banner391
banner405

Doğumgününüzle ilgili bilmediğiniz bir şey var!

Hollywood ünlülerinin astroloğu olarak nam salan Gahl Sasson’la (47) buluştuk. Astrolojiden kahve falına, doğum günü ritüeline; senkronizasyondan kabalaya pop-spiritüel meseleleri masaya yatırdık

Doğumgününüzle ilgili bilmediğiniz bir şey var!

banner404
GAHL Sasson, “Madonna’nın astroloğu” olarak ünlenmiş ama aslında değil. Niye öyle ünlendiğini kendisi de bilmiyor ancak sıkı kabalist Madonna’nın onun kitaplarını okuduğu doğru. Birçok Hollywood yıldızına danışmanlık veriyor ama isimlerini asla paylaşmıyor, ağzı pek sıkı. Olsun. Türkiye’ye her gelişinde insanlar randevu almak için kuyruk oluyormuş diye duymuştum, doğruymuş meğer. Müthiş huzurlu bir adam, karşısındakine de huzur veren cinsten. Hikâyesini, astrolojiyi, bir ara bayağı beynimi kurcalayan doğum haritalarını aşma meselesini sordum, anlattı.
- İsim konusu neden bu kadar önemli?
Her seansımın sonunda insanlara isimlerinin anlamını soruyorum çünkü çoğu zaman o ismin anlamını doğum haritasında görebiliyorum. Örneğin Türkiye’de “–han”, “-kan”la biten isimler var, eski dilde krallara verilen adlar ve bu kişilerin haritalarında güçlü bir Aslan vurgusu oluyor. Ya da ismini çiçeklerden alan kişilerin hayatında yolculuklara çok sık rastlanıyor. Aslında herkes, kendi ismini seçiyor.
- Anne-babamız koymuyor mu ismimizi?
Her ruh, doğmadan önce seçtiği ismi ebeveynine fısıldar. Bazen anneler “Bir rüya gördüm, çocuğumun adını şu koyacağım” ya da “Hayran olduğum aktörün ismini vereceğim” der ya, aslında bebeğin ruhu “Evet o aktörün ismini istiyorum!” der.
- İnanılmazmış!
Kuran’a, İncil’e, tüm eski kitaplara baktığınızda önemli karakterlerin çok anlamlı isimlere sahip olduğunu görürsünüz. İncil’de sürekli Musa’dan, İbrahim’den söz edilir. Bu karakterlerin yaşam öykülerine baktığınızda o isimle nasıl bütünleştiğini, ismi olmadan hikâyenin tamamlanmadığını görürsünüz.
"HİÇBİR ŞEY NEDENSİZ DEĞİLDİR"
- Başa dönelim, kimsiniz siz?
Sembolizm, hikâye anlatımı, astroloji, mitoloji alanlarında çalışıyorum. Hem öğretmen hem öğrenciyim. Bu hayattaki işim hem kendi hayatımdaki hem de başkalarının hayatındaki senkronizasyonu anlamak.
- Senkronizasyon ne demek?
Senkronizasyon, Jung’un ve Nobelli Pauli’nin çok şey kattığı bir kavram. Birbiriyle aslında alakası olmayan iki şey ya da olay bir araya geldiğinde başka bir hikâye meydana getirir. Yani “Adım Gizem, sürekli gizemli meselelerle uğraşıyorum, bu bir tesadüf” diyemezsin. Tesadüf değil; senkronizasyon, çakışma.
- “Hiçbir şey tesadüf değil” klişesi mi?
Hiçbir şey nedensiz değildir. Zaman zaman bazı şeyler gerçekten tesadüfi gibi görünebiliyor ya da bir şey oluyor ve nedenini asla anlayamıyoruz. Ama emin olun, hepsi size yeni bir hikâye anlatmaya çalışıyor. Size yanlışlıkla gelen bir mesajı düşünün, kimseye bir şey yazmasını söylemediniz ama artık öyle ya da böyle, o bilgiye sahipsiniz. Bu alanda çalışan birçok modern fizikçi ve psikoloğun çalışmaları, kuantum mekanizmasının senkronizasyon yoluyla işlediğini söylüyor.
"GÖRECEKSİN, BİR ŞEY OLACAK"
- Ne okudunuz?
Ne okumak istediğimi bilmiyordum aslında. Evim Freud Caddesi’ndeydi ve psikoloji okumaya karar verdim! Nedenini bilmiyorum, bu bir işaret gibi gelmişti. Bitirdikten sonra master ve doktora yapmak istedim. Öneri almak için hocamın yanına gittiğimde “Seni almayacağım” dedi. Büyük şoktu. Notlarım yüksekti, her şey harikaydı. “Neden?” diye sorduğumda “Çünkü çok yaratıcısın, başka şeyler yapman gerekiyor” dedi bana. Mahvolmuştum, ondan nefret etmiştim, çünkü yoluma taş koymuştu. Bir de üzerine “Göreceksin, bir şey olacak” demişti utanmadan. (Gülüyor.) Sonra bir arkadaşım aradı ve “Meksika’ya, sörfe gidiyoruz, gelmek ister misin?” diye sordu. “Ben sörf yapmam ki” dedim. “Depresyondayım, lütfen beni rahat bırak!” Sonra kendi kendime “Bir dakika, senin ismin Gahl” dedim. Gahl, dalga demekti ve bu adamlar beni sörfe çağırıyordu. Tesadüf olamazdı!
- Fazla iyimser değil mi?
Dinle lütfen. Sonra Meksika’da, sokakta müzik yapan birkaç kişiyle tanıştım. Neredeyse seyahatimin sonuydu, geri dönmek üzereydim. Sonra birden elime mikrofonu aldım. Onları tanımıyordum, İngilizce konuşamıyorlardı düşünebiliyor musun? Şarkı söylemeye başladım ve o an hatırladım ki çocukken deliler gibi şarkıcı olmak istiyordum, David Bowie hayranıydım. Bu harika tecrübe için teşekkür edip kaldığım yere döndüm ve adamlar peşimden geldi. “Harikaydın, biz de vokal arıyorduk. Lütfen kal” dediler. 1 aylığına kalmayı kabul edip 2 yıl kaldım. Olan her şey, bir sonraki adımı tetikliyor.
"EVREN APTAL DEĞİL
- Sonra?
2 yıl boyunca resmen beni evlat edindiler. Şarkılar yaptık, söyledik, Sony Meksika’dan teklif aldık. Bir gün parkta koşarken ağacın altında yoga yapan bir adam gördüm. Daha önce yoga diye bir şeyden haberim yoktu. Adamla tanıştım ve beni bir öğrencisiyle tanıştırdı. O da doğum haritama baktı. Amatördü, sürekli bir kitaba bakıyordu ama söylediği her şey psikoloji okurken kendim hakkında öğrendiğimden daha fazla şey söylüyordu bana. O an gözlerimi kapattım ve ona “Meksika’dayım, hiç param yok. İspanyolca bilmiyorum. Astroloji öğrenebileceğin bir yer bilmiyorum. Lütfen bana öğret” dedim. Bu, evrenle kontak kurma şeklimdi. Evrenle kontak kurmak, her gün Tanrı’yı arayıp “Duamı duydun mu?” demek değildir. Evren, aptal değil. Eğer bir şeyi samimi bir şekilde istersen, onu sana verir. Sabırlı olmak gerekir. Tüm bunlar; isim, sörf, yol, astroloji meselesi bana ismimi dinlememi ve evrenle konuşmamı söyledi sanki. Tanrı’nın dinleme konusunda bir sorunu yoktur ama bir soru soruyorsanız, onun cevabını beklemelisiniz.
"DOĞUM HARİTANIZ SİZE EMARELER GÖSTERİR AMA NEREYE GİDECEĞİNİZ SİZİN KARARINIZ"
- Doğum haritalarımızı aşmak mümkün müdür?
Kesinlikle evet. Doğum haritası da bir tür fiziki harita gibi. İstanbul’da tırmanacak tepeler olduğunu bildiğim için buraya gelirken tırmanış ayakkabılarımı getirdim mesela. Haritanız size bazı emareler gösterir ama nereye ve nasıl gideceğiniz sizin kararınızdır.
- Matrix’teki kırmızı ve mavi hap geldi aklıma.
Kesinlikle. Böyle bir sürü hikâye var. Birçok Hollywood yıldızıyla çalıştım ve vardığım sonuç, bu haritalarımızın aktörlere verilen senaryolar gibi olduğu.
- Nasıl yani?
Hamlet’i oynayan bir aktör Oscar alırken, diğer aktör izleyen herkesin uykusunu getiriyor. Fark, seçtikleri yorum biçimi. Aynı doğum haritasına sahip insanları düşünün, aynı reçete. Biri gerçekten başarılı ve ünlüyken diğeri cinayet işliyor. İkisi de ünlü, ama farklı şeyler yapmayı seçerek.
- Gerçekten doğum günümüzün yılın en kötü günü olduğu doğru mu?
Böyle bir şey söylediniz mi? Doğum gününüzde Güneş, doğum anınızdaki noktaya geri döner. Güneş ışığıyla yakar, kavurur sizi yani. Yüzyıllar önce bilge adamlar bunu fark ederek bu döngüyle savaşmak ve depresyona girmek yerine kutlamaya ve özel bir gün haline getirmeye karar vermişler. Hediyeler alınır, odak noktası siz olursunuz; herkes sizi arar ve ne kadar harika olduğunuzu söyler. Bir kral gibi kutsanırsınız. Güneş, Aslan burcunu yönetir ve doğum gününde herkes Aslan burcudur. İlgi ister, küçük bir çocuk gibi davranırsınız.
- Burçların dünyada misyonları var mıdır?
Elbette. Burcunuz, uyruğunuz gibi. Ama sahip olduğunuz her şey değil çünkü yalnızca Güneş’inizin nerede olduğunu söylüyor. Yükselen ve Ay gibi önemli başka elementler var.
- Hangisi en önemlisi?
Güneş. Çünkü sistemde en önemli element o. Ay önemli çünkü bize çok yakın ama Güneş, hayattır. Güneş kaderiniz; yükselen, kaderinize giden yol; Ay ise bu yolda karşınıza çıkanlara gösterdiğiniz reaksiyonları gösterir.
"FALDA KAHVE BAHANE"
- Kahve falını anlattığınız bir videonuz var Youtube’da. İnanıyor musunuz fala?
Gelecekten haber vermekten ziyade insanların zihnin başka aşamalarına ulaşmak için kullandığı modeller olduğuna inanıyorum. Mesela Amerika’da yerliler gelecekten haber almak için şelaleleri izlerler. Ellere, ayaklara, gözlere bakanlar var. Burada mesele kahve değil. 500 yıl önce belki başka yollar vardı, sonra kahve geldi ve bir tür bahane oldu. Ama bir şeye odaklandığınızda, kahveyi bir metafor olarak kullansanız da kullanmasanız da olasılıkları görebilirsiniz. Ama “Yarın saat 07.00’de öleceksin” gibi bir şeyden söz etmiyorum, bu detaylara inanmıyorum.
- Türkiye için zor bir yıl oldu, 2016 daha iç açıcı olabilir mi?
Evet zordu. Çünkü Türkiye Akrep burcu. 2012’den itibaren Satürn sizi çok zorladı. 2017’de Jüpiter Akrep’e geçer geçmez her şeyin iyiye gideceğini söyleyebilirim. Tabii burada yalnızca Türkiye’nin değil, Rusya’nın, Suriye’nin, AB’nin haritalarında neler olduğuna da bakmak gerekiyor. Ama en azından artık Satürn yok. 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.