banner391
banner405

1 Mayıs olaysız kutlandı

Çeşitli sendika ve siyasi partilere mensup kişilerle kutlanan bayramda işçilerin talepleri dile getirildi

 1 Mayıs olaysız kutlandı

banner404
- Erkan UYSAL

YURT genelinde olduğu gibi Alanya'da da '1 Mayıs İşçi Bayramı' kutlandı. Öğle saatlerinde Kuyularönü Camii yakınında toplanan çeşitli sendika, parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin oluşturduğu kalabalık sloganlar eşliğinde İskele'deki Şelale Meydanı'na kadar yürüdü. Burada bir dakikalık saygı duruşunun ardından bir konuşma yapan Dev Sağlık İş Sendikası Alanya Temsilcisi Cihat Saraç, sağlık işçilerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kayıtlarına göre sendika üyesi olarak görülmediğini söyledi. Saraç, "Bizi tanımayan, yok sayanlara karşı örgütlü irademiz ve fiili mücadelemizden güç alarak bu taşeron cehennemini yıkmaya kararlıyız. 1 Mayıs alanından taleplerimizi bir kez daha haykırıyoruz. Taşeron sağlık işçileri hastanenin asli ve sürekli işçileridir. Mahkemelerin tanıdığı kadro hakkımızı istiyoruz. Ücretlerimiz açlık sınırının bile altında asgari ücrettir. İnsanca yaşayacak ücret istiyoruz. İş güvencemiz taşeron firmaların iki dudağı arasında duruyor. İş güvencemizi istiyoruz. AK Parti hükümeti çıkardığı yasa ve düzenlemelerle taşeron işçilerin sendika hakkını gasp etmektedir. Sendikalı olma ve toplu sözleşme hakkımızı istiyoruz. Bizler taşeron işçisi değil, sağlık işçisiyiz. Öyle 3-5 değil, on binlerceyiz. Bu kavga 3-5 kuruşun kavgası değil, güvenceli iş, insanca yaşam kavgasıdır. Her hak talebimizde kapının önüne koyuluyoruz. Alın terinin hakkını almak ve hak aramak için sendikalı oldum. Sendika üyesi olduğum için işten atıldım" dedi.
'TURİZM 12 AYA ÇIKARILSIN'
Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Alanya Temsilcisi Ahmet Uzun da, "Bu bir bayram değil, işçi sınıfının isyan günüdür. Sömürüye karşı başkaldırı günüdür. Buraya hukuksuzlukları, adaletsizlikleri aşmaya, sendika barajlarını yıkmaya geldik. Barış, kardeşlik, özgürlük ve demokrasi için buradayız. Dil, din, ırk, mezhep ve cinsiyet ayrımının olmadığı bir Türkiye için buradayız. Bugün AK Parti hükümetinin ülkemizi Orta Çağ karanlığına götürmeye çalıştığı şu günlerde iki gündemi bulunuyor. Bunlardan birisi cumhurbaşkanlığı seçimi. Sen mi olacaksın, ben mi olacağım? Sanki babalarının malını bölüşüyorlar. Yüzde 56'lık muhalefeti görmezden geliyorlar. İkinci gündemleri ise Taksim Meydanı'nı işçilere kapatmak, buraya çıkılmasını engellemek. Daha Ali İsmail Korkmaz'ların, Ethem Sarısülük'lerin, Berkin Elvan'ların kanı kurumadan Taksim'de yine TOMA'larla, biber gazlarıyla, gaz bombalarıyla can almaya, kan akıtmaya çalışıyorlar. Hükümetin görevi Taksim'e çıkan işçileri engellemek, saldırmak değil, Türkiye'nin her yerinde meydanlara çıkan insanların can güvenliğini korumaktır. Polise saldırı emri verilmezse hiçbir yerde olay çıkmıyor, çatışma olmuyor. Bizim 3 talebimiz bulunuyor. Birinci talebimiz projeler yapılarak turizmin 12 aya çıkarılmasını istiyoruz. Çünkü 12 ay çalışmak istiyoruz. İkinci talebimiz turizmde çalışanlara erken emeklilik sağlanmasını bekliyoruz. Üçüncü talebimiz 6 ay sigortalı çalışan işçilerin kışın çalışmadıkları sürelerde devlet tarafından sigortalı yapılmalarını istiyoruz" şeklinde konuştu. 
'ÖZGÜRLÜK DİLİNİZİ ANLIYORUM'
Almanya'da aşçı olarak çalışan ve işçilere destek veren Sabine Mirbach da, "Almanya'da aşçı olarak çalışıyorum. Sizin bir parçanız olmaktan gurur duyuyorum. Dilinizi anlamıyorum ama sizin özgürlük dilinizi anlıyorum" diye konuştu. 
'BOYUN EĞMEK İSTEMİYORUZ'
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) adına konuşan Hüseyin Erdem de, "Bizler artık grev ve gerçek toplu sözleşme hakkımızın, örgütlenme ve siyaset yapma hakkımızın yok sayılmasını, mezarda emekliliği ve emeklilikte açlık sınırında yaşamayı, eşit işte ücret adaletsizliğini, performans sistemini, gelir dağılımı ve vergi sistemindeki adaletsizliği, en insani ve temel haklarımızı savunduğumuzda 'terörist' damgası yemeyi, tutuklanmayı, sürgün edilmeyi, bağımsız sendikal hareketin yok edilmeye çalışılmasını, ne düşüneceğimize, söyleyeceğimize, neyi araştıracağımıza iktidarın müdahale etmesini, zihinlerimizin ve düşlerimizin sansürle, baskıyla, işsizlik tehdidiyle terbiye edilmeye çalışılmasını, şiddet mağdurları, namus diye öldürülenler, sermayeye ucuz işgücü olan, eve hapsedilmek istenen kadınları daha ucuza ve güvencesiz çalıştıracak istihdam paketlerini, sesimizi, isteklerimizi, taleplerimizi haykırdığımızda polis destanıyla, adalet sarayıyla, yasakla, sürgünle, sansürle, panzerle, TOMA'yla, copla, gaz fişekleriyle, hapishanelerle, tabutluklarla karşılaşan halklar olarak artık susmak, 'Kader' diyerek boyun eğmek istemiyoruz" dedi.    
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.