'da bilgi edinecektir. 
Evet değerli dostlar, ben Ali Rıza Albay'ı 2005 Mayıs'ında evinde ziyaret edip, kendisinden bu bilgileri almıştım. Kendisini ziyaret ettiğimde "Hayatın dinginliğini yaşıyorum" demişti. Yonuzların Ali Rıza Albay'ı 29 Aralık 2014'te, 92 yaşında son yolculuğuna uğurladık. Zaman geçer derler, inanın yalandır. Ömürler geçiyor dostlar, duran zamandır. Yonuzların Ali Rıza Albay'ın cennet mekanı olsun, rahmeti bol olsun, ışıklar içinde yatsın.  
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vedat okur - 2 yıl önce
sadece ' bugünü ' yaşayan ömürlere, zamanı-geçmiş zamanı, kur. alb aydoğan'ı anlattığınız, tanıttığınız için teşekkürler...
Avatar
rasih - 2 yıl önce
allah rahmetini esirgemesin mekanı cennetolsun.