banner391
banner405

Mültecilere, dilenci muamelesi

Suriyeli mültecilerin büyük şehirlerin park ve bahçelerini kendilerine mesken tutmaları, yadırgamadığımız bir tablo halini aldı bile. Ayaküstü yardımlar ise çözüm sunmuyor. Peki bu insanlara yapılacak yardımların usulü ne olmalı

 Mültecilere, dilenci muamelesi

banner404
KIŞ soğuklarının kapıya dayandığı şu günlerde havaların ısınmasını beklemek kimileri için çok daha zor olacak. Kamplarda ikamet etmeyip sınır illerinde ya da büyük şehirlerde hayatını sürdürmeye çalışan kayıt dışı mültecilerin çoğu, evleri olmadığı için parklarda savaşın bitmesini bekliyor. Nedeni ise yalnız kiraların pahalı olması ve yabancı bir ülkede iş bulabilmenin zorluğu değil, aynı zamanda ev sahiplerinin mültecilere evlerini kiralamak istememeleri. Nitekim iki tarafın da mağdur olduğu bir tablo söz konusu demek yanlış sayılmaz buna. Kimi mültecilerin ilk aylarda ev sahibinin iyi niyeti sonucu ucuza kiraladıkları evlerin kiralarını ödememeleri, yemek yedikleri yerlerden ‘Başbakan davet etti, o ödesin.’ diyerek ödeme yapmadan ayrılmaları ya da fiyatların yüksek olduğu iddiasıyla kavga çıkarmaları, kimi vatandaşlarda mülteci nüfusun geneline karşı mağduriyetten kaynaklanan bir önyargının ve öfkenin doğmasına neden oluyor. Öte yandan, misafirperverliğiyle övünen diğer grup ise Suriye vatandaşlarına karşı oldukça şefkatli davrandığını düşünerek usule uygun olmayan yardımlarda bulunabiliyor, bu insanlara dilenci muamelesi yapabiliyor, bu yolla bilmeden de olsa onları suça teşvik edebiliyor. Peki iki uç arasında nasıl bir denge izlemek ve yardım ederken nelere dikkat etmek gerekiyor?
Kaş yaparken göz çıkarmayın
Yeterli maddi güce sahip Suriyeliler, Türkiye vatandaşlarından çok farklı bir hayat sürmeseler de, özellikle sokaklarda yaşamaya çalışan kesim için durum pek öyle değil. Psikolog Mehtap Kayaoğlu, sokakta yaşayan mültecilere yardım ederken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar olduğuna dikkat çekiyor. Bu insanlara dilenci muamelesi yapmanın çözüm sayılmayacağını söyleyen Kayaoğlu, “Geçici bir süre burada yaşayacakları düşüncesiyle ülkemize sığınan insanların çalışmadan, emek sarf etmeden hayatlarını idame ettirmelerine neden oluyoruz. Bu yolla aslında yaşını başını almış bu insanlar bir anlamda tembelleştiriliyor.” diyor. Tavsiye edilen ise neye ihtiyaçları olduğunu anlayarak usulüne uygun bir yol izlemek, elden yardım etmek yerine yardım kuruluşlarını aracı olarak devreye sokmak ve mümkünse dönemlik bir iş bularak kendi geçimlerini sağlamalarına yardımcı olmak. Durumun hem mülteciler için hem de mağdur durumuna düşen çevre sakinleri için pek kolay olmadığını söyleyen Kayaoğlu, bu kesime de ev sahibi psikolojisinde hareket etmeyi ve bu insanları değiştirmeye çalışmamayı tavsiye ediyor. Böylelikle zorluklar nedeniyle burada bulunan kişilerin de rencide edilmemiş olacağını hatırlatıyor.En büyük mağdur çocuklar…
Savaş nedeniyle yerle bir olmuş evleri, mahalleleri terk edip komşu ülkelere sığınmak elbette kolay değil. Ancak bu zorlu koşullardan en çok etkilenenler hiç kuşkusuz çocuklar. Ayrıca pek farkında değilsek de 500 bini bulan mülteci nüfusun yüzde 60’ını çocuklar oluşturuyor. Desteğe en fazla ihtiyaç duyanların çocuklar olduğunu hatırlatan Psikolog Kayaoğlu, ileride suça eğilimli ve ruh hastası yetişkinlerin sayılarının artmaması için, hiç değilse çevremizdeki mülteci çocuklara karşı duyarlı olmamız, onlara çocuk olduklarını hatırlatacak ve çocukluklarını yaşatacak şekilde davranmamız gerektiğini söylüyor. Nitekim Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü ve New York Üniversitesi’nin ‘Suriyeli mülteci çocuklar ve aileler’ başlıklı araştırması da durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Gaziantep İslahiye’deki mülteci kampında barınan çocuklar üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre çocukların yüzde 35’i travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor. Yüzde 49’u ise yüksek düzeyde depresyonda. Durum çocukların çizdikleri resimlere de yansıyor. Kendilerinden istenen insan çizimlerinin yüzde 16’sında gözyaşı, yüzde 15’inde silah ve kan var. Erkek çocukların resimleri ise daha saldırgan ve öfkeli temalar içeriyor. Ayrıca küçük çocuklarda beklenmedik sıklıkta ve fiziksel sorunların olduğunu söyleyen Bahçeşehir Üniversitesi proje yürütücüsü Doç. Dr. Serap Özer, çocuklarda yüzde elli civarında baş, karın ve sırt ağrısı gözlemlediklerini, bunların yaşanan psikolojik sıkıntıların yansıması olduğunu söylüyor.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.