banner391
banner405

Volkswagen'e Türkiye'den ilk dava

ABD'de dizel araçlarda egzoz emisyonunu (zehirli gaz salınımı) düşüren bir yazılım kullandığının ortaya çıkmasıyla gündeme gelen Volkswagen AG şirketi aleyhine, Türkiye'de bu firmanın ürettiği araçlardan birini satın alan tüketici tarafından ilk kez iade ve araçların toplatılması davası açıldı

Volkswagen'e Türkiye'den ilk dava

banner404
DAVACI Tolga Canay'ın avukatı Soytekin Yonar tarafından İstanbul  Tüketici Mahkemesi'ne sunulan dava dilekçesinde, davalı olarak Volkswagen AG,  Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret AŞ ile otomobilin satın alındığı bayi olan Avek  Otomotiv Servis San. ve Tic. AŞ gösterildi. 
Dilekçede, Canay'ın, Volkswagen'in ürettiği Polo model dizel bir  otomobili 27 Ekim 2011'de, 39 bin 663 lira bedelle satın aldığı belirtildi. 
ABD'de Volkswagen'in dizel araçlarda egzoz emisyonunu düşüren bir  yazılım kullandığının ortaya çıktığı anlatılan dilekçede, "Bu 'gizli yazılım'  sayesinde, Volkswagen'in araçları, 'çevre dostu' gözükmekteydi. Oysa ICCT adlı  uluslararası çevre vakfının yaptığı araştırma, gerçeğin böyle olmadığını ortaya  çıkarmıştır. Aslında Volkswagen'in dizel araçları, kirlilik kontrol mekanizması  devre dışındayken emisyon standartlarının 40 katı zararlı gaz salmaktaydı"  denildi.  
Firmanın araçlarına gizli bir yazılım yüklediği ve yazılımın aracın  zararlı gaz testine girdiğini anlayarak, zararlı gaz salınımını minimuma  indirdiği kaydedilen dilekçede, testten çıkan aracın testin bittiğini  anlayabildiği ve gaz salınımının 40 kata kadar arttığı normal sürüş moduna  geçişin sağlandığı ileri sürüldü.  
"Davacı, aracının daha fazla yakıt tükettiğini fark etti"  
Davacı Canay'ın, bir süre sonra aracın teknik detaylarını gösteren  broşür ve kullanma kılavuzunda gösterilen miktarlardan daha fazla yakıt  harcadığını fark ettiği aktarılan dilekçede, "Ancak davacı, gerek servis  yetkilileri gerek diğer kişiler tarafından, 'bu aracın teknik göstergelerini  gösteren yakıt sarfiyatını sağlamanın İstanbul'da mümkün olmadığı' şeklinde  bahanelerle ikna edilmeye çalışılmıştır. Ancak en son Amerika'da patlak veren  olaylardan sonra, aracın, satın alırken kendisine verilen ve bildirilen sarfiyat  oranlarında olmadığı, bunun da çeşitli yazılımlarla daha az gösterildiğini  öğrenmiştir" ifadeleri yer aldı.  
Firma tanıtımlarında tüketicilerin araçla ilgili, "çevre dostu, doğayı  koruyan, ekonomik, yakıt tasarrufu sağlayan, çok daha az CO2 üreten, CO2 emisyonu  değerini en yüksek 92 g/km üreten, karma olarak 100 kilometrede 3,5 litre yakıt  tüketen" ifadeleriyle cezbedildiği ve araçların satın alınmasına teşvik edildiği  öne sürülen dilekçede, şu değerlendirmelerde bulunuldu:  
"Bu şekildeki yoğun reklam ve tanıtım faaliyetleri neticesinde ve  Volkswagen AG'nin üretimini yaptığı Doğuş Otomotiv'in ithalatçı firma olmasının  ve araçların satışının Avek Otomotiv tarafından yapılıyor olmasının orta halli  bir tüketici olan davacı nezdindeki olumlu etkisi ile piyasadaki itibar ve  güvenilirliklerine, araç sektöründeki öncü niteliğindeki duayenlikleri ve hatta  markalarının dahi tescilli olmasına, anlatılan araçta kendisine sunulan  niteliklere, kataloglarda verilen verilere itibar eden ve aracın tanıtılan  niteliklere sahip şekilde teslim edileceği kendisine vurgulanan davacı,  davalıların bu yanıltıcı tanıtım ve yoğun propagandasının etkisi altında ikna  olmuştur."   
"Volkswagen, değerlerin gerçeği yansıtmadığını kabul etmiştir" 
Davalıların piyasadaki itibarlarına inançla satın alınan aracın, vaat  ve taahhüt edilen teknik özellikleri taşımadığı için ayıplı sayılması gerektiği  belirtilen dilekçede, davalılardan Volkswagen AG tarafından da yapılan  açıklamada, "araçların zehirli gaz salınım, egzoz emisyon ölçümleri yapımı  sırasında devreye giren ve bu salınımı düşüren bir program kullanıldığı ve bu  değerlerin gerçeği yansıtmadığı" hususlarının kabul edildiği savunuldu.   
"Satışında, 'çevre dostu ve doğayı koruyan' nitelemesiyle satışı  taahhüt edilen bir aracın, zehirli gaz salınımının, egzoz emisyon değerlerinin bu  seviyede yüksek olması, isnat edilen olumlu özellikleri taşımadığını  göstermektedir" denilen dilekçede, aracın egzoz emisyon değerlerinin gerçeği  yansıtmamasının, aynı zamanda yakıt tüketimi değerlerinin de daha düşük lanse  edilerek tüketiciyi aldatmasına sebep olduğu iddia edildi.  
İmalatçı, yetkili dağıtıcı ve satıcıların davacıya karşı müştereken  sorumlu oldukları, satılan araç ayıbının kasten, hileyle davacıdan gizlendiği öne  sürülen dilekçede, "Tüketicilerin itimadını kazanan davalılar, tüm bu  niteliklerini orta halli tüketiciyi yanıltma yönünde kullanarak ayıplı bir mal  satmışlardır. Araçların egzoz emisyon, zehirli gaz salınım değerlerinin bir  program vasıtasıyla düşürülmesi ve gizlenmesi ile beraberinde getirdiği ayıplar  ile sattıkları aracı gizli ayıplı olarak teslim etmişlerdir. Ayıbın meydana  gelmesinde birlikte ağır kusurları, hatta kasıtları mevcuttur. Katalogda  gösterildiği değerlerde üretilmeyen araçların satışı ile ülkemizdeki yüksek araç  talebine rağmen araçta değer kaybı yaşanmıştır" ifadesi yer buldu. 
"Araçların satışının durdurulması talebi"  
Satın alınan araçta değer kaybı olduğu vurgulanan dilekçede, ayıp  halinde tüketicinin seçimlik haklarının mevcut olduğu ve bunların 4077 sayılı  Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesiyle koruma altına alındığı  bildirildi.  
Davacıyla diğer tüketicilerin de zarara uğramamaları ve bu ayıplı  hizmetin varlığından haberdar olmaları için ayıplı malların satışının tedbiren  durdurulması, toplatılması ve bu davada verilecek kararın ülke düzeyinde yayın  yapan 3 gazetede yayımlanması talep edilen dilekçede, ayıplı aracın tespit  edilmesi, iadesi, yerine ayıpsız aracın verilmesi ve ayıp nedeniyle araçta oluşan  değer kaybının giderilmesi için şimdilik 5 bin lira tazminatın da faiziyle  davacıya ödenmesi istendi.  
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.