banner391
banner405

400 yıldır bu mezarların üzerinde ibadet ediliyor

KKTC’yi dünya ile bütünleştirecek tarihi miras, 1571’den beri Selimiye ve Arabahmet Camilerinin altında yatıyor. İki caminin altında toplamda 220 Lüzinyan mezarı bulunuyor. Halk ise olan bitenden bihaber 400 yıldır bu mezarların üzerinde ibadet ediyor

400 yıldır bu mezarların üzerinde ibadet ediliyor

banner404
TÜRK Tarih Uzmanı Yard. Doç. Ahmet Hilmi, Selimiye Camii başta olmak üzere, Lüzinyan döneminden günümüze doğru aktarılmayan birçok bilginin günışığına çıkması için uğraşıyor.
MEZARLAR HALILARIN ALTINDA
Aya Sofia Katedrali’nin Selimiye Camii’ne çevrilmesi ile birlikte, katedralin zeminine gömülen Lüzinyan soylularına ait lahitlerin üzeri de halılarla örtüldü. Müslümanlar 400 yıldır olan bitenden bihaber Lüzinyan mezarlarının üzerinde ibadet ediyor
BİLMEDEN KORUDUK
Lüzinyan mezarlarının üzerine cami yaparak aslında tarihin bilinçsizce de olsa korunduğunu kaydeden Ahmet Hilmi, bu mezarların taşlarının hepsinin alçıdan yapıldığını aslında aşınmaya, yıpranmaya müsait bu taşların üzerine serilen halıların bu taşları travmalardan koruduğunu belirtti
1571 ÖNCESİ DE VAR
Kıbrıslı Türk tarih uzmanı Yrd. Doç. Ahmet Hilmi: Kıbrıs’ın kuzeyinde Osmanlı öncesi tarihe dair herhangi bir bilgiye sahip değil. Oysa 1571’de başlayan tarih bizim tarihimiz ama adanın tarihi aslında çok daha eski. Adanın en şaheser zamanı ise Lüzinyanların olduğu 200 yıllık bir zamandır
Osmanlılar tarafından 1571 yılında adı “Selimiye” olarak değiştirilip, camiye dönüştürülen tarihi Aya Sofia Kilisesi’nin ve Arabahmet Camii’nin altında Lüzinyan’ın soylu ailelerine ait 220 mezar olduğu biliniyor. Üstelik bu mezarları, camilerin zeminindeki halıları hafifçe kaldırarak görmek mümkün.
Tarihi zenginlik bakımından dünya ile yarışacak olan Kuzey Kıbrıs’ta tarihi miraslar yeteri kadar korunmadığı gibi tarih adına anlatılan birçok hikaye de gerçeği yansıtmıyor.
Kıbrıs ve Ortaçağ tarihinde büyük öneme sahip olan Girne Kalesi’ndeki Kraliçe Aalis Kulesi denilen yer ile Aalis’in hiçbir alakası bulunmazken aslında aristokrat olan John İbelin de “Kıbrıs Kralı John İbelin” olarak anlatılıyor. Kutsal Kudüs Bayrağı diye Gürcistan Bayrağı, eski Kıbrıs Bayrağı diye de ortaçağ bayrağı turistlere sunuluyor.
Girne Kalesi’nde yer alan 14’üncü yüzyılda Lüzinyan Şövalyesi maketinde ise şövalyenin elinde kılıç veya benzeri bir silah değil, havan topu bulunuyor. Kıbrıs ve Ortaçağ tarihinde yine önemli bir yere sahip olan “Kalecik”in tarihi geçmişi doğru bilinmemekle birlikte, bölge hak ettiği değeri de bulmuyor. Tarihi belgelere göre,  Kalecik, Temple Şövalyeleri’nin Kıbrıs’taki kalesiydi. Tarihi belgelerde bu çizimlerle de kanıtlanıyor.
'Kıbrıs tarihi 1571’den öncesine dayanıyor'
Tarih Uzmanı Yard. Doç. Ahmet Hilmi, Kıbrıs tarihine ilişkin çok önemli bilgiler verdi. Yaşamının son 10 yılını Kıbrıs ve Lefkoşa tarihini araştırmak ile geçiren Hilmi, Kıbrıs tarihinin 1571’den önce de var olduğunu belirterek, “Kıbrıs’ın kuzeyinde Osmanlı öncesi tarihe dair herhangi bir bilgiye sahip değil. Oysa 1571’de başlayan tarih bizim tarihimiz ama adanın tarihi aslında çok daha eski. Adanın en şaheser zamanı ise Lüzinyanların olduğu 200 yıllık bir zamandır” dedi.
KKTC tarihi miras bakımından dünya zengini”
Kıbrıs’ın Kuzeyi’nin tarihi miras bakımından dünya zengini olduğunu savunan Tarih Uzmanı Yard. Doc. Ahmet Hilmi, “Eğer biz Kıbrıs’ın kuzeyinde 1571 öncesi tarihini öne çıkarmış ve bu tarihi daha iyi tanıtmış olsaydık bugün dünya ile tanışmış, turizmi çok daha ileri bir seviyeye taşımış olurduk” dedi.
Dünya için Kıbrıs’ta çok kıymetli tarihi eserler olduğunu söyleyen Ahmet Hilmi, Selimiye Camii ve Lala Mustafa Paşa Camii’nin Avrupa Gotik Sanatı’nın en üst, en şaheser eserlerinden olduğunu belirtti.
Hilmi, dünyada benzer eserlerin her yıl milyonlarca kişi tarafından ziyaret edildiğini ve o ülkelerin tarih turizmi sayesinde dünya ile tanıştığını kaydetti.
Kuzey Kıbrıs’ta tarih rehberinin olmamasını da büyük eksiklik olarak kabul eden Tarih Uzmanı Ahmet Hilmi, “Bugün Selimiye Camii yılda 150 bin insan tarafından ziyaret ediliyor. Fakat bizim tarihi miraslarımızı tanıtacak, anlatacak bir turist rehberimiz hatta broşürlerimiz bile yok” diye konuştu.
“Bayrağından kralına geçeği yansıtmıyor”
Kıbrıs tarihine ilişkin doğru bilinen yanlışlara da değinen Ahmet Hilmi, tarihi mirasların korunmadığı gibi anlatılan tarihi bilgilerin de birçoğunun yanlış olduğunu söyledi.
Ahmet Hilmi, “KKTC’de dört büyük kalemiz var. Bunlar, St Hilarion Kalesi, Bufevento Kalesi, Kantara Kalesi ve birçoğumuzun hiç bilmedi Kalecik yani Gastria’dır. Kalecik, Temple Şövalyeleri’nin Kıbrıs’ta kalesiydi. Kalecik köyü de ismini tarihi kaleden alır. Kıbrıs ve Ortaçağ tarihinde de gerçekten çok önemli bir yeri vardır. Tarihteki çizimlerine ulaşılıp burasını tarih turizminde değerlendirmek ise mümkündür” dedi.
Kıbrıs Türkü’nün tarihin öz kaynağına ulaşmakta sıkıntı yaşadığını belirten Ahmet Hilmi, bu nedenle tarih adına anlatılan birçok hikayenin de gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Hilmi, yanlış bilinen gerçekleri ise şöyle anlattı:
“Örneğin Girne Kalesi’nin kulesinde Kraliçe Aalis Kulesi dediğimiz yerin aslında Aalis ile bir alakası yok. Kıbrıs Kralı John İbelin diyoruz, oysa John İbelin hiçbir zaman kral olmadı. O bir aristokrattı. Girne Kalesi’nde Kıbrıs’ın geçmiş bayrakları diye ortaçağ bayrakları gösteriliyor.
Kutsal Kudüs Kralı Bayrağı diye de bugünkü Gürcistan Bayrağı gösteriliyor.  Yine kalede, 14’üncü yüzyılda Lüzinyan Şövalyesi maketi var ama şövalyenin elinde kılıç veya dönemin silahı değil, havan topu bulunmaktadır.”
“Mezarların üzerinde ibadet ediliyor”
Tarih Uzmanı Yard. Doç. Ahmet Hilmi, Selimiye Camii, Arabahmet Camii ve Bedesten’in zemininde bugün halen 220 adet Lüzinyan mezarı olduğunu ve Müslümanların tarihten bihaber bu mezarlar üzerinde namaz kılıp, dua ettiğini kaydetti.
Cami tabanlarındaki Lüzinyan mezarlarının üzerinin ise herhangi bir astar, alçı veya betonla da kapatılmadığını belirten Hilmi, “Camilerin zemininde serilmiş olan halıları biraz kaldırarak bu mezarları görmek mümkündür” dedi.
“Tarihi bilinçsizce koruduk”
Lüzinyan mezarlarının üzerine cami yaparak aslında tarihin bilinçsizce de olsa korunduğunu kaydeden Ahmet Hilmi, bu mezarların taşlarının hepsinin alçıdan yapıldığını aslında aşınmaya, yıpranmaya müsait bu taşların üzerine serilen halıların bu taşları travmalardan koruduğunu belirtti.
Camiinin yine alçı ile kaplandığını belirten Ahmet Hilmi, “Bu yöntemle de bir yandan tarihi katedralin görseli kapatırken bir yandan da altındaki tarihi doku korundu. Bu da tarihi mirası bilinçsizce bir koruma oldu” dedi.
“İngiliz kaynakları Sir Münür’ü yazdı”
Ahmet Hilmi, halen Bedesten’de bulunan 60 adet Lüzinyan mezar taşının ise Ömerge Camii’nden getirildiğini söyledi.
Ahmet Hilmi, “Ömerge Camii 1936’da tadilat yapılırken o zamanın Evkaf Müdürü Sir Münür, bu mezar taşlarını hep kaldırdı ve Bedesten’e koyarak bilinçli olarak bu tarihi korudu. İngiliz kaynakları da bundan bahseder ve ‘bu lahitlerin korunmasını Sör Münür’e borçluyuz’ der. Zaten Bedestan, tarihte Mezar taşı Müzesi olarak kullanılıyordu. Hala daha oradalar ama kilitli kapılar ardındalar. Bizim bunları dışarı, gün yüzüne çıkarmamız gereklidir” dedi.
“Lüzinyan tarihi”
Lüzinyan tarihi hakkında da bilgi aktaran Ahmet Hilmi şunları söyledi:
Lüzinyan asilzadeler, Sarayönü’ne yakın yerlerde yaşıyorlardı. Geleneklerine göre de yaşadıkları yerdeki kiliselere gömülüyorlardı. Ömerge Kilisesi, Arabahmet Kilisesi, Ermeni Kilisesi, Ayasofia Kilisesi ve yanındaki küçük yapı, Lüzinyalılar için Allah’a en yakın oldukları yerler olarak çok değerliydi.
Bu adamlar hepsi Lefkoşalı. Lahitlerden yani mezar taşlarından da anlaşılacağı gibi bu insanların kökenleri, Fransız, İtalyan, Suriyeli, İngiliz ve Almandır ama buraya geldikten sonra bu insanlar Kıbrıslı olmuşlardır.
Gerçekten kendilerini Kıbrıslı olarak gördüler, dışarıdan gelen bütün akımlara karşı Kıbrıs’ı Kıbrıslı olarak korumuşlardır. Bu insanlar buraları yurt edindiler, ölümü de yurtlarında, şehirlerinde yani Lefkoşa’da tatmak, burada gömülmek istediler, öyle de oldu.
Bugün Lefkoşa’da Surlariçi’ndeki birçok bina, Lüzinyan eserinin ve mezarlarının üzerindedir. Şehir içinde olduğu gibi Bedesten ve Selimiye, Arabahmet Camii’nin altında da Lüzinyan mezarları vardır. Bu kiliseler daha sonra camiye dönüştürülmüştür ama atalarımız bu mezarların burada olduklarını bilmektedirler.
Zaten üzerlerini de beton ve benzeri bir yapı ile değil halı ile kapattılar. Tüm bunlar tarihi belgelerde vardır. Zaten, cami zeminlerine serili halıları kaldırılarak da mezarları görmek mümkündür.
Öte yandan bu mezarlardakiler ortaçağın en ünlü aileleri, Kıbrıs’ın 200 yıllık taçsız kralladır. Ortaçağ feodal sistemine baktığımızda da bu asil aileler, feodal sistemi kurmuş ve yaşatmıştır. Feodal kanunları da zaten ortaçağda Kıbrıs’tan çıkmaktadır, bu da Kıbrıs’ın en önemli özelliklerinden birisidir.
“Tarihi miraslar gün yüzüne çıkarılmalıdır”
Tarih Uzmanı Yard. Doç. Ahmet Hilmi, Kuzey Kıbrıs’ı dünya ile bütünleştirecek nitelikteki bu tarihi mirasların gün yüzüne çıkarılması gerektiğini kaydetti. Hilmi, bu anlamda hayalinin bir müze yaratmak olduğunu söyledi.
Ahmet Hilmi, “Lüzinyan lahitlerinin dışarıya çıkarılması ve ortaçağ tarihi olarak müzede sergilenmesi gerekir. Ancak bu lahitleri camilerden sökmek yanlış olabilir. Doğrusu aslında camiinin müzeye çevrilmesidir. Ancak Selimiye Camii’nde ibadete engel olmayacak yerdeki lahitler de korunarak müzede sergilenebilir” dedi.
Selimiye Camii’nin tarihi önemine de değinen Hilmi, “Selimiye Camii, mimari olarak da güçlü değil. Kapı üzerinde çatlaklar var. İçeriden damdan hasarlıdır. Tarihi miras olan camii bir an önce tadil edilmelidir” diye konuştu.
Belediyeler Birliği binasını işaret etti
Ahmet Hilmi, gerek tarihi gerekse mimari yapısı ve gücü bakımından bugün Lefkoşa’da ortaçağ müzesi olmaya en müsait yerin ise 1300 yılından beri korunan eski Bayraktar Ortaokulu yani Belediyeler Birliği merkezi binası olduğunu ifade etti.
Ahmet Hilmi kimdir?
Ahmet Hilmi, 1958 yılında Lefkoşa’da doğdu. İlköğretimini Köşklüçiftlik İlkokulu’nda (Şehit Tuncer İlkokulu) tamamladı. Orta eğitimini Şehit Ruso Ortaokulu’nda bitirdi.
Ahmet Hilmi, 1976 yılında da Lefkoşa Türk Lisesi’nde Edebiyat bölümünden mezun oldu. 1976 yılında elektrik mühendisliğini okumak için gittiği İngiltere’ye yerleşti.
İngiltere’de Londra Üniversitesi’nde önce tarih üzerine eğitim aldı daha sonra yine Royal Holloway, University of London’da tarih üzerine yüksek öğrenimini tamamladı.
Tezini Kıbrıs üzerindeki Lüzinyan dönemindeki kadınların sosyal hayatı üzerine yapan Ahmet Hilmi, hayatının son 10 yılında da bu tez üzerinde çalıştı. Uluslar arası gazetelerde de tez konusu ile ilgili birçok makalesi yayımlandı.
Halen Londra’da ikamet eden Tarih Uzmanı Yard. Doç. Ahmet Hilmi evli ve üç çocuk sahibi.
KKTC’yi dünya ile bütünleştirecek tarihi miras, 1571’den beri Selimiye ve Arabahmet Camilerinin altında yatıyor. İki caminin altında toplamda 220 Lüzinyan mezarı bulunuyor. Halk ise olan bitenden bihaber 400 yıldır bu mezarların üzerinde ibadet ediyor.
(gündemkibris.com)
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.