banner391
banner405

“YÖK algısını değiştirmeye uğraşmıyorum“

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, "YÖK gerçekten de geçmişte antidemokratik dönemlerde, askeri dönemlerde hep vesayet aracı, hep müdahale aracı olarak kullanıldı" dedi.

“YÖK algısını değiştirmeye uğraşmıyorum“

banner404
Çetinsaya, yaptığı açıklamada, YÖK'ün müdahaleci zihniyetin değişmesi gerektiğini, bu doğrultuda bölge toplantıları yaptıklarını, rektörlerle, öğretim üyeleriyle, akademisyenlerle, özellikle öğrencilerle bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunduğunu söyledi. 
İstişarenin her zaman yararlı sonuçlar doğurduğunu, doğrudan diyalog kurmanın meseleleri daha iyi anlamayı sağladığını dile getiren Çetinsaya, "YÖK algısını değiştirmeye uğraşmıyorum çünkü düzeltilecek gibi değil. YÖK gerçekten geçmişte antidemokratik dönemlerde, askeri dönemlerde hep vesayet aracı, müdahale aracı olarak kullanıldı" diye konuştu.
YÖK'ün dönüştürülmesi, değiştirilmesi gerektiğini düşündüğünü ifade eden Çetinsaya, eski YÖK'ün ne zihniyet ne de mekanizma olarak devam edebileceğini vurguladı. Eski zihniyeti devam ettirmek isteyen insanlar olsa da pratikte bunun işlemediğini belirten Çetinsaya, "Çünkü 170 üniversite, 4 milyon öğrenci, 120 bin öğretim üyenizin olduğu yerde eski YÖK'ü o kadar müdahaleci, her ayrıntıya müdahale eden yapıda hayal etseniz de uygulayamazsınız. YÖK'ün bir planlama, denetleme ve koordinasyon kurumu gibi görülmesi gerekir" dedi.

-"Disiplin yönetmeliği metinleri işlevini yitirdi"-

Çetinsaya, öğrenci ve öğretim üyeleri disiplin yönetmeliğinin 1980'lerden kalmasından dolayı o dönemin zihniyetini yansıtan metinler olduğunu söyledi. Geçen yıl öğrencilerin disiplin yönetmeliğini değiştirmeyi başardıklarını ancak yasa çalışmaları nedeniyle öğretim üyeleri disiplin yönetmeliğini değiştirmeye ara verdiklerini anlatan Çetinsaya, şöyle devam etti:
"Son ortamda eskiden kalma reflekslerin kullanıldığı ve toplumda haklı olarak tepkiye neden olan öğretim üyeleri disiplin yönetmeliğinin de masaya yatırılmasını teklif edeceğim. Disiplin yönetmeliği metinleri o kadar eski ki bugünün Türkiye'si için anlamını yitirmiş veya diğer hukuki metinlerle çelişir hale gelmiş. Türkiye son 10 yılda o kadar önemli demokratik açılımlar yaptı, hukuk düzeninde o kadar gelişmeler ve ileri demokrasiye yönelik hamleler kaydetti ki bizim yönetmelik çoğu maddeleri itibarıyla işlevini yitirmiş durumda. Zaten Danıştay kararlarıyla bazı maddeleri iptal ediliyor."

-"Üniversitelerin topluma hizmet fonksiyonları da bulunuyor"-

Türkiye'nin çözüm süreci ile önemli bir dönüm noktasına geldiğini ifade eden Çetinsaya, her üniversitenin kendi çerçevesi, konsepti içinde sürece pozitif katkıda bulunmasını istedi. Üniversitelerin söylemlere, mekanizmalara, toplumsal boyuta katkıda bulunabileceklerine işaret eden Çetinsaya, "Kampüslerdeki ortamın ikliminin çözüm süreciyle uyumlaştırılması, sürecin kampüslerde hissedilmesi gerekir. Geçmişin refleksleriyle hareket edip aşırı disiplin cezalarına boğmamak gerekiyor" diye konuştu.
Araştırmaların, çalıştayların, konferansların çözüm süreci ile ilgili konuları içerebileceğini, öğretim üyelerinin konuyu sınıflara taşıyabileceğini, öğrencileriyle tartışabileceğini, tartışmalara katkıda bulunabileceklerine dikkati çeken Çetinsaya, şunları kaydetti:
"Üniversitelerin eğitim, öğretim ve araştırmanın yanında topluma hizmet fonksiyonları da bulunuyor. Geçmişte, özellikle 1970'li yıllardan itibaren Türkiye'nin yaşadığı askeri darbe, antidemokratik vesayet dönemlerinde üniversitelerin bu fonksiyonları göz ardı edildi. Hatta bu fonksiyona ait eylem getiren hocalarımız ezildi, cezaya çarptırıldı. Doğal olarak onlarda da bir tedirginlik var ama ben, onların bu tedirginliklerini atmaya, yeni Türkiye ve yeni dünya karşısında tekrar topluma hizmet fonksiyonlarını yerine getirmeye davet ediyorum. Çünkü bu, ülkemizin önünü açacak, yarınları için önemli bir süreçtir. Üniversiteler tekrar öncü rollerini, akademisyenler tekrar toplumun önündeki rehber rolünü oynamalı."
Çetinsaya, üniversitelerin farklı fikirlerin bir arada barınabildiği, tartışılabildiği yerler olduğuna işaret ederek, tek tip üniversite düşünülemeyeceğini ifade etti.
Münakaşa ve farklı fikir tartışmalarının şiddet içermemesi gerektiğini vurgulayan Çetinsaya, demokratik, akademik usullerde herkesin fikirlerini, eleştirilerini beyan edebileceklerini kaydetti. Çetinsaya, çözüm süreci kapsamında en kısa zamanda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki bütün üniversiteleri ziyaret edeceğini söyledi.

-Üniversitelerdeki öğrenci olayları-

Bazı üniversitelerdeki öğrenci olaylarına da değinen Çetinsaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ülkemizdeki öğrenci olaylarına baktığımızda bazılarının tabiri caizse profesyonelleşmiş, militanlaşmış kişiler tarafından yapıldığını görüyoruz. Onlar zaten şiddet yoluyla seslerini duyurmaya yönelik konumlandırılmış. Bu nedenle onlar için artık zabıta kuvvetlerinin meselesidir diye bakıyorum. Çünkü şiddet içeren bu tür eylemler üniversite hayatının bir parçası olamaz. Bizim vazifemiz üniversitede serbest şekilde şiddet içermeyen her türlü fikrin ifade edilmesine imkan tanımaktır. Bundan dolayı rektörlerden, idarecilerden bu konuda çok hassas davranmalarını, şiddete başvuran ile başvurmayan öğrencilerin ayrımının iyi yapılmasını istiyorum. Kurunun arasında yaşın yanmaması gerekir."
Öğrencilerle konuşularak, ikna edilerek tepkilerini barışçıl yönde ifade etmeye koşullandırılması gerektiğini anlatan Çetinsaya, gençliğin doğasında tepki duymanın var olduğunu söyledi. Kendilerine öğrencileri muhatap alarak, konuşarak süreci yönetmek görevinin düştüğüne işaret eden Çetinsaya, "Öyle üniversiteler biliyorum ki bazen meşru kanallardan seçilmiş öğrenci konseyleriyle bile diyalogda zorlanıyor. Çünkü geçmişteki bazı reflekslerimiz var ama ülkemiz böyle önemli bir süreçten geçerken eski reflekslerle davranma lüksümüz yok. Reflekslerimizi, zihniyetimizi değiştirmeli, eski alışkanlıklarımızı unutmalı, adımıza ve Türkiye'nin bugünkü koşullarına yakışır şekilde üniversitelerde o ortamı, o iklimi yaşatmamız gerekir" dedi.

-"En iyi olanın öğretmen olabileceği düzene doğru gidiyoruz"-

Çetinsaya, geçen yıl ara verilen formasyon uygulamasının bu yıl yeniden başlayacağını belirtti. Fen edebiyattan güzel sanatlar, ilahiyat fakültelerine kadar çeşitli fakültelerde formasyon hakkının devam etmesini kararlaştırdıklarını söyleyen Çetinsaya, mezunların hangi alanlarda öğretmen yapılacaklarının ise Milli Eğitim Bakanlığınca belirleneceğini ifade etti.
Öğretmen yetiştirme stratejilerinin değiştirildiğini dile getiren Çetinsaya, "En iyi olanın öğretmen olabileceği düzene doğru gidiyoruz. Bence ülkemiz açısından kazanım budur. İkincisi de tekelleşme yerine 'herkes rahatlıkla formasyon yapabilir ve bu ülkede öğretmen olabilir' diyoruz" diye konuştu.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.