banner391

Gençlik aşısı her yere lazım


Alper Kutay

Alper Kutay

07 Haziran 2014, 00:00

GAZETECİLİĞE 1994’te başlamıştım, dile kolay, bu sene, 1994’te kurulan Alanya Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte 20. yıldönümümü kutluyorum.
Ne mutlu bana. Ki, hem bir meslekte 20. senesini doldurabilen şanslı insanlardanım, hem de hayatta en sevdiğim ve yapmayı istediğim işi yapıyorum.
Mesleğe yeni başlayan hevesli genç kardeşlerimin baş başa kaldığımızda zaman zaman yönelttikleri, “Hep mi politika muhabiriydin?” sorusuna verdiğim fiks yanıtı sizlerle de paylaşayım. Ki finalde meramımı daha iyi anlatabileyim.
***
Hayır. Hep politika muhabiri değildim.
Üstelik muhabir bile değildim.
Medya sektörüne, Kanal A Televizyonu’nda Stüdyo Elemanı olarak girmiştim, daha sonra haber merkezinde yaşanan bir personel sorunundan dolayı, hiç istemememe rağmen, önce kameraman, ardından muhabir olarak devam etmiştim.
Laf aramızda, “Politika Muhabirliği” bizim sektörün en kaymak işidir.
Siyasetçilerle ve üst düzey yöneticilerle oturur kalkar, yer içersin.
Misal, Kaymakam Bey ile sabah kahvaltısı yaparsın, aynı gün öğle yemeğini Belediye Başkanı ile yersin, akşam yemeğinde bir milletvekili veya bir Bakan’la aynı meyve tabağına çatal sallama ihtimalin, gazetedeki diğer branşlarda çalışan arkadaşlarına nazaran yüzde bir milyon daha fazladır.
***
Kebap iştir anlayacağınız.
Hele bir de filanca siyasetçi hakkında güzel bir haber veya köşe yazısı döşenirsen, değme keyfine.
Kendini o akşam şehrin en kallavi mekânlarından birinde, en cafcaflı masasında bulma ihtimalin yüzde beş yüz milyon olabilir.
Bizim mesleğe yeni başlayan muhabiri önce hastaneye, karakola, emniyete gönderirler, ki orası gazeteciliğin pişme yeridir.
Emniyet’te veya Jandarma Karakolu’nda, görüntüsü alınmaya çalışılan zanlıdan veya dışarıda bekleyen öfkeli yakınlarından en az 20-30 kez yumruk, tokat, tekme yemeyen muhabire bizim meslekte pek makbul bakılmaz.
“Tatlı Su Muhabiri” diye dalga geçilir.
***
Hasta Hakları’nın henüz adının dahi bilinmediği çok eski dönemlerde, günde en az bir kere Alanya Devlet Hastanesi’ne gidip Başhekim Hüseyin Kan’dan, Hayat Hastanesi’ne gidip Başhekim Hulusi Tüzün’den, Can Hastanesi’ne gidip Başhekim Sabiha Bıyıklı’dan zar zor izin alıp, başında mutlaka bir hastane personeli refakatiyle odaları tek tek dolaşmayana, hastalara “Neyiniz var?” diye tek tek sormayana, gazeteye ve televizyona haber olarak gidecek olan vakaları bin bir takla atıp, hastaları ve yakınlarını ikna edip haber haline getirmeyene bizim meslekte “acemi” derlerdi.
***
Eskiden ne ulaşım için araç vardı, ne de iletişim için cihaz.
Misal, cep telefonu veya benzeri bir alet olmadığı için, sabah vedalaşıp ayrıldığım, aynı kurumda çalıştığım muhabir arkadaşımla, gün içerisinde aynı haberleri çektiğimizin farkına ancak akşam varabildiğimizi söyleyince, şimdiki genç kardeşlerim yüzüme üzülen gözlerle bakıyorlar.
Misal, haber yazmayı daktiloda öğrendiğimi, bilgisayarı ise ancak haber için gittiğimiz çok lüks ofislerde görebildiğimizi söyleyince, yüzüme “Bu adam kesin yontma taş devrinden falan gelmiştir” diyen baktıklarını hissediyorum.
***
Uzun lafın kısası, bizim meslekte anlatacak o kadar güzel, o kadar tatlı meseleler ve anılar var ki, inşallah bir gün burada uzun uzun otururuz, hepsini size anlatırım.
Mevzuyu bağlamak gerekirse…
Yaş oldu 40.
E meslekte de 20 seneyi geride bırakmışız.
Dünyada yaşadığım kadar yılın yarısını bu mesleğe vermişim.
Farkındayım, alttan yeni bir kuşak geliyor, hem de bizim gibi alaylı değil, hepsi de çakı gibi okullu.
Belki 3 sene, belki de 5 sene, belki de Allah uzun ömür verirse ve patronumuz ile müdürlerimiz uygun görürse taş çatlasın 10 sene daha bu mesleği icra edeceğiz.
Gençlere elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce bir şeyler öğreteceğiz. Ki biz gittikten sonra bu meslek yaşasın, bu gazete, gazeteler ve medya sektörü hep baki kalsın.
***
Gençlik aşısı her yere lazım.
Doğanın kanunu bu.
(Tamam, fazla uzatmadan cümleyi bağlıyorum)
Peki, siyasette durum ne olacak?
Tecrübe siyasetin birinci şartı! Bilgi birikim de şart!
Tabirimi lütfen mazur görsünler ama Alanya siyasetini hep dinozorlar mı yönetecek?
Günümüz siyasetinde hakikaten çok genç bir yaşta Alanya Belediye Başkanı olan Adem Murat Yücel’in estirdiği değişim ve gençlik rüzgarlarının farkında değil mi, bizim Alanya’daki deneyimli ama ne yazık ki “eski” siyasetçiler.
Sizce de her sektöre olduğu gibi, Alanya siyasetine de bir gençlik aşısı vurmanın zamanı gelmedi mi?
Üstelik, geride daha yeni hezimete uğranmış bir seçimi bırakmışken.
Misal, MHP’ye bir Mustafa Toksöz, AKP’ye bir Mustafa Toklu, CHP’ye bir Gökhan Sipahioğlu yakışmaz mı?
Hele de bir sonraki seçime daha 4,5 seneden fazla bir süre varken, bu genç kardeşlerimin yetişmesi için önlerinde büyük bir zaman dilimi fırsatı varken.
Ne dersiniz, çok mu büyük bir hayal kuruyorum acaba?
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.