banner391
banner405

Alanya'da şok 'Kumpas' ifadesi

FETÖ/PDY soruşturması kapsamında açığa alınan Alanya Adliyesi çalışanı Y.D'ye, Antalya'da üst düzey bir yargı mensubuna "Alanya Cumhuriyet Başsavcısı Musa Taşkın ve ALTSO Başkanı Mehmet Şahin FETÖ'cüdür" şeklinde ifade vermesi için baskı yaptıkları iddia edilen üç polis memuru hakkında soruşturma başlatıldı 

Alanya'da şok 'Kumpas' ifadesi

banner404
Alanya'da şok 'Kumpas' ifadesi
İlgili Galeriye Git
HAİN darbe girişiminin ardından gerçekleştirilen Fettullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) operasyonlarının Alanya ayağında en şaşırtıcı tutuklama Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Mehmet Şahin'e yönelikti. Bu süreçte Şahin'i tanıyan herkes, özellikle sosyal medya üzerinde kumpastan söz etti. Şahin, tutuklanmasından bir hafta sonra serbest bırakıldı. Şahin, serbest kalışının ardından düzenlediği basın toplantısında bir kumpasın kurbanı olduğunu, kendisine kumpas kuranlar hakkında adli sürecin başladığını söyledi. 
Bu süreçte Alanya Emniyet Müdürlüğü ve Antalya Emniyet Müdürlüğü'nün önemli noktalarındaki bazı müdürlerin görev yerlerinin değiştirilmesi dikkat çeken bir gelişme olmuştu. Şahin, daha sonra yaptığı açıklamalarda, kendisine kurulan kumpasın aysbergin görünen yüzü olduğunu, asıl hedefin ise çok daha yukarılar olduğunu ima etmişti. Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı da, bu kumpas iddialarına ilişkin soruşturma başlattı. 
VE 8 EYLÜL TARİHLİ İFADE 
8 Eylül 2016 tarihinde Alanya Adliyesi'ne verilen şok bir ifadede yer alan iddialar ise "Kumpas içinde kumpas mı?" sorusunu gündeme taşıdı. Bu ifadede FETÖ/PDY operasyonları kapsamında açığa alınan Alanya Adliyesi çalışanı Y.D., kendisine bazı sivil polis memurlarının ALTSO Başkanı Mehmet Şahin ve Alanya Cumhuriyet Başsavcısı Musa Taşkın aleyhinde ifade vermesi, Şahin ve Taşkın'ı FETÖ'cü olarak göstermesi için baskı yaptıklarını iddia ediyordu. Söz konusu sivil polis memurlarının amacının, kumpası ortaya çıkaran Başsavcı Taşkın'ı yıpratmak, görevden aldırarak kendilerini kurtarmak olduğu ileri sürülürken, adliye çalışanı Y.D. sivil polislerin peşini bırakmaması üzerine Alanya Adliyesi'nde görevli üst düzey bir yargı mensubuna durumu anlattı ve yardım istedi. Y.D, bu yargı mensubunun tavsiyesi üzerine Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak ifade verdi. İşte 8 Eylül 2016 tarihli o ifadenin bazı bölümleri:  
'BENİ EVİMİN ÖNÜNDEN ALDILAR'
"Ben Alanya Adliyesi'nde görev yaparım. 02/09/2016 tarihli komisyon kararı ile FETÖ ile bağlantılı olduğum gerekçesiyle açığa alındım. Bu karar bana 05/09/2016 tarihinde tebliğ edildi.
05/09/2016 tarihinde yani pazartesi günü ben yukarıda adresini verdiğim ikametimde eşim ve çocuğumla oturduğum sırada benim kullandığım ... numaralı telefonumu rehberimde kayıtlı olmayan bir numara saat 22.00 civarında arayarak, kendisinin polis olduğunu söyleyerek, 2 dakika aşağıya inmemi istedi. Ben de zaten açığa alındığım için hakkımda gözaltı kararı çıkarıldığını düşünerek aşağıya indim. Hatta oturduğum evi bulamadıklarını, o yüzden aradıklarını düşündüm. Sonra aşağıya indim. Evimin olduğu sokağın 200 metre ilerisinde plakasını almadığım sivil plakalı "Hyundai" marka "Accent Era" model "beyaz" renkli bir araç beni bekliyordu. Aracın yanında iki kişi vardı. Bu şahıslardan birisi adliyede gördüğüm sivil polislerden biriydi. Aracın yanına gittim. Bana "eşine söyle, seninle yarım saat bir çay içelim, muhabbet edelim" dediler. Ben de tekrar eve çıktım, eşime polislerin yarım saat görüşmek istediklerini söyleyip, telefonumu da yanıma alarak evden ayrıldım. Polislerin aracına bindim. Önce seyir terası civarına gittik. "Zencefil Cafe" adlı yere oturmaya düşündüler, kalabalık olduğu için vazgeçtiler. Arabayı park edip, o civardaki sokaklarda bir süre yürüdük. Bu esnada bana daha önce FETÖ soruşturması nedeniyle Alanya Adliyesi'nden gözaltına alınıp, Antalya iline götürülerek tutuklanan katip M.N.A. ve yine katip E.Y. ile bağlantılı olduğumu, bu şahıslarla telefonda görüştüğümü söylediler. "Kaleye kahvaltıya gittiğimizi" söylediler. Ben de kendilerine bu iki şahsı adliyeden tanıdığımı, telefonda görüşmüş de olabileceğimi, ancak FETÖ anlamında bir bağlantımın bulunmadığını, kaleye kahvaltıya da gitmediğimizi, hatta onların da FETÖ'cü olduklarına inanmadığımı söyledim. 
'AÇIĞA ALINDIĞIMI BİLMİYORLARDI'
Bunları konuşurken benim açığa alındığımı bilmiyorlardı. Ben kendilerine söyledim. Ayrıca bana "Cemaate ait bir yurtta bir yıl danışmanlık yaptığımı" söylediler. Onun sigorta kaydının ellerinde olduğunu anlattılar. Ben de "2010-2011 yıllarında çalıştım" dedim. Hatta adliyeye girerken başvuru formunda bu yurtta çalıştığımı da belirttiğimi söyledim. Ben böyle söyleyince "senin bir alakan yok, seni bırakalım" dediler. Seyir terasından dönerken kendilerine benim bir ilgim olmadığını tekrar söyledim. FETÖ örgütü ile ilgisi olduğunu düşündüğüm adliyede çalışan H.Ö. ve F.K'nin olduğunu, bunlara birşey yapılmadığını söyledim. Çünkü F.K'nin çocuğu cemaatin okullarında daha önceden okumuştu. Hatta (adliyede çalışan) V.S'nin bu okula müdür ile gidip indirim yaptırdığını dedikodu mahiyetinde duymuştum. H.Ö'nün kardeşi L.E'nin de benimle birlikte 2012 yılında adliyeye girdiğini, Körfez Dersanesi'nde okuduğunu, hatta H'Ö'nün ağabeyi olan, Alanya KOM'da çalışan polis memurunun 17-25 Aralık sürecinden sonra KOM'dan alınarak, karakol polisliğine gönderildiğini söyledim. Ben bunları anlatınca bana "biz de bunları istiyoruz" dediler. Ben de kendilerine bu anlattıklarım kulaktan duyma bilgilerdir. İspat edemem dedim. Onlar da bana "bunun ispatını biz yaparız" dediler.
'40 KİŞİLİK LİSTE GÖSTERDİ'
Daha sonra Alanya Başkent Hastanesi'nin karşısındaki, ismini hatırlamadığım kafeye gittik. Orda da bir süre konuştuk. Daha doğrusu yukarıda anlattığım F.K. ve H.Ö. ile ilgili bilgileri bu kafede kendileri ile paylaştım. Bana "sen bunları kafanda tasarla" dedi. Bana cep telefonundan yaklaşık 40 kişilik bir liste gösterdi. Gösterdiği listede adliyede çalışan F.K, U.B, E.A.B, H.Ö, E.K, B.B. vardı. Bu isimleri hatırlıyorum. Bu listenin FETÖ listesi olduğunu söyledi. Bu şahıslarla ilgili kimin neyi var düşün, biz seni yarın ya da öbür gün alacağız, yazılı ifade de vereceksin dediler ve sonra beni evime bıraktılar.
Beni evden alıp bu şekilde konuştuğumuz polisler iki kişiydi. Birisi adının "Turan" olduğunu söyledi. Daha önce adliyede gördüğüm polis bu polisti. Diğerini adliyede görmemiştim. Adını da söylemedi. Zaten o benimle pek konuşmadı.
07/09/2016 tarihinde yani Çarşamba günü saat 16.00 civarında ismini "Turan" olarak bildiğim polis beni yine aynı numaradan aradı. Yine muhabbet edelim, çay içelim dedi. Ertesi gün sabah 08.00'de Antalya'da ifade vereceğini söyledi. Sonra evimin önüne gelerek beni aldılar. Turan diye bildiğim polisin yanında bu defa başka bir polis vardı. Onu ilk kez gördüm. Bu defa da aynı arabayla geldiler ve daha önce gittiğimiz Alanya Başkent Hastanesi'nin karşısındaki kafeye beni götürdüler. Saat 20.00 civarıydı. Polis bana "bizim amiri de Antalya'ya gönderdiler, şimdi bizim de hepimizi alacaklar, yerimize başkalarını getirecekler, gelen arkadaşlar da güvendiğimiz arkadaşlar, dediğin gibi bu liste uydurmaca bir liste, asıl FETÖ'cülerin hepsi adliyede, bak Mehmet Şahin'i bütün delilleri ile birlikte tutuklandığı halde serbest bıraktılar, Alanya Başsavcısı Musa Taşkın da adliyede Mehmet Şahin'in kendisinden habersiz alındığı gerekçesiyle bizleri fırçaladı. Ömür müdürümüz ve amirimizin yeri değişti. Beş arkadaşımızın da yeri değişti. Bak oluşturdukları listeye bak, kendi yanlarındaki adamlara bak. Oluşturdukları listeye bak. Listeye suçsuz günahsız isimleri yazmışlar. Senin de alakan yok. 17-25 Aralık'tan önce herkes buradaydı. Senin de FETÖ ile mücadele ettiğine biz samimiyetle inanıyoruz. Biz şimdi şöyle bir yol izleyeceğiz seninle" dedi. 
'NASIL BİR YOL İZLEYECEĞİZ?'
Bu sözleri bana "Turan" isimli polis söyledi. Ben nasıl bir yol izleyeceğiz deyince; "Antalya'da bir kişi (Üst düzey yargı mensubu) var, FETÖ'nün bir numaralı düşmanı, babası gelse FETÖ'den affetmez, son oyunumuzu onunla oynayacağız, Alanya'da operasyon bile yapamıyoruz" dedi. Ben de "O isim kim" diye sordum. Daha sonra telefonu ile ya eşini ya da emniyetten bir arkadaşını telefon ile arayarak "masanın üzerinde bir evrak var, adı yazıyor" diye söyledi. Sonra telefonu kapatıp (Üst düzey yargı mensubunun) adını söyledi. 
Benim de Antalya'ya giderek bu (yargı yetkilisine) gizli tanık olarak ifade vermem gerektiğini, kendilerinin beni 500-600 metre uzaktan takip edeceklerini söyledi. Oraya gittiğimde "FETÖ'den gizli tanık olmak istediğimi, bir alakam olmadığını, samimiyetle FETÖ ile mücadele etmek istediğimi" söylememi istediler. Ayrıca "Turan" isimli polis, Alanya Başsavcısı Musa Taşkın'ın yanında bulunan asıl FETÖ'cüler F.K, H.Ö. ve E.A.B., bu şahıslar adliyede açığa alınanlar listesini oluşturdular. Musa Taşkın da FETÖ'cü, yanındaki FETÖ'cüler F.K, H.Ö. ve E.A.B'yi kayırıyor. Onlar da kendilerini gizleyip, ilgisi olmayanları listeye dahil edip, açığa alınmasını sağlıyorlar. Alanya'da dört tane FETÖ'cü var. Görevden de alınsak onlarla mücadele edeceğiz. (Antalya'daki üst düzey yargı mensubunu) ikna edebilirsen biz asıl bombayı o zaman patlatacağız, son şansımız bu, zaten (Antalya'daki üst düzey yargı mensubu) çabuk gaza gelir" dedi. 
'ALANYA'DA 4 FETÖ'CÜDEN BAHSETTİ'
Dört FETÖ'cü olarak saydığı isimler arasında Başsavcı Musa Taşkın ve Alanya Ticaret Odası Başkanı Mehmet Şahin vardı. Diğer ikisini de söyledi ancak isimlerini hatırlamıyorum. Ben de kendisine "ben böyle birşey yapmam" deyince "sen zaten açığa alınmışsın, FETÖ ile mücadele etmek istemiyor musun, gerçek FETÖ'cülerle mücadele etmek istiyorsan, suçsuz günahsız arkadaşlarına birşey olmasını istemiyorsan bunu yap, zaten gizli tanık olacaksın, seni kimse bilmez, gözaltına bile alınmazsın" dedi. Bunları yine Turan söyledi. Öteki polis sadece dinledi. Ardından ben bu teklifi korktuğum için kabul ettim. "Tamam" dedim. Ertesi gün saat 11.00'de beni evimden alıp Antalya'ya götüreceklerini söylediler. Sonra beni eve bıraktılar. Beni eve bıraktıktan sonra yanımdaki cep telefonumu apartmanın girişinde bulunan bebek arabasına bıraktım. Ortam dinlemesi yapıldığını düşündüm. Bu sırada eşim A.D. beni evin penceresinden gördü. Bana "nereye gittiğimi" sordu. Ben de "sessiz olun, evde oturun, birşey yok' dedim. Ardından yürüyerek adliyede (Üst düzey bir yargı mensubunun) evine saat 21.30 sıralarında gittim. Evin ziline bastım. 5 dakika sonra aşağıya indi. Bana "Gel 5 dakika Çıtırım'da oturalım" dedi. Ben de "yan yana gözükmeyelim, belki polisler beni takip ediyordur" dedim. ... Bey'e başımdan geçen olayları ve polislerin bana söylediklerini anlattım. ... Bey'e "beni yarın gözaltına mı alıyorsunuz, tutukluyor musunuz, ne yapıyorsanız yapın, beni bu polislerden kurtarın" dedim. ... Bey bana "Tamam Y., sakin ol, Manavgat'taki bir FETÖ soruşturmasında ifade veren bir şahsın ifadesinde senin de ismin geçtiği için seni açığa aldık. ... Senin ifadeni sabah saat 08.00'de alırlar, onlar gelmeden ifaden bitmiş olur, seni götüremezler" dedi.
Ben bugün sabah tekrar ... Bey ile görüştüm. O da "Savcılığa git, şikayetçi ol" deyince ifade vermek için kendim geldim.
Benim FETÖ ile bir ilgim yoktur. Sadece yurtlarında danışmanlık yaptım. 2011 yılından sonra da hiçbir ilgim kalmadı. Zaten 2012 yılında adliyede işe başladım. Ben bu polislerden şikayetçiyim. Bu şekilde beni evimden alıp, gizli tanık olmamı isteyen polislerden birisi "Turan" olarak bildiğim, daha önce adliyede gördüğüm sivil bir polisti. Yanındaki diğer polisleri ise daha önce hiç görmemiştim. Turan ayrı ayrı polislerle yanıma gelmişti. Her defasında iki kişiydiler. Polisleri görsem tanırım...
'MEHMET ŞAHİN'İ VURASIM GELDİ'
Y.D, üstte yer alan ifadesinin ardından aynı gün kendi el yazısıyla Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazdığı dilekçede ise bir ek ifade daha verdi. Bu ifadenin bazı bölümleri de şöyle:   
"8 Eylül 2016 tarihinde hakkımda yürütülen FETÖ/PYD soruşturmasına istinaden gerekli ifadeleri vermiş bulundum. İfade kapsamında unuttuğum ve ifadeden sonra aklıma gelenler var. ... Turan isimli polis "Mehmet Şahin'i serbest bırakıldıktan sonra bir kafede gördüm. Tabancayı çıkartıp vurasım geldi" dedi. ... Bu dilekçemin vermiş olduğum ifadeye eklenmesini arz ederim."
Bu ifadenin ardından Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, iddialarda yer alan üç polis memuru hakkında soruşturma başlattığı bildirildi. 
'KORKUTAMAZLAR, YILDIRAMAZLAR'
ALTSO Başkanı Mehmet Şahin, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı: 
"Yapılan bu kumpaslar, komplolar bizi yolumuzdan döndüremez. Binlerce üyemizden aldığımız güçle görevimizi yapıyoruz, hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Alanya’mıza hizmet etmek bizim boynumuzun borcudur. İçimizdeki hizmet aşkı asla bitmez. Bu kirli oyunlar bizi korkutamaz, yıldıramaz. Devletin kendilerine verdiği yetkiyi ve imkânları kendi kirli emelleri doğrultusunda kullanan kişiler de mutlaka hak ettikleri cezayı alacaklardır. Devletimize ve yüce adaletimize olan güvenimiz tamdır."





 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.