banner391
banner405

Akdeniz foklarının yaşam alanı tehlikede

Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) Proje Koordinatörü Cem Orkun Kıraç, Akdeniz foklarının geçmişte olduğu gibi artık silahla öldürülmediğini ama yaşam alanları tehdit edildiği için sayılarının iyice azaldığını söyledi

Akdeniz foklarının yaşam alanı tehlikede

banner404
DÜNYADA sayıları yalnızca 700 civarında kalan Akdeniz foklarının (Monachus monachus) 100’ü Türkiye kıyılarında yaşıyor. Ancak kıyılardaki plansız yapılaşma ve endüstriyel yatırım baskısı nedeniyle yaşam alanları giderek daralan bu nadir canlılar Karadeniz’de tamamen yok oldu, Ege ve Akdeniz’de ise yaşamaya çalışıyor. Akdeniz fokları konusunda bilimsel araştırmalar yürüten Sualtı Araştırmaları Derneği Akdeniz Foku Araştırma Grubu (SAD-AFAG) Proje Koordinatörü Cem Orkun Kıraç, “Akdeniz foklarını öldürmek için onları tüfekle vurmanıza gerek yok, yaşam alanlarının yok edilmesi zaten onları öldürüyor” dedi.
Antalya’nın Kemer ilçesinde geçtiğimiz ay kıyıya vuran ölü Akdeniz fokuyla ilgili olarak da Kıraç, ölüm nedeni tam olarak bilinmeyen yavru fokun yaklaşık 6 aylık olduğunu söyledi. Dünyada yalnızca 700 Akdeniz foku kaldığı bilgisini veren Kıraç, bunun yaklaşık 100’ünün Türkiye kıyılarında yaşamını sürdürdüğünü belirterek şunları söyledi:
“Dernek olarak yaptığımız çalışmalarda 1980’lerden sonra yaşanan Akdeniz foklarının ölüm nedenleri arasında ilk sırayı habitat kaybının aldığını tespit ettik. Geçmişte ateşli silahların daha kolay taşınabilmesi nedeniyle kasıtlı öldürmeler ilk sıradaydı ancak bu konudaki denetimlerin ve bilincin artmasıyla birlikte kasıtlı öldürmeler gittikçe azaldı. Halen var ama bu çok düşük bir oran. Şu anda bizim tespitlerimize göre türün birinci ölüm nedeni yaşam alanlarının yok olması. El değmemiş kıyılara yeni yoların açılması, ikinci konut ve koyların turizme açılması gibi etkenler, 1950’lerde İstanbul Boğazı’nda bile görülebilen bu ender deniz canlısını yok olmanın eşiğine getirdi.”
"KARADENİZ’DE YOK OLDU, SON SIĞINAK EGE VE AKDENİZ KIYILARI"
Karadeniz’de son Akdeniz fokunun 1997 yılında görüldüğünü dile getiren Kıraç, türün bugün yalnızca Ege ve Akdeniz kıyılarımızda yaşam alanı bulabildiğini, Marmara kıyılarında ise nadiren görüldüğünü belirterek, “En yoğun popülasyon sırasıyla Mersin, Muğla, Antalya ve İzmir gibi kentlerimizin kıyılarında bulunuyor. Akdeniz fokları göç etmeyen canlılar. Yalnızca genç bireyler günde 40-50, ayda ise 500 ila 600 kilometre bir alanda gezebiliyor. Yani son derece gezgin bir canlı. Bu yüzden habitatı çok geniş. Akdeniz foklarını korumak için atılacak adımlarla, ada martısı, orfoz ve kara doğan gibi türler de korunmuş olacak” diye konuştu.
“TEK TEK ÖLDÜRMENİZE GEREK YOK, YAŞAM ALANINI YOK ETMEK YETİYOR”
Liman, otoyol, konut, turizm ve sanayi baskısı gibi etkenlerle insanların farkında bile olmadan bu nadir canlı türünün yok olmasına katkı sağlayabildiğini vurgulayan Kıraç, “Vatandaş güzel bir kıyının imara açılmasını istiyor olabilir. Ancak asıl sorun buna karar verenlerden kaynaklanıyor. Bir yeri imara açarken bu alanın doğrudan korunan alan olmaması karar vermek için tek başına yeterli gerekçe değil. Belli başlı alanlar ihtiyaçlar ölçüsünde bu tür yatırımlara açılabilir ancak belli başlı alanları da doğal yaşamın sürekliliği için koruyalım. Antalya için konuşacak olursak, Konyaaltı, Lara ve benzeri yerler artık kentleşmiş. Buralarda ne fokları ne de ada martısını koruyamayız. Ama Kemer’den Karaöz’e, Kaş’tan Kekova’ya uzanan kıyılarımızı korumak gerekiyor. Çünkü buralar aynı zamanda turizme de hizmet eden alanlar. Ne yazık ki bu bakir alanlar korunması gerekirken son yıllarda liman, marina ve benzeri yatırımlarla canlıların elinden alınıyor. Bana sorarsanız Akdeniz foklarını öldürmek için onları tek tek tüfekle vurmanıza gerek yok, yaşam alanlarının yok edilmesi zaten onları öldürüyor” dedi.  
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.